ج ز ي

KÖK HARFLER:  ج ز ي

ANLAM: 

جَزَى : Karşılık olarak ödemek, vermek ya da karşılamak; yetmek; kafi gelmek; tatmin etmek. 

AÇIKLAMA:

Cezâ kelimesi, “yetinmek” ve “yeterli olmak” demektir. “Bir şeye karşılık olarak yeterli gelen şey” anlamındadır.

Cizye ise zimmet ehlinden alınan vergidir. Bu şekilde adlandırılmasının nedeni, canlarının ve mallarının karşılığında alınan vergi olmasındandır. (Müfredât)

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


TürAdetAnlamÖrnekAçıklama
جَزَىfiil-I73Karşılığını verdi, (عن) ödedi, yetti76/12Meçhul Muzari: يُجْزَى
جَازَىfiil-III1Karşılığını verdi34/17
جَزَاءٌisim42Kaza, kifayet, mükafat, karşılık98/8
جَازٍisim1Karşılığını veren31/33
جِزْيَةٌisim1Cizye, vergi9/29

Toplam118


BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Mahreci Benzeyen Kökler

Benzer Manada Kelimeler

Zıt Manada Kelimeler

AÇIKLAMA:

CEZA ile MUKÂBELE kelimeleri arasındaki fark

( ج ز ي – ق ب ل )

Bir şeyin cezası (karşılığı), o şeyden daha az olabilir fakat mukâbelesi ancak misli ile olur. (Farklar S. 47) (Mukâbele: İki şey arasında eşitlik, denklik.) Bknz: ( ق ب ل )

CEZA, SEVAB ve ECR kelimeleri arasındaki benzerlik 

( ج ز ي – ث و ب – أ ج ر )

Ceza ve sevab kelimeleri “karşılığını vermek” anlamındadır. Her ikisi de hayır ve şer konularında kullanılabilir. Fakat özellikle Türkçede yaygın kullanım olarak ceza kelimesi olumsuz, sevab kelimesi ise olumlu davranışların karşılığıdır.

Ceza bütün işlere verilen karşılıktır, sevapta ise sadece âhiret mükafatı söz konusudur. (Sabri Türkmen 178) 

Ecir kelimesi de bu anlamlara yakın bir anlama sahiptir. Ücret kelimesi de bu kökten gelir. Bunlar Allah tarafından olduğu gibi, insanlar tarafından da verilebilir. Ceza da öyledir. Fakat sevap kelimesi beşere isnad edilmemiştir. (Sabri Türkmen 177) Bknz: ( أ ج رث و ب )

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Cezâ’ جَزَاء Uygunsuz davranışlarda bulunanlara uygulanan üzüntü, sıkıntı, acı verici işlem veya yaptırım.
Cizye جِزْيَة İslam ülkelerinde Müslüman olmayanlardan alınan bir çeşit vergi.
Tecziye تَجْزِيَة Cezalandırma.
Mücâzât مُجَازَات İşlenen bir suçtan ötürü ceza verme.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

