KÖK HARFLER: ش ق ق
ANLAM:
شَقَّ : Bir şeyi bölmek, yarmak, ayırmak, parçalamak.
AÇIKLAMA:
شَقٌّ : Bir şeyde vaki olan خَرْمٌ (yarık). “Onu ikiye yardım” anlamında شَقَقْتُهُ بِنِصْفَيْنِ şeklinde kullanılır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: ثُمَّ شَقَقْنَا الْأَرْضَ شَقًّا : Sonra toprağı yardık da yardık (80/26); يَوْمَ تَشَقَّقُ الْأَرْضُ عَنْهُمْ سِرَاعًا : O gün, yer yarılır, onlar çabucak ayrılırlar (50/44); وَانْشَقَّتِ السَّمَاءُ : Gök yarılmıştır (69/16); إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ : Gök yarıldığı zaman (84/1). Şu sözüne gelince: اقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانْشَقَّ الْقَمَرُ : Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı (54/1).
- Ayın yarılışının Allah Rasulünün (s.a.v.) döneminde gerçekleştiği söylenmiştir
- Bir görüşe göre, bu yarılma kıyamet yaklaştığında vuku bulacaktır.
- Başka bir görüşe göre ise, “iş, mesele açıklığa kavuştu” anlamındadır.
شِقَّةٌ : Yarılmış olan parça. نِصْفٌ kelimesine benzer.
Buradan hareketle “Filan kişi öfkeden sanki parçalanıp, yarılıp uçtu” anlamında طَارَ فُلاَنٌ مِنَ اْلغَضَبِ شِقَاقًا ve طَارَتْ مِنْهُمْ شِقَّةٌ denmiştir. Senin تَقَطَّعَ غَضَبًا demene benzer.
شِقٌّ kelimesi مَشَقَّةٌ yani meşakkat, zahmet, güçlük veya sıkıntı ve nefse ve bedene erişen veya ilişen bir inkisar, mecalsizlik, gevşeklik veya güçsüzlük (اِنْكِسَارٌ) anlamına gelir. Bu kullanımıyla اِنْكِسَارٌ kelimesinin bu hususta müstear olarak kullanılmasına benzer. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَتَحْمِلُ أَثْقَالَكُمْ إِلَى بَلَدٍ لَمْ تَكُونُوا بَالِغِيهِ إِلَّا بِشِقِّ الْأَنْفُسِ : Bu hayvanlar, ancak güçlükle varabileceğiniz bir memlekete yüklerinizi taşır (16/7).
شُقَّةٌ : Kendisine ulaşmada, varmada sana bir مَشَقَّةٌ’nın, (meşakkatin, zahmetin, güçlüğün veya sıkıntının) erişeceği veya ilişeceği bölge, yöre, semt veya arazi. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: بَعُدَتْ عَلَيْهِمُ الشُّقَّةُ : Bu sıkıntılı yolculuk onlara uzun geldi (9/42).
