KÖK HARFLER: ب ر د
ANLAM:
بَرَدَ : Soğuk olmak, soğumak. Ürpertmek, serinletmek. Isısı azalmak.
AÇIKLAMA:
بَرْدٌ kelimesi temelde “sıcak olmak, sıcaklaşmak, sıcaklık, sıcak” anlamına gelen حَرٌّ kelimesinin karşıtıdır. “Soğuk olmak, soğumak, soğukluk, soğuk” anlamına gelir. Bu bakımdan bazen onun zatı, özü göz önünde bulundurulur ve “Şu şey bir soğukluk iktisap etti, kazandı, elde etti” anlamında بَرَدَ كَذَا ve “Su ona bir soğukluk kazandırdı, verdi, kattı” anlamında بَرَدَ الْمَاء كَذَا denir. Aynı şekilde fiil yapısında بَرَّدَه yapısında da kullanılır. أَبْرَد yapısında kullanılmış olduğu da söylenmiştir. Bu doğru değildir. “Suyu soğutan kaba” buradan hareketle بَرَّادَة denmiştir.
“Bir şey soğuğun durduğu gibi sabit, hareketsiz ya da sakin durduğunda” بَرَدَ كَذَا denir. Sabitlik, hareketsizlik ya da sakinlikle ilgili بَرْدٌ kelimesinin tahsis edilmesi, hareketle ilgili حَرٌّ kelimesinin tahsis edilmesine benzer. Bu bakımdan “Şöyle bir şey sabit, hareketsiz ya da sakin idi ya da sakin hale geldi” anlamında بَرَدَ كَذَا denir. Ayrıca “Borç şu kimse üzerine zorunlu veya gerekli oldu, sabit oldu, üzerine kaldı” anlamında بَرَدَ عَلَيْهِ دَيْنٌ denir.
لمَ ْيَبْرُدْ بِيَدِي شَيْءٌ : Elimde hiçbir şey sabit kalmadı.
بَرَدَ اْلاِنْسَانُ : İnsan (falan kişi) öldü.
بَرَدَهُ : Onu katletti, öldürdü. “Keskin veya kesen ya da katleden, öldüren kılıçlar” anlamına gelen السُيُوفُ الْبَوَارِدُ kullanımı buradan gelir. Böyle denmesinin nedeni ya ruhun kaybedilmesiyle, ayrılışıyla birlikte ölüde hararetin kalmamasıdır ya da onda ortaya çıkan sükûnet, hareketsizlik halidir.
Uykuya, بَرْدٌ denmesinin nedeni ise, ya uyuyan kimsenin derisinin dış yüzünde ortaya çıkan soğumadır ya da onda ortaya çıkan sükûnet, hareketsizlik halidir. Yüce Allah’ın اللَّهُ يَتَوَفَّى اْلأَنفُسَ حِينَ مَوْتِهَا وَالَّتِي لَمْ تَمُتْ فِي مَنَامِهَا Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerin de uykuları esnasında ruhlarını alır (39/42) sözü sayesinde uykunun da bir cins bölüm olduğu öğrenilmiştir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: لاَ يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْداً وَلاَ شَرَاباً Orada ne bir serinlik ne de içilecek bir şey tadarlar (78/24). Buradaki بَرْد kelimesi, “uyku” demektir.
عَيْشٌ بَارِدٌ : Hoş, güzel yaşam. Bu kullanımda ya “insanın sıcaklar ortasında soğukta bulduğu lezzet” ya da “onda bulduğu sükunet” göz önünde bulundurulmaktadır.
أَبْرَدَانِ : (İki en soğuk): Sabah, şafakla gündoğumu arası ve akşam, günbatımıyla akşam karanlığı arası. Böyle adlandırılmasının nedeni her ikisinde gündüzün en soğuk vakitleri olmasıdır.
بَرَدٌ : Havada soyup katılaşan yağmur, dolu.
بَرَدَ السَّحَابُ : Bulutlar, dolu bulutları haline geldi.
سَحَابٌ أَبْرَدُ/بَرِد : Dolu bulutları.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَاءِ مِنْ جِبَالٍ فِيهَا مِنْ بَرَدٍ . Bir de o semadan, ondaki dağlardan (dağ gibi bulutlardan) bir dolu indiriyor (24/43).
بَرْدِي : Soğukta bitmesinden, yetişmesinden dolayı soğuğa nispet edilen bir bitkidir. Şöyle denilmiştir: أَصْلُ كُلِّ دَاءٍ اَلْبَردَةُ : Tüm hastalıkların başı بَردَةٌ dir yani hazımsızlıktır.mBöyle adlandırılmasının nedeni, hazımsızlığın, hazmı zorlaştıran tabiî soğukluktan kaynaklanıyor olmasıdır.
بَرُود kelimesi soğutmaya yarayan şeyi ifade etmek için de kullanılır, soğuyan şeyi ifade etmek için de. Dolayısıyla فَعُولٌ vezninde bazen ismi faili anlamı bazen de ismi mef’ul anlamı taşır. Örneğin مَاءٌ بَرُودٌ sözünün hem “soğutan su” hem de “soğuyan, soğuk su” anlamında kullanılması gibi. Araları açık ön dişlere ثُغْرٌ بَرُودٌ denmesi, Arapların sürmeye بَرُودٌ demeleri gibidir.
