2:41 | وَلَا تَكُونُوا أَوَّلَ كَافِرٍ بِهِ |
Diyanet Meali: | Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. |
3:96 | إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِلْعَالَمِينَ |
Diyanet Meali: | Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir. * |
5:114 | تَكُونُ لَنَا عِيدًا لِأَوَّلِنَا وَآخِرِنَا |
Diyanet Meali: | (Meryem oğlu İsa, “Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki); önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram (ve senden gelen bir mucize) olsun.” |
6:14 | قُلْ إِنِّي أُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَسْلَمَ |
Diyanet Meali: | De ki: “Bana, (Allah’a) teslim olanların ilki olmam emredildi.” |
6:25 | يَقُولُ الَّذِينَ كَفَرُوا إِنْ هَٰذَا إِلَّا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | İnkâr edenler, “Bu (Kur’an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil” derler. |
6:163 | لَا شَرِيكَ لَهُ وَبِذَٰلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا أَوَّلُ الْمُسْلِمِينَ |
Diyanet Meali: | “O’nun hiçbir ortağı yoktur. İşte ben bununla emrolundum. Ben müslümanların ilkiyim.” * |
7:38 | قَالَتْ أُخْرَاهُمْ لِأُولَاهُمْ رَبَّنَا هَٰؤُلَاءِ أَضَلُّونَا |
Diyanet Meali: | (Nihayet hepsi orada toplandığı zaman) peşlerinden gidenler, kendilerine öncülük edenler için, “Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar.” |
7:39 | وَقَالَتْ أُولَاهُمْ لِأُخْرَاهُمْ فَمَا كَانَ لَكُمْ عَلَيْنَا مِنْ فَضْلٍ |
Diyanet Meali: | Öncekiler sonrakilere, “Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur.” derler. |
7:143 | فَلَمَّا أَفَاقَ قَالَ سُبْحَانَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَا أَوَّلُ الْمُؤْمِنِينَ |
Diyanet Meali: | Ayılınca, “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim” dedi. |
8:31 | لَوْ نَشَاءُ لَقُلْنَا مِثْلَ هَٰذَا إِنْ هَٰذَا إِلَّا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | “İstesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir.” |
8:38 | وَإِنْ يَعُودُوا فَقَدْ مَضَتْ سُنَّتُ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | Eğer (düşmanlık ve savaşa) dönerlerse, öncekilere uygulanan ilâhî kanun devam etmiş olacaktır. |
9:13 | وَهَمُّوا بِإِخْرَاجِ الرَّسُولِ وَهُمْ بَدَءُوكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ |
Diyanet Meali: | (Yeminlerini bozan), peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size tecavüzü ilk defa kendileri başlatan (bir kavimle savaşmaz mısınız)? |
9:108 | لَمَسْجِدٌ أُسِّسَ عَلَى التَّقْوَىٰ مِنْ أَوَّلِ يَوْمٍ أَحَقُّ أَنْ تَقُومَ فِيهِ |
Diyanet Meali: | İlk günden temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi), içinde namaz kılmana elbette daha lâyıktır. |
15:10 | وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ فِي شِيَعِ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik. * |
15:13 | لَا يُؤْمِنُونَ بِهِ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | Önceki milletlerin (helâkine dair Allah’ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur’an’a) inanmazlar. * |
17:5 | فَإِذَا جَاءَ وَعْدُ أُولَاهُمَا بَعَثْنَا عَلَيْكُمْ عِبَادًا لَنَا |
Diyanet Meali: | Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. |
17:7 | وَلِيَدْخُلُوا الْمَسْجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ أَوَّلَ مَرَّةٍ |
Diyanet Meali: | Daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis’e) girsinler … diye… |
17:51 | فَسَيَقُولُونَ مَنْ يُعِيدُنَا قُلِ الَّذِي فَطَرَكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ |
Diyanet Meali: | Diyecekler ki: “Peki bizi hayata tekrar kim döndürecek?” De ki: “Sizi ilk defa yaratan.” |
17:59 | وَمَا مَنَعَنَا أَنْ نُرْسِلَ بِالْآيَاتِ إِلَّا أَنْ كَذَّبَ بِهَا الْأَوَّلُونَ |
