ح م ي

KÖK HARFLER:  ح م ي

ANLAM: 

حَمَى : Bir şeyi insanlardan korumak, savunmak; bir şeyi insanlardan uzak tutmak.

AÇIKLAMA:

xx

DİĞER BAZI TÜREVLER:

xx

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


TürAdetAnlamÖrnekAçıklama
حَمَىfiil-I1Kızdırdı, sımsıcak hale getirdi9/35Meçhul muzarisi: يُحْمَى
 حَامٍ – الحَامِى isim1Üzerine binilmesi yasak olan ve uzayan tüyleri kesilmeyen erkek deve. 5/103
حَامِيَةisim2Çok sıcak, kızgın101/11
حَمِيَّةisim2Hamiyet, himmet, gayret, müdafaa48/26

Toplam6


BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Mahreci Benzeyen Kökler

Benzer Manada Kelimeler

  • حَمِيَ
  • حَمَى / حَامَى
  • حَمَّى
  • حَمِيَّةٌ
  • حِمَايَةٌ
    • وِقَايَةٌ > bak: و ق ي
    • حِفْظٌ > bak: ح ف ظ
    • اِتِّقَاءٌ > bak: و ق ي
    • صِيَانَةٌ
    • صَوْنٌ

Zıt Manada Kelimeler

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Himâye حِمَايَة 1: Koruma, gözetme, esirgeme, koruyuculuk, gözetim  2: Kayırma, elinden tutma.
Hâmi حَامِيى 1: Kayıran, kayırıcı. 2: Himaye eden, koruyan, koruyucu, sahip çıkan, gözeten.
Hâmiye حَامِيَة 1: Himaye eden, koruyan korucu.  2: Kayıran, kayırıcı. 3: Tırnak kenarı.
Hamiyyet حَمِيَّة Gayret. Namustan gelen gayretle utanma veya kızma. İnsanlık, fazilet, millet vb gibi değerlerden yana olma.
Humât حُمَات Himaye edenler, koruyanlar.
Himye حِمْيَة Perhiz. Yiyecek ve içecekte sıhhat için gösterilen ihtimam ve dikkat.
Himyevî حِمْيَوِي Perhiz ile alakalı.
Mahmî مَحْمِي Korunan, himaye gören. Hıfzolan.
Mahmiye مَحْمِيَة Bir şeyi koruma, muhafaza ve himaye etme. Muhafazalı, büyük şehir.
Muhâmî مُحَامِي Avukat , Himaye eden.
Tehâmî تَحَامِي  Kendini sakınma, korunma. Avukatlık etme.
Mütehâmî مُتَحَامِي Korunan, sakınan, kendini himaye eden.
Tahammî تَحَمِّي Korunma, kendini himaye etme. Perhiz etme.
Mütehammî مُتَحَمِّي Kendini koruyan, kendini himaye eden.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

حَمٰي : Fiil-I. Meçhul muzarisi: يُحْمَى

9:35 يَوْمَ يُحْمَىٰ عَلَيْهَا فِي نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكْوَىٰ بِهَا جِبَاهُهُمْ
Diyanet Meali: O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, (böğürleri ve sırtları) bunlarla dağlanacak

 حَامٍ – الحَامِى : İsim. 

5:103 مَا جَعَلَ اللَّهُ مِنْ بَحِيرَةٍ وَلَا سَائِبَةٍ وَلَا وَصِيلَةٍ وَلَا حَامٍ
Diyanet Meali: Allah, ne “Bahîre”, ne “Sâibe”, ne “Vasîle”, ne de “Hâm” diye bir şey meşru kılmamıştır. 

حَامِيَةٌ : İsim. İsm-i Fâil.

88:4 تَصْلَىٰ نَارًا حَامِيَةً
Diyanet Meali: Kızgın ateşe girerler. *
101:11 نَارٌ حَامِيَةٌ
Diyanet Meali: O, kızgın bir ateştir. *

حَمِيَّة : İsim. 

48:26 إِذْ جَعَلَ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي قُلُوبِهِمُ الْحَمِيَّةَ
Diyanet Meali: Hani inkâr edenler kalplerine taassubu yerleştirmişlerdi.
48:26 حَمِيَّةَ الْجَاهِلِيَّةِ فَأَنْزَلَ اللَّهُ سَكِينَتَهُ عَلَىٰ رَسُولِهِ
Diyanet Meali: (Hani inkâr edenler kalplerine taassubu), cahiliye taassubunu (yerleştirmişlerdi). Allah ise, Peygamberine (ve inananlara) huzur ve güvenini indirmişti