ح م ل

KÖK HARFLER:  ح م ل

ANLAM: 

حَمَلَ : Bir şeyi sırtlanmak, taşımak, alıp götürmek. 

AÇIKLAMA:

xx

DİĞER BAZI TÜREVLER:

xx

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


Tür Adet Anlam Örnek Açıklama
حَمَلَ fiil-I 41 Yüklendi, taşıdı, gebe kaldı, meyve verdi, hücum etti 36/41 Meçhulü: حُمِلَ Meçhul Muzari: يُحْمَلُ
حَمَّلَ fiil-II 5 Yükledi 2/286 Meçhulü: حُمِّلَ
اِحْتَمَلَ fiil-VIII 3 Yüklendi, taşıdı 13/17
حَمْلٌ isim 7 Hissi ağırlıklar 65/4
حَامِلٌ isim 2 Yüklenen 29/12 Müennes: حَامِلَةٌ
حَمَّالَةٌ isim 1 Hamal 111/4
حِمْلٌ isim 3 Yük 20/101
أَحْمَالٌ isim 1 Yük (rahimdeki bebek) (çoğul) 65/4 Tekili: حَمْلٌ
حَمُولَةٌ isim 1 Yük hayvanı 6/142

Toplam 64


BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Benzer Manada Kelimeler

  • حَمَلَ
    • نَاءَ > bak: ن و أ
    • تَجَشَّمَ
    • اِضْطَلَعَ
    • (نَهَضَ (بِ
  • اِحْتَمَلَ
    • تَجَشَّمَ
  • حَمْلَةٌ
    • غَارَةٌ > bak: غ و ر
    • اِجْتِيَاحٌ
    • هُجُومٌ
  • حِمْلٌ

Zıt Manada Kelimeler

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Haml حَمْل Yük. Sırtına yük alıp getirmek. Anne karnındaki çocuk. Gebelik. Çoğul: Ahmâl
Himl حِمْل Yük. Taşınan ağırlık.
Çoğul: Ahmâl
Hamel حَمَل Koç burcu. Kuzu.
Hâmil حَامِل 1: (Hamile) Yüklü, yüklenmiş.  2: Çek, bono, poliçe, hisse senedi, tahvil vb. her türlü değerli kâğıdı yasalara uygun olarak elinde bulunduran kişi. 4: Sahip olan. Çoğul: Hamele, Havâmil
Hâmile حَامِلَة Gebe. Yüklü.
Himâl حِمَال Yük getirmek, yük taşımak.
Hamîl حَمِيل Kefil. Üstünde taşıyan. Başka yerden getirilen oğlan. 
Hamûle حَمُولَة 1: Yük. 2: Kâğıt dolgu maddesi.
Hamle حَمْلَة 1: İleri atılma, atılım, saldırış. Atak. 2: Yüklenme
Himâle حِمَالٓة  Kılıç kayışı. Çoğul: Hamâil
Mahmil مَحْمِل Harameyn’e hacı kafilesi ile birlikte gönderilen hediyeler. Mahfe. Deve üzerine konulan sepet. Sürre. Çoğul: Mehâmil
Mahmel مَحْمَل Üzerine yük konulan şey. Taşıt, taşınma şekli.
Mahmûl مَحْمُول 1: Yüklü, dolu, 2: Yükletilmiş. 3: Yüklem.
Mahmûle مَحْمُولٓة Yük. 
Tahmîl تَحْمِيل Yükleme.
Hammâl حَمَّال Bir ücret karşılığında eliyle veya sırtıyla yük taşıyan adam.
İhmâl إِحْمَال Yükletilmek.
Tahammül تٓحَمُّل 1: Nesne, güçlü, zorlayıcı dış etkenlere karşı koyabilme, dayanma. 2: İnsanın kötü, güç durumlara karşı koyabilme gücü, kaldırma, katlanma.
Mütehammil مُتَحَمِّل Dayanıklı görünümlü. Tahammül eden, katlanıp sabır ile kabul eden. Dayanabilen, kaldırabilen.
İhtimâl اِحْتِمَال 1: Bir şeyin olabilmesi durumu, olabilirlik, olasılık  2: Belki, ola ki.
Muhtemel مُحْتَمَل İhtimal dâhilinde olan, beklenen, beklenir, umulur, olası, olasılı, mümkün.
İstihmâl اِسْتِحْمَال Havale etme, havale edilme. Yükleme, yükletme.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

