KÖK HARFLER: ج د د
ANLAM:
جَدَّ :
- Bir şeyi kesip koparmak.
- Bir şeyin yeni olması (ağaçtan yeni koparılmış gibi).
- Şanslı olmak, şansı dönmek.
- Çaba göstermek, emek vermek.
تَبِعَ : Uymak, tabi olmak, (fiziki olsun, manevi olsun umumi manada) arkasından yürümek.
AÇIKLAMA:
جَدٌّ : Düz bir araziyi katetmek, keser gibi aşıp geçmek. جَدَّ فِي سَيْرِهِ-يَجِدُّ ve جَدَّ فِي أَمْرِهِ kullanımları buradan gelir.
أَجَدَّ : Bir kimse جِدٌّ sahibi haline geldi.
جَدَدْتُ اْلأَرْضَ kullanımında “salt kat etme, kesme” anlamı olduğu düşünülerek “Onarmak için elbiseyi ya da bez parçasını kestim” anlamında جَدَدْتُ الثَّوْبَ denmiştir. “Yeni bir elbise ya da bez parçası” anlamındaki ثَوْبٌ جَدِيدٌ kullanımına gelince temelde buradaki جَدِيدٌ kelimesi, “kesilmiş (مَقْطُوعٌ)” anlamındadır, fakat sonradan “yakın zamanda, ilk defa veya daha önce yokken, varlık sahasına taşınan, var edilen, yapılan, üretilen, ortaya çıkarılan veya icat edilen” her şeyle ilgili kullanılır olmuştur. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: بَلْ هُمْ فِي لَبْسٍ مِنْ خَلْقٍ جَدِيدٍ Doğrusu onlar yeniden yaratılmaktan şüphe etmektedirler (50/15). Burada “ikinci yaratılışa” işaret edilmektedir. Bunun söylenmesine neden olan da onların şu sözleridir: أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً ذَلِكَ رَجْعٌ بَعِيدٌ Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı dirileceğiz? Bu uzak bir dönüştür (50/3).
ثَوْبٌ جَدِيدٌ tabirinde asıl kastedilen “elbisenin yakın zamanda kesilmesi” olduğundan dolayı, جَدِيدٌ kelimesinin karşılığı olarak “eski” anlamındaki خَلَقٌ kelimesi gösterilmiştir. Buradan hareketle “gece ve gündüze” جَدِيدَانِ ve أَجَدَّانِ denmiştir.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَمِنَ الْجِبَالِ جُدَدٌ بِيضٌ Dağlarda da beyaz yollar yarattık (35/27). Buradaki جُدَدٌ kelimesi, جُدَّةٌ kelimesinin çoğuludur ve “açık yol” anlamına gelir. Bunun kökeni ise, Arapların “içine girip veya içinde yolculuk yapılıp katedilmiş yol” anlamına gelen طَرِيقٌ مَجْدُودٌ kullanımıdır. “Yolun ana kısmı ya da ortası” demek olan جَادَّةُ الطَّرِيقِ kullanımı da buradan gelir.
جَدُود ve جِدَّاء : Sütü kesilmiş koyun. Ayrıca sövgü olarak “Anasının memesi kesilsin!” anlamında جُدَّ ثَدْيُ أُمِّهِ denir. “İlahi feyiz” de جَدّ diye adlandırılmıştır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَأَنَّهُ تَعَالَى جَدُّ رَبِّنَا Rabbimizin şanı yücedir (72/3). Yani “O’nun feyzi…”
Ayrıca “O’nun azameti” anlamında olduğu da söylenmiştir ki bu da birincinin kapsamına girer. جَدّ kelimesinin Yüce Allah’a izafe edilerek kullanılmasının nedeni, bunun yalnızca O’nun mülkünde olduğuna işaret etmek içindir. Ayrıca “Yüce Allah’ın insana tahsis ettiği dünyevi bahtlar, talihler” de جَدّ olarak adlandırılarak “Bahtım da talihimde açık” anlamında جُدِدْتُ وحُظِظْتُ denmiştir.
Allah Rasulünün (s.a.v.) لاَيَنْفَعُ ذَا اْلجَدِّ مِنْكَ اْلجَدُّ (Senin katında şerefli olanın şerefi fayda etmez) şeklindeki sözüne gelince, bu şu anlamdadır: “ahirette Allah’ın sevabına bahtla ya da talihle değil ancak itaatte جِدٌّ göstermekle vasıl olunur, ulaşılır.”
