KÖK HARFLER: ط ب ق
ANLAM:
طَبَقَ : Kolu yanına yapışık olmak, uzanmaz olmak.
AÇIKLAMA:
مُطَابَقَةٌ: Karşılıklı izafete sahip bağlılaşık isimlerdendir. “Bir nesneyi, kendi ölçüsünde olan bir başka nesnenin üzerine yerleştirmek” demektir. “Başka bir pençeyi mevcut pençenin ya da sandaletin üzerine diktim” anlamına gelen طَابَقْتُ النَّعْلَ sözü buradan gelir.
Bu temel anlamdan sonra طِبَاقٌ kelimesi bazen “başka bir nesnenin üzerinde bulunan nesne ile” ilgili, bazen de “başkasına muvafık, uygun olan şeyle” ilgili kullanılır. Bu bakımdan tıpkı كَأْسٌ ve رَاوِيَةٌ vb. kelimelerde olduğu gibi, iki anlamda vaz edilip sonra yalnızca biriyle ilgili kullanılan diğer isimlere benzer. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: الَّذِي خَلَقَ سَبْعَ سَمَوَاتٍ طِبَاقًا : O’dur ki, yedi göğü tabaka tabaka olarak yarattı (67/3).
Şu sözüne gelince: لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَنْ طَبَقٍ : Siz, mutlaka tabakadan tabakaya bineceksiniz (84/19). Yani “bir konaktan diğerine aşama aşama yükselerek…” Burada, insanın birer birer görüp geçireceği hallerine yani dünyada, Yüce Allah’ın “O odur ki sizi bir topraktan yarattı, Sonra bir nutfeden…” (40/67) sözünde işaret ettiklerine benzer çeşitli hallerin içinde ve ahirette, -iki yurttan birinde (Cennette veya Cehennemde) temelli kalınacağı zamana kadar- geçireceği dirilme, kabirlerden çıkma, hesap verme ve sırattan geçme gibi çeşitli hallerin içinde, aşama aşama yükselişine işaret edilmektedir.
“Birbirlerine uygun her topluluğa” هُمْ فِي أُمِّ طَبَقٍ denmiştir. Ayrıca “insanlar tabaka tabakadır” anlamında اَلنَّاسُ طَبَقَاتٌ denmiştir.
طَابَقْتُهُ عَلَى كَذَا : Şöyle bir şeyle ilgili onunla birleştim, uzlaştım ve ona yardım ettim.
أَطْبَقُوا عَلَيْهِ ve تَطَابَقُوا عَلَيْهِ : Onlar, şöyle bir şeyle ilgili ya da şöyle bir şeyi yapmada uzlaştılar, ittifak ettiler.
“Soruya uygun cevap” anlamına gelen جَوَابٌ يُطَابِقُ السُّؤَالَ sözü buradan gelir.
Yürüme ile ilgili kullanılan مُطَابَقَةٌ ise “ayağı bukağılı birinin yürüyüşü gibi kısa adımlarla yürümek” demektir.
“Üzerine meyvelerin konduğu şeye” ve “bir nesnenin başının üzerine konan şeye” طَبَقٌ denmiştir. Birbirleriyle mutabakat içinde olmalarından, birbirine uygun olmalarından dolayı “Sırttaki omurlardan her birine” طَبَقٌ denmiştir.
طَبَّقْتُهُ بِالسَّيْفِ : Ekleme kılıçla vurup o uzvu kestim ve gövdeden ayırdım. “Başka bir pençeyi mevcut pençenin ya da sandaletin üzerine dikme” anlamına gelen مُطَابَقَةُ النَّعْلِ kullanımı göz önünde bulundurularak böyle kullanılmıştır.
طِبْقُ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ : Gecenin ve gündüzün birbiriyle mutabık olan, birbirine uyan saatleri.
أَطْبَقْتُ عَلَيْهِ الْبَابَ : Üzerine kapıyı kapattım. “Konuşma yetisi kendisine kapatılmış olan, konuşma engelli, konuşamayan ya da dili tutuk adam” için رَجُلٌ عَيَايَاءُ طَبَاقَاءُ denmiştir. Bu kullanım ise, “kapıyı kapadım” anlamındaki أَطْبَقْتُ الْبَابَ kullanımından gelir.
فَحْلٌ طَبَاقَاءُ : Kendisini çiftleşme arzusu kaplayıp buna gücü yetmeyen veya buna gücü olmayan erkek deve.
