KÖK HARFLER: ب ه م
ANLAM:
بَهَّمَ : (Kuzular, çocuklar) kendi başlarına otlayacak şekilde annelerinden ayırmak.
AÇIKLAMA:
بُهْمَةٌ : Sert taş ya da kaya.
Buna benzetilerek “cesur, yiğit kimselere” بُهْمَةٌ denmiştir.
“Duygunun alanına girip de duygunun algılamakta zorluk çektiği” ve “aklın alanına girip de fehmin, aklın idrak etmekte zorluk çektiği her şeye” مُبْهَمٌ gelmiştir. Fiili olarak “Şunu müphem yaptım, o da müphem oldu” anlamında أَبْهَمْتُ كَذَا فَاسْتَبْهَمَ şekillerinde kullanılır.
أَبْهَمْتُ الْبَابَ : Kapıyı, açmaya yol bulunmayacak bir şekilde kapattım ya da kilitledim.
بَهِيمَةٌ : Nutku, konuşma ya da akletme kabiliyeti olmayan hayvan. Böyle adlandırılmasının nedeni sesinde bulunan müphemliktir. Fakat yaygın kullanımda daha çok, “yırtıcıların ve kuşların dışındaki hayvanları” ifade etmek için kullanılır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: أُحِلَّتْ لَكُم بَهِيمَةُ اْلأَنْعَامِ Bütün yırtıcı olmayan hayvanlar size helal kılındı (5/1).
لَيْلٌ بَهِيمٌ : Sabaha kadar içinde hiçbir ışık olmayan gece. Burada بَهِيمٌ kelimesi فَعِيل veznindedir:
- Ya مُفْعَلٌ anlamı taşır. Buna göre “karanlık nedeniyle işi ya da durumu müphem bırakılmış” anlamına gelir.
- Ya da مُفْعِلٌ anlamı taşır. Çünkü karanlık, geceleyin kendini gösteren şeyleri müphem kıldığından, algılamayı zorlaştırdığından dolayı onlar algılanamaz.
Tek renk olduğu için gözün birbirinden ayırt edemediği atlara فَرَسٌ بَهِيمٌ denir.
Rivayet edilen şu hadiste de buradan müstear olarak kullanılmıştır: يُحْشَرُ النَّاسُ يَوْمَ اْلقِيَامَةِ عُرَاةً حُفَاةً بُهْمًا İnsanlar kıyamet gününde çıplak, yalın ayak, birbirinden ayırt edilemez hâlde haşrolurlar, toplanırlar. “Buhem olarak haşredilmek”, çıplak olarak haşredilmek demektir. Bunun, “dünyada takındıkları, taşıdıkları nişanlardan, alametlerden ve ziynetlerden, süslerden soyulmuş, tecrit edilmiş olarak” anlamında olduğu da söylenmiştir. Yüce Allah doğrusunu en iyi bilir.
بَهْمٌ : davar (koyun ya da keçi) yavruları.
بُهْمَى : dikeninden dolayı bittiği yeri kapatan bir tür bitki.
أَبْهَمَتِ اْلأَرْضُ : Şu yerde بُهْمَى bitkisi çoğaldı. Bu kullanımıyla “şu yerde عُشْبٌ ve بَقْلٌ bitkisi çoğaldı” anlamlarına gelen أَعْشَبَتْ ve أَبْقَلَتْ kullanımlarına benzer.
DİĞER BAZI TÜREVLER:
بَهَّمَ الْبَهْمَ : Annelerinden kuzuları, çocukları veya her ikisini (بَهَمٌ) ayırdı böylece kendi başlarına otladılar.
اَلْاِبْهَامُ : Karışıklık; başparmak.
مُبْهَمٌ : Kafası karışmış; açık olmayan.
كَلَامٌ مُبْهَمٌ : Karmakarışık bir konuşma.
حَائِطٌ مُبْهَمٌ : Kapısı olmayan duvar.
بَهِيمَةٌ : Hayvan; canavar; kara veya denizde yaşayan dört ayaklılar; kuşlar ile yırtıcılar dışındaki tüm hayvanlar; aynı zamanda herhangi bir hayvan anlamına da gelebilir.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
| Tür | Adet | Anlam | Örnek Âyet |
بَهِيمَةٌ | isim | 3 | Dört ayaklı bütün hayvanlar; istisnasız her canlı | 5/1 |
| Toplam: | 3 |
|
|
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
Behme | بَهْمَة | Kuzu. Oğlak. Buzağı. |
|
Behîm | بَهِيم | Düz siyah şey. Alacasız hayvan. |
|
Behîmî | بَهِيمِي | Hayvanca, hayvana yakışır biçimde olan (duygu). |
|
Behimiyyet | بَهِيمِيَّة | Hayvanlık, canlı olmakla beraber akılsız oluş. |
|
Behîme | بَهِيمَة | Dört ayaklı hayvan. | Çoğul: Behâim |
Ebhem | أَبْهَم | Söz söylemeye muktedir olmayan. Konuşmaya iktidarı bulunmayan adam. |
|
İbhâm | إِبْهَام | Mübhem, kapalı bırakmak. Belirsiz olmak. Muayyen olmayan. Sözün kolayca anlaşılmayacak şekilde kapalı olması, vazıh olmayışı. Baş parmak. | Çoğul: İbhâmât |
Mübhem | مُبْهَم | İyice belli olmayan. Mutlak aşikar olmayan. Belirsiz. Gizli. | Çoğul: Mübhemât |
Mübhemiyyet | مُبْهَمِيَّة | *Belirsizlik, anlaşılmazlık. |
|
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
بَهِيمَةٌ : İsim.
5:1 | أُحِلَّتْ لَكُمْ بَهِيمَةُ الْأَنْعَامِ |
Diyanet Meali: | … hayvanlar size helâl kılındı. |
22:28 | وَيَذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ فِي أَيَّامٍ مَعْلُومَاتٍ عَلَىٰ مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَهِيمَةِ الْأَنْعَامِ |
Diyanet Meali: | Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde (onları kurban ederken) Allah’ın adını ansınlar. |
22:34 | وَلِكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكًا لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَىٰ مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَهِيمَةِ الْأَنْعَامِ |
Diyanet Meali: | Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. |