ض ح ك

KÖK HARFLER: ض ح ك

ANLAM: 

ضَحِكَ : Gülmek. Tebessüm etmek. Birisini alaya almak.

AÇIKLAMA:

ضَحِكٌ : Nefsin sürurundan, sevincinden dolayı, yüzün genişleyip açılması ve dişleri gösterme, gülme. Bu esnada dişlerin görünmesinden dolayı, “önlerde olan dişler” ضَوَاحِك olarak adlandırılmıştır. Ayrıca ضَحِكٌ kelimesi müstear olarak “alay etmek, eğlenmek, istihza etmek veya kendisine gülmek” anlamında kullanılmış ve “onunla alay etti, eğlendi, istihza etti veya ona güldü” anlamında ضَحِكَ مِنْهُ denmiştir.

رَجُلٌ ضُحَكَةٌ : İnsanlarla alay eden, eğlenen, istihza eden veya insanlara gülen adam. “Kendisiyle alay edilen, eğlenilen, istihza edilen veya kendisine gülünen kişiye” ise ضُحْكَةٌ denir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَكُنْتُمْ مِنْهُمْ تَضْحَكُونَ : Siz onlara gülüyordunuz (23/110); فَلَمَّا جَاءَهُمْ بِآَيَاتِنَا إِذَا هُمْ مِنْهَا يَضْحَكُونَ : Musa onlara mucizelerimizi getirince onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler (43/47); أَفَمِنْ هَذَا الْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ – وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ : Bu söze mi şaşıyorsunuz? * Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz! (53/59-60). 

  1. Sadece “mesrur, sevinçli olma” anlamında da kullanılır. Mesela: وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُسْفِرَةٌ – ضَاحِكَةٌ مُسْتَبْشِرَةٌ : Bazı yüzler o gün parıl parıldır. Güleç ve sevinçli (80/38-39); فَلْيَضْحَكُوا قَلِيلًا : Az gülsünler (9/82); فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِنْ قَوْلِهَا : (Süleyman) onun sözünden dolayı gülümsedi (27/19). 
  2. Bazen sadece “taaccüp etme, şaşma (تَعَجُّبٌ)” anlamında kullanılır. “ضَحِكٌ yalnızca insana mahsustur, onun dışındaki hiçbir canlıda bulunmaz.” sözünü söyleyen kişi bu anlamı kastetmiştir. Sözünün devamında da şöyle demiştir: Bu anlamdan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَأَنَّهُ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَى : Güldüren de, ağlatan da O’dur (53/43); وَامْرَأَتُهُ قَائِمَةٌ فَضَحِكَتْ : O sırada ayakta duran İbrahim’in karısı bu haberi duyunca güldü (11/71). Onun gülmesi şu âyetin işaret ettiği gibi hayretten dolayıdır: قَالُوا أَتَعْجَبِينَ مِنْ أَمْرِ اللَّهِ : Sen Allah’ın işine mi şaşıyorsun? (11/73). Ayrıca şu sözü de buna delalet etmektedir: قَالَتْ يَا وَيْلَتَى أَأَلِدُ وَأَنَا عَجُوزٌ وَهَذَا بَعْلِي شَيْخًا إِنَّ هَذَا لَشَيْءٌ عَجِيبٌ : Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı, şu kocam da yaşlı bir ihtiyar iken nasıl doğurabilirim? Doğrusu bu şaşılacak bir şey dedi (11/72).

Fakat ayette geçen فَضَحِكَتْ fiiline “hayız oldu” anlamında olduğunu söyleyenlerin bu sözleri ise فَضَحِكَتْ fiilinin bir tefsiri değildir. Nitekim müfessirlerden biri bunu tasavvur ederek söyle demiştir: “Buradaki ضَحِكَتْ fiili ‘hayız oldu’ anlamındadır. Yüce Allah’ın bunu zikretmesinin nedeni yalnızca onun durumunu göstermektir. Zira Yüce Allah bunu, onun müjdelendiği şey ile ilgili bir emare kılmış ve hamileliğinin garip karşılanacak, reddedilecek bir şey olmadığının bilinmesi için de kendisi, o anda hayız olmuştur. Zira bir kadın hayız olmaya devam ettiği sürece gebe kalabilir.

طَرِيقٌ ضَحُوكٌ : Açık, belli yol.

ضَحِكَ الْغَدِيرُ : Selden kalmış su birikintisi, gölet doluluğundan dolayı parladı, ışıldadı.

أَضْحَكْتُهُ : Onu havuzu taşıncaya kadar doldurdum. (Müfredât)

DİĞER BAZI TÜREVLER:

ضَحِكَ (geniş zaman يَضْحَكُ mastar isim ضَحْكٌ ve ضِحْكٌ ve ضِحِكٌ ve ضَحِكٌ): Güldü (zıt anlamlısı: بَكَى).