شِقَاقٌ : Birine muhalefet etme, karşı çıkma. Senin, arkadaşının veya karşındakinin bulunduğu شِقٌّ’dan (yani taraftan) başka bir شِقٌّ’da (tarafta) olma. Ya da bu kullanımın aslı “seninle onun arasında asa yarıldı, birlik bozuldu veya ayrılık çıktı” anlamındaki شَقَّ اْلعَصَا بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ kullanımından gelir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَإِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا : Eğer (karı-kocanın) aralarının açılmasından endişe duyarsanız (4/35); فَإِنَّمَا هُمْ فِي شِقَاقٍ : Onlar şıkak içindedirler (2/137). Yani “muhalefet..” وَيَا قَوْمِ لَا يَجْرِمَنَّكُمْ شِقَاقِي أَنْ يُصِيبَكُمْ مِثْلُ مَا أَصَابَ قَوْمَ نُوحٍ أَوْ قَوْمَ هُودٍ أَوْ قَوْمَ صَالِحٍ : Ey kavmim, bana karşı gelmeniz, sakın sizi Nûh kavminin, yahut Hûd kavminin veyahut Sâlih kavminin başlarına gelenler gibi bir felâkete uğratmasın! (11/89); وَإِنَّ الَّذِينَ اخْتَلَفُوا فِي الْكِتَابِ لَفِي شِقَاقٍ بَعِيدٍ : Kitapta ayrılığa düşenler, elbette derin bir anlaşmazlığın içine düşmüşlerdir (2/176); وَمَنْ يُشَاقِقِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَإِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ : Kim Allah’a ve peygamberine muhâlefet ederse, bilsin ki Allah’ın azabı şiddetlidir (8/13). Yani “O’nun dostlarının bulunduğu شِقٌّ’dan (taraftan) başka bir شِقٌّ’da (tarafta) olursa…” Bu sözü şu sözlerine benzer: مَن يُحَادِدِ اللّهَ وَرَسُولَهُ : Kim Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse (9/63). Şu âyet de aynı anlamdadır: وَمَنْ يُشَاقِقِ الرَّسُولَ : Kim Peygamber’e muhâlefet ederse (4/115).
“Mal, o ikisinin arasında tıpkı إِبْلِمَةٌ ve شَعَرَةٌ’nin bölünüşü gibi eşit bir şekilde bölündü” anlamında اَلْمَالُ بَيْنَهُمَا شَقَّ الشَّعَرَةِ وَشَقَّ اْلإِبْلِمَةِ denir.
“Filan kişi benim diğer yarım, kopyam ve benim öz kardeşim” anlamında فُلاَنٌ شِقُّ نَفْسِي ve فُلاَنٌ وَشَقِيقُ نَفْسِي denir. Yani “birbirimize benzememizden dolayı sanki o benden yarılmış, bölünüp ayrılmış gibidir”.
شَقَائِقُ النُّعْمَانِ : Kırmızı veya kan renginde dağ lalesi.
شَقِيقَةُ الرَّمْلِ : Yarılıp açılmış, içinde ot, ağaç biten kumluk.
شِقْشِقَةٌ : Erkek devenin x (boğaz kesesi). İçindeki yarıktan veya yarılmadan dolayı böyle adlandırılmıştır.
بِيَدِهِ شُقُوقٌ : Elinde yarıklar, çatlaklar var.
بِحَافِرِ الدَّابَّةِ شُقَاقٌ : Bineğin toynağında yarıklar, çatlaklar var.
“Koşarken iki tarafından (شِقٌّ) birine yani sağa sola meyleden at” anlamında فَرَسٌ أَشَقُّ denir.
شُقَّةٌ kelimesi temelde “birleştirilip yan yana dikilmiş iki uzun bez parçasından oluşan bir elbisenin yarısı” anlamına gelir. Ayrıca bazen “bütün halindeki elbise o şekliyle” de شُقَّةٌ olarak adlandırılır. (Müfredât)
DİĞER BAZI TÜREVLER:
شَقَّ (geniş zaman يَشُقُّ mastar isim شَقٌّ):
شَقَّ الشَّىْءَ : O şeyi böldü, yardı, ayırdı ya da parçaladı.
شَقَّ الْعَصَا : Değneği kırdı yani kendini toplumdan tecrit etti.
شَقَّ عَصَا الْمُسْلِمِينَ : Müslümanlar arasında ihtilaf ve anlaşmazlık çıkardı.
شَقَّ النَّبْتُ : Bitkiler topraktan bitti.
شَقَّ النَّهْرَ : Sudan ırmağın karşısına geçti.
شَقَّ عَلَيْهِ (mastar isim مَشَقَّةٌ ) : O şeyin onun üzerinde ağır bir etkisi vardı; o şey ona sıkıntı verdi, ıstırap verdi, onu yordu; o şey onun için zor, zahmetli, sıkıntılı idi; onun, üzerine yüklenmiş zor, sıkıntılı veya külfetli, sıkıntılı veya eziyetli bir duruma düşmesine neden oldu.