جَزَى : Fiil-I. Meçhul Muzari: يُجْزَى

2:48وَاتَّقُوا يَوْمًا لَا تَجْزِي نَفْسٌ عَنْ نَفْسٍ شَيْئًا
Diyanet Meali:Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez.
2:123وَاتَّقُوا يَوْمًا لَا تَجْزِي نَفْسٌ عَنْ نَفْسٍ شَيْئًا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا عَدْلٌ
Diyanet Meali:Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı … günden sakının.
3:144وَسَيَجْزِي اللَّهُ الشَّاكِرِينَ
Diyanet Meali:
Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır.
3:145وَمَنْ يُرِدْ ثَوَابَ الْآخِرَةِ نُؤْتِهِ مِنْهَا وَسَنَجْزِي الشَّاكِرِينَ
Diyanet Meali:Kim de ahiret mükâfatını isterse, ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız.
4:123مَنْ يَعْمَلْ سُوءًا يُجْزَ بِهِ وَلَا يَجِدْ لَهُ مِنْ دُونِ اللَّهِ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
Diyanet Meali:İKim kötü bir iş yaparsa, onunla cezalandırılır. O, kendisine Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilir.
6:84وَكَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
Diyanet Meali:İyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız.
6:93الْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ الْهُونِ
Diyanet Meali:“Bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız.”
6:120إِنَّ الَّذِينَ يَكْسِبُونَ الْإِثْمَ سَيُجْزَوْنَ بِمَا كَانُوا يَقْتَرِفُونَ
Diyanet Meali:Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır.
6:138سَيَجْزِيهِمْ بِمَا كَانُوا يَفْتَرُونَ
Diyanet Meali:Bu iftiraları sebebiyle Allah onları cezalandıracaktır.
6:139سَيَجْزِيهِمْ وَصْفَهُمْ إِنَّهُ حَكِيمٌ عَلِيمٌ
Diyanet Meali:Allah, onların bu tür nitelemelerinin cezasını verecektir.  Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.
6:146ذَٰلِكَ جَزَيْنَاهُمْ بِبَغْيِهِمْ وَإِنَّا لَصَادِقُونَ
Diyanet Meali:İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık.  Biz elbette doğru söyleyenleriz.
6:157سَنَجْزِي الَّذِينَ يَصْدِفُونَ عَنْ آيَاتِنَا سُوءَ الْعَذَابِ
Diyanet Meali:İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları, (yapmakta oldukları engellemeden dolayı) azabın en kötüsü ile cezalandıracağız.
6:160وَمَنْ جَاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزَىٰ إِلَّا مِثْلَهَا
Diyanet Meali:Kim de bir kötülük yaparsa, o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır…
7:40وَلَا يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّىٰ يَلِجَ الْجَمَلُ فِي سَمِّ الْخِيَاطِ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُجْرِمِينَ
Diyanet Meali:Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler!  Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.
7:41لَهُمْ مِنْ جَهَنَّمَ مِهَادٌ وَمِنْ فَوْقِهِمْ غَوَاشٍ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِي الظَّالِمِينَ
Diyanet Meali:Onlar için cehennem ateşinden döşek, üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız. *
7:147هَلْ يُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Diyanet Meali:Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler.
7:152وَكَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُفْتَرِينَ
Diyanet Meali:İşte biz iftiracıları böyle cezalandırırız.
7:180وَذَرُوا الَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِي أَسْمَائِهِ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Diyanet Meali:O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.
9:121لِيَجْزِيَهُمُ اللَّهُ أَحْسَنَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Diyanet Meali: Allah’ın, yaptıklarının daha güzeliyle kendilerini mükâfatlandırması için…
10:4لِيَجْزِيَ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ بِالْقِسْطِ
