KÖK HARFLER: ش ر ط
ANLAM:
شَرَطَ : Birisine bir durum dayatmak.
AÇIKLAMA:
شَرْطٌ : Bir işle, mesele ile ilgili olup bu işin, meselenin vuku bulmasının kendisinin vuku bulmasına bağlı olduğu her türlü hüküm, şart. Bu iş, mesele onun bir alameti, işareti veya nişanı mesabesindedir. شَرِيطَةٌ kelimesi de aynı anlamdadır ve çoğulu شَرَائِطُ şeklinde gelir. Fiil olarak “Şöyle bir şeyi şart koştum” anlamında اِشْتَرَطْتُ كذَا şeklinde kullanılır.
Buradan hareketle alamete, işarete veya nişana da شَرَطٌ denmiştir. أَشْرَاطُ السَّاعَةِ ifadesi kıyametin alametleri, işaretleri anlamındadır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: فَهَلْ يَنْظُرُونَ إِلاَّ السَّاعَةَ أَنْ تَأْتِيَهُمْ بَغْتَةً فَقَدْ جَاءَ أَشْرَاطُهَا : Onlar kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar. Şüphesiz onun alâmetleri belirmiştir (47/18).
شُرَطٌ’e gelince:
- Bir görüşe göre, “tanınmalarını sağlayacak bir alamet, işaret veya nişan taşımalarından” dolayı böyle adlandırılmışlardır.
- Bir görüşe göre ise, “insanların rezil, aşağılık, adi ya da bayağıları olmalarından” dolayı böyle adlandırılmışlardır.
أَشْرَاطُ اْلإِبِلِ : Develerin en rezilleri, aşağılıkları, adileri ya da bayağıları.
أَشْرَطَ نَفْسَهُ لِلْهَلَكَةِ : Filan kişi, helakin bir alameti, işareti olacak ya da içinde helak olma şartının (شَرْطٌ) bulunacağı bir iş yaptı. (Müfredât)
DİĞER BAZI TÜREVLER:
شَرَطَ (geniş zaman يَشْرُطُ ve يَشْرِطُ mastar isim شَرْطٌ):
شَرَطَ عَلَيْهِ بِكَذَا : Ona böyle bir durumu dayattı.
اَشْرَطَ نَفْسَهُ بِكَذَا : Kendine dikkat etti ve böyle bir iş için hazırlandı.
اَشْرَطَ اِبْلَهُ : Develerinin satılık olduğunu ilan etti.
اَشْرَطَ نَفْسَهُ وَ مَالَهُ فِى هٰذَا الْاَمْرِ : Kendini ve malını bu işte ortaya koydu ya da öne sürdü.
شَرَطٌ (çoğul hali اَشْرَاطٌ ) : İnsanların aralarında saptadığı bir belirti, simge veya işaret.
اَشْرَاطُ السَّاعَةِ : Anlamları: (1) Kıyamet belirtileri; (2) bir şeyin başlangıcı.
اَشْرَاطُ النَّاسِ : İnsanların en iyisi veya en rezili.
هُوَ مِنْ اَشْرَاطِ النَّاسِ : O, insanların en adi veya en yüceleri arasındadır.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
|
| Tür | Adet | Anlam | Örnek | Açıklama |
| أَشْرَاطٌ | isim | 1 | Alamet (çoğul) | 47/18 | Tekil: شَرْطٌ |
|
| Toplam | 1 |
|
|
|
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
| Şart | شَرْط | Olması başka durumların gerçekleşmesini gerektiren şey, koşul. | Çoğul: Şürût |
| Şerit | شَرِيط | Herhangi bir maddenin dar, düz, ince ve uzun parçası. |
|
| Şerâit | شَرَائِط | Şartlar, koşullar. | Şart’ın çoğulu |
| Şartiyye | شَرْطِيَّة | Şart ile olan. |
|
| Şartiyyet | شَرْطِيَّة | Şartlılık. Şarta bağlı olmaklık. |
|
| Eşrât | أَشْرَاط | Nişanlar. Alametler. Şartlar. |
|
| Şurta | شُرْطَة | Çarhacı askeri. |
|
| Meşrût | مَشْرُوط | Şarta bağlı, şartlı. |
|
| Meşrûtiyyet | مَشْرُوطِيَّة | Monarşi. |
|
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
أَشْرَاطٌ : İsim. Çoğul. Tekili: شَرْطٌ
| 47:18 | فَهَلْ يَنْظُرُونَ إِلَّا السَّاعَةَ أَنْ تَأْتِيَهُمْ بَغْتَةً فَقَدْ جَاءَ أَشْرَاطُهَا |
| Diyanet Meali: | Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Muhakkak onun alametleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). |