Yüce Allah’ın şu sözlerinde haber verdiği de işte bu noktadır: مَنْ كَانَ يُر۪يدُ الْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُ فِيهَا مَا نَشَٓاءُ لِمَنْ نُرِيدُ ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُ جَهَنَّمَ Kim geçici dünyanın mutluluğunu isterse dilediğimiz kimselere orada dilediğimiz kadar geçici nimet veririz. Sonra da cehennemi ona mekân yaparız. (17/18); وَمَنْ أَرَادَ اْلآخِرَةَ وَسَعَى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُولَئِكَ كَانَ سَعْيُهُم مَشْكُوراً Kim âhiret mutluluğunu ister de mü’min olmak şartı ile o uğurda gerekli çabayı harcarsa, böylelerinin çabaları takdir edilir, emeklerinin karşılığını alırlar (17/19). Ayrıca şu sözüyle de buna işaret etmiştir: يَوْمَ لا يَنْفَعُ مَالٌ وَلا بَنُونَ O gün ki, insana ne malı ne de erkek çocukları yarar sağlayabilir (26/88).
جَدّ : Babasının babası ve annesinin babası. Şöyle denmiştir: لاَ يَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ sözü “hiç kimseye soyu da babalığı da fayda vermez” anlamındadır. Zira bu ayette ya da bu hadiste “oğulların” fayda vermeyeceği ifade edildiği gibi aynı şekilde “babalığın” fayda vermeyeceği de ifade edilmiştir. (Müfredât)
DİĞER BAZI TÜREVLER:
جَدَّ (geniş zaman يَجُدُّ mastar isim جَدٌّ):
جَدَّ الشَّىْءَ : Onu kesip kopardı.
جَدَّ ثَوْبًا : Giysi parçasını kesip attı.
جَدَّ النَّخْلَ : Hurma ağaçlarının meyvesini kopardı.
جَدَّ الْقَوْمُ : Kavim büyüdü.
جَدَّ (geniş zaman يَجِدُّ mastar isim جِدَّةٌ): O şey yeniydi (ağdan yeni koparılmış gibi).
جَدَّ : Şanslıydı, şansı döndü ya da talihliydi.
جَدَّ (geniş zaman يَجِدُّ mastar isim جَدٌّ ):
جَدَّ فِى عَيْنِى : Muhteşemdi veya muhteşem oldu, saygınlığı veya gözümdeki değeri arttı.
جَدَّ (geniş zaman يَجُدُّ) ve جِدَّ (geniş zaman يَجِدُّ mastar isim جِدٌّ ve جَدٌّ):
جَدَّ فِى الْاَمْرِ : Çaba gösterdi, emek verdi veya didindi; güç sarf ederek, emek vererek elinden geleni yaptı ya da büyük güçlüklere katlandı.
جَدَّ بِهِ الْاَمْرُ : Hadise onu sarstı.
جَدَّ الثَّدْىُ : Göğsü kurudu.
جَدٌّ : Anlamları: (1) Talih; zenginlik ya da baht; ehliyet ya da yeterlilik; ya da herhangi şeye ihtiyacın olmama hali (eşanlamlısı حَظٌّ ve بَخْتٌ); (2) geçim yolu; (3) Azamet ya da şan; (4) büyükbaba (anne veya baba tarafından); ata.
لَا يَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ : Birinin dünyevi talihi sana karşı ona üstünlük sağlamayacaktır.
تَعَالَى جَدُّكَ : Şanın yücedir.
جَدَّةٌ : Büyükanne (anne veya baba tarafından).
تَعِسَ جَدُّهُ : Helak oldu.
جَدِيدٌ : Yeni, Yeni bir şey (قَدِيمٌ kelimesinin zıt anlamlısı).
اَلْجَدِيدَانِ : Gece ve gündüz (çünkü gece ve gündüz asla eskimez ve yeni kalırlar); aynı zamanda, birinin bilgisinin olmadığı şey anlamına da gelir ve bu sebepten اَلْجَدِيدُ “Ölüm” anlamına gelmektedir; toprak yüzeyi.