Diyanet Meali:(Şüphesiz O, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra), iman edip salih ameller işleyenleri adaletle mükâfatlandırmak için (yaratmayı tekrar eder).
10:13وَمَا كَانُوا لِيُؤْمِنُوا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْقَوْمَ الْمُجْرِمِينَ
Diyanet Meali:Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.
10:52ذُوقُوا عَذَابَ الْخُلْدِ هَلْ تُجْزَوْنَ إِلَّا بِمَا كُنْتُمْ تَكْسِبُونَ
Diyanet Meali:“Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz.”
12:22وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُ آتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَكَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
Diyanet Meali:Olgunluk çağına erişince, ona hikmet ve ilim verdik. İşte biz, iyi davrananları böyle mükâfatlandırırız. *
12:75قَالُوا جَزَاؤُهُ مَنْ وُجِدَ فِي رَحْلِهِ فَهُوَ جَزَاؤُهُ كَذَٰلِكَ نَجْزِي الظَّالِمِينَ
Diyanet Meali:Onlar da: “Cezası, su kabı kimin yükünde bulunursa, o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” dediler. *
12:88فَأَوْفِ لَنَا الْكَيْلَ وَتَصَدَّقْ عَلَيْنَا إِنَّ اللَّهَ يَجْزِي الْمُتَصَدِّقِينَ
Diyanet Meali:“Zahiremizi tam ölç, ayrıca bize sadaka ver. Şüphesiz Allah, sadaka verenleri mükâfatlandırır.”
14:51لِيَجْزِيَ اللَّهُ كُلَّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْ إِنَّ اللَّهَ سَرِيعُ الْحِسَابِ
Diyanet Meali:Allah, herkese kazandığının karşılığını vermek için böyle yapar. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. *
16:31لَهُمْ فِيهَا مَا يَشَاءُونَ كَذَٰلِكَ يَجْزِي اللَّهُ الْمُتَّقِينَ
Diyanet Meali:Kendileri için orada diledikleri her şey vardır. Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları böyle mükâfatlandırır.
16:96وَلَنَجْزِيَنَّ الَّذِينَ صَبَرُوا أَجْرَهُمْ بِأَحْسَنِ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Diyanet Meali:Elbette sabredenlere, yapmakta olduklarının en güzeliyle mükâfatlarını vereceğiz.
16:97وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَجْرَهُمْ بِأَحْسَنِ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Diyanet Meali:Ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz.
20:15إِنَّ السَّاعَةَ آتِيَةٌ أَكَادُ أُخْفِيهَا لِتُجْزَىٰ كُلُّ نَفْسٍ بِمَا تَسْعَىٰ
Diyanet Meali:“Kıyamet mutlaka gelecektir. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim.” *
20:127وَكَذَٰلِكَ نَجْزِي مَنْ أَسْرَفَ وَلَمْ يُؤْمِنْ بِآيَاتِ رَبِّهِ
Diyanet Meali:Haddi aşan ve Rabbi’nin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız.
21:29وَمَنْ يَقُلْ مِنْهُمْ إِنِّي إِلَٰهٌ مِنْ دُونِهِ فَذَٰلِكَ نَجْزِيهِ جَهَنَّمَ
Diyanet Meali:İçlerinden her kim, “Allah’tan başka ben de şüphesiz bir ilâhım” derse, böylesini cehennemle cezalandırırız.
21:29فَذَٰلِكَ نَجْزِيهِ جَهَنَّمَ كَذَٰلِكَ نَجْزِي الظَّالِمِينَ
Diyanet Meali:Böylesini cehennemle cezalandırırız. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.
23:111إِنِّي جَزَيْتُهُمُ الْيَوْمَ بِمَا صَبَرُوا أَنَّهُمْ هُمُ الْفَائِزُونَ
Diyanet Meali:Sabretmiş olmaları sebebiyle, bugün ben onları mükâfatlandırdım. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir. *
24:38لِيَجْزِيَهُمُ اللَّهُ أَحْسَنَ مَا عَمِلُوا وَيَزِيدَهُمْ مِنْ فَضْلِهِ
Diyanet Meali:(Bütün bunları) Allah, kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükâfatlandırsın ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar).
25:75أُولَٰئِكَ يُجْزَوْنَ الْغُرْفَةَ بِمَا صَبَرُوا وَيُلَقَّوْنَ فِيهَا تَحِيَّةً وَسَلَامًا
Diyanet Meali:İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır. *
