KÖK HARFLER: ج س د
ANLAM:
جَسِدَ : (Kan) bir kişinin üzerinde kalmak ya da kurumak.
AÇIKLAMA:
جَسَدٌ kelimesi جِسْمٌ kelimesine benzer, fakat daha özel anlamlıdır. El-Halil şöyle demiştir: “جَسَدٌ kelimesi, yeryüzündeki ve sair yerlerdeki mahluklar arasında insandan başkası için kullanılmaz.” Aynı şekilde جَسَدٌ kelimesi “renk sahibi olanlar” için kullanılırken جِسْمٌ kelimesi ise, su ve hava gibi “ayrı bir renge sahip olmayanlar” için kullanılır. Yüce Allah’ın şu sözü de el Halil’in bu görüşüne bir delil oluşturmaktadır: وَمَا جَعَلْنَاهُمْ جَسَداً لاَ يَأْكُلُونَ الطَّعَامَ Biz onları yemek yemez cansız bedenler olarak yaratmadık (21/8).
Yüce Allah şöyle buyurmuştur: فَأَخْرَجَ لَهُمْ عِجْلاً جَسَداً لَهُ خُوَارٌ Onlara böğüren cansız beden olan bir buzağı yaptı (20/88); وَأَلْقَيْنَا عَلَى كُرْسِيِّهِ جَسَداً ثُمَّ أَنَابَ Tahtının üstüne cansız bir ceset gibi bıraktık, sonra bize yöneldi (38/34).
جَسَدٌ kelimesindeki renk anlamı göz önünde bulundurularak “safrana” جِسَادٌ denmiştir.
ثَوْبٌ مُجْسَدٌ : Safranla (yani جِسَادٌ ile) boyanmış elbise.
مِجْسَدٌ : Vücuda (جَسَدٌ) en yakın giyilen elbise.
جَسَدٌ ve جَاسِدٌ : Kurumuş kan. (Müfredât)
DİĞER BAZI TÜREVLER:
جَسِدَ (geniş zaman يَجْسَدُ mastar isim جَسَدٌ):
جَسِدَ الدَّمُ بِهِ : Kan o kişinin üzerinde kaldı ya da kurudu.
جَسَدٌ : Kol ve bacaklarla beden ya da bütünüyle bir insan; ceset; şu sözcüğün de eşanlamlısıdır: بَدَنٌ : Baş, kollar ve bacaklar olmadan beden; kan ya da kurumuş kan. Bazılarınca عِجْلًا جَسَدًا kırmızı bir altın buzağı anlamına geldiği söylenir.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
| Tür | Adet | Anlam | Örnek |
جَسَدٌ | isim | 4 | Ceset, cansız cisim | 38/34 |
| Toplam | 4 |
|
|
BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR:
Kök Harflerinin Yer Değişimi
Benzer Manada Kelimeler
Zıt Manada Kelimeler
AÇIKLAMA:
CESED ile CİSİM kelimeleri arasındaki fark
( ج س د – ج س م )
Cesed kelimesi cisim kelimesi gibidir fakat ondan daha özeldir. Sadece insan için “cesed” kelimesi kullanılır. Ayrıca cesed rengi olan şeydir. Cisim ise herhangi bir rengi olmayan su, hava gibi şeylerdir. (Müfredât) Bknz: ( ج س م )
CİSİM, CİRM, CÜSSE ve CESED kelimeleri arasındaki benzerlik ve farklar
( ج ث ث – ج ر م – ج س د – ج س م )
Cisim kelimesi; cirm, cüsse, şahs ve cesed hakkında kullanılan genel bir isimdir. (Farklar Sözlüğü 224) Cirm, cüsse, şahs, cesed kelimeleri ise, cisim kavramının altında yer alırlar ve daha özel manalar taşırlar. Bknz: ( ج ث ث – ج ر م – ج س م )
CESED ile CEDES kelimeleri arasındaki ilişki
( ج د ث – ج س د )
Cedes kelimesi “kabir”, cesed kelimesi ise “ölü beden” anlamındadır. Ölmüş bedenin yeri kabirdir, aradaki ilişki oldukça açıktır. Burada dikkati çeken şey, bu iki kelimenin fonetiğinin de birbirine son derece yakın olmasıdır. Bknz: ( ج د ث )
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
Cesed | جَسَد | Ten, gövde, vücut, beden. Ruhsuz vücud. | Çoğul: Ecsâd |
Tecessüd | تَجَسُّد | Ceset şekline girmek. Vücud peyda etmek. Cesedlenmek. |
|
Mütecessid | مُتَجَسِّد | Cesed şekline giren, tecessüd eden, vücud bulan. |
|
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
جَسَدٌ : İsim.
7:148 | وَاتَّخَذَ قَوْمُ مُوسَىٰ مِنْ بَعْدِهِ مِنْ حُلِيِّهِمْ عِجْلًا جَسَدًا |
Diyanet Meali: | Mûsâ’nın kavmi onun (Tur’a gitmesinin) ardından, ziynet eşyalarından, böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilâh) edindiler. |
21:8 | وَمَا جَعَلْنَاهُمْ جَسَدًا لَا يَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَمَا كَانُوا خَالِدِينَ |
Diyanet Meali: | Biz, onları yemek yemez bir beden yapısında yaratmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi. * |
38:34 | وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمَانَ وَأَلْقَيْنَا عَلَىٰ كُرْسِيِّهِ جَسَدًا ثُمَّ أَنَابَ |
Diyanet Meali: | Andolsun, biz Süleyman’ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Sonra tövbe edip bize yöneldi. * |
20:88 | فَأَخْرَجَ لَهُمْ عِجْلًا جَسَدًا لَهُ خُوَارٌ |
Diyanet Meali: | Böylece (Sâmirî) onlar için böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. |