ب ض ع

KÖK HARFLER:  ب ض ع

ANLAM: 

بَضَعَ : Bir şeyi kesmek, onu parça parça etmek, onu boyuna kesmek.

AÇIKLAMA:

xx

DİĞER BAZI TÜREVLER:

xx

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


Tür Adet Anlam Örnek Âyet
بِضَاعَةٌ isim 5 Sermaye, ana mal. 12/19
بِضْعٌ isim 2 Birkaç (Üç ile dokuz arasındaki sayıları ifade eder). 12/42

Toplam: 7

BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Mahreci Benzeyen Kökler

Benzer Manada Kelimeler

  • بَضَعَ
  • بِضْعٌ
    • قَلِيلٌ > bak: ق ل ل
    • حِفْنَةٌ
  • بِضَاعَةٌ
  • اِسْتِبْضَاعٌ
    • تَسَوُّقٌ > bak: س و ق
    • تَبَضُّعٌ > bu kök
  • مِبْضَعٌ
    • مَشْرَطٌ > bak: ش ر ط
    • مِبْزَعٌ

Zıt Manada Kelimeler

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelere günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Bid’ بِضْع Geceden bir kısım. Üçten ona ve on ikiden yirmiye varana kadar olan sayılar.
Bidâat (Bidâa) بِضَاعَة Sermaye, ana para.
İbdâ’ إِبْضَاع Birisine kar tamamen kendine ait olmak üzere sermaye vermek. Parça parça etmek.
Mübzi’ مُبْضِع Karı ve kazancı tamamen kendisine kalmak üzere birine sermaye veren.
Mibza’ مُبْضَع Kan almakta kullanılan alet. Neşter.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

بِضَاعَةٌ : İsim. 

12:19 قَالَ يَا بُشْرَىٰ هَٰذَا غُلَامٌ وَأَسَرُّوهُ بِضَاعَةً
Diyanet Meali: “Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!” dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. 
12:62 وَقَالَ لِفِتْيَانِهِ اجْعَلُوا بِضَاعَتَهُمْ فِي رِحَالِهِمْ
Diyanet Meali: Yûsuf, adamlarına dedi ki: “Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun.”
12:65 وَلَمَّا فَتَحُوا مَتَاعَهُمْ وَجَدُوا بِضَاعَتَهُمْ رُدَّتْ إِلَيْهِمْ
Diyanet Meali: Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. 
12:65 هَٰذِهِ بِضَاعَتُنَا رُدَّتْ إِلَيْنَا وَنَمِيرُ أَهْلَنَا وَنَحْفَظُ أَخَانَا
Diyanet Meali: İşte ödediğimiz bedeller de bize geri verilmiş. Onunla yine ailemize yiyecek getirir, kardeşimizi koruruz..
12:88 مَسَّنَا وَأَهْلَنَا الضُّرُّ وَجِئْنَا بِبِضَاعَةٍ مُزْجَاةٍ
Diyanet Meali: Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Değersiz bir sermaye ile geldik.

بِضْعٌ : İsim. 

12:42 فَأَنْسَاهُ الشَّيْطَانُ ذِكْرَ رَبِّهِ فَلَبِثَ فِي السِّجْنِ بِضْعَ سِنِينَ
Diyanet Meali: Fakat şeytan onu efendisine hatırlatmayı unutturdu da bu yüzden o, birkaç yıl daha zindanda kaldı.
30:4 فِي بِضْعِ سِنِينَ لِلَّهِ الْأَمْرُ مِنْ قَبْلُ وَمِنْ بَعْدُ
Diyanet Meali: Birkaç yıl içinde (galip geleceklerdir). Önce de, sonra da emir Allah’ındır.