ن ق ب

KÖK HARFLER:  ن ق ب

ANLAM: 

نَقَبَ : Delmek. Delik açmak. Araştırmak.

AÇIKLAMA:

xx

DİĞER BAZI TÜREVLER:

نَقَبَ (geniş zaman يَنْقُبُ mastar isim نَقْبٌ): Herhangi bir şeyi deldi, delip geçti.

نَقَبَ الْعَيْنَ : Gözlere katarakt operasyonu uyguladı.

نَقَّبَ : Gezip dolaştı, gidip geldi. Teftiş etti, arayıp taradı, araştırdı.

نَقَّبَ فِى الْاَرْضِ : Yeryüzünde uzaklara gitti, gezdi, dolaştı.

نَقَبَ عَلَى قَوْمِهِ : Onların başkanı sıfatı ile hareket etti, onların başkanıydı.

نَقِيبُ قَوْمٍ : Bir halkın başı, lideri, başkanı; bir halkın üzerine atanmış olan ve onlardan sorumlu olan kişi.

نَقْبٌ : Bir delik; duvardaki delik veya oyuk; dağda bulunan dar bir yol veya bir şeyin içinden geçen geniş bir delik.

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


Tür Adet Anlam Örnek
نَقَّبَ fiil-II 1 Gezip dolaştı, gidip geldi; teftiş etti, arayıp taradı, araştırdı 50/36
نَقْبٌ isim 1 Herhangi bir şeyi delip geçmek 18/97
نَقِيبٌ isim 1 Başkan, reis, sözcü, rehber 5/12

Toplam 3

BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Mahreci Benzeyen Kökler

Benzer Manada Kelimeler

  • نَقَبَ (a)
  • نَقَبَ (b)
  • نَقَّبَ (a)
    • (بَحَثَ (عَنْ > bak: ب ح ث
    • تَقَصَّى > bak: ق ص و
    • اِسْتَقْصَى > bak: ق ص و
    • نَبَشَ
    • فَتَّشَ
  • نَقَّبَ (b)
    • فَوَّرَ > bak: ف و ر
    • ثَقَبَ > bak: ث ق ب
    • ثَلَمَ
    • خَرَمَ
  • نَقْبٌ
  • نِقَابٌ (a)
    • خِمَارٌ > bak: خ م ر
    • حِجَابٌ > bak: ح ج ب
    • لِثَامٌ
    • بُرْقُعٌ
  • نِقَابٌ (b)

Zıt Manada Kelimeler

  • نَقَبَ (a)
  • نَقَبَ (b)
  • نَقَّبَ

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Nakb نَقْب Delmek, delik açmak. Girmek. Dağ içindeki yol.

Çoğulu: Enkâb
Nakîb نَقِيب Vekil. Bir kavim veya kabilenin reisi veya vekili. 
Nakkâb نَقَّاب Delici, delik açıcı.
Menkûb مَنْقُوب Delinmiş. Oyulmuş.
Menkab (Menkabe) مَنْقَب، مَنْقَبَة Delik açılacak yer. Dağ arasında olan yol.
Menkabe (Menkıbe) مَنْقَبَة Meşhur kimselerin ahvaline dair hayat hikayesi. Kıssa. Hikaye. Menkıbe. Çoğulu: Menâkıb
Menâkıb مَنَاقِب Menkıbeler. Hayat hikayeleri. Övünülecek vasıflar. Menkıbe’nin çoğulu
Minkab مِنْقَاب Cerrah burgusu.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

نَقَّبَ : Fiil-II. 

50:36 فَنَقَّبُوا فِي الْبِلَادِ هَلْ مِنْ مَحِيصٍ
Diyanet Meali: Ülke ülke dolaşıp kaçacak delik aradılar. Kaçacak bir yer mi var?

نَقْبٌ : İsim. 

18:97 فَمَا اسْطَاعُوا أَنْ يَظْهَرُوهُ وَمَا اسْتَطَاعُوا لَهُ نَقْبًا
Diyanet Meali: Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler. *

نَقِيبٌ :  İsim. 

5:12 وَلَقَدْ أَخَذَ اللَّهُ مِيثَاقَ بَنِي إِسْرَائِيلَ وَبَعَثْنَا مِنْهُمُ اثْنَيْ عَشَرَ نَقِيبًا
Diyanet Meali: Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik.