ن ص ر

KÖK HARFLER:  ن ص ر

ANLAM: 

نَصَرَ : Birisine destek olmak, yardım etmek. Düşmanına karşı destekte bulunmak. İhtiyacını veya benzer bir şeyi tedarik etmek.

AÇIKLAMA:

xx

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


TürAdetAnlamÖrnekAçıklama
نَصَرَfiil-I59Yardım etti46/28Meçhul Muzari: يُنْصَرُ
تَنَاصَرَfiil-VI1Yardımlaştı(lar)37/25
اِنْتَصَرَfiil-VIII7İntikam aldı, hakkını aldı, çekindi42/41
اِسْتَنْصَرَfiil-X2Yardım istedi28/18
نَصْرٌisim22Yardım7/192
نَاصِرٌisim11Yardım eden, yardımcı86/10
مَنْصُورٌisim2Yardım edilen17/33
مُنْتَصِرٌisim4İntikam alan, hakkını alan54/44
نَصِيرٌisim35Çok yardım eden22/78Çoğulu: اَنْصَارٌ
نَصْرَانِىٌّisim15Hristiyan3/67Çoğul: نَصَارىَ

Toplam158


BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Mahreci Benzeyen Kökler

Benzer Manada Kelimeler

Zıt Manada Kelimeler

  • نَصَرَ
  • نَصْرٌ
    • هَزِيمَةٌ > bak: ه ز م
    • خِذْلَانٌ > bak: خ ذ ل
    • اِسْتِسْلَامٌ > bak: س ل م
    • اِنْغِلَابٌ > bak: غ ل ب
    • إِنْكِسَارٌ
  • نَصِيرٌ
  • نَاصِرٌ
    • مُتَخَلٌّ > bak: خ ل ل
    • خَاذِلٌ > bak: خ ذ ل
    • مُتَقَاعِسٌ

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Nasr نَصْر Yardım, üstünlük, yenme, galip kılma.
Nusret نُصْرَة Yardım, destek. Allah’ın yardımı.
Nâsır نَاصِر Yardımcı, yardım eden, nusret veren. Rasulü Ekrem’in (sav) bir ismi. Çoğulu: Nâsırîn
Nasîr نَصِير Nusret eden, zafer veren. Yardımcı. Muin.
Nasrânî نَصْرَانِى Hıristiyan, İsevi. Çoğulu: Nasârâ
Nasrâniyyet نَصْرَانِيَّة Hristiyanlık.
Nusayrilik النُّصَيْرِيَّة 9. yüzyılda Ebu Şuayb Muhammed b. Nusayr en-Nemiri tarafından kurulmuş bir fırkadır. Arap aleviliği. Nusayrî
Ensâr أَنْصَار Yardımcılar. Müdafiler.
Mensûr (Mansur) مَنْصُور Yardım görmüş. Muzaffer. Zafer bulmuş.
Mansûre مَنْصُورَة Yardım olunmuş, Allah’ın yardımıyla galip, üstün gelmiş. 
Tansîr تَنْصِير Hıristiyanlaştırma.
Tenassur تَنَصُّر Nasranileşme. Hıristiyan dinine girme.
Mütenassır مُتَنَصِّر Hıristiyan olan. Hıristiyanlığı kabul eden.
Muntasır مُنْتَصِر Öç alan. İntikam alan.
İstinsâr إِسْتِنْصَار Yardım isteme.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

