ب ر ز

KÖK HARFLER:  ب ر ز

ANLAM: 

بَرَزَ : Gizlendiği yerden ortaya çıkmak veya dışarı çıkmak. Açık alana çıkmak. Doğanın isteğini yerine getirmek üzere açığa, açık alana çıkmak. Önemli ve çıkıntılı olmak. Gizlendikten sonra ortaya çıkmak.

AÇIKLAMA:

xx

DİĞER BAZI TÜREVLER:

xx

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


TürAdetAnlamÖrnek ÂyetAçıklama
بَرَزَfiil-I5Ortaya çıktı14/21
بَرَّزَfiil-II2Ortaya çıkardı79/36Meçhulü: بُرِّزَ
بَارِزٌisim1Ortaya çıkan 40/16
بَارِزَةٌisim1Ortaya çıkan18/47

Toplam:9


BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Benzer Manada Kelimeler

Zıt Manada Kelimeler

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Bâriz بَارِز Açık, gözle görülür, belirgin.
Birâz بِرَاز Karşı karşıya kavga etme. Savaşa atılma.
Bürûz بُرُوز Zahir olma, belirme, meydana çıkma. Çıkmak.
Tebrîz تَبْرِيز Dışarı çıkarmak. Göstermek. İzhar etmek.
Mübâriz مُبَارِز Sözle çekiştiren. Savaş, kavga eden taraflardan biri.
Mübâreze مُبَارَزَة İki düşman taraftan çıkan birer kişinin çarpışması. Sözle çekiştirme. Kavga. Cidal. Dövüşmek.
Mübriz مُبْرِز Meydana çıkaran, gösteren, ibraz eden.
Mübrez مُبْرَز Gösterilmiş, meydana konulmuş, ibraz olunmuş.
İbrâz إِبْرَاز Ortaya koyma, gösterme, meydana çıkarma.
Tebârüz تَبَارُز Belirme, görünme.
Mütebâriz مُتَبَارِز Tebarüz eden, meydana çıkan. Bariz aşikar olan.
İstibrâz اِسْتِبْرَاز Meydana çıkarmak, açığa vurmak.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

بَرَزَ : Fiil-I.

2:250 وَلَمَّا بَرَزُوا لِجَالُوتَ وَجُنُودِهِ قَالُوا رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا
Diyanet Meali: (Tâlût’un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır.”
3:154 قُلْ لَوْ كُنْتُمْ فٖى بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذٖينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْ
Diyanet Meali: De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. 
4:81 فَإِذَا بَرَزُوا مِنْ عِنْدِكَ بَيَّتَ طَائِفَةٌ مِنْهُمْ غَيْرَ الَّذِي تَقُولُ
Diyanet Meali: Fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden birtakımı, geceleyin; (senin gündüz) söylediklerinin aksini kurarlar. 
14:21 وَبَرَزُوا لِلَّهِ جَمِيعًا فَقَالَ الضُّعَفَاءُ لِلَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا إِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًا
Diyanet Meali: İnsanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: “Şüphesiz bizler size uymuştuk.”
14:48 وَبَرَزُوا لِلَّهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّار
Diyanet Meali: İnsanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hâkim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar.

بَرَّزَ : Fiil-II. Meçhulü: بُرِّزَ

26:91 وَبُرِّزَتِ الْجَحِيمُ لِلْغَاوِينَ
Diyanet Meali: Cehennem azgınlara gösterilecek.*
79:36 وَبُرِّزَتِ الْجَحِيمُ لِمَنْ يَرَىٰ
Diyanet Meali: Cehennem, görenler için apaçık bir şekilde gösterilir.

بَارِزُونَ : İsim. İsm-i Fâil. Kurallı Erkek Çoğul. Tekili: بَارِزٌ

40:16 يَوْمَ هُمْ بَارِزُونَ لَا يَخْفَىٰ عَلَى اللَّهِ مِنْهُمْ شَيْءٌ
Diyanet Meali: O gün onlar ortaya çıkarlar. Onların hiçbir şeyi Allah’a gizli kalmaz. 

بَارِزَةٌ : İsim. İsm-i Fâil. Müennes.

18:47 وَتَرَى الْأَرْضَ بَارِزَةً وَحَشَرْنَاهُمْ فَلَمْ نُغَادِرْ مِنْهُمْ أَحَدًا
Diyanet Meali: Yeryüzünü çırılçıplak göreceğin (günü bir hatırla). Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız.