KÖK HARFLER: ش ك ل
ANLAM:
شَكَلَ : Hayvanın ön kol ve bacağının birbirine bağlamak. Ayırıcı noktalarla kitabı veya yazıyı noktalamak.
AÇIKLAMA:
“Uygun, muvafık, münasip, mutabık, benzer veya mütecanis olmak” anlamındaki مُشَاكَلَةٌ kelimesi “biçim ve suretle” ilgili, نِدٌّ kelimesi “cinsle” ilgili ve شَبَهٌ kelimesi ise “nitelikle” ilgili kullanılır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَآَخَرُ مِنْ شَكْلِهِ أَزْوَاجٌ : Ona benzer daha başkaları da vardır (38/58). Yani “biçim ve aynı fiilin gerçekleştirilmesi itibariyle onun benzeri olan…”
شِكْلٌ kelimesine gelince bunun دَلٌّ kelimesi ile aynı anlamda olduğu ifade edilmiştir. Hakikatte ise “yolları, davranış ve hareket tarzları itibariyle birbirlerine benzeyen iki kişi arasındaki ünsiyet, yakınlık” anlamına gelir. Buradan hareketle النَّاسُ أَشْكَالٌ وَأُلاَّفٌ denmiştir.
مُشَاكَلَةٌ kelimesinin aslı “hayvanı bağlamak veya bukağılamak” anlamındaki شَكْلٌ kelimesinden gelir. “Bineği شِكَالٌ ile bukağıladım veya ayağını bir iple bağladım” anlamında شَكَلْتُ الدَّابَّةَ denir.
شِكَالٌ : Bineği bukağılamada veya bağlamada kullanılan şey, köstek, peyvend, veya bukağı. Buradan müstear olarak شَكَلْتُ الْكِتَابَ denmiştir. Bu bakımdan senin قَيَّدْتُ الْكِتَابَ demene benzer.
“Bineğin (atın) arka ayaklarından birinde ve ön ayaklarından birinde bulunan تَحْجِيلٌ denen beyazlık شِكَالٌ biçiminde olduğunda” دَابَّةٌ بِهَا شِكَالٌ denir. Yüce Allah’ın şu sözüne gelince: قُلْ كُلٌّ يَعْمَلُ عَلَى شَاكِلَتِهِ : De ki; herkes kendi şâkilesine göre hareket eder (17/84). Yani “kendisini bukağılamış veya bağlamış olan seciyesine göre…” Zira ez-Zerîa ila Mekârimiş-Şeria’da da açıkladığım üzere, seciyenin insan üzerindeki gücü, hakimiyeti kahirdir, zorlayıcıdır veya boyun eğdiricidir. Nitekim Allah Rasulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: كُلٌّ مُيَسَّرٌ لِمَا خُلِقَ لَهُ “Herkese yaratıldığı şey kolay kılınmıştır.”
أَشْكَلَةٌ : İnsanı bukağılayan veya bağlayan ihtiyaç.
“Bir işin, meselenin karışık, belirsiz veya şüpheli olması anlamında الإِشْكَالُ فِي اْلأَمْرِ kullanımı tıpkı شَبَهٌ kökünden gelen اِشْتِبَاهٌ kullanımı gibi bir istiaredir. (Müfredât)
DİĞER BAZI TÜREVLER:
شَكَلَ (geniş zaman يَشْكَلُ mastar isim شَكْلٌ):
شَكَلَ الدَّابَّةَ : Hayvanı شِكَالٌ ile bağladı, yani bir devenin ön kol ve bacağının birbirine bağlandığı bir ip.
شَكَلَ الْكِتَابَ : Ayırıcı noktalarla kitabı veya yazıyı noktaladı (noktaları konulmamış olan harflerin noktalarını koydu).
شَكْلٌ : Benzerlik, benzeme; model, desen, şekil veya biçim; hedef, niyet veya amaç; birine uygun, münasip veya layık olan bir şey, müphem veya karmaşık bir iş (çoğulu: اَشْكَالٌ); bir benzeri (şu sözcükle eşanlamlı: مِثْلٌ).
شَاكِلَةٌ şu sözcükle eşanlamlıdır: شَكْلٌ ve şu manaya da gelmektedir: Bir kimsenin sınırlandığı belirli bir yol; hilkat (bir شِكَالٌ ile olduğu gibi) ; gideceği yön; taraf, hedef; niyet; hareket veya davranışın amacı, istikameti, biçimi veya tarzı.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
|
| Tür | Adet | Anlam | Örnek |
| شَكْلٌ | isim | 1 | Şekil, suret | 38/58 |
| شَاكِلَةٌ | isim | 1 | Şekil, seciye, karakter, mezheb | 17/84 |
|
| Toplam | 2 |
|
|
BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR:
Benzer Manada Kelimeler
- شَكَلَ
- شَاكَلَ
- شَكْلٌ (a)
- شَكْلٌ (b)
- شَاكِلَةٌ
- مُشْكِلَةٌ
Zıt Manada Kelimeler
- شَكَلَ
- شَاكَلَ
- شَكْلٌ (a)
- شَكْلٌ (b)
- مُشْكِلَةٌ
- وُضُوحٌ
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
| Şekil | شَكْل | Biçim. |
|
| Eşkâl | أَشْكَال | Biçimler, şekiller. | Şekl’in çoğulu |
| Şâkûl | شَاكُل | Yapılarda duvarı düzgün örebilmek için kullanılan araç. |
|
| Şâkile | شَاكِلَة | Yol. Tarik. Meslek. |
|
| Müşkil | مُشْكِل | Zorluk, güçlük, zor olan iş. Çetinlik. |
|
| Müşkilât | مُشْكِلَات | Zorluklar, çetinlikler. |
|
| İşkil | إِشْكَال | Kuruntu. |
|
| Teşkîl | تَشْكِيل | Vücud vermek. Suretlendirmek. Şekil vermek. Meydana getirmek. |
|
| Teşkilât | تَشْكِيلَات | Tertipli ve düzenli çalışan birlik. |
|
| Müşekkel | مُشَكَّل | Biçim verilmiş. |
|
| Müşâkelet | مُشَاكَلَة | Şekilde bir olma ve uygunluk, benzeyiş. |
|
| İşkâl | إِشْكَال | Güçleştirme, müşkilleştirme. |
|
| Teşekkül | تَشَكُّل | Şekillenme, şekil alma. |
|
| Müteşekkil | مُتَشَكِّل | Herhangi bir şekil alan. Birleşmiş, meydana gelmiş olan. |
|
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
شَكْلٌ : İsim.
| 38:58 |
وَآخَرُ مِنْ شَكْلِهِ أَزْوَاجٌ
|
| Diyanet Meali: | O azaba benzer çeşit çeşit başka azaplar da vardır. * |
شَاكِلَةٌ : İsim
| 17:84 |
قُلْ كُلٌّ يَعْمَلُ عَلَىٰ شَاكِلَتِهِ
|
| Diyanet Meali: | De ki: “Herkes kendi yapısına uygun işler görür.” |