حَمَلَ : Fiil-I. Meçhulü: حُمِلَ Meçhul Muzari: يُحْمَلُ

2:248وَبَقِيَّةٌ مِمَّا تَرَكَ آلُ مُوسَىٰ وَآلُ هَارُونَ تَحْمِلُهُ الْمَلَائِكَةُ
Diyanet Meali:“(Onda) … Mûsâ ailesinin, Hârûn ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır. Onu melekler taşımaktadır.”
2:286رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِنَا
Diyanet Meali:“Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme.”
2:286رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِنَا
Diyanet Meali:“Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme.”
6:31وَهُمْ يَحْمِلُونَ أَوْزَارَهُمْ عَلَىٰ ظُهُورِهِمْ أَلَا سَاءَ مَا يَزِرُونَ
Diyanet Meali:Bütün günahlarını sırtlarına yüklenerek, (“Hayatta yaptığımız kusurlardan ötürü vay hâlimize!” diyecekler). Dikkat edin, yüklendikleri günah yükü ne kötüdür!
6:146وَمِنَ الْبَقَرِ وَالْغَنَمِ حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ شُحُومَهُمَا إِلَّا مَا حَمَلَتْ ظُهُورُهُمَا
Diyanet Meali:Sığır ve koyunların ise, sırtlarında (veya bağırsaklarında) bulunanlar, (ya da kemiklerine karışanlar) dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık.
7:176فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ الْكَلْبِ إِنْ تَحْمِلْ عَلَيْهِ يَلْهَثْ أَوْ تَتْرُكْهُ يَلْهَثْ
Diyanet Meali:Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur.
7:189فَلَمَّا تَغَشَّاهَا حَمَلَتْ حَمْلًا خَفِيفًا فَمَرَّتْ بِهِ
Diyanet Meali:(İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır.
9:92وَلَا عَلَى الَّذِينَ إِذَا مَا أَتَوْكَ لِتَحْمِلَهُمْ قُلْتَ لَا أَجِدُ مَا أَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِ
Diyanet Meali:Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin, “Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum” dediğin kimselere de bir sorumluluk yoktur.
9:92وَلَا عَلَى الَّذِينَ إِذَا مَا أَتَوْكَ لِتَحْمِلَهُمْ قُلْتَ لَا أَجِدُ مَا أَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِ
Diyanet Meali:Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin, “Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum” dediğin kimselere de bir sorumluluk yoktur.
11:40قُلْنَا احْمِلْ فِيهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ
Diyanet Meali:Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de (kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki) âilen (ile iman edenleri) ona yükle.”
12:36وَقَالَ الْآخَرُ إِنِّي أَرَانِي أَحْمِلُ فَوْقَ رَأْسِي خُبْزًا
Diyanet Meali:Diğeri, “Ben de rüyamda başımın üzerinde, (kuşların yediği) bir ekmek taşıdığımı gördüm.” dedi.
13:8اللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَحْمِلُ كُلُّ أُنْثَىٰ وَمَا تَغِيضُ الْأَرْحَامُ وَمَا تَزْدَادُ
Diyanet Meali:Allah, her dişinin neye gebe olduğunu, rahimlerin artırdığı şeyi ve eksilttiği şeyi bilir.
16:7وَتَحْمِلُ أَثْقَالَكُمْ إِلَىٰ بَلَدٍ لَمْ تَكُونُوا بَالِغِيهِ إِلَّا بِشِقِّ الْأَنْفُسِ
Diyanet Meali:Onlar ağırlıklarınızı, sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar.
16:25لِيَحْمِلُوا أَوْزَارَهُمْ كَامِلَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ
Diyanet Meali:Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak yüklenirler.
17:3ذُرِّيَّةَ مَنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍ إِنَّهُ كَانَ عَبْدًا شَكُورًا
Diyanet Meali:Ey kendilerini Nûh ile birlikte (gemide) taşıdığımız kimselerin çocukları! Gerçek şu ki, o çok şükreden bir kuldu. *
17:70وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِي آدَمَ وَحَمَلْنَاهُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ
Diyanet Meali:Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık.
19:22فَحَمَلَتْهُ فَانْتَبَذَتْ بِهِ مَكَانًا قَصِيًّا
Diyanet Meali:Böylece Meryem, çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi. *
19:27فَأَتَتْ بِهِ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُ قَالُوا يَا مَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْئًا فَرِيًّا
Diyanet Meali:Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!” *
19:58وَمِمَّنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍ وَمِنْ ذُرِّيَّةِ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْرَائِيلَ
Diyanet Meali:(İşte bunlar, Âdem’in) ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan, İbrahim’in, Yakub’un (ve doğru yola iletip seçtiklerimizin) soyundan (kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir).