ضَحِكَ عَلَيْهِ ya da ضَحِكَ بِهِ ya da ضَحِكَ عَنْهُ : Ona güldü; onu alaya aldı ya da onunla dalga geçti.

ضَحِكَ الرَّجُلُ : Tebessüm etti ya da ona tebessüm etti. O kimse ürkmüştü ya da korkmuştu, manasına da gelmektedir.

اَلضِّحْكُ sevinçten, mutluluktan ve kıvançtan yüzün genişlemesi ve dişlerin ortaya çıkmasını ifade etmektedir; اِبْتَسَمَ onun başlangıcıdır.

ضَحِكَتِ الْاَرْضُ : Toprak ot çıkardı.

ضَحِكَ الطَّرِيقُ : Yol görünür hale geldi.

ضَحِكَتِ الْمَرْأَةُ : Kadın mutluluktan güldü; ürkmüştü; tebessüm etti; adet gördü.

اَضْحَكَهُ : Onu güldürdü.

اَضْحَكَ الْحَوْضَ : Depoyu öyle doldurdu ki taştı.

ضَاحِكٌ (ismi fail) : Gülme; gülen kişi.

رَأْىٌ ضَاحِكٌ : Sarih karar.

ضَاحِكٌ adet gören bir kadına istinaden de kullanılmaktadır (ة olmadan).

اُضْحُوكَةٌ : Maskara.

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


Tür Adet Anlam Örnek
ضَحِكَ fiil-I 7 Güldü 11/71
أَضْحَكَ fiil-IV 1 Güldürdü 53/43
ضَاحِكٌ isim 1 Gülen kimse 27/19
ضَاحِكَةٌ isim 1 Gülen kimse (müennes) 80/39

Toplam 10

BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Mahreci Benzeyen Kökler

Benzer Manada Kelimeler

  • ضَحِكَ
    • اِفْتَرَّ > bak: ف ر ر
    • اِبْتَسَمَ > bak: ب س م
    • قَهْقَهَ
  • ضَحُوكٌ
    • فَكِهٌ > bak: ف ك ه
    • مُبْتَسِمٌ > bak: ب س م
    • بَشُوشٌ

Zıt Manada Kelimeler

  • ضَحِكَ
  • ضَحُوكٌ

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelere günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Dıhk ضِحْك Gülme.
Dâhik ضَاحِك Gülen, gülücü.
Dâhike ضَاحِكَة Azı dişlerinden her biri.
Madhek مَضْحَك Maskara. Gülünecek şey. Soytarı. Komik.
Çoğulu: Medâhik
Udhûke أُضْحُوكَة Gülünç şeyler. Komedi. Çoğulu: Edâhîk
Tedâhuk تَضَاحُك Gülüşmek.
Mütedâhık مُتَضَاحِك Karşılıklı gülüşen, tedahuk eden.
İstidhâk اِسْتِضْحَاك Alaya alma, eğlenme.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

ضَحِكَ : Fiil-I. 

9:82 فَلْيَضْحَكُوا قَلِيلًا وَلْيَبْكُوا كَثِيرًا جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
Diyanet Meali: Artık kazandıklarının karşılığı olarak, az gülsünler, çok ağlasınlar. *
11:71 وَامْرَأَتُهُ قَائِمَةٌ فَضَحِكَتْ فَبَشَّرْنَاهَا بِإِسْحَاقَ
Diyanet Meali: İbrahim’in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak’ı müjdeledik.
23:110 وَكُنْتُمْ مِنْهُمْ تَضْحَكُونَ
Diyanet Meali: Onlara hep gülüyordunuz.
43:47 فَلَمَّا جَاءَهُمْ بِآيَاتِنَا إِذَا هُمْ مِنْهَا يَضْحَكُونَ
Diyanet Meali: (Mûsâ) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar! *
53:60 وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ
Diyanet Meali: Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
83:29 إِنَّ الَّذِينَ أَجْرَمُوا كَانُوا مِنَ الَّذِينَ آمَنُوا يَضْحَكُونَ
Diyanet Meali: Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı. *
83:34 فَالْيَوْمَ الَّذِينَ آمَنُوا مِنَ الْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ
Diyanet Meali: İşte bugün de mü’minler kâfirlere gülerler. *

أَضْحَكَ : Fiil-IV. 

53:43 وَأَنَّهُ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ
Diyanet Meali: Şüphesiz O, güldürür ve ağlatır. *

ضَاحِكٌ : İsim. İsm-i Fâil. 

27:19 فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِنْ قَوْلِهَا
Diyanet Meali: Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek (dedi ki)…

ضَاحِكَةٌ : İsim. İsm-i Fâil. Müennes.

80:39 ضَاحِكَةٌ مُسْتَبْشِرَةٌ
Diyanet Meali: Gülerler, sevinirler. *