Diyanet Meali: | Bizi, (Kureyş’in istediği) mucizeleri göndermekten, ancak, öncekilerin onları yalanlamış olması alıkoydu. |
18:48 | وَعُرِضُوا عَلَىٰ رَبِّكَ صَفًّا لَقَدْ جِئْتُمُونَا كَمَا خَلَقْنَاكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ |
Diyanet Meali: | Hepsi saf saf Rabbinin huzuruna çıkarılırlar. Onlara, “Andolsun, sizi ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz…” denir. |
18:55 | إِلَّا أَنْ تَأْتِيَهُمْ سُنَّةُ الْأَوَّلِينَ أَوْ يَأْتِيَهُمُ الْعَذَابُ قُبُلًا |
Diyanet Meali: | (İnsanlara hidayet geldikten sonra onların inanmalarına ve Rab’lerinden mağfiret dilemelerine), ancak, öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesi, ya da kendilerine azabın göz göre göre gelmesi (yönündeki beklentileri engel olmuştur). |
20:65 | قَالُوا يَا مُوسَىٰ إِمَّا أَنْ تُلْقِيَ وَإِمَّا أَنْ نَكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَلْقَىٰ |
Diyanet Meali: | Sihirbazlar: “Ey Mûsâ! Ya önce atmayı tercih edersin, ya da ilk atan biz oluruz” dediler. * |
21:5 | بَلْ هُوَ شَاعِرٌ فَلْيَأْتِنَا بِآيَةٍ كَمَا أُرْسِلَ الْأَوَّلُونَ |
Diyanet Meali: | “Hayır, o bir şairdir. Eğer böyle değilse, önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin.” |
21:104 | كَمَا بَدَأْنَا أَوَّلَ خَلْقٍ نُعِيدُهُ وَعْدًا عَلَيْنَا إِنَّا كُنَّا فَاعِلِينَ |
Diyanet Meali: | Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak, -üzerimize aldığımız bir vaad olarak- onu yine yapacağız. Biz bunu muhakkak yapacağız. |
23:81 | بَلْ قَالُوا مِثْلَ مَا قَالَ الْأَوَّلُونَ |
Diyanet Meali: | Hayır onlar, öncekilerin söyledikleri sözler gibi sözler ettiler. * |
25:5 | وَقَالُوا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ اكْتَتَبَهَا |
Diyanet Meali: | “(Bu Kur’an, başkalarından) yazıp aldığı öncekilere ait efsanelerdir…” dediler. |
26:51 | إِنَّا نَطْمَعُ أَنْ يَغْفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَايَانَا أَنْ كُنَّا أَوَّلَ الْمُؤْمِنِينَ |
Diyanet Meali: | “(Burada) ilk inananlar biz olduğumuz için şüphesiz Rabbimizin, hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz.” * |
26:137 | إِنْ هَٰذَا إِلَّا خُلُقُ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | “Bu, öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir.” * |
26:196 | وَإِنَّهُ لَفِي زُبُرِ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | Şüphesiz bu (Kur’an’ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı. * |
27:68 | إِنْ هَٰذَا إِلَّا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | “Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.” |
28:43 | وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ مِنْ بَعْدِ مَا أَهْلَكْنَا الْقُرُونَ الْأُولَىٰ |
Diyanet Meali: | Andolsun, ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. |
28:70 | لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ لَهُ الْحَمْدُ فِي الْأُولَىٰ وَالْآخِرَةِ |
Diyanet Meali: | (O, Allah’tır). O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Dünyada da ahirette de hamd O’na mahsustur. |
33:33 | وَقَرْنَ فِي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْأُولَىٰ |
Diyanet Meali: | Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. |
35:43 | فَهَلْ يَنْظُرُونَ إِلَّا سُنَّتَ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. |
36:79 | قُلْ يُحْيِيهَا الَّذِي أَنْشَأَهَا أَوَّلَ مَرَّةٍ |
Diyanet Meali: | De ki: “Onları ilk defa var eden diriltecektir.” |
37:59 | إِلَّا مَوْتَتَنَا الْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ |
Diyanet Meali: | “Nasıl, ilk ölümümüzden başka (ölmeyecek miymişiz)? Bize azap edilmeyecek miymiş?” * |
37:168 | لَوْ أَنَّ عِنْدَنَا ذِكْرًا مِنَ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | “Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı…” * |
39:12 | وَأُمِرْتُ لِأَنْ أَكُونَ أَوَّلَ الْمُسْلِمِينَ |