27:90هَلْ تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Diyanet Meali:“Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz.”
28:14وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُ وَاسْتَوَىٰ آتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَكَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
Diyanet Meali:Mûsâ, olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca, biz ona ilim ve hikmet verdik. Biz, iyilik edenleri böyle mükâfatlandırırız. *
28:25قَالَتْ إِنَّ أَبِي يَدْعُوكَ لِيَجْزِيَكَ أَجْرَ مَا سَقَيْتَ لَنَا
Diyanet Meali:“Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor” dedi.
28:84وَمَنْ جَاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزَى الَّذِينَ عَمِلُوا السَّيِّئَاتِ إِلَّا مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Diyanet Meali:Kim bir iyilik getirirse, ona bundan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük getirirse, bilsin ki, kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar. *
29:7لَنُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَحْسَنَ الَّذِي كَانُوا يَعْمَلُونَ
Diyanet Meali:(İman edip salih amel işleyenlerin) kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükâfatlandıracağız.
30:45لِيَجْزِيَ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْ فَضْلِهِ
Diyanet Meali:(Bu hazırlığı Allah’ın); iman edip salih amel işleyenleri kendi lütfundan mükâfatlandırması için (yaparlar).
31:33وَاخْشَوْا يَوْمًا لَا يَجْزِي وَالِدٌ عَنْ وَلَدِهِ
Diyanet Meali:Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, (hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı) günden korkun!
33:24لِيَجْزِيَ اللَّهُ الصَّادِقِينَ بِصِدْقِهِمْ
Diyanet Meali:(Bunun böyle olması) Allah’ın, doğruları, doğrulukları sebebiyle mükâfatlandırması … içindir.
34:4لِيَجْزِيَ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ أُولَٰئِكَ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ
Diyanet Meali:Allah’ın, iman edip salih amel işleyenleri mükâfatlandırması için (her şey o kitapta tespit edilmiştir.) İşte onlar için bir bağışlanma ve bereketli bir rızık vardır. *
34:17ذَٰلِكَ جَزَيْنَاهُمْ بِمَا كَفَرُوا وَهَلْ نُجَازِي إِلَّا الْكَفُورَ
Diyanet Meali:Nimetlere karşı nankörlük etmeleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız. *
34:33هَلْ يُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Diyanet Meali:Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.
35:36كَذَٰلِكَ نَجْزِي كُلَّ كَفُورٍ
Diyanet Meali:İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız.
36:54فَالْيَوْمَ لَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْئًا وَلَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Diyanet Meali:O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir. *
37:39وَمَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Diyanet Meali:Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız. *
37:80إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
Diyanet Meali:İşte biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız. *
37:105قَدْ صَدَّقْتَ الرُّؤْيَا إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
Diyanet Meali:“Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.” *
37:110كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
Diyanet Meali:İyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız. *
37:121إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
Diyanet Meali:Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız. *
37:131إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