شَاقَّهُ : Ona karşı geldi ve ona düşman oldu ve her bir taraf farklı bir grubun yanında oldu; ona karşı düşmanca davrandı ve her bir taraf diğerine sıkıntı veya ıstırap veren şeyi yaptı ve karşı taraftaydı.
شِقَاقٌ : Karşı gelme; düşmanlık; hizip; karşılıklı surette uzak olma. Bununla birlikte, bu sözcük hakikatin (hakkın) yanında olan tarafa istinaden kullanılmamaktadır.
تَشَاقَّ الْقَوْمُ فِى الشَّىْءِ : İnsanlar birbirleriyle tartıştı, çekişti ve birbirlerine karşı tarafta durdular.
تَشَقَّقَ : Parçalara ayrıldı ya da yarıldı. Şu sözcükle eş anlamlıdır: اِنْشَقّ
وَ انْشَقَّ الْقَمَرُ : Ve ay yarılıp parçalanır.
شِقٌّ : Yarım; bir şeyin tarafı veya mukabili; bir erkeğin erkek kardeşi; birinin baktığı bir şey; zihnen ve bedenen hissedilen zorluk, güçlük, ıstırap; bitkinlik veya güçsüzlük, seyahat sonucunda bir kimsenin hissettiği.
اِتَّقُوا النَّارَ وَ لَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ : Yarım hurma ile de olsa cehennem ateşinden korunun (Hadis-i şerif).
شِقَّةٌ : Bir elbisenin yarısı veya bir parçası; Cehennemin bir parçası veya kısmı; uzun bir yolculuk; meşakkatli bir yol; seyahat edenin sayesinde yönlendiği veya ulaşımında kişinin zorluk veya sıkıntıya girdiği bir kısım, bölge, yer veya yol; bir seyahat; mesafe.
اَشَقُّ : Daha çetin; daha eziyetli; daha zor.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
|
| Tür | Adet | Anlam | Örnek |
| شَقَّ | fiil-I | 2 | Yardı | 80/26 |
| شَاقَّ | fiil-III | 7 | Muhalefet etti, ayrılık yaptı | 59/4 |
| تَشَقَّقَ | fiil-V | 3 | Çatladı, çokca yarıldı, parçalandı | 50/44 |
| اِنْشَقَّ | fiil-VII | 5 | Yarıldı | 55/37 |
| أَشَقُّ | isim | 1 | Daha güç, en güç, en zor | 13/34 |
| شَقٌّ | isim | 1 | Yarmak | 80/26 |
| شِقٌّ | isim | 1 | Yarım, yarı meşakkat, güçlük | 16/7 |
| شُقَّةٌ | isim | 1 | Meşakkatli ve yorucu mesafe | 9/42 |
| شِقَاقٌ | isim | 7 | Muhalefet etmek, ayrılık yapmak | 4/35 |
|
| Toplam | 28 |
|
|
BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR:
Mahreci Benzeyen Kökler
Benzer Manada Kelimeler
- شَقَّ (a)
- شَقَّ (b)
- شَاقَّ
- شَقٌّ
- شَاقٌّ
- شُقَّةٌ
- بُعْدٌ > bak: ب ع د
- مَسَافَةٌ
- شِقَاقٌ
Zıt Manada Kelimeler
- شَقَّ (a)
- شَقَّ (b)
- شَاقَّ
- شَاقٌّ
- شُقَّةٌ
- شِقَاقٌ
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
| Şakk | شَقّ | Yarık, çatlak. | Çoğul: Şukûk |
| Şıkk | شِقّ | Meşakkat. Canib. Nahiye. Bir bütünün parçalarından her biri. Yarı. İki cihetten her biri. |
|
| Şakak | شَقَق | Göz, alın ve yanak arasında, elmacık kemiğinin üstünde bulunan çukurumsu bölge. | ؟؟؟—-؟؟ |
| Şıkâk | شِقَاق | Ayak yarığı. |
|
| Şukka | شُقَّة | Parça. Küçük tezkere. |
|
| Şakîk | شَقِيق | İki parçadan biri. |
|
| Şakîka | شَقِيقَة | Yarık. | Çoğul: Şakâik |
| Şakîkıyye | شَقِيقِيَّة | Gelincik. |
|
| Meşkûk | مَشْقُوق | Yarık. |
|
| Meşakkat | مَشَقَّة |
Güçlük, sıkıntı, zorluk, zahmet.