“Felaket” بِنْتُ الطَّبَقِ sözüyle ifade edilmiştir. Arapların “Şinn ve Tabaka birbiriyle uzlaştı, anlaştı” anlamında söyledikleri وَافَقَ شِنٌّ طَبَقَةً sözlerine gelince, buradaki شِنٌّ ve طَبَقَةٌ kelimeleri birer kabile adıdır. (Müfredât)
DİĞER BAZI TÜREVLER:
طَبِقَ (geniş zaman يَطْبَقُ mastar isim طَبَقٌ ve طَبْقٌ):
طَبِقَتْ يَدُهُ : Kolu yanına yapışıktı ve uzanmazdı.
اَطْبَقَ الشَّىْءَ : O şeyi kapladı.
اَطْبَقْتُ الرَّحَى : Üstteki değirmen taşını alttakinin üzerine koydum.
اَطْبَقُوا عَلَى الْاَمْرِ : O iş üzerinde anlaşma sağladılar.
طَابَقَ بَيْنَ قَمِيصَيْنِ : Biri diğerinin üstünde olmak üzere iki tane gömlek giydi.
طَبْقٌ : Ölçüsü bakımından başka bir şeye denk olan bir şey ki kapak gibi ikincisinin tüm haddini kaplar. Bu onun temel anlamıdır (çoğul hali اَطْبَاقٌ); bir tabak veya kap; toprağın bir katmanı veya tabakası; bir kat; Cehennem veya Cennetin bir hali; bir uzvun herhangi bir eklemi; toplu bir sayıda insan veya bir insan yığını; bir insan soyu; gecenin ve gündüzün temel bir kısmı; bir hal veya durum; zorluk, badire.
هٰذَا الشَّىْءُ طِبْقُ هٰذَا وَ طِبَاقُهُ : Bu şey, ölçü, boyut, nitelik veya benzeri bakımından bunun eşi veya benzeridir.
جَائَتِ الْاِبِلُ طَبَقًا وَاحِدًا : Develer tek bir sıra halinde birbiri ardına geldi.
بَنَاتُ طَبَقٍ : Felaketler.
طِبَاقٌ (tekili: طَبَقٌ): Kat kat olanlar, katlar. Kat kat yapma.
طِبَاقُ الْاَرْضِ : Toprak üzerinde olan.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
|
| Tür | Adet | Anlam | Örnek |
| طَبَقٌ | isim | 2 | Hal, tavır, vaziyet | 84/19 |
| طِبَاقٌ | isim | 2 | Kat kat olanlar, kat (çoğul) | 67/3 |
|
| Toplam | 4 |
|
|
BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR:
Benzer Manada Kelimeler
- طَبَّقَ (a)
- طَبَّقَ (b)
- أَطْبَقَ
- دَاهَمَ > bak: د ه م
- هَجَمَ
- هَاجَمَ
- طَبَقٌ
- طَبَقَةٌ
Zıt Manada Kelimeler
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
| Tıbk (Tıpkı) | طِبْق | Aynısı, tıpkısı, tam aslı, tam kendisi. |
| Tıbâk | طِبَاق | 1: Uyma, uygunluk. 2: Tabakalar. |
| Tabak | طَبَق | 1: İnce kat. 2: Yemek kabı. |
| Tabaka | طَبَقَة | Kat. |
| Tabakât | طَبَقَات | Tabakalar. |
| Tatbîk | تَطْبِيق | 1: Kıyas ve tahmin etmek. 2: Benzetme, uydurma. |
| Mutabbak | مُطَبَّق | Kapak gibi kapanmış. |
| Mutâbık | مُطَابِق | Birbirine uyan, aralarında anlaşmazlık olmayan. |
| Mutâbakat | مُطَابَقَة | Uyuşma, anlaşma, uzlaşma. |
| İtbâk | إِطْبَاق | Kaplamak. Kapamak. Kapaklamak. |
| Tetâbuk | تَطَابُق | Mutabık olmak. |
| İntibâk | اِنْطِبَاق | Uyma. |
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
طَبَقٌ : İsim.
| 84:19 | لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَنْ طَبَقٍ |
| Diyanet Meali: | Şüphesiz siz hâlden hâle geçeceksiniz. * |
| 84:19 | لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَنْ طَبَقٍ |
| Diyanet Meali: | Şüphesiz siz hâlden hâle geçeceksiniz. * |
طِبَاقٌ : İsim.
| 67:3 | الَّذِي خَلَقَ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ طِبَاقًا |
| Diyanet Meali: | O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. |
| 71:15 | أَلَمْ تَرَوْا كَيْفَ خَلَقَ اللَّهُ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ طِبَاقًا |
| Diyanet Meali: | Görmediniz mi, Allah yedi göğü tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?’ * |