KÖK HARFLER: ش خ ص
ANLAM:
شَخَصَ : Bir şey yükselmek ya da yücelmek. Halkının arasından çıkmak. Onlara geri dönmek. Gözleri açık donakalmak.
AÇIKLAMA:
شَخْصٌ : Ayakta duran bir insanın uzaktan görünen karaltısı.
قَدْ شَخَصَ مِنْ بَلَدِهِ : Ülkesinden veya şehrinden başka bir ülkeye veya şehre geçip gitti.
شَخَصَ سَهْمُهُ : Oku nişanın, hedefin üzerinden geçti, gitti.
شَخَصَ بَصَرُهُ : Gözleri sabit bakışlarla açık kaldı veya gözü yukarı dikildi.
أَشْخَصَهُ صَاحِبُهُ : Arkadaşı onu ülkesinden veya şehrinden başka bir ülkeye veya şehre geçirip götürdü. Arkadaşı oku nişanın, hedefin üzerinden geçirtti.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَلاَ تَحْسَبَنَّ اللَّهَ غَافِلاَ عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الاَبْصَارُ : Sen, o zalimlerin işlediklerinden, sakın Rabbinin habersiz olduğunu zannetme! O, sadece onların, dehşetinden gözlerinin donup kalacağı bir güne ertelemektedir (14/42).
Şu sözüne gelince: شَاخِصَةٌ أَبْصَارُ الَّذِينَ كَفَرُوا : İnkâr edenlerin gözleri donakalır (21/97). Yani “göz kapakları hiç hareket etmez, oynamaz veya kırpılmaz…” (Müfredât)
DİĞER BAZI TÜREVLER:
شَخَصَ (geniş zaman يَشْخَصُ mastar isim شُخُوصٌ):
شَخَصَ الشَّىْءُ : O şey yükseldi ya da yüceldi.
شَخَصَ عَنْ قَوْمِهِ : Halkının arasından çıktı.
شَخَصَ اِلَيْهِمْ : Onlara geri döndü.
شَخَصَ النَّجْمُ : Yıldız yükseldi.
شَخَصَ بَصَرَهُ بِبَصَرِهِ : Gözünü gökyüzüne doğru kaldırdı ve göz kapaklarını hareket ettirmedi.
شَخَصَ بَصَرَهُ : Gözleri açık donakaldı.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
|
| Tür | Adet | Anlam | Örnek |
| شَخَصَ | fiil-I | 1 | Göz kırpılmadı, göz faltaşı gibi açıldı, bakakaldı | 14/42 |
| شَاخِصَةٌ | isim | 1 | Gözleri açılan, bakakalan (Müennes) | 21/97 |
|
| Toplam | 2 |
|
|
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
| Şahs (Şahıs) | شَخْص | Kimse, kişi, zat. | Çoğul: Şuhûs |
| Eşhâs | أَشْخَاص | Kişiler, şahıslar. |
|
| Şahsiyet | شَخْصِيَّة | Kişilik, belirgin özellik. |
|
| Şahsiyyât | شَخْصِيَّات | Kişinin şahsına ait sözler. Birinin şahsına ait münasebetsiz sözler. |
|
| Şâhıs | شَاخِص | 1: Mümtaz. Belirgin. Belirten. 2: Yer ölçümünde kullanılan sopa, kazık. |
|
| Teşhîs | تَشْخِيص | Şahıslandırma. |
|
| Müşahhas | مُشَخَّص | Somut. Şahıs haline girmiş, şahsiyeti belli olmuş. |
|
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
شَخَصَ : Fiil-I.
| 14:42 | إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الْأَبْصَارُ |
| Diyanet Meali: | (Allah,) onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor. |
شَاخِصَةٌ : İsim. İsm-i Fâil. Müennes. Müzekkeri: شَاخِصٌ
| 21:97 | وَاقْتَرَبَ الْوَعْدُ الْحَقُّ فَإِذَا هِيَ شَاخِصَةٌ أَبْصَارُ الَّذِينَ كَفَرُوا |
| Diyanet Meali: | Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkâr edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. |