20:100مَنْ أَعْرَضَ عَنْهُ فَإِنَّهُ يَحْمِلُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وِزْرًا
Diyanet Meali:Kim ondan yüz çevirirse şüphesiz ki o, kıyamet gününde ağır bir günah yükü yüklenecektir. *
20:111وَعَنَتِ الْوُجُوهُ لِلْحَيِّ الْقَيُّومِ وَقَدْ خَابَ مَنْ حَمَلَ ظُلْمًا
Diyanet Meali:Bütün yüzler; diri, yaratıklarına hâkim ve onları koruyup gözeten Allah’a boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen, mutlaka hüsrana uğramıştır. *
23:22وَعَلَيْهَا وَعَلَى الْفُلْكِ تُحْمَلُونَ
Diyanet Meali:Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız. *
29:12اتَّبِعُوا سَبِيلَنَا وَلْنَحْمِلْ خَطَايَاكُمْ
Diyanet Meali:“Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim.”
29:13وَلَيَحْمِلُنَّ أَثْقَالَهُمْ وَأَثْقَالًا مَعَ أَثْقَالِهِمْ
Diyanet Meali:Andolsun, onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir.
29:60وَكَأَيِّنْ مِنْ دَابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَا اللَّهُ يَرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ
Diyanet Meali:Nice canlılar vardır ki, rızıklarını taşımazlar (yiyecek biriktirmezler). Onları da sizi de Allah rızıklandırır.
31:14وَوَصَّيْنَا الْإِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ حَمَلَتْهُ أُمُّهُ وَهْنًا عَلَىٰ وَهْنٍ
Diyanet Meali:İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi, onu her gün biraz daha güçsüz düşerek  karnında taşımıştır.
33:72إِنَّا عَرَضْنَا الْأَمَانَةَ عَلَى السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالْجِبَالِ فَأَبَيْنَ أَنْ يَحْمِلْنَهَا
Diyanet Meali:Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler.
33:72فَأَبَيْنَ أَنْ يَحْمِلْنَهَا وَأَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا الْإِنْسَانُ
Diyanet Meali:Onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi.
35:11ثُمَّ جَعَلَكُمْ أَزْوَاجًا وَمَا تَحْمِلُ مِنْ أُنْثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلْمِهِ
Diyanet Meali:Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır, ne de doğurur.
35:18وَإِنْ تَدْعُ مُثْقَلَةٌ إِلَىٰ حِمْلِهَا لَا يُحْمَلْ مِنْهُ شَيْءٌ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰ
Diyanet Meali:Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey yüklenilmez, çağırdığı kimse yakını da olsa.
36:41وَآيَةٌ لَهُمْ أَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِ
Diyanet Meali:Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir. *
40:7الَّذِينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ
Diyanet Meali:Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler.
40:80وَلِتَبْلُغُوا عَلَيْهَا حَاجَةً فِي صُدُورِكُمْ وَعَلَيْهَا وَعَلَى الْفُلْكِ تُحْمَلُونَ
Diyanet Meali:Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız.
41:47وَمَا تَخْرُجُ مِنْ ثَمَرَاتٍ مِنْ أَكْمَامِهَا وَمَا تَحْمِلُ مِنْ أُنْثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلْمِهِ
Diyanet Meali:Meyveler tomurcuklarından ancak O’nun bilgisi altında çıkar, dişi ancak O’nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur.
46:15وَوَصَّيْنَا الْإِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ إِحْسَانًا حَمَلَتْهُ أُمُّهُ كُرْهًا وَوَضَعَتْهُ كُرْهًا وَحَمْلُهُ وَفِصَالُهُ ثَلَاثُونَ شَهْرًا
Diyanet Meali:Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır.
54:13وَحَمَلْنَاهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلْوَاحٍ وَدُسُرٍ
Diyanet Meali:Biz Nûh’u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik. *
62:5مَثَلُ الَّذِينَ حُمِّلُوا التَّوْرَاةَ ثُمَّ لَمْ يَحْمِلُوهَا كَمَثَلِ الْحِمَارِ يَحْمِلُ أَسْفَارًا
Diyanet Meali:Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir.
62:5مَثَلُ الَّذِينَ حُمِّلُوا التَّوْرَاةَ ثُمَّ لَمْ يَحْمِلُوهَا كَمَثَلِ الْحِمَارِ يَحْمِلُ أَسْفَارًا
Diyanet Meali:Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir.
69:11إِنَّا لَمَّا طَغَى الْمَاءُ حَمَلْنَاكُمْ فِي الْجَارِيَةِ
Diyanet Meali:Şüphesiz, (Nûh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık. *
69:14وَحُمِلَتِ الْأَرْضُ وَالْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَاحِدَةً
Diyanet Meali:Yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca…*
69:17وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَانِيَةٌ
Diyanet Meali:O gün Rabbinin Arş’ını, bunların da üstünde sekiz taşıyıcı taşır.

