ي س ر

KÖK HARFLER:  ي س ر

ANLAM: 

يَسَرَ : Yumuşak, itaatkar olmak. Bir kimsenin solundan gelmek. 

يَسُرَ : Miktar olarak azalmak; önemsiz veya değersiz olmak. (İş) kolay olmak.

AÇIKLAMA:

Yüsr kelimesi, zorluğun zıddı olan kolaylık demektir.

مَيْسِرٌ : Kumar. Kumar, kolay bir kazanç yolu olduğu için bu şekilde isimlendirilmiştir. (Müfredât) 

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


TürAdetAnlamÖrnek
يَسَّرَfiil-II11Kolaylaştırdı20/26
تَيَسَّرَfiil-V2Kolay geldi73/20
إِسْتَيْسَرَfiil-X2Kolay oldu, hazırda oldu2/196
يُسْرٌisim7Kolaylık, kolay18/88
يَسِيرٌisim15Kolay, az29/19
يُسْرَىisim2En kolay (müennes)87/8
مَيْسُورٌisim1Kolaylık, kolay, yumuşak17/28
مَيْسَرَةٌisim1Zenginlik, bolluk2/280
مَيْسِرٌisim3Kumar5/90

Toplam44

BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Mahreci Benzeyen Kökler

Benzer Manada Kelimeler

  • يَسُرَ (a):
  • يَسُرَ (b):
  • يَسُرَ (c):
  • يَسَّرَ
  • يَسِيرٌ (a)
  • يَسِيرٌ (b)
  • يُسْرٌ
  • يَسَارٌ (a)
  • يَسَارٌ (b)
    • يُسْرَى > bu kök

Zıt Manada Kelimeler

  • يَسُرَ (a)
  • يَسُرَ (b)
    • اِسْتَغْلَقَ > bak: غ ل ق
    • تَعَذَّرَ > bak: ع ذ ر
    • تَعَسَّرَ > bak: ع س ر
    • صَعُبَ
  • يَسُرَ (c)
    • قَسَا > bak: ق س و
    • خَشُنَ
    • صَعُبَ

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Yüsr (Yüsür) يُسْر Kolaylık. Genişlik. Rahatlık. Zenginlik. Gına. Refah.
Yüsrâ يُسْرَى Sol taraf, sol el.
Yesîr يَسِير Az şey, az, kalil. Kumarbaz. Kolay.
Yeser يَسَر Kolaylık.
Yesârî يَسَارِى Sol, solla ilgili, sol tarafa ait.
Eyser أَيْسَر Sol taraf. Soldaki. Pek kolay.
Meysir مَيْسِر Meyser. Kolaylık yeri. Kolaylık. Kumar.
Meysere مَيْسَرَة Ordunun sol cenahı. Sol cenah. Zenginlik, servet.
Meysûr مَيْسُور Kolay. Kolay olmuş. Asan. Kolay kılınmış şey.
Teysîr تَيْسِير Kolaylaştırma. Kolaylaştırılma.
Müyessir مُيَسِّر Kolay yapan, teshil eden, kolaylaştıran.
Müyesser مُيَسَّر Kolay gelen.
Müyâsere مُيَاسَرَة Yardımlaşmak, muavenet.
Teyessür تَيَسُّر Kolay olma.
Müteyessir مُتَيَسِّر Kolaylıkla olabilen. Kolay yapılabilir. Yapılması kolay.
İstîsâr إِسْتِيسَار Kolaylaştırmak, kolay olmak.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

يَسَّرَ : Fiil-II. 