بَرَدْتُ الْحَدِيدَ : Demiri eğeledim. Bu kullanım Arapların “onu katlettim, öldürdüm” anlamında söyledikleri بَرَدْتُهُ kullanımından gelir.
بُرَادَةٌ : Yere dökülen eğe talaşı.
مِبْرَدٌ : Eğlemede kullanılan alet.
بُرُد : Bunlar yol üzerinde, her birinin devamlı durduğu bilinen yerleri olan ulaklar ve elçilerdir. Sonradan kendine tahsis edilmiş yerdeki tasarrufunda, gidip gelişinde yaptığı iş göz önüne alınarak, “seri hızlı olanların hepsine” هُوَ يَبْرُدُ denilmiştir.
Kuşun iki kanadına بَرِيدَا اَلطَّائِرِ denmiştir. Kuşun kanatlarının, -kendi yolu üzerinde tasarrufta bulunuyor, gidip geliyor olması yönüyle- insanların elçi, ulak olanlarına benzediği düşünülerek böyle adlandırılmıştır.
DİĞER BAZI TÜREVLER:
بَرَدَ (geniş zaman يَبْرُدُ mastar isim بَرْدٌ) ve بَرُدَ (geniş zaman يَبْرُدُ mastar isim بُرُودَةٌ): Soğuktu veya soğudu, ürpertti veya serinletti; ısısı azaldı.
بَرَدَ ayrıca; öldü; durgun, sessiz veya hareketsizdi ya da o hale geldi; uyudu; kalıcı veya sabit hale geldi; yükümlü veya zorunlu hale geldi; zayıflık veya hastalıktan dolayı bitkin ve kuvvetsizdi ya da o hale geldi; kılıcın körelmesi anlamlarına da gelir.
بَرْدٌ ve بُرُودَةٌ : Soğuk; ürpertici; serin; soğukluk; ürperti; serinlik; memnuniyet; hoşlanma; kolaylık; rahatlık; uyku.
مَنَعَ الْبَرَدُ الْبَرْدَ : Dolu, uyumaya mani oldu.
بَرَدٌ : Dolu; donmuş yağmur.
بُرْدٌ : Vücuda sarılan bir çeşit giysi ( كِسَاءٌ )
بَارِدٌ : Soğuk; ürpertici; serin; sevilen veya hoşa giden her şey.
عَيْشٌ بَارِدٌ : Hoş bir hayat.
سَمُومٌ بَارِدٌ : Sürekli olan sıcak rüzgar.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
| Tür | Adet | Anlam | Örnek Âyet |
بَرْدٌ | isim | 2 | Hararetin zıddı olan bürudet, soğukluk | 21/69 |
بَرَدٌ | isim | 1 | Dolu, donmuş yağmur | 24/43 |
بَارِدٌ | isim | 2 | Soğuk; ürpertici; serin; sevilen veya hoşa giden her şey | 56/44 |
| Toplam: | 5 |
|
|
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelere günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
Berd | بَرْد | Soğuk. Soğukluk. Soğutmak. | Berd-i Acûz |
Bered | بَرَد | Daha ziyade fırtınalı havalarda yağan dolu. |
|
Bârid | بَارِد | Soğuk, bürudetli. |
|
Berîd | بَرِيد | 1: Postacı. Haberci. Elçi. 2: Dört fersah, 12 millik mesafe. |
|
Bürudet | بُرُودَة | Soğukluk. |
|
Bürde | بُرْدَة | Hırka. Üstten giyilen libas, elbise. | Kasîde-i Bürde |
Ebred | أَبْرَد | Çok soğuk. |
|
Mebrûd | مَبْرُود | Soğuk, soğumuş. |
|
Tebrîd | تَبْرِيد | Soğutma, soğutulma. |
|
Müberrid | مُبَرِّد | Soğutan, soğutucu. |
|
Müberred | مُبَرَّد | Soğutulmuş olan. |
|
İbrâd | إِبْرَاد | Soğutma. Öğle namazını geciktirmek. |
|
Teberrüd | تَبَرُّد | Soğuma, serinleme, soğuk hale gelme. |
|
Müteberrid | مُتَبَرِّد | Soğuyan. |
|
İbtirâd | اِبْتِرَاد | Duş yapma, soğuk su ile banyo yapma. |
|
Berd-i Acûz: kışın sonundaki en soğuk beş gün.
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
بَرْدٌ : İsim.
21:69 | قُلْنَا يَا نَارُ كُونِي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلَىٰ إِبْرَاهِيمَ |
Diyanet Meali: | “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol” dedik.* |
78:24 | لَا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا |
Diyanet Meali: | Orada ne bir serinlik ve ne de içecek bir şey tadacaklar!* |
بَرَدٌ : İsim.
24:43 | وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَاءِ مِنْ جِبَالٍ فِيهَا مِنْ بَرَدٍ |
Diyanet Meali: | O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir. |
بَارِدٌ : İsim. İsm-i Fâil.
38:42 | اُرْكُضْ بِرِجْلِكَ هَٰذَا مُغْتَسَلٌ بَارِدٌ وَشَرَابٌ |
Diyanet Meali: | Biz de ona, “Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su” dedik.* |
56:44 | لَا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ |
Diyanet Meali: | Ne serin ve ne de yararlı olan zifirî bir gölge içinde! |