ض ي ف

KÖK HARFLER: ض ي ف

ANLAM: 

ضَافَ : (Güneş) batmaya meyletmek ya da yaklaşmak. Misafir olarak birisinin meskenine inmek ya da bir misafir olarak ondan ağırlama veya misafirperverlik istemek veya beklemek. 

AÇIKLAMA:

ضَيْفٌ kelimesi temelde “meyletmek, eğilmek” anlamına gelir. Şöyle kullanılır:

ضِفْتُ إِلَى كَذَا : Şöyle bir şeye meyil ettim, eğildim.

أَضَفْتُ كَذَا إِلَى كَذَا : Şöyle bir şeyi şöyle bir şeye meylettirdim, eğdim.

ضَافَتِ الشَّمْسُ لِلْغُرُوبِ ve تَضَيَّفَتِ الشَّمْسُ لِلْغُرُوبِ : Güneş batışa meyletti veya yaklaştı.

ضَافَ السَّهْمُ عَنِ الْهَدَفِ ve تَضَيَّفَ السَّهْمُ عَنِ الْهَدَفِ : Ok hedeften saptı.

ضَيْفٌ : Senin yanında konaklamak için sana doğru meyil eden kişi, misafir.

ضِيَافَةٌ kelimesi “misafiri ağırlama, misafire ikramda bulunma, ziyafet verme” anlamında yaygın bir kullanım kazanmıştır. ضَيْفٌ kelimesinin aslı mastardır. Bundan dolayı, Arapların sözlerinin genelinde tekil ve çoğul kullanımı eşit duruma gelmiştir. bazen أَضْيَافٌ ve ضُيُوفٌ ve ضِيفَانٌ şeklinde çoğul olarak da kullanılır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَنَبِّئْهُمْ عَنْ ضَيْفِ إِبْرَاهِيمَ : Onlara İbrahim’in konukları hakkında da bilgi ver (15/51); فَاتَّقُوا اللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ فِي ضَيْفِي : Allah’tan korkun da beni konuklarım önünde rezil etmeyin (11/78); قَالَ إِنَّ هَؤُلَاءِ ضَيْفِي فَلَا تَفْضَحُونِ : Dedi ki: Bunlar benim konuklarımdır, onlara karşı beni mahcup etmeyin (15/68).

اِسْتَضَفْتُ فُلاَنًا فَأَضَافَنِي : Filan kimseden bana koruma, himaye ya da barınak vermesini talep ettim, istedim o da beni korudu, himaye etti ya da bana barınak verdi.

ضِفْتُهُ : Bir konuk, misafir (ضَيْفٌ) olarak onun evine konakladım ya da ona konuk oldum. Mastarı ضَيْفٌ şeklinde, ism-i faili ضَائِفٌ ve ضَيْفٌ şekillerinde gelir. 

إِضَافَةٌ kelimesi gramercilerin dilinde “öncesine başka bir ismin eklendiği mecrur isimle” ilgili kullanılır. Bazılarının dilinde ise, “kendisinin sabit olması halinde başka bir şeyin sabit olduğu her şeyle ilgili kullanılır. Mesela baba, oğul, kardeş ve dost gibi. Zira bunlardan her birinin varlığı diğerinin varlığını gerektirir. Bundan dolayı bunlara اَلْأَسْمَاءُ الْمُتَضَايِفَةُ (karşılıklı izafete sahip bağlılaşık isimler) denir. (Müfredât)

DİĞER BAZI TÜREVLER:

ضَافَ (geniş zaman يَضِيفُ mastar isim ضَيْفٌ):

ضَافَتِ الشَّمْسُ : Güneş batmaya meyletti ya da yaklaştı.

ضَافَتِ الْمَرْأَةُ : Kadın adet gördü.

ضَافَ الرَّجُلُ : O kimse korktu.

ضَافَهُ (mastar isim ضِيَافَةٌ ve ضَيْفٌ ) : Bir misafir olarak onun meskenine indi ya da bir misafir olarak ondan ağırlama, misafirperverlik istedi veya bekledi.

ضَافَهُ الْهَمُّ : Keder üzerine indi, kedere tutuldu.

ضَيَّفَهُ : Onu misafiri etti; onu, peşinde olan kişiden korudu; onu korkudan uzak kıldı.

ضَيْفٌ : Bir misafir veya misafirler (tekil ve çoğul hali).

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


Tür Adet Anlam Örnek
ضَيَّفَ fiil-II 1 Misafir etti, ağırladı 18/77
ضَيْفٌ isim 5 Misafir 15/51

Toplam 6

BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Mahreci Benzeyen Kökler

Benzer Manada Kelimeler

Zıt Manada Kelimeler

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Zayf ضَيْف Misafir. Çoğulu: Zuyûf, Ezyâf
Muzîf مُضِيف Misafir kabul eden.
Ziyâfet ضِيٓافَة Misafir ağırlama.
İzafet إِضَافَة Bağıntı.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

ضَيَّفَ : Fiil-II. 

18:77 اسْتَطْعَمَا أَهْلَهَا فَأَبَوْا أَنْ يُضَيِّفُوهُمَا
Diyanet Meali: (Nihayet bir şehir halkına varıp) onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi.

ضَيْفٌ : İsim. 

11:78 فَاتَّقُوا اللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ فِي ضَيْفِي أَلَيْسَ مِنْكُمْ رَجُلٌ رَشِيدٌ
Diyanet Meali: “Allah’a karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?”
15:51 وَنَبِّئْهُمْ عَنْ ضَيْفِ إِبْرَاهِيمَ
Diyanet Meali: Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver. *
15:68 قَالَ إِنَّ هَٰؤُلَاءِ ضَيْفِي فَلَا تَفْضَحُونِ
Diyanet Meali: Lût, dedi ki: “Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin.” *
51:24 هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَاهِيمَ الْمُكْرَمِينَ
Diyanet Meali: (Ey Muhammed!) İbrahim’in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? *
54:37 وَلَقَدْ رَاوَدُوهُ عَنْ ضَيْفِهِ فَطَمَسْنَا أَعْيُنَهُمْ
Diyanet Meali: Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik.