ش ر ع

KÖK HARFLER: ش ر ع

ANLAM: 

شَرَعَ : (Hayvanlar) suya girmek. Bir işe girmek. Gerçeği açığa çıkarmak. Suya girmek ya da suyu elleriyle içmek. (Allah c.c.), bir şeyi bizim için açığa çıkarmak, bizim için dini yasa veya nizam tesis etmek, belirlemek.

AÇIKLAMA:

شَرْعٌ : Yolun açık, belli olan bölümü, patikası. “Onun için bir yolu açık, belli hale getirdim ya da bir yol açtım” anlamında شَرَعْتُ لَهُ طَرِيقًا denir. شَرْعٌ kelimesi temelde mastardır. Bu temel anlamdan sonra “açık, belli olan yola” ad olarak konmuş ve bu yola شَرْعٌ ve شِرْعَةٌ ve شَرِيعَةٌ denmiştir. Ayrıca bu, müstear olarak “dinin ilahi yolu” anlamında kullanılmıştır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنْكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًا : Biz, her biriniz için bir şeriat ve yol belirledik (5/48). Burada şu iki hususa işaret edilmiştir:

Birincisi: Kulların maslahatlarına ve ülkenin imar edilmesine ilişkin Yüce Allah’ın her bir insanı teshir buyurduğu, yani belirli bir amaç ya da amaçlar doğrultusunda boyun eğdirip sevk ettiği, her bir ferdin taharri edip ardına düşeceği yol. Şu sözüyle işaret edilen budur: وَرَفَعْنَا بَعْضَهُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِيَتَّخِذَ بَعْضُهُمْ بَعْضًا سُخْرِيًّا Birbirlerine iş gördürebilmeleri için onları birbirlerine derecelerle üstün kıldık (43/32).

İkincisi: Yüce Allah’ın insan için takdir ettiği ve ihtiyari olarak ardına düşüp taharri etmesini emrettiği, şeriatların farklı farklı olduğu ve neshin gerçekleştiği din. Yüce Allah’ın şu sözü buna delalet etmektedir: ثُمَّ جَعَلْنَاكَ عَلَى شَرِيعَةٍ مِنَ اْلاَمْرِ فَاتَّبِعْهَا Sonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy (45/18).

İbni Abbas şöyle demiştir: Ayetteki شِرْعَةٌ  kelimesi Kur’an’ın getirdiklerini, مِنْهَاجٌ kelimesi ise sünnetin getirdiklerini ifade eder. 

Yüce Allah’ın şu sözüne gelince: شَرَعَ لَكُمْ مِنَ الدِّينِ مَا وَصَّى بِهِ نُوحًا وَالَّذِي أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ وَمَا وَصَّيْنَا بِهِ إِبْرَاهِيمَ وَمُوسَى وَعِيسَى : O size, dinden Nûh’a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve Îsâ’ya tavsiye ettiğimizi şeri’at (hukuk düzeni) yaptı (42/13). Burada, milletlerin kendisi karşısında eşit mesafede bulunduğu ve üzerinde neshin gerçekleşmesinin mümkün olmadığı usule, temellere işaret edilmiştir. Mesela “Yüce Allah’ın bilinmesi” ve benzeri şekilde Yüce Allah’ın şu sözünün delalet ettiği hususlar gibi: وَمَنْ يَكْفُرْ بِاللَّهِ وَمَلاَئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الاَخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلاَلاًَ بَعِيدً Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve âhiret gününü inkâr ederse, şüphesiz derin bir sapıklığa sapmıştır (4/136).

Bazıları şöyle demiştir: “Şeriata شَرِيعَةٌ adının verilmesinin nedeni, شَرِيعَةُ اْلمَاءِ ‘suya inilen yere, sulama, su içme yerine, insanların kendisinden su içmek ve su çekmek için geldikleri yere ya da suya giden yola’ benzetme yapılmasıdır. Çünkü her kim ona gerçekten ve sıdkla girerse (شَرَعَ فِيهِ), hem suya kanar, hem de temizlenir.” Devamla şöyle demiştir: “Burada ‘suya kanmadan’ kastım bazı hikmet ehli kişilerin söylediği ‘İçerdim ama kanmazdım. Fakat ne zaman ki Yüce Allah’ı tanıdım, içmeden kandım’ sözünde ifade edilmek istenen husustur. ‘Temizlenmeden’ kastım ise Yüce Allah’ın şu sözünde ifade edilen husustur: إِنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنْكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا : Ey ehli beyt! Allah sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor (33/33).”