Diyanet Meali:Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız. *
39:35وَيَجْزِيَهُمْ أَجْرَهُمْ بِأَحْسَنِ الَّذِي كَانُوا يَعْمَلُونَ
Diyanet Meali:Ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükâfatlandırdı).
40:17الْيَوْمَ تُجْزَىٰ كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ
Diyanet Meali:Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir.
40:40مَنْ عَمِلَ سَيِّئَةً فَلَا يُجْزَىٰ إِلَّا مِثْلَهَا
Diyanet Meali:“Kim bir kötülük yaparsa, ancak onun kadar ceza görür.”
41:27وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَسْوَأَ الَّذِي كَانُوا يَعْمَلُونَ
Diyanet Meali:Ve onları yaptıklarının en kötüsü ile cezalandıracağız.
45:14لِيَجْزِيَ قَوْمًا بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
Diyanet Meali:(İnananlara söyle, Allah’ın ceza günlerinin geleceğini ummayanları şimdilik bağışlasınlar ki) Allah herhangi bir topluma (kendi) kazandığının karşılığını versin.
45:22وَلِتُجْزَىٰ كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
Diyanet Meali:(Allah, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak), herkese kazandığının karşılığı verilsin diye (yaratmıştır). Onlara zulm edilmez.
45:28كُلُّ أُمَّةٍ تُدْعَىٰ إِلَىٰ كِتَابِهَا الْيَوْمَ تُجْزَوْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Diyanet Meali:Her ümmet kendi kitabına çağrılır. (Onlara şöyle denilir:) “Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir.”
46:20فَالْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ الْهُونِ بِمَا كُنْتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ
Diyanet Meali:Bugün ise (yeryüzünde haksız yere) büyüklük taslamanızdan (ve yoldan çıkmanızdan) dolayı, alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız.”
46:25فَأَصْبَحُوا لَا يُرَىٰ إِلَّا مَسَاكِنُهُمْ كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْقَوْمَ الْمُجْرِمِينَ
Diyanet Meali:Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hâle geldiler. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.
52:16سَوَاءٌ عَلَيْكُمْ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Diyanet Meali:“(Girin oraya. İster dayanın, ister dayanmayın), sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor.”
53:31لِيَجْزِيَ الَّذِينَ أَسَاءُوا بِمَا عَمِلُوا
Diyanet Meali:(Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, (iyilik edenleri de daha güzeliyle mükâfatlandırması) için (böyle)dir.
53:31وَيَجْزِيَ الَّذِينَ أَحْسَنُوا بِالْحُسْنَى
Diyanet Meali:(Bu kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması), iyilik edenleri de daha güzeliyle mükâfatlandırması için (böyle)dir.
53:41ثُمَّ يُجْزَاهُ الْجَزَاءَ الْأَوْفَىٰ
Diyanet Meali:Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir. *
54:35نِعْمَةً مِنْ عِنْدِنَا كَذَٰلِكَ نَجْزِي مَنْ شَكَرَ
Diyanet Meali:Katımızdan bir nimet olarak (bir seher vakti onları kurtardık). Şükredenleri işte böyle mükâfatlandırırız.
66:7لَا تَعْتَذِرُوا الْيَوْمَ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Diyanet Meali:Bu gün özür dilemeyin! Siz ancak yapmakta olduklarınızın karşılığını görüyorsunuz.
76:12وَجَزَاهُمْ بِمَا صَبَرُوا جَنَّةً وَحَرِيرًا
Diyanet Meali:Sabretmelerine karşılık da onları cennet ve ipek(ten giysiler) ile mükâfatlandırır. *
77:44إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
Diyanet Meali:Şüphesiz biz iyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız. *
92:19وَمَا لِأَحَدٍ عِنْدَهُ مِنْ نِعْمَةٍ تُجْزَىٰ
Diyanet Meali:O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. *