| Çoğul: Meşâkk |
| Teşkîk | تَشْقِيق | Parça parça yarma. İkiye ayırma. Yarmak. |
|
| Müştakk(a) | مُشْتَقّ | Başka kelimeden ayrılmış, başka kelimeden çıkmış, türemiş. | Çoğul: Müştakkât |
| Teşakkuk | تَشَقُّق | Yarılma, ikiye ayrılma. |
|
| İnşikâk | اِنْشِقَاق | İkiye ayrılma. Çatlama. Yarılma. |
|
| İştikâk | اِشْتِقَاق | Türemek. |
|
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
شَقَّ : Fiil-I.
| 28:27 | فَإِنْ أَتْمَمْتَ عَشْرًا فَمِنْ عِنْدِكَ وَمَا أُرِيدُ أَنْ أَشُقَّ عَلَيْكَ |
| Diyanet Meali: | “Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan, o da senden olur. Ben seni zora koşmak da istemiyorum.” |
| 80:26 | ثُمَّ شَقَقْنَا الْأَرْضَ شَقًّا |
| Diyanet Meali: | Sonra toprağı, iyiden iyiye yardık! * |
شَاقَّ : Fiil-III.
| 4:115 | وَمَنْ يُشَاقِقِ الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ الْهُدَىٰ وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَبِيلِ الْمُؤْمِنِينَ نُوَلِّهِ مَا تَوَلَّىٰ |
| Diyanet Meali: | Kim, kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız.. |
| 8:13 | ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ شَاقُّوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ |
| Diyanet Meali: | Bu, onların Allah’a ve Resûlüne karşı gelmelerindendir. |
| 8:13 | وَمَنْ يُشَاقِقِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَإِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ |
| Diyanet Meali: | Her kim de Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse bilsin ki Allah’ın cezası şiddetlidir. |
| 16:27 | وَيَقُولُ أَيْنَ شُرَكَائِيَ الَّذِينَ كُنْتُمْ تُشَاقُّونَ فِيهِمْ |
| Diyanet Meali: | Ve diyecek ki: “Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!” |
| 47:32 | وَشَاقُّوا الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْهُدَىٰ |
| Diyanet Meali: | Kendilerine hidayet yolu belli olduktan sonra Peygamber’e karşı gelenler … |
| 59:4 | ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ شَاقُّوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ |
| Diyanet Meali: | Bu, onların Allah’a ve Resûlüne karşı gelmeleri sebebiyledir. |
| 59:4 | وَمَنْ يُشَاقِّ اللَّهَ فَإِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ |
| Diyanet Meali: | Kim Allah’a karşı gelirse bilsin ki, Allah’ın azabı şiddetlidir. |
تَشَقَّقَ : Fiil-V.
| 2:74 | وَإِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ الْمَاءُ |
| Diyanet Meali: | Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. |
| 25:25 | وَيَوْمَ تَشَقَّقُ السَّمَاءُ بِالْغَمَامِ وَنُزِّلَ الْمَلَائِكَةُ تَنْزِيلًا |
| Diyanet Meali: | O gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir.* |
| 50:44 | يَوْمَ تَشَقَّقُ الْأَرْضُ عَنْهُمْ سِرَاعًا ذَٰلِكَ حَشْرٌ عَلَيْنَا يَسِيرٌ |
| Diyanet Meali: | O gün yer, onların üzerinden süratle yarılıp açılır. Bu, (hesap için) bir toplamadır, bize göre kolaydır. * |
اِنْشَقَّ : Fiil-VII.