Şu sözüne gelince: إِذْ تَأْتِيهِمْ حِيتَانُهُمْ يَوْمَ سَبْتِهِمْ شُرَّعًا Cumartesi (tatil) yaptıkları gün, balıkları onlara akın akın gelirdi (7/163). Buradaki شُرَّعٌ kelimesi شَارِعٌ kelimesinin çoğuludur. شَارِعَةُ الطَّرِيقِ tabirindeki شَارِعَةٌ kelimesinin çoğulu ise شَوَارِعُ şeklinde gelir.

أَشْرَعْتُ الرُّمْحَ قِبَلَهُ : Mızrağı ona doğru, onun üzerine doğrulttum, çevirdim. Ayrıca شَرَعْتُ الرُّمْحَ şeklinde kullanıldığı da söylenmiştir. “Birine doğru, birinin üzerine doğrultulmuş, çevrilmiş olan mızrağa” مَشْرُوعٌ denir.

شَرَّعْتُ السَّفِينَةَ : Gemiye, kendisini zor durumlarda kurtaracak bir شَارِعٌ yani yelken yaptım.

هُمْ فِي هَذَا اْلأَمْرِ شَرَعٌ : Onlar şu işte, meselede eşittir veya denktir. Yani o işe, meseleye aynı şekilde girdiler veya başladılar (شَرَعَ فِيهِ).

شَرْعُكَ مِنْ رَجُلٍ زَيْدٌ sözü senin “Adam olarak sana Zeyd yeter” anlamında حَسْبُكَ مِنْ رَجُلٍ زَيْدٌ demene benzer. Senin kendisinin işine dahil olabileceğin veya başlayabileceğin (تَشْرَعُ فِي) ya da kendi işine dahil edebileceğin veya başlatabileceğin kişi odur” anlamındadır.

شِرَعٌ kelimesinin kullanımı ise yalnızca “udun üzerine uzatılan (شُرِعَ) kirişlere” tahsis edilmiştir. (Müfredât)

DİĞER BAZI TÜREVLER:

شَرَعَ (geniş zaman يَشْرَعُ mastar isim شَرْعٌ):

شَرَعَتِ الدَّوَابُّ فِى الْمَاءِ : Hayvanlar suya girdi.

شَرَعَ فِى الْاَمْرِ : O işe girdi.

شَرَعَ فُلَانٌ : Falanca biri gerçeği açığa çıkardı.

شَرَعَ فِى الْمَاءِ : Suya girdi ya da suyu elleriyle içti.

شَرَعَ اللّٰهُ لَنَا كَذَا : Allah (c.c.), böyle bir şeyi bizim için açığa çıkardı, ya da bizim için dini yasa veya nizam tesis etti, kurdu ya da belirledi.

شَرَعَ الرَّجُلُ : O kimse gerçeği açığa çıkardı ve batılı çiğnedi.

شَرَعَ الطَّرِيقُ : Yol açık hale geldi.

اَلشَّرْعُ ya da اَلشَّرِيعَةُ ya da اَلشِّرْعَةُ : Şu manaya gelmektedir: اَلدِّينُ çünkü ebedi hayata bir yoldur veya açıklığından; oruç, namaz ve Hac, vb. gibi nizamlardan oluşan Allah’ın (c.c.) dini yasası. Allah’ın beyan ve izah buyurduğu husus (vaz’ ettiği yol, açtığı çığır) = Şeriat..

شِرْعَةٌ bir gelenek, manasına da gelmektedir.

شَرِيعَةٌ dine dair bir yasa, bir nizam, bir kanun ya da din hususunda inanç ve uygulama yolu; dinde açık ve doğru bir inanç yolu veya davranışı, manasına da gelmektedir.

شَرِيعَةٌ ırmakların suyu gibi kalıcı ve gözle görülür bir su kaynağı; suya giden bir yol, manasına da gelmektedir.

شَارِعٌ : İçmek için suya girme (çoğul hali شُرَّعٌ ve شُرُوعٌ ).

حِيتَانٌ شُرَّعٌ : İçmek için başlarını indiren ya da derin sudan kıyıya yönelen veya çekilen balıklar; suyun yüzeyinde görünen balık.

شَارِعٌ : Bir ana yol.