جَازَى : Fiil-III. 

34:17ذَٰلِكَ جَزَيْنَاهُمْ بِمَا كَفَرُوا وَهَلْ نُجَازِي إِلَّا الْكَفُورَ
Diyanet Meali:Nimetlere karşı nankörlük etmeleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız. *

جَزَاءٌ : İsim.

2:85فَمَا جَزَاءُ مَنْ يَفْعَلُ ذَٰلِكَ مِنْكُمْ إِلَّا خِزْيٌ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا
Diyanet Meali:Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir.
2:191فَإِنْ قَاتَلُوكُمْ فَاقْتُلُوهُمْ كَذَٰلِكَ جَزَاءُ الْكَافِرِينَ
Diyanet Meali:Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.
3:87أُولَٰئِكَ جَزَاؤُهُمْ أَنَّ عَلَيْهِمْ لَعْنَةَ اللَّهِ وَالْمَلَائِكَةِ
Diyanet Meali:İşte onların cezası; Allah’ın, meleklerin (ve bütün insanların) lânetinin üzerlerine olmasıdır.
3:136أُولَٰئِكَ جَزَاؤُهُمْ مَغْفِرَةٌ مِنْ رَبِّهِمْ
Diyanet Meali:İşte onların mükâfatı Rab’leri tarafından bağışlanma…
4:93وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا فَجَزَاؤُهُ جَهَنَّمُ خَالِدًا فِيهَا
Diyanet Meali:Kim bir mü’mini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî kalacağı cehennemdir.
5:29فَتَكُونَ مِنْ أَصْحَابِ النَّارِ وَذَٰلِكَ جَزَاءُ الظَّالِمِينَ
Diyanet Meali:“(Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip) cehennemliklerden olasın. İşte bu zalimlerin cezasıdır.”
5:33إِنَّمَا جَزَاءُ الَّذِينَ يُحَارِبُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الْأَرْضِ فَسَادًا أَنْ يُقَتَّلُوا
Diyanet Meali:Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri…
5:38وَالسَّارِقُ وَالسَّارِقَةُ فَاقْطَعُوا أَيْدِيَهُمَا جَزَاءً بِمَا كَسَبَا
Diyanet Meali:Yaptıklarına bir karşılık (ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide) olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin.
5:85وَذَٰلِكَ جَزَاءُ الْمُحْسِنِينَ
Diyanet Meali:İşte bu, iyilik yapanların mükâfatıdır.
5:95وَمَنْ قَتَلَهُ مِنْكُمْ مُتَعَمِّدًا فَجَزَاءٌ مِثْلُ مَا قَتَلَ مِنَ النَّعَمِ
Diyanet Meali:Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), öldürdüğünün dengi olup…
9:26وَعَذَّبَ الَّذِينَ كَفَرُوا وَذَٰلِكَ جَزَاءُ الْكَافِرِينَ
Diyanet Meali:Ve inkâr edenlere azap verdi. İşte bu, inkârcıların cezasıdır.
9:82فَلْيَضْحَكُوا قَلِيلًا وَلْيَبْكُوا كَثِيرًا جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
Diyanet Meali:Artık kazandıklarının karşılığı olarak, az gülsünler, çok ağlasınlar. *
9:95إِنَّهُمْ رِجْسٌ وَمَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
Diyanet Meali:Çünkü onlar pistir. Kazandıklarının karşılığı olarak, varacakları yer de cehennemdir.
10:27وَالَّذِينَ كَسَبُوا السَّيِّئَاتِ جَزَاءُ سَيِّئَةٍ بِمِثْلِهَا
Diyanet Meali:Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir…
12:25قَالَتْ مَا جَزَاءُ مَنْ أَرَادَ بِأَهْلِكَ سُوءًا إِلَّا أَنْ يُسْجَنَ
Diyanet Meali:Kadın dedi ki: “Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, ancak zindana atılmak (veya can yakıcı bir azaptır).”
12:74قَالُوا فَمَا جَزَاؤُهُ إِنْ كُنْتُمْ كَاذِبِينَ
Diyanet Meali:Onlar, “Eğer yalancı iseniz, hırsızlığın cezası nedir?” dediler. *
12:75قَالُوا جَزَاؤُهُ مَنْ وُجِدَ فِي رَحْلِهِ
Diyanet Meali:Onlar da: “Cezası, su kabı kimin yükünde bulunursa, (o kimsenin kendisinin alıkonması onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız)” dediler.
12:75فَهُوَ جَزَاؤُهُ كَذَٰلِكَ نَجْزِي الظَّالِمِينَ
Diyanet Meali:(Onlar da: “Cezası, su kabı kimin yükünde bulunursa), o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” (dediler).
17:63قَالَ اذْهَبْ فَمَنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ فَإِنَّ جَهَنَّمَ جَزَاؤُكُمْ
Diyanet Meali:Allah, şöyle dedi: “Çekil, git.” Onlardan kim sana uyarsa, kuşkusuz cehennem (tam bir karşılık olarak) hepinizin cezası olacaktır.”
17:63قَالَ اذْهَبْ فَمَنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ فَإِنَّ جَهَنَّمَ جَزَاؤُكُمْ جَزَاءً مَوْفُورًا
Diyanet Meali:Allah, şöyle dedi: “Çekil, git.” Onlardan kim sana uyarsa, kuşkusuz cehennem tam bir karşılık olarak hepinizin cezası olacaktır.” *