19:97 فَإِنَّمَا يَسَّرْنَاهُ بِلِسَانِكَ لِتُبَشِّرَ بِهِ الْمُتَّقِينَ وَتُنْذِرَ بِهِ قَوْمًا لُدًّا
Diyanet Meali: Ey Muhammed! Biz, Allah’a karşı gelmekten sakınanları Kur’an ile müjdeleyesin, inat eden bir topluluğu da uyarasın diye, onu senin dilin ile (indirip) kolaylaştırdık. *
20:26 وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي
Diyanet Meali: “İşimi bana kolaylaştır.” *
44:58 فَإِنَّمَا يَسَّرْنَاهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ
Diyanet Meali: (Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar. *
54:17 وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ
Diyanet Meali: Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan? *
54:22 وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ
Diyanet Meali: Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan? *
54:32 وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ
Diyanet Meali: Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan? *
54:40 وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ
Diyanet Meali: Andolsun, biz Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan? *
80:20 ثُمَّ السَّبِيلَ يَسَّرَهُ
Diyanet Meali: Sonra ona yolu kolaylaştırdı. *
87:8 وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَىٰ
Diyanet Meali: Biz seni en kolay olana kolayca ileteceğiz. *
92:7 فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرَىٰ
Diyanet Meali: Biz onu en kolay olana kolayca iletiriz. *
92:10 فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرَىٰ
Diyanet Meali: Biz de onu en zor olana kolayca iletiriz. *

تَيَسَّرَ : Fiil-V. 

73:20 عَلِمَ أَنْ لَنْ تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْآنِ
Diyanet Meali: Sizin buna (gecenin tümünde yahut çoğunda ibadete) gücünüzün yetmeyeceğini (bildi de) sizi bağışladı (yükünüzü hafifletti.) Artık, Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. 
73:20 وَآخَرُونَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ
Diyanet Meali: Diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda çarpışacağını (bilmektedir). O hâlde, Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun.

اِسْتَيْسَرَ : Fiil-X. 

2:196 فَإِنْ أُحْصِرْتُمْ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْيِ
Diyanet Meali: Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. 
2:196 فَمَنْ تَمَتَّعَ بِالْعُمْرَةِ إِلَى الْحَجِّ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْيِ
Diyanet Meali: Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. 

يُسْرٌ : İsim. 

2:185 يُرِيدُ اللَّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ
Diyanet Meali: Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. 
18:88 وَسَنَقُولُ لَهُ مِنْ أَمْرِنَا يُسْرًا
Diyanet Meali: “(Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz.”
51:3 فَالْجَارِيَاتِ يُسْرًا
Diyanet Meali: Kolaylıkla akanlara…
65:4 وَمَنْ يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَلْ لَهُ مِنْ أَمْرِهِ يُسْرًا
Diyanet Meali: Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.
65:7 سَيَجْعَلُ اللَّهُ بَعْدَ عُسْرٍ يُسْرًا
Diyanet Meali: Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.
94:5 فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا
Diyanet Meali: Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. *
94:6 إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا
Diyanet Meali: Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. *

يَسِيرٌ : İsim. 