Diyanet Meali: | “Bana, müslümanların ilki olmam da emredildi.” * |
41:21 | وَهُوَ خَلَقَكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ |
Diyanet Meali: | “İlk defa sizi O yaratmıştı ve yine yalnızca O’na döndürülüyorsunuz.” |
43:6 | وَكَمْ أَرْسَلْنَا مِنْ نَبِيٍّ فِي الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | Hâlbuki daha önceki toplumlara da nice peygamberler göndermiştik. * |
43:8 | فَأَهْلَكْنَا أَشَدَّ مِنْهُمْ بَطْشًا وَمَضَىٰ مَثَلُ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | Biz, onlardan daha çetinlerini de helâk ettik. Öncekilerin örneği geçti! * |
43:81 | قُلْ إِنْ كَانَ لِلرَّحْمَٰنِ وَلَدٌ فَأَنَا أَوَّلُ الْعَابِدِينَ |
Diyanet Meali: | (Ey Muhammed!) De ki: “Eğer Rahmân’ın bir çocuğu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum.” * |
44:35 | إِنْ هِيَ إِلَّا مَوْتَتُنَا الْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُنْشَرِينَ |
Diyanet Meali: | “İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. Biz diriltilecek değiliz.” * |
44:56 | لَا يَذُوقُونَ فِيهَا الْمَوْتَ إِلَّا الْمَوْتَةَ الْأُولَىٰ |
Diyanet Meali: | Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. |
46:17 | فَيَقُولُ مَا هَٰذَا إِلَّا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu. |
53:25 | فَلِلَّهِ الْآخِرَةُ وَالْأُولَىٰ |
Diyanet Meali: | Oysa, Ahiret de dünya da Allah’ındır. * |
53:50 | وَأَنَّهُ أَهْلَكَ عَادًا الْأُولَىٰ |
Diyanet Meali: | Şüphesiz O, önce gelen Âd kavmini (ve Semûd kavmini) helâk etti…* |
53:56 | هَٰذَا نَذِيرٌ مِنَ النُّذُرِ الْأُولَىٰ |
Diyanet Meali: | Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır. * |
56:13 | ثُلَّةٌ مِنَ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | Onların çoğu öncekilerdendir. * |
56:39 | ثُلَّةٌ مِنَ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | Bunların birçoğu öncekilerdendir. |
56:49 | قُلْ إِنَّ الْأَوَّلِينَ وَالْآخِرِينَ |
Diyanet Meali: | De ki: “Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler…” * |
56:62 | وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ النَّشْأَةَ الْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ |
Diyanet Meali: | Andolsun, birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz. O hâlde düşünseniz ya! * |
57:3 | هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ |
Diyanet Meali: | O, ilk ve sondur. Zâhir ve Bâtın’dır. O, her şeyi hakkıyla bilendir. * |
59:2 | هُوَ الَّذِي أَخْرَجَ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ مِنْ دِيَارِهِمْ لِأَوَّلِ الْحَشْرِ |
Diyanet Meali: | O, kitap ehlinden inkâr edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır. |
68:15 | إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ آيَاتُنَا قَالَ أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | Âyetlerimiz kendisine okunduğu zaman, “Öncekilerin masalları!” der. * |
77:16 | أَلَمْ نُهْلِكِ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | Biz öncekileri helâk etmedik mi? * |
77:38 | هَٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِ جَمَعْنَاكُمْ وَالْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | Bu, hüküm ve ayırma günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya toplamışızdır. * |
79:25 | فَأَخَذَهُ اللَّهُ نَكَالَ الْآخِرَةِ وَالْأُولَىٰ |
Diyanet Meali: | Allah onu, ibret verici şekilde dünya ve âhiret cezasıyla cezalandırdı. * |
83:13 | إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ آيَاتُنَا قَالَ أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | Ona âyetlerimiz okununca, “Eskilerin masalları” der. * |
92:13 | وَإِنَّ لَنَا لَلْآخِرَةَ وَالْأُولَىٰ |
Diyanet Meali: | Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir. * |
93:4 | وَلَلْآخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ الْأُولَىٰ |