17:98ذَٰلِكَ جَزَاؤُهُمْ بِأَنَّهُمْ كَفَرُوا بِآيَاتِنَا
Diyanet Meali:Bu, onların cezasıdır. Çünkü onlar âyetlerimizi inkâr ettiler…
18:88وَأَمَّا مَنْ آمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَلَهُ جَزَاءً الْحُسْنَىٰ
Diyanet Meali:“Her kim de iman eder ve salih amel işlerse, ona mükâfat olarak daha güzeli var.”
18:106ذَٰلِكَ جَزَاؤُهُمْ جَهَنَّمُ بِمَا كَفَرُوا وَاتَّخَذُوا آيَاتِي وَرُسُلِي هُزُوًا
Diyanet Meali:İşte böyle. İnkâr etmeleri, âyetlerimi ve Peygamberlerimi alay konusu yapmaları yüzünden onların cezası cehennemdir. *
20:76وَذَٰلِكَ جَزَاءُ مَنْ تَزَكَّىٰ
Diyanet Meali:İşte bu, günahlardan temizlenenlerin mükâfatıdır.
25:15كَانَتْ لَهُمْ جَزَاءً وَمَصِيرًا
Diyanet Meali:Orası onlar için bir mükâfat ve varılacak bir yerdir.
32:17فَلَا تَعْلَمُ نَفْسٌ مَا أُخْفِيَ لَهُمْ مِنْ قُرَّةِ أَعْيُنٍ جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Diyanet Meali:Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez. *
34:37فَأُولَٰئِكَ لَهُمْ جَزَاءُ الضِّعْفِ بِمَا عَمِلُوا وَهُمْ فِي الْغُرُفَاتِ آمِنُونَ
Diyanet Meali:İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükâfat vardır. Onlar cennet köşklerinde güven içindedirler.
39:34لَهُمْ مَا يَشَاءُونَ عِنْدَ رَبِّهِمْ ذَٰلِكَ جَزَاءُ الْمُحْسِنِينَ
Diyanet Meali:Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu, iyilik yapanların mükâfatıdır. *
41:28ذَٰلِكَ جَزَاءُ أَعْدَاءِ اللَّهِ النَّارُ
Diyanet Meali:İşte böyle, Allah düşmanlarının cezası ateştir.
41:28لَهُمْ فِيهَا دَارُ الْخُلْدِ جَزَاءً بِمَا كَانُوا بِآيَاتِنَا يَجْحَدُونَ
Diyanet Meali:Âyetlerimizi inkâr etmelerinin cezası olarak orada onlar için ebedîlik yurdu vardır.
42:40وَجَزَاءُ سَيِّئَةٍ سَيِّئَةٌ مِثْلُهَا
Diyanet Meali:Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır).
46:14أُولَٰئِكَ أَصْحَابُ الْجَنَّةِ خَالِدِينَ فِيهَا جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Diyanet Meali:Onlar cennetliklerdir. Yapmakta olduklarına karşılık, orada sürekli kalacaklardır. *
53:41ثُمَّ يُجْزَاهُ الْجَزَاءَ الْأَوْفَىٰ
Diyanet Meali:Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir. *
54:14تَجْرِي بِأَعْيُنِنَا جَزَاءً لِمَنْ كَانَ كُفِرَ
Diyanet Meali:Gemi, inkâr edilen kimseye (Nuh’a) bir mükâfat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu. *
55:60هَلْ جَزَاءُ الْإِحْسَانِ إِلَّا الْإِحْسَانُ
Diyanet Meali:İyiliğin karşılığı, yalnız iyiliktir. *
56:24جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Diyanet Meali:(Bütün bunlar) işledikleri amellere karşılık bir mükâfat olarak (verilir.) *
59:17وَذَٰلِكَ جَزَاءُ الظَّالِمِينَ
Diyanet Meali:İşte zalimlerin cezası budur.
76:9إِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنْكُمْ جَزَاءً وَلَا شُكُورًا
Diyanet Meali:(Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) “Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz.” *
76:22إِنَّ هَٰذَا كَانَ لَكُمْ جَزَاءً وَكَانَ سَعْيُكُمْ مَشْكُورًا
Diyanet Meali:Onlara şöyle denecektir: “Şüphesiz bu sizin için bir mükâfattır. Çalışma ve çabanız makbul görülmüştür.” *
78:26جَزَاءً وِفَاقًا
Diyanet Meali:Uygun bir ceza olarak…*
78:36جَزَاءً مِنْ رَبِّكَ عَطَاءً حِسَابًا
Diyanet Meali:(Bunlar kendilerine); Rabbinden … bir mükâfat, yeterli bir ihsan olarak (verilmiştir). *
98:8جَزَاؤُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ
Diyanet Meali:Rableri katında onların mükâfatı, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleridir.

جَازٍ : İsim. İsm-i Fâil. 

31:33وَلَا مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَنْ وَالِدِهِ شَيْئًا
Diyanet Meali:(Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı), hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı (günden korkun)!

جِزْيَةٌ : İsim.

9:29حَتَّىٰ يُعْطُوا الْجِزْيَةَ عَنْ يَدٍ وَهُمْ صَاغِرُونَ
Diyanet Meali:Küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar (savaşın).