حَمَّلَ : Fiil-II. Meçhulü: حُمِّلَ

2:286رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِ
Diyanet Meali:“Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme!”
20:87وَلَٰكِنَّا حُمِّلْنَا أَوْزَارًا مِنْ زِينَةِ الْقَوْمِ فَقَذَفْنَاهَا
Diyanet Meali:“Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte onları ateşe attık.”
24:54فَإِنْ تَوَلَّوْا فَإِنَّمَا عَلَيْهِ مَا حُمِّلَ
Diyanet Meali:Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen görevin sorumluluğu ancak ona aittir.
24:54وَعَلَيْكُمْ مَا حُمِّلْتُمْ وَإِنْ تُطِيعُوهُ تَهْتَدُوا
Diyanet Meali:Size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz.
62:5مَثَلُ الَّذِينَ حُمِّلُوا التَّوْرَاةَ ثُمَّ لَمْ يَحْمِلُوهَا كَمَثَلِ الْحِمَارِ يَحْمِلُ أَسْفَارًا
Diyanet Meali:Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir.

اِحْتَمَلَ : Fiil-VIII.

4:112وَمَنْ يَكْسِبْ خَطِيئَةً أَوْ إِثْمًا ثُمَّ يَرْمِ بِهِ بَرِيئًا فَقَدِ احْتَمَلَ بُهْتَانًا وَإِثْمًا مُبِينًا
Diyanet Meali:Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş olur. *
13:17فَسَالَتْ أَوْدِيَةٌ بِقَدَرِهَا فَاحْتَمَلَ السَّيْلُ زَبَدًا رَابِيًا
Diyanet Meali:(O, gökten su indirdi de) dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü.
33:58وَالَّذِينَ يُؤْذُونَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ بِغَيْرِ مَا اكْتَسَبُوا فَقَدِ احْتَمَلُوا بُهْتَانًا وَإِثْمًا مُبِينًا
Diyanet Meali:Mü’min erkekleri ve mü’min kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir. *

حَمْلٌ : İsim.