اَلشَّارِعُ : Bildiğini uygulayan ve diğerlerine yol gösteren bilgili bir kimse veya Peygamber.

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


Tür Adet Anlam Örnek Açıklama
شَرَعَ fiil-I 2 Açıkladı, beyan ve izahta bulundu, meşru kıldı 42/13
شُرَّعٌ isim 1 Ortaya çıkan, gözüken, akın akın gelen (çoğul) 7/163 Tekil: شَارِعٌ
شِرْعَةٌ isim 1 Allah’ın beyan ve izah buyurduğu husus (vaz’ ettiği yol, açtığı çığır) = Şeriat 5/48
شَرِيعَةٌ isim 1 Allah’ın beyan ettiği husus, şeriat 45/18

Toplam 5


BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Mahreci Benzeyen Kökler

Benzer Manada Kelimeler

  • شَرَعَ (a)
  • شَرَعَ (b)
  • شُرُوعٌ
  • شَارِعٌ
  • شَرِيعَةٌ (a)
    • سُنَّةٌ > bak: س ن ن
    • قَانُونٌ
    • نَامُوسٌ
    • دُسْتُورٌ
  • شَرِيعَةٌ (b)

Zıt Manada Kelimeler

AÇIKLAMA:

DÎN ile ŞERΑAT kelimeleri arasındaki fark

( د ي نش ر ع )

Şerî‘at, “bir şeye doğru kat edilen yol”dur. Bu nedenle suya giden yola, şerî‘at ve meşre‘at ismi verilmiştir. Dîn ise, “kendisiyle ma‘buda itâ‘at edilen şey”dir. İbadet amacıyla yapılanlardan her biri dîn olduğu halde, şerî‘at değildir. Bu anlamda şerî‘at, “millet” kelimesine benzer. Ne var ki şerî‘at, “millet” kelimesinin ifade etmediği “kat edilen yol” anlamını da ifade eder. 

Şera‘a fi’d dîni şerî‘aten (dinde bir yol/şerî‘at edindi) denilir. Nitekim taraka fîhi tarîkan (dinde yol/tarîk edindi) ifadesi de kullanılır. Millet ise, “ehlinin o millette sürekliliği”ni ifade eder. (Farklar Sözlüğü 325) Bknz: ( د ي ن )

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Şer’ شَرْع Emir ve nehy gibi hükümleri vaz’etmek. Cenab-ı hakkın emri. Şer’an
Şer’î شَرْعِى Şeriata uygun.
Şer’iyye(t) شَرْعِيَّة Şeriata uygun olma.
Şer’iyyât  شَرْعِيَّات Şeriatlar.
Şerîat شَرِيعَة Doğru yol.
Şârî’ شَارِع Hüküm koyucu.
Meşrû’ مَشْرُوع Doğru. Hak.
Meşrûât مَشْرُوعَات Hak ve meşru olan şeyler. 
Meşrûiyyet مَشْرُوعِيَّة Meşruluk. Meşru’ olma. Kanuna, şeriata uygun bulunma. Yasak olmayış.
Teşrî’ تَشْرِيع Yasama, yasa koyma.
Teşerru’ تَشَرُّع Şeriata göre davranma.
Müteşerri’ مُتَشَرِّع Şeriat işleriyle uğraşan.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

شَرَعَ : Fiil-I. 

42:13 شَرَعَ لَكُمْ مِنَ الدِّينِ مَا وَصَّىٰ بِهِ نُوحًا وَالَّذِي أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ
Diyanet Meali: Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, size de din kıldı.
42:21 أَمْ لَهُمْ شُرَكَاءُ شَرَعُوا لَهُمْ مِنَ الدِّينِ مَا لَمْ يَأْذَنْ بِهِ اللَّهُ
Diyanet Meali: Yoksa, Allah’ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan  ortakları mı var?

شُرَّعٌ : İsim. Çoğul. Tekili: شَارِعٌ

7:163 إِذْ تَأْتِيهِمْ حِيتَانُهُمْ يَوْمَ سَبْتِهِمْ شُرَّعًا
Diyanet Meali:  Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyordu.

شِرْعَةٌ : İsim.

5:48 لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنْكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًا
Diyanet Meali: Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk.

شَرِيعَةٌ : İsim.

45:18 ثُمَّ جَعَلْنَاكَ عَلَىٰ شَرِيعَةٍ مِنَ الْأَمْرِ فَاتَّبِعْهَا
Diyanet Meali: Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy..