ب ك ي

KÖK HARFLER:  ب ك ي

ANLAM: 

بَكَى : Ağlamak, gözyaşı dökmek; inlemek veya içlenmek; ağıt yakmak.

AÇIKLAMA:

Fiil olarak بَكَى-يَبْكِي şeklinde kullanılır. Bu fiilin mastarı بُكًا ve بُكَاءٌ şeklinde gelir.

“Bir hüzün, keder veya feryadı figan dolayısıyla gözyaşı akıtmak” demek olan medli بُكَاءٌ kelimesi, sesin fazla, baskın olduğu durumlarda kullanılır. Bu bakımdan kalıp olarak, رُغاَء (homurdanmak), ثُغَاء (melemek) gibi sesle ilgili vaz edilmiş kelimelere benzer. Kasırlı olarak بُكًا şeklinde ise, “hüznün, kederin daha fazla olduğu durumlarda” kullanılır.

بَاكِي kelimesinin çoğulu, بَاكوُن ve بُكِيٌّ şeklinde gelir. 

Yüce Allah şöyle buyurmuştur: خَرُّوا سُجَّداً وَبُكِيّاً O zaman onlar secdeye kapanır ve için için ağlamaya başlarlar (19/58). 

بُكِيٌّ kelimesi temelde فُعُولٌ veznindedir. Bu bakımdan Arapların سَاجِدٌ-سُجُودٌ ve رَاكِعٌ-رُكُوعٌ ve قَاعِدٌ-قُعُودٌ kullanımlarına benzer. Fakat و harfi ي harfiyle değiştirilip sonra bu ي harfi جَاثٍ-جُثِيٌّ ve عاَتٍ-عُتِيٌّ kelimelerinde oluğu gibi idgam edilmiştir.

بُكًى kelimesi, “hüzünle, kederle gözyaşının bir arada bulunduğu durumlarla” ilgili kullanılabildiği gibi ayrıca tek tek bunların her biri ile ilgili de kullanılır. Yüce Allah’ın şu sözüne gelince: فَلْيَضْحَكُوا قَلِيلاً وَلْيَبْكُوا كَثِيراً Öyle ise, az gülsünler ama çok ağlasınlar (9/82). 

Her ne kadar gülmenin beraberinde bir kahkaha ve بُكَاءٌ’nün beraberinde de bir gözyaşı dökme olmasa da burada bir sevince ve üzüntüye işaret edilmiştir. Yüce Allah’ın şu sözünde de aynı şekildedir: فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ السَّمَاءُ وَاْلأَرْضُ Gök de onlara ağlamadı, yer de (44/29).

  1. Bir görüşe göre, bu gerçek anlamdadır. Bunu, onların canlı ve bilgi sahibi olduğunu savunanlar söylemiştir. 
  2. Bir diğer görüşe göre ise bu, mecazi bir kullanımdır. Burada takdiren اَهْلُ السَّمَاء “ne gök ehli (semadakiler) onların üzerine ağladı…” denmek istenir.

DİĞER BAZI TÜREVLER:

بَكَى (geniş zaman يَبْكِى mastar isim بُكَاءٌ ve بَكًى): Ağladı, gözyaşı döktü; inledi veya içlendi; ağıt yaktı ve gözyaşı döktü.

بَكَى عَلَيْهِ : Onun için ağladı.

بَكَى ayrıca, şarkı söyledi anlamındadır.

اَبْكَاهُ : Onu ağlattı; onu ağlatacak bir şey yaptı.

بَكِىٌّ ve بَكَّاءٌ : Çok ağlayan.

بَاكٍ (İsmi fail): Ağlayan; gözü yaşlı. ( بُكِىٌّ çoğul hali).

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


Tür Adet Anlam Örnek Âyet Açıklama
بَكَى fiil-I 5 Ağladı 44/29
أَبْكَى fiil-IV 1 Ağlattı, hüzün verdi 53/43
بُكِيٌّ isim 1 Ağlayan (çoğul) 19/58 Tekili: بَاكٍ

Toplam: 7


BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Mahreci Benzeyen Kökler

Benzer Manada Kelimeler

  • بَكَى
  • بُكَاءٌ
    • نَحِيبٌ > bak: ن ح ب
    • اِنْتِحَابٌ > bak: ن ح ب 
    • إِعْوَالٌ > bak: ع و ل
    • عَوِيلٌ > bak: ع و ل
    • تَأَوُّهٌ > bak: أ و ه
    • نَشِيجٌ
    • نُوَاحٌ

Zıt Manada Kelimeler

  • بَكَى
  • بُكَاءٌ
    • ضَحِكٌ > bak: ض ح ك
    • اِبْتِسَامٌ > bak: ب س م
    • تَهَلُّلٌ > bak: ه ل ل 
    • بَشَاشَةٌ

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelere günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Bâkî بَاكِي Ağlayan. Çoğul: Bükât
Bükâ’ بُكَاء Ağlama.
Tebkiye تَبْكِيَة Dokunaklı sözler söyleyip ağlatma.
İbkâ’ إِبْكَاء Ağlatmak.
Mübkî مُبْكِي *Ağlatıcı
Tebâkî تَبَاكِي Ağlar görünme. Yalandan ağlama.
Mütebâkî مُتَبَاكِي Ağlar gibi görünen.
İnbikâ’ اِنْبِكَاء Ağlama, göz yaşı dökme.
İbtikâ’ اِبْتِكَاء Ağlama, gözyaşı dökme.
İstibkâ’ اِسْتِبْكَاء Ağlatmak. Ağlamayı istemek. 

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

بَكَى : Fiil-I.

9:82 فَلْيَضْحَكُوا قَلِيلًا وَلْيَبْكُوا كَثِيرًا جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
Diyanet Meali: Artık kazandıklarının karşılığı olarak, az gülsünler, çok ağlasınlar.*
12:16 وَجَاءُوا أَبَاهُمْ عِشَاءً يَبْكُونَ
Diyanet Meali: (Yûsuf’u kuyuya bırakıp) akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.*
17:109 وَيَخِرُّونَ لِلْأَذْقَانِ يَبْكُونَ وَيَزِيدُهُمْ خُشُوعًا
Diyanet Meali: Onlar ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. Bu da onların derin saygısını artırır.*
44:29 فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ السَّمَاءُ وَالْأَرْضُ وَمَا كَانُوا مُنْظَرِينَ
Diyanet Meali: Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.*
53:60 وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ
Diyanet Meali: Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz!*

أَبْكَى : Fiil-IV.

53:43 وَأَنَّهُ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ
Diyanet Meali: Şüphesiz O, güldürür ve ağlatır.*

بُكِيٌّ : İsim. 

19:58 إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ آيَاتُ الرَّحْمَٰنِ خَرُّوا سُجَّدًا وَبُكِيًّا
Diyanet Meali: Kendilerine Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.