| 19:90 |
تَكَادُ السَّمَاوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْهُ وَتَنْشَقُّ الْأَرْضُ
|
| Diyanet Meali: | Rahman’a çocuk isnat etmelerinden dolayı neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacaktır! * |
| 54:1 |
اقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانْشَقَّ الْقَمَرُ
|
| Diyanet Meali: | Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. * |
| 55:37 |
فَإِذَا انْشَقَّتِ السَّمَاءُ فَكَانَتْ وَرْدَةً كَالدِّهَانِ
|
| Diyanet Meali: | Gök yarılıp da, yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül hâline geldiği zaman (hâliniz ne olur?) * |
| 69:16 |
وَانْشَقَّتِ السَّمَاءُ فَهِيَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌ
|
| Diyanet Meali: | Gök de yarılmış ve artık o gün o da çökmeye yüz tutmuştur. * |
| 84:1 |
إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ
|
| Diyanet Meali: | Gök yarıldığı zaman… * |
أَشَقُّ : İsim. Sıfat.
| 13:34 |
لَهُمْ عَذَابٌ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَلَعَذَابُ الْآخِرَةِ أَشَقُّ
|
| Diyanet Meali: | Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha ağırdır.. |
شَقٌّ : İsim.
| 80:26 |
ثُمَّ شَقَقْنَا الْأَرْضَ شَقًّا
|
| Diyanet Meali: | Sonra toprağı, iyiden iyiye yardık! * |
شِقٌّ : İsim.
| 16:7 |
وَتَحْمِلُ أَثْقَالَكُمْ إِلَىٰ بَلَدٍ لَمْ تَكُونُوا بَالِغِيهِ إِلَّا بِشِقِّ الْأَنْفُسِ
|
| Diyanet Meali: | Onlar ağırlıklarınızı, sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. |
شُقَّةٌ : İsim.
| 9:42 |
وَلَٰكِنْ بَعُدَتْ عَلَيْهِمُ الشُّقَّةُ
|
| Diyanet Meali: | Fakat meşakkatli yol, onlara uzak geldi. |
شِقَاقٌ : İsim. Masdar. Mufâale Bâbı (III. Bâb).
| 2:137 |
وَإِنْ تَوَلَّوْا فَإِنَّمَا هُمْ فِي شِقَاقٍ
|
| Diyanet Meali: | Eğer onlar yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. |
| 2:176 |
وَإِنَّ الَّذِينَ اخْتَلَفُوا فِي الْكِتَابِ لَفِي شِقَاقٍ بَعِيدٍ
|
| Diyanet Meali: | Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedirler. |
| 4:35 |
وَإِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَابْعَثُوا حَكَمًا مِنْ أَهْلِهِ وَحَكَمًا مِنْ أَهْلِهَا إِنْ يُرِيدَا إِصْلَاحًا يُوَفِّقِ اللَّهُ بَيْنَهُمَا
|
| Diyanet Meali: | Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır. |
| 11:89 |
وَيَا قَوْمِ لَا يَجْرِمَنَّكُمْ شِقَاقِي أَنْ يُصِيبَكُمْ مِثْلُ مَا أَصَابَ قَوْمَ نُوحٍ أَوْ قَوْمَ هُودٍ أَوْ قَوْمَ صَالِحٍ
|
| Diyanet Meali: | “Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, Nûh kavminin veya Hûd kavminin yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin.” |
| 22:53 |
وَإِنَّ الظَّالِمِينَ لَفِي شِقَاقٍ بَعِيدٍ
|
| Diyanet Meali: | Hiç şüphesiz ki o zalimler, derin bir ayrılık içindedirler. |
| 38:2 |
بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ
|
| Diyanet Meali: | Fakat inkâr edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler. * |
| 41:52 |
مَنْ أَضَلُّ مِمَّنْ هُوَ فِي شِقَاقٍ بَعِيدٍ
|
| Diyanet Meali: | “(O zaman) derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?” |