7:189فَلَمَّا تَغَشَّاهَا حَمَلَتْ حَمْلًا خَفِيفًا فَمَرَّتْ بِهِ
Diyanet Meali:(İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır.
22:2تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا
Diyanet Meali:(Onu göreceğiniz gün), her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. 
22:2تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا
Diyanet Meali:(Onu göreceğiniz gün), her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. 
46:15وَحَمْلُهُ وَفِصَالُهُ ثَلَاثُونَ شَهْرًا
Diyanet Meali:Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır.
65:4وَأُولَاتُ الْأَحْمَالِ أَجَلُهُنَّ أَنْ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ
Diyanet Meali:Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer.
65:6وَإِنْ كُنَّ أُولَاتِ حَمْلٍ فَأَنْفِقُوا عَلَيْهِنَّ حَتَّىٰ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ
Diyanet Meali:Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin.
65:6وَإِنْ كُنَّ أُولَاتِ حَمْلٍ فَأَنْفِقُوا عَلَيْهِنَّ حَتَّىٰ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ
Diyanet Meali:Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin.

حَامِلِينَ : İsim. İsm-i Fâil. Kurallı Erkek Çoğul. Nasb / Cerr Hali. Tekili: حَامِلٌ

29:12وَمَا هُمْ بِحَامِلِينَ مِنْ خَطَايَاهُمْ مِنْ شَيْءٍ
Diyanet Meali:Hâlbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir.

حَامِلَاتٌ : İsim. İsm-i Fâil. Kurallı Bayan Çoğul. Tekili: حَامِلَةٌ Müzekkeri: حَامِلٌ

51:2فَالْحَامِلَاتِ وِقْرًا
Diyanet Meali:Ağırlık taşıyanlara…*

حَمَّالَةٌ : İsim. Mübalağalı İsm-i Fâil. 

111:4وَامْرَأَتُهُ حَمَّالَةَ الْحَطَبِ
Diyanet Meali:Odun taşıyarak karısı da (o ateşe girecektir). *

حِمْلٌ : İsim

12:72قَالُوا نَفْقِدُ صُوَاعَ الْمَلِكِ وَلِمَنْ جَاءَ بِهِ حِمْلُ بَعِيرٍ وَأَنَا بِهِ زَعِيمٌ
Diyanet Meali:Onlar, “Hükümdar’ın su kabını yitirdik. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Ben buna kefilim” dediler. *
20:101خَالِدِينَ فِيهِ وَسَاءَ لَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ حِمْلًا
Diyanet Meali:Onlar o günahın cezası içinde ebediyen kalacaklardır. Sûra üfürüleceği gün, bu ağır yük onlar için ne kötü bir yüktür! *
35:18وَإِنْ تَدْعُ مُثْقَلَةٌ إِلَىٰ حِمْلِهَا لَا يُحْمَلْ مِنْهُ شَيْءٌ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰ
Diyanet Meali:Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey yüklenilmez, çağırdığı kimse yakını da olsa.

أَحْمَالٌ : İsim. Çoğul. Tekili: حَمْلٌ

65:4وَأُولَاتُ الْأَحْمَالِ أَجَلُهُنَّ أَنْ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ
Diyanet Meali:Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer.

حَمُولَةٌ : İsim.

6:142وَمِنَ الْأَنْعَامِ حَمُولَةً وَفَرْشًا كُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللَّهُ
Diyanet Meali:(Yine O), hayvanlardan da irili ufaklı (var edendir).  Allah’ın size rızık olarak verdiğinden yiyin…