جُدَّةٌ (çoğulu جُدَدٌ): Belirgin bir yol veya patika; suya giden yol; ana yol; işaret; nehir kıyısı ve kenarı; deniz kıyısı; genel rengini ayrı kılan, bir merkebin sırtındaki şerit ya da çizgi; herhangi şeyde bulunan şerit, bir dağda dağın geri kalanından farklı renkte olan kısım gibi.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
| Tür | Adet | Anlam | Örnek | Açıklama |
جَدٌّ | isim | 1 | Azamet, celâl | 72/3 |
|
جَدِيدٌ | isim | 8 | Yeni | 50/15 |
|
جُدَدٌ | isim | 1 | Yol (çoğul) | 35/27 | Tekili: جُدَّةٌ |
| Toplam | 10 |
|
|
|
BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR:
Benzer Manada Kelimeler
- جَدَّ
- جَدٌّ
- جِدٌّ
- جَادَّةٌَ
- جٓدِيدٌ
Zıt Manada Kelimeler
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
Cedd | جَدّ | Babanın babası veya ananın babası. |
|
Ecdâd | أَجْدَاد | Dedeler. Babalar. Büyük babalar. |
|
Câdd | جَادّ | Ciddi, çalışkan, azimli. |
|
Cedîd | جَدِيد | Yeni, kullanılmamış. | Nizam-ı Cedîd |
Ciddi | جِدِّي | 1: Şaka olmayan, gerçek. 2: Ağırbaşlı. 3: Titizlik gösterilen, önem verilen. 4: Tehlikeli, endişe veren, ağır, vahim. 5: Eğlendirme amacı gütmeyen. 6: Gülmeyen. | Ciddiyet |
Câdde | جَادَّة | Şehir içinde ana yol. | Çoğul: Cevâdd |
Cüdûd | جُدُد | *Dedeler. Babalar. Büyük babalar. |
|
Tecdîd | تَجْدِيد | Yenileme. |
|
Müceddid | مُجَدِّد | Yenileyen. Yenileyici. |
|
Mücedded | مُجَدَّد | Kullanılmamış. Yeni. Yenilenmiş. |
|
Müceddeden | مُجَدَّدَة | Yeni baştan. Yeni ve mücedded olarak. |
|
Teceddüd | تَجَدُّد | Islahat. |
|
Müteceddîd | مُتَجَدِّد | Yenilenen, eski iken yenilenmiş olan. |
|
İsticdâd | اِسْتِجْدَاد | Yenileme. Yeniden yapma. |
|
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
جَدٌّ : İsim.
72:3 | وَأَنَّهُ تَعَالَىٰ جَدُّ رَبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدًا |
Diyanet Meali: | “Doğrusu Rabbimizin şanı çok yücedir; ne bir eş edinmiştir, ne de bir çocuk.” * |
جَدِيدٌ : İsim. Sıfat.
13:5 | وَإِنْ تَعْجَبْ فَعَجَبٌ قَوْلُهُمْ أَإِذَا كُنَّا تُرَابًا أَإِنَّا لَفِي خَلْقٍ جَدِيدٍ |
Diyanet Meali: | Eğer şaşacaksan, asıl şaşılacak olan onların, “Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?” demeleridir. |
14:19 | إِنْ يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍ جَدِيدٍ |
Diyanet Meali: | Dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir. |
17:49 | وَقَالُوا أَإِذَا كُنَّا عِظَامًا وَرُفَاتًا أَإِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقًا جَدِيدًا |
Diyanet Meali: | Dediler ki: “Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduğumuz zaman mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?” * |
17:98 | وَقَالُوا أَإِذَا كُنَّا عِظَامًا وَرُفَاتًا أَإِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقًا جَدِيدًا |
Diyanet Meali: | “Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduktan sonra mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?” dediler. |
32:10 | وَقَالُوا أَإِذَا ضَلَلْنَا فِي الْأَرْضِ أَإِنَّا لَفِي خَلْقٍ جَدِيدٍ |
Diyanet Meali: | (Kâfirler dediler ki:) “Biz toprakta yok olduktan sonra mı, biz mi yeniden yaratılacakmışız? |
34:7 | وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا هَلْ نَدُلُّكُمْ عَلَىٰ رَجُلٍ يُنَبِّئُكُمْ إِذَا مُزِّقْتُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍ إِنَّكُمْ لَفِي خَلْقٍ جَدِيدٍ |
Diyanet Meali: | Yine inkâr edenler şöyle dediler: “Çürüyüp ufalandıktan sonra sizin yeniden diriltileceğinizi söyleyen bir adamı size gösterelim mi? * |
35:16 | إِنْ يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍ جَدِيدٍ |
Diyanet Meali: | Eğer Allah dilerse, sizi giderir ve yeni bir halk getirir. * |
50:15 | أَفَعَيِينَا بِالْخَلْقِ الْأَوَّلِ بَلْ هُمْ فِي لَبْسٍ مِنْ خَلْقٍ جَدِيدٍ |
Diyanet Meali: | İlk yaratmada âcizlik mi gösterdik ki (yeniden yaratamayalım)? Doğrusu onlar, yeniden yaratılış konusunda şüphe içindedirler. * |
جُدَدٌ : İsim. Çoğul. Tekili: جُدَّةٌ
35:27 | وَمِنَ الْجِبَالِ جُدَدٌ بِيضٌ وَحُمْرٌ مُخْتَلِفٌ أَلْوَانُهَا |
Diyanet Meali: | Dağlardan da beyaz, kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var.. |