ص ر م

KÖK HARFLER: ص ر م

ANLAM: 

صَرَمَ : Kesmek, boylu boyunca kesmek; koparmak, devşirmek, ayırmak.

AÇIKLAMA:

صَرْمٌ : Kesmek.

صَرِيمَةٌ : Bir işi muhkem ve sağlam hale getirmek. 

صَرِيمٌ : Kum yığından kesilip ayrılmış (مُنْصَرِمٌ) bir kıta, parça. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: فَأَصْبَحَتْ كَالصَّرِيمِ : Bahçe sarim gibi oldu (68/Kalem 20). Bu ayet, 

  1. Bir görüşe göre “صَرِيمَةٌ yani yemişi kesilmiş ağaçlar gibi oluverdi” anlamındadır. 
  2. Başka bir görüşe göre ise “gece gibi oluverdi” anlamındadır. Çünkü “geceye” صَرِيمٌ denir. Bu itibarla ayet şu anlama gelir: “Yanıp kül olmasından dolayı bahçe, tıpkı gece gibi siyah bir hale geliverdi.”

Şu sözüne gelince: إِذْ أَقْسَمُوا لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ : Hani onlar, sabah olurken onu (mahsûllerini) sarm edeceklerine yemin etmişlerdi (68/17). Yani “onu değiştireceklerine ve uzanıp alacaklarına…” Şöyle buyurmuştur: فَتَنَادَوْا مُصْبِحِينَ – أَنِ اغْدُوا عَلَى حَرْثِكُمْ إِنْ كُنْتُمْ صَارِمِينَ : Sabah erken: “Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın” diye birbirlerine seslendiler (68/21-22).

صَارِمٌ : Keskin, nüfus edici ya da kuvvetli, etkili.

نَاقَةٌ مَصْرُومَةٌ : Burada sanki “kuvvet kazansın diye dişi devenin memesinin kesildiği bundan dolayı da sütünün çıkmadığı” söylenmek istenir. 

تَصَرَّمَتِ السَّنَةُ : Yıl bitti.

اِنْصَرَمَ الشَّيْءُ : Şu şey kesildi.

أَصْرَمَ : Adamın ekonomik durumu kötüleşti. (Müfredât)

DİĞER BAZI TÜREVLER:

صَرَمَ (geniş zaman يَصْرِمُ mastar isim صَرْمٌ): 

صَرَمَهُ : Onu kesti (eşanlamlısı قَطَعَهُ); onu boylu boyunca kesti; onu kopardı, devşirdi veya ayırdı.

صَرَمَ النَّخْلَ : Hurma ağaçlarından meyveleri kopardı, devşirdi.

صَرَمَهُ : Onunla konuşmayı veya ilişkisini kesti; onu bıraktı.

صَرَمَ اَمْرَهُ : Durumuna karar verdi.

صَرَمَ عِنْدَنَا شَهْرًا : Bir ay bizimle kaldı.

صَرُمَ : Cesur, atılgan veya eli çabuktu ya da öyle oldu.

صَارِمٌ : Kesme; boylu boyunca kesme; ayırma veya koparma; (ismi fail): Kesen veya koparan kişi.

صَارِمٌ ayrıca birlik bağlarını koparan kişi anlamına gelirken; kılıç için kullanıldığında keskin, kişi için kullanıldığında ise güçlü, azimli, atılgan, cesur veya gayretli anlamlarına da gelir.

اَلصَّارِمُ : Aslan.

صَرِيمٌ ve مَصْرُومٌ: Kesilmiş; koparılmış; boylu boyunca kesilmiş; yarılmış; tan veya şafak vakti; gece; karanlık gece veya gecenin bir bölümü; gecenin başı veya sonu; hiçbir şeyin yetişmediği uğursuz toprak; bereketsiz kara kuru toprak; annesinden süt emmemesi için yavrunun ağzına yerleştirilen ve başına bağlanarak sabitlenen çomak.
اَمْرٌ صَرِيمٌ : Çözüme varılmış konu; karara bağlanmış mesele.

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


TürAdetAnlamÖrnek
صَرَمَfiil-I1Azmetti. Alâkayı kesti. Kesti, söktü, devşirdi, topladı.68/17
صَرِيمٌisim1Kesilmiş, sökülmüş. (Münbit olmayan) kara toprak. Karanlık gece.68/20
صَارِمٌisim1Azmeden. Alâkayı kesen. Kesen, söken, devşiren, toplayan.68/22

Toplam3

BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Benzer Manada Kelimeler

Zıt Manada Kelimeler

  • صَرَمَ (a)
  • صَرَمَ (b)
    • وَافَقَ > bak: و ف ق
    • (مَالَ (إِلَى > bak: م ي ل
    • (اِقْتَرَبَ (مِنْ > bak: ق ر ب
    • خَالَطَ > bak: خ ل ط
    • وَاءَمَ
    • لَاءَمَ

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelere günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Sârim صَرِيم Keskin, kesici.

Çoğulu: Savârım
Tasarrum تَصَرُّم Cesaretlenme, yiğitlenme.
Mutasarrım مُتَصَرِّم Yiğit.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

صَرَمَ : Fiil-I. 

68:17 إِنَّا بَلَوْنَاهُمْ كَمَا بَلَوْنَا أَصْحَابَ الْجَنَّةِ إِذْ أَقْسَمُوا لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ
Diyanet Meali: Şüphesiz biz, vaktiyle “bahçe sahipleri”ne belâ verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkârcılara) da belâ verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi. *

صَرِيمٌ : İsim.

68:20 فَأَصْبَحَتْ كَالصَّرِيمِ
Diyanet Meali: Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü. *

صَارِمِينَ : İsim. İsm-i Fâil. Kurallı Erkek Çoğul. Nasb / Cerr Hali. Tekili: صَارِمٌ

68:22 أَنِ اغْدُوا عَلَىٰ حَرْثِكُمْ إِنْ كُنْتُمْ صَارِمِينَ
Diyanet Meali: “Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin.” *