KÖK HARFLER: ص و ت
ANLAM:
صَاتَ : Bir şey ses çıkarmak; bir ses, gürültü, seda veya nida çıkarmak, üretmek, yaymak. Sesini yükseltmek, bağırmak ya da çağırmak; haykırmak, seslenmek, feryat etmek.
AÇIKLAMA:
صَوْتٌ : İki cismin birbiri üzerine vurulması sonucunda ortaya çıkan sıkışık hava. İki çeşittir:
1) Herhangi bir şeyle nakışlanmaktan, süslenmekten soyutlanmış ses. Mesela, uzatılan ses gibi.
2) Belirli bir suretle nakışlanmış, süslenmiş ses. Nakışlanmış, süslenmiş ses ise iki çeşittir:
- “Zorunlu olarak çıkan ses”. Cansızlardan ve hayvanlardan çıkan sesler gibi.
- “İhtiyari olarak çıkan ses”. İnsandan çıkan sesler gibi. Bu da iki çeşittir:
1) Bir kısmı el aracılığıyla çıkarılır. Mesela ud vb. şeylerin sesi gibi.
2) Bir kısmı da ağız aracılığıyla çıkarılır. Ağız aracılığıyla çıkarılan ses ise iki çeşittir: Konuşma türünden olan ve olmayan ses. Konuşma türünden olmayana mesela ney sesi girer. Konuşma ise ya müfret bir söz olur, ya da söz türlerinden herhangi biri gibi mürekkep olur.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur: يَوْمَئِذٍ يَتَّبِعُونَ الدَّاعِيَ لَا عِوَجَ لَهُ وَخَشَعَتِ الْأَصْوَاتُ لِلرَّحْمَنِ فَلَا تَسْمَعُ إِلَّا هَمْسًا : O gün davetçiye hiçbir yana sapmadan uyacaklar. Öyle ki, Rahmân’ın heybetinden sesler kısılmıştır; artık bir fısıltıdan başka hiçbir şey işitemezsin (20/108). Yine şöyle buyurmuştur: إِنَّ أَنْكَرَ الْأَصْوَاتِ لَصَوْتُ الْحَمِيرِ : Seslerin en çirkini eşeklerin sesidir (31/19).
Şöyle buyurmuştur: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا لَا تَرْفَعُوا أَصْوَاتَكُمْ فَوْقَ صَوْتِ النَّبِيِّ : Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber’in sesinden fazla yükseltmeyin (49/2). Burada nehiy ile ilgili özellikle صَوْتٌ (ses) kelimesinin kullanılmasının nedeni, bunun konuşmadan ve sözden daha genel anlamlı olmasıdır. Ayrıca, sözü onun sözünün üzerine yükseltmenin değil de, sesi onun sesinin üzerine yükseltmenin mekruh, kerih görüldüğünü ifade etmek için özellikle صَوْتٌ kelimesini kullanılmış olması da mümkündür.
رَجُلٌ صَيِّتٌ : Şiddetli güçlü ya da yüksek sesli adam.
صَائِتٌ : Sesini yükselten, bağıran, çağıran ya da haykıran (صَائِحٌ).
Her ne kadar temelde “sesin yayılmasıyla” ilgili olsa da صِيت kelimesinin kullanımı “iyilikle, hayırla anılmaya, yad edilmeye, iyi şöhrete, üne” tahsis edilmiştir. (Müfredât)
DİĞER BAZI TÜREVLER:
صَاتَ (geniş zaman يَصُوتُ mastar isim صَوْتٌ): O şey ses çıkardı; o kişi veya şey bir ses, gürültü, seda veya nida çıkardı, üretti, yaydı. Sesini yükseltti, bağırdı ya da çağırdı, haykırdı, seslendi, feryat etti.
صَوْتٌ : Bir insana veya diğer şeylere ait bir ses, gürültü, seda, nida, bağırma, haykırış.
اِنْتَشَرَ صَوْتُهُ فِى النَّاسِ : Namı insanlar arasında yayıldı (çoğul hali اَصْوَاتٌ).
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
|
| Tür | Adet | Anlam | Örnek | Açıklama |
| صَوْتٌ | isim | 8 | Ses | 49/2 | Çoğul: اَصْوَاتٌ |
|
| Toplam | 8 |
|
|
|
BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR:
Mahreci Benzeyen Kökler
Benzer Manada Kelimeler
- صَاتَ
- صَوَّتَ (a)
- صَاحَ > bak: ص ي ح
- صَاتَ > bu kök
- دَوَّى
- صَوَّتَ (b)
- صَوْتٌ
Zıt Manada Kelimeler
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelere günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
| Savt | صَوْت | Ses. Bağırmak. | Çoğulu: Esvât |
| Savtiyyât | صَوْتِيَّات | Bir dilin sözcüklerini ses yapısı bakımından inceleyen bilim. Fonetik. |
|
| Tasvît | تَصْوِيت | Seslendirme, seslenme, ses çıkarma. |
|
| Musavvit | مُصَوِّت | Seslenen, yüksek sesle çağıran. |
|
| Tasavvut | تَصَوُّت | Seslendirme. |
|
| Mutasavvit | مُتَصَوِّت | Ses çıkaran, seslenen. |
|
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
صَوْتٌ : İsim. Çoğulu: اَصْوَاتٌ
| 17:64 | وَاسْتَفْزِزْ مَنِ اسْتَطَعْتَ مِنْهُمْ بِصَوْتِكَ |
| Diyanet Meali: | “(Haydi) onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır.” |
| 20:108 | وَخَشَعَتِ الْأَصْوَاتُ لِلرَّحْمَٰنِ فَلَا تَسْمَعُ إِلَّا هَمْسًا |
| Diyanet Meali: | Sesler, Rahmân’ın azametinden dolayı kısılmıştır. Artık sadece fısıltı işitebilirsin. |
| 31:19 | وَاقْصِدْ فِي مَشْيِكَ وَاغْضُضْ مِنْ صَوْتِكَ |
| Diyanet Meali: | “Yürüyüşünde tabiî ol. Sesini alçalt.” |
| 31:19 | وَاغْضُضْ مِنْ صَوْتِكَ إِنَّ أَنْكَرَ الْأَصْوَاتِ لَصَوْتُ الْحَمِيرِ |
| Diyanet Meali: | “Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini, şüphesiz eşeklerin sesidir!” |
| 31:19 | إِنَّ أَنْكَرَ الْأَصْوَاتِ لَصَوْتُ الْحَمِيرِ |
| Diyanet Meali: | “Çünkü seslerin en çirkini, şüphesiz eşeklerin sesidir!” |
| 49:2 | لَا تَرْفَعُوا أَصْوَاتَكُمْ فَوْقَ صَوْتِ النَّبِيِّ |
| Diyanet Meali: | Seslerinizi, Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. |
| 49:2 | يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَرْفَعُوا أَصْوَاتَكُمْ فَوْقَ صَوْتِ النَّبِيِّ |
| Diyanet Meali: | Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. |
| 49:3 | إِنَّ الَّذِينَ يَغُضُّونَ أَصْوَاتَهُمْ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ أُولَٰئِكَ الَّذِينَ امْتَحَنَ اللَّهُ قُلُوبَهُمْ لِلتَّقْوَىٰ |
| Diyanet Meali: | Allah’ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, Allah’ın, gönüllerini takvâ (Allah’a karşı gelmekten sakınma) konusunda sınadığı kimselerdir. |