KÖK HARFLER: ط ر د
ANLAM:
طَرَدَ : Birisini kovmak; onu sürmek, defetmek, ona “yanımızdan defol” demek.
AÇIKLAMA:
طَرْدٌ : Hafife alarak, küçümseyerek birini veya bir şeyi yerinden koparıp ayırmak ve uzaklaştırmak, kovmak. Fiil olarak “O’nu, hafife alarak, küçümseyerek yerinden koparıp ayırdım, uzaklaştırdım, kovdum” anlamında طَرَدْتُهُ şeklinde kullanılır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَيَا قَوْمِ مَنْ يَنْصُرُنِي مِنَ اللَّهِ إِنْ طَرَدْتُهُمْ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ : Ey halkım, eğer o mü’minleri yanımdan kovacak olursam, Allah’a karşı beni kim savunabilir? Bunu hiç düşünmüyor musunuz? (11/30); وَلَا تَطْرُدِ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ : Sırf Allah’ın rızasını dileyerek sabah akşam Rablerine dua edenleri huzurundan kovma (6/52); وَمَا أَنَا بِطَارِدِ الْمُؤْمِنِينَ : Ben iman eden kimseleri kovacak değilim (26/114); مَا عَلَيْكَ مِنْ حِسَابِهِمْ مِنْ شَيْءٍ وَمَا مِنْ حِسَابِكَ عَلَيْهِمْ مِنْ شَيْءٍ فَتَطْرُدَهُمْ فَتَكُونَ مِنَ الظَّالِمِينَ : Onların hesabından sana ve senin hesabından onlara bir şey düşmez ki, bu yüzden onları kovarak zalimlerden olasın (6/52).
“Sultan onu, ülkesinden çıkardı ve konakladığı ya da yerleştiği her yerden kovulmasını emretti” anlamında أَطْرَدَهُ السُّلْطَانُ ve طَرَدَهُ السُّلْطَانُ denir.
“Yerinden kaldırılan av hayvanına” طَرْدٌ ve طَرِيدَةٌ denir.
مُطَارَدَةُ اْلأَقْرَانِ : Savaşta vs. düşmanların ya da yiğitlerin birbirlerini itip kalkması.
مِطْرَدٌ : Kendisi ile av yapılan alet.
اِطِّرَادُ الشَّيْءِ : Bir nesnenin -her bir parçası aralıksız, kesintisiz bir şekilde diğerini takip edecek şekilde- düzenli ve daimi bir istikamet izlemesi. (Müfredât)
DİĞER BAZI TÜREVLER:
طَرَدَ (geniş zaman يَطْرُدُ mastar isim طَرْدٌ ve طَرَدٌ):
طَرَدَهُ : Onu kovdu, onu sürdü, onu defetti, ona “yanımızdan defol” dedi.
طَرَدَهُ مِنْ بَلَدِهِ : Onu şehrinden kovdu.
طَرَدَ الْاِبِلَ : Develeri sürdü.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
|
| Tür | Adet | Anlam | Örnek |
| طَرَدَ | fiil-I | 3 | Kovdu, kovaladı, uzaklaştırdı | 11/30 |
| طَارِدٌ | isim | 2 | Kovan, uzaklaştıran | 26/114 |
|
| Toplam | 5 |
|
|
BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR:
Benzer Manada Kelimeler
- طَرَدَ
- طَرْدٌ
Zıt Manada Kelimeler
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelere günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
| Tard | طَرْد | Sürme, kovma, uzaklaştırma. | Tard etmek |
| Târid | طَارِد | Kovan, süren. |
|
| Tarîd | طَرِيد | Kovulmuş. |
|
| Tardiyye | طَرْدِيَّة | Divan edebiyatında bir nazım şekli. |
|
| Mutârede | مُطَارَدَة | Saldırma, vuruşma, çarpışma. |
|
| Ittırâd | إِطِّرَاد | Birbirini izleme. |
|
| Muttarid | مُطَّرِد | Birbirini takip eden, düzgün. |
|
| İstitrâd | اِسْتِطْرَاد | Bir söz söylerken o fıkra içinde başka bir bahis nakletmek. |
|
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
طَرَدَ : Fiil-I.
| 6:52 | وَلَا تَطْرُدِ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ |
| Diyanet Meali: | Sabah akşam Rab’lerine dua edenleri yanından kovma. |
| 6:52 | فَتَطْرُدَهُمْ فَتَكُونَ مِنَ الظَّالِمِينَ |
| Diyanet Meali: | Eğer kovarsan zalimlerden olursun. |
| 11:30 | وَيَا قَوْمِ مَنْ يَنْصُرُنِي مِنَ اللَّهِ إِنْ طَرَدْتُهُمْ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ |
| Diyanet Meali: | “Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam, beni Allah’tan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?” * |
طَارِدٌ : İsim. İsm-i Fâil.
| 11:29 | وَمَا أَنَا بِطَارِدِ الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّهُمْ مُلَاقُو رَبِّهِمْ |
| Diyanet Meali: | Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. |
| 26:114 | وَمَا أَنَا بِطَارِدِ الْمُؤْمِنِينَ |
| Diyanet Meali: | “Ben inananları kovacak değilim.” * |