نَصَرَ : Fiil-I. Meçhul Muzari: يُنْصَرُ

2:48وَلَا يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ
Diyanet Meali:(Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz), fidye alınmaz.  Onlara yardım da edilmez.
2:86فَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ
Diyanet Meali:Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez.
2:123وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا تَنْفَعُهَا شَفَاعَةٌ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ
Diyanet Meali:(Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği), hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir taraftan yardım göremeyeceği (günden sakının).
2:250وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
Diyanet Meali:“(Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır), ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et.”
2:286أَنْتَ مَوْلَانَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
Diyanet Meali:“Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”
3:81ثُمَّ جَاءَكُمْ رَسُولٌ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِهِ وَلَتَنْصُرُنَّهُ
Diyanet Meali:“Sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz”
3:111وَإِنْ يُقَاتِلُوكُمْ يُوَلُّوكُمُ الْأَدْبَارَ ثُمَّ لَا يُنْصَرُونَ
Diyanet Meali:Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da edilmez.
3:123وَلَقَدْ نَصَرَكُمُ اللَّهُ بِبَدْرٍ وَأَنْتُمْ أَذِلَّةٌ
Diyanet Meali:Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti.
3:147وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
Diyanet Meali:“Ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Kâfir topluma karşı bize yardım et.”
3:160إِنْ يَنْصُرْكُمُ اللَّهُ فَلَا غَالِبَ لَكُمْ
Diyanet Meali:Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur.
3:160وَإِنْ يَخْذُلْكُمْ فَمَنْ ذَا الَّذِي يَنْصُرُكُمْ مِنْ بَعْدِهِ
Diyanet Meali:Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir?
7:157فَالَّذِينَ آمَنُوا بِهِ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَاتَّبَعُوا النُّورَ الَّذِي أُنْزِلَ مَعَهُ أُولَٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Diyanet Meali:Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
7:192وَلَا يَسْتَطِيعُونَ لَهُمْ نَصْرًا وَلَا أَنْفُسَهُمْ يَنْصُرُونَ
Diyanet Meali:Hâlbuki onlar (edindikleri ilâhlar) ne onlara yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım edebilirler. *
7:197لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَكُمْ وَلَا أَنْفُسَهُمْ يَنْصُرُونَ
Diyanet Meali:(Allah’tan başka taptıklarınızın ise) size yardım etmeğe güçleri yetmez. Onlar kendilerine de yardım edemezler.
8:72وَالَّذِينَ آوَوْا وَنَصَرُوا أُولَٰئِكَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ
Diyanet Meali:(İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin velileridir.
8:74وَالَّذِينَ آوَوْا وَنَصَرُوا أُولَٰئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا
Diyanet Meali:(İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek mü’minlerdir.
9:14قَاتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ اللَّهُ بِأَيْدِيكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنْصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ
Diyanet Meali:Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin.
9:25لَقَدْ نَصَرَكُمُ اللَّهُ فِي مَوَاطِنَ كَثِيرَةٍ وَيَوْمَ حُنَيْنٍ
Diyanet Meali:Andolsun, Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir.
9:40إِلَّا تَنْصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ اللَّهُ إِذْ أَخْرَجَهُ الَّذِينَ كَفَرُوا
Diyanet Meali:Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkâr edenler onu (iki kişiden biri olarak Mekke’den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti.
9:40إِلَّا تَنْصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ اللَّهُ
Diyanet Meali:Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki inkâr edenler onu iki kişiden biri olarak Mekke’den çıkardıkları zaman), ona bizzat Allah yardım etmişti.
11:30وَيَا قَوْمِ مَنْ يَنْصُرُنِي مِنَ اللَّهِ إِنْ طَرَدْتُهُمْ
Diyanet Meali:“Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam, beni Allah’tan kim koruyabilir?”
11:63فَمَنْ يَنْصُرُنِي مِنَ اللَّهِ إِنْ عَصَيْتُهُ
Diyanet Meali:“O’na karşı geldiğim takdirde beni Allah’tan kim koruyabilir?”
11:113وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ مِنْ أَوْلِيَاءَ ثُمَّ لَا تُنْصَرُونَ
Diyanet Meali:Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.
18:43وَلَمْ تَكُنْ لَهُ فِئَةٌ يَنْصُرُونَهُ مِنْ دُونِ اللَّهِ
Diyanet Meali:Onun, Allah’tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu.
21:39لَوْ يَعْلَمُ الَّذِينَ كَفَرُوا حِينَ لَا يَكُفُّونَ عَنْ وُجُوهِهِمُ النَّارَ وَلَا عَنْ ظُهُورِهِمْ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ
Diyanet Meali:İnkâr edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler! *