Diyanet Meali: | Muhakkak ki âhiret senin için dünyadan daha hayırlıdır. * |
9:83 | إِنَّكُمْ رَضِيتُمْ بِالْقُعُودِ أَوَّلَ مَرَّةٍ فَاقْعُدُوا مَعَ الْخَالِفِينَ |
Diyanet Meali: | “Çünkü siz baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz. Şimdi de geri kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte oturun.” |
9:100 | وَالسَّابِقُونَ الْأَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ وَالْأَنْصَارِ |
Diyanet Meali: | İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar… |
16:24 | وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ مَاذَا أَنْزَلَ رَبُّكُمْ قَالُوا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | Onlara “Rabbiniz ne indirdi?” denildiği zaman, “Öncekilerin masalları” dediler. * |
20:21 | قَالَ خُذْهَا وَلَا تَخَفْ سَنُعِيدُهَا سِيرَتَهَا الْأُولَىٰ |
Diyanet Meali: | Allah, şöyle dedi: “Tut onu. Korkma! Biz, onu yine eski durumuna döndüreceğiz.” * |
20:51 | قَالَ فَمَا بَالُ الْقُرُونِ الْأُولَىٰ |
Diyanet Meali: | Firavun, “Ya geçmiş nesillerin hâli ne olacak?” dedi. * |
20:133 | أَوَلَمْ تَأْتِهِمْ بَيِّنَةُ مَا فِي الصُّحُفِ الْأُولَىٰ |
Diyanet Meali: | Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi? |
23:24 | وَلَوْ شَاءَ اللَّهُ لَأَنْزَلَ مَلَائِكَةً مَا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِي آبَائِنَا الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | “Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.” |
23:68 | أَمْ جَاءَهُمْ مَا لَمْ يَأْتِ آبَاءَهُمُ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | Yoksa kendilerine, önceki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? |
23:83 | إِنْ هَٰذَا إِلَّا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | Bu, öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir. |
26:26 | قَالَ رَبُّكُمْ وَرَبُّ آبَائِكُمُ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | Mûsâ, “O, sizin de Rabbiniz, geçmiş atalarınızın da Rabbidir” dedi. * |
26:184 | وَاتَّقُوا الَّذِي خَلَقَكُمْ وَالْجِبِلَّةَ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | “Sizi ve önceki nesilleri yaratana karşı gelmekten sakının.” * |
28:36 | وَمَا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِي آبَائِنَا الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | “Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık.” |
37:17 | أَوَآبَاؤُنَا الْأَوَّلُونَ |
Diyanet Meali: | “Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?” * |
37:71 | وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ أَكْثَرُ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı. * |
37:126 | اللَّهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ آبَائِكُمُ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | Sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah…* |
44:8 | يُحْيِي وَيُمِيتُ رَبُّكُمْ وَرَبُّ آبَائِكُمُ الْأَوَّلِينَ |
Diyanet Meali: | Yaşatır, öldürür. O, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir. |
50:15 | أَفَعَيِينَا بِالْخَلْقِ الْأَوَّلِ بَلْ هُمْ فِي لَبْسٍ مِنْ خَلْقٍ جَدِيدٍ |
Diyanet Meali: | İlk yaratmada âcizlik mi gösterdik ki (yeniden yaratamayalım)? Doğrusu onlar, yeniden yaratılış konusunda şüphe içindedirler. * |
56:48 | أَوَآبَاؤُنَا الْأَوَّلُونَ |
Diyanet Meali: | “Evvelki atalarımız da mı?” * |
87:18 | إِنَّ هَٰذَا لَفِي الصُّحُفِ الْأُولَىٰ |
Diyanet Meali: | Şüphesiz bu hükümler ilk sayfalarda vardır. * |
6:94 | وَلَقَدْ جِئْتُمُونَا فُرَادَىٰ كَمَا خَلَقْنَاكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ |
Diyanet Meali: | Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. |
6:110 | وَنُقَلِّبُ أَفْئِدَتَهُمْ وَأَبْصَارَهُمْ كَمَا لَمْ يُؤْمِنُوا بِهِ أَوَّلَ مَرَّةٍ |
Diyanet Meali: | Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar)… |