12:65 وَنَمِيرُ أَهْلَنَا وَنَحْفَظُ أَخَانَا وَنَزْدَادُ كَيْلَ بَعِيرٍ ذَٰلِكَ كَيْلٌ يَسِيرٌ
Diyanet Meali: “Onunla yine ailemize yiyecek getirir, kardeşimizi korur ve bir deve yükü zahire de fazladan alırız. Çünkü bu getirdiğimiz az bir zahiredir.”
22:70 إِنَّ ذَٰلِكَ فِي كِتَابٍ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرٌ
Diyanet Meali: Kuşkusuz bunların hepsi bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da)dır. Şüphesiz bu, Allah’a göre çok kolaydır.
25:46 ثُمَّ قَبَضْنَاهُ إِلَيْنَا قَبْضًا يَسِيرًا
Diyanet Meali: Sonra onu kendimize yavaş yavaş çektik. *
29:19 أَوَلَمْ يَرَوْا كَيْفَ يُبْدِئُ اللَّهُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرٌ
Diyanet Meali: Onlar, Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığını, sonra onu nasıl tekrarladığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır. *
33:19 أُولَٰئِكَ لَمْ يُؤْمِنُوا فَأَحْبَطَ اللَّهُ أَعْمَالَهُمْ وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرًا
Diyanet Meali: İşte onlar iman etmediler. Allah da onların amellerini boşa çıkardı. Bu, Allah’a kolaydır.
33:30 يُضَاعَفْ لَهَا الْعَذَابُ ضِعْفَيْنِ وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرًا
Diyanet Meali: (Ey Peygamber’in hanımları! İçinizden kim apaçık bir çirkinlik yaparsa), onun cezası iki kat verilir. Bu, Allah’a göre kolaydır.
35:11 وَلَا يُنْقَصُ مِنْ عُمُرِهِ إِلَّا فِي كِتَابٍ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرٌ
Diyanet Meali: (Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez), yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a kolaydır.
50:44 يَوْمَ تَشَقَّقُ الْأَرْضُ عَنْهُمْ سِرَاعًا ذَٰلِكَ حَشْرٌ عَلَيْنَا يَسِيرٌ
Diyanet Meali: O gün yer, onların üzerinden süratle yarılıp açılır. Bu, (hesap için) bir toplamadır, bize göre kolaydır. *
57:22 إِلَّا فِي كِتَابٍ مِنْ قَبْلِ أَنْ نَبْرَأَهَا إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرٌ
Diyanet Meali: (Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki,) biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.
84:8 فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا
Diyanet Meali: Hesabı çok kolay bir şekilde görülecek, *
4:30 فَسَوْفَ نُصْلِيهِ نَارًا وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرًا
Diyanet Meali: Onu cehennem ateşine atacağız. Bu, Allah’a pek kolaydır.
4:169 إِلَّا طَرِيقَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرًا
Diyanet Meali: (Allah onları) ancak içinde ebedî kalacakları cehennemin yoluna iletir. Bu ise Allah’a çok kolaydır. *
33:14 وَمَا تَلَبَّثُوا بِهَا إِلَّا يَسِيرًا
Diyanet Meali: O konuda fazla gecikmezlerdi.
64:7 قُلْ بَلَىٰ وَرَبِّي لَتُبْعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُنَّ بِمَا عَمِلْتُمْ وَذَٰلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرٌ
Diyanet Meali: De ki: “Hiç de öyle değil, Rabbime and olsun, mutlaka diriltileceksiniz, sonra da yaptıklarınız size elbette haber verilecektir. Bu, Allah’a kolaydır.”
74:10 عَلَى الْكَافِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ
Diyanet Meali: Kâfirler için hiç kolay değildir. *

يُسْرَى : İsim. Müennes.

87:8 وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَىٰ
Diyanet Meali: Biz seni en kolay olana kolayca ileteceğiz. *
92:7 فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرَىٰ
Diyanet Meali: Biz onu en kolay olana kolayca iletiriz. *

مَيْسُورٌ : İsim. İsm-i Mef’ûl. 

17:28 فَقُلْ لَهُمْ قَوْلًا مَيْسُورًا
Diyanet Meali: O zaman onlara yumuşak bir söz söyle.

مَيْسَرَةٌ : İsim. 

2:280 وَإِنْ كَانَ ذُو عُسْرَةٍ فَنَظِرَةٌ إِلَىٰ مَيْسَرَةٍ
Diyanet Meali: Eğer borçlu darlık içindeyse, ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. 

مَيْسِرٌ : İsim. 

2:219 يَسْأَلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ قُلْ فِيهِمَا إِثْمٌ كَبِيرٌ
Diyanet Meali: Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda büyük günah vardır.”
5:90 إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْأَنْصَابُ وَالْأَزْلَامُ رِجْسٌ
Diyanet Meali: (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak birer pisliktir. 
5:91 إِنَّمَا يُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَنْ يُوقِعَ بَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَاءَ فِي الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ وَيَصُدَّكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللَّهِ
Diyanet Meali: Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan alıkoymak ister.