21:68قَالُوا حَرِّقُوهُ وَانْصُرُوا آلِهَتَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ فَاعِلِينَ
Diyanet Meali:(İçlerinden bazıları), “Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın da ilâhlarınıza yardım edin” dediler. *
21:77وَنَصَرْنَاهُ مِنَ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِنَا
Diyanet Meali:Ayetlerimizi yalanlayan millete karşı ona yardım ettik. 
22:15مَنْ كَانَ يَظُنُّ أَنْ لَنْ يَنْصُرَهُ اللَّهُ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ فَلْيَمْدُدْ بِسَبَبٍ إِلَى السَّمَاءِ
Diyanet Meali:Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin…
22:40وَلَيَنْصُرَنَّ اللَّهُ مَنْ يَنْصُرُهُ إِنَّ اللَّهَ لَقَوِيٌّ عَزِيزٌ
Diyanet Meali:Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki Allah, çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.
22:40وَلَيَنْصُرَنَّ اللَّهُ مَنْ يَنْصُرُهُ إِنَّ اللَّهَ لَقَوِيٌّ عَزِيزٌ
Diyanet Meali:Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki Allah, çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.
22:60ذَٰلِكَ وَمَنْ عَاقَبَ بِمِثْلِ مَا عُوقِبَ بِهِ ثُمَّ بُغِيَ عَلَيْهِ لَيَنْصُرَنَّهُ اللَّهُ
Diyanet Meali:Bu böyle. Bir de kim kendisine verilen eziyetin dengiyle karşılık verir de sonra yine kendisine zulmedilirse, elbette Allah ona yardım eder.
23:26قَالَ رَبِّ انْصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ
Diyanet Meali:(Nûh), “Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi. *
23:39قَالَ رَبِّ انْصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ
Diyanet Meali:O peygamber, “Ey Rabbim! Yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi. *
23:65لَا تَجْأَرُوا الْيَوْمَ إِنَّكُمْ مِنَّا لَا تُنْصَرُونَ
Diyanet Meali:Boşuna feryat edip durmayın bugün. Zira bizden yardım görmeyeceksiniz. *
26:93هَلْ يَنْصُرُونَكُمْ أَوْ يَنْتَصِرُونَ
Diyanet Meali:“Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?” 
28:41وَجَعَلْنَاهُمْ أَئِمَّةً يَدْعُونَ إِلَى النَّارِ وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ لَا يُنْصَرُونَ
Diyanet Meali:Biz onları, ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir. *
28:81فَمَا كَانَ لَهُ مِنْ فِئَةٍ يَنْصُرُونَهُ مِنْ دُونِ اللَّهِ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُنْتَصِرِينَ
Diyanet Meali:Allah’a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi!
29:30قَالَ رَبِّ انْصُرْنِي عَلَى الْقَوْمِ الْمُفْسِدِينَ
Diyanet Meali:(Lût) “Ey Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et” dedi. *
30:5بِنَصْرِ اللَّهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ
Diyanet Meali:(O gün) Allah’ın (Rumlara) zafer vermesiyle (mü’minler sevinecektir). Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir. *
36:74وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللَّهِ آلِهَةً لَعَلَّهُمْ يُنْصَرُونَ
Diyanet Meali:Belki kendilerine yardım edilir diye Allah’ı bırakıp da ilâhlar edindiler. *
37:116وَنَصَرْنَاهُمْ فَكَانُوا هُمُ الْغَالِبِينَ
Diyanet Meali:Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular. *
39:54وَأَسْلِمُوا لَهُ مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَكُمُ الْعَذَابُ ثُمَّ لَا تُنْصَرُونَ
Diyanet Meali:Azap size gelmeden önce (Rabbinize dönün) ve O’na teslim olun. Sonra size yardım edilmez.
40:29فَمَنْ يَنْصُرُنَا مِنْ بَأْسِ اللَّهِ إِنْ جَاءَنَا
Diyanet Meali:“Ama başımıza geldiğinde bizi, Allah’ın azabından kim kurtarır?”
40:51إِنَّا لَنَنْصُرُ رُسُلَنَا وَالَّذِينَ آمَنُوا فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا
Diyanet Meali:Şüphesiz ki, peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında (ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde) yardım ederiz.
41:16وَلَعَذَابُ الْآخِرَةِ أَخْزَىٰ وَهُمْ لَا يُنْصَرُونَ
Diyanet Meali:Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.
42:46وَمَا كَانَ لَهُمْ مِنْ أَوْلِيَاءَ يَنْصُرُونَهُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ
Diyanet Meali:Onların Allah’tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur.
44:41يَوْمَ لَا يُغْنِي مَوْلًى عَنْ مَوْلًى شَيْئًا وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ
Diyanet Meali:O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez. *
46:28فَلَوْلَا نَصَرَهُمُ الَّذِينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللَّهِ قُرْبَانًا آلِهَةً
Diyanet Meali:Allah’ı bırakıp O’na yakınlık sağlamaları için edindikleri ilâhlar kendilerine yardım etseydi ya!?
47:7يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ
Diyanet Meali:Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır. *
47:7يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ
Diyanet Meali:Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır. *
48:3وَيَنْصُرَكَ اللَّهُ نَصْرًا عَزِيزًا
Diyanet Meali:Ve Allah sana, şanlı bir zaferle yardım etsin. *
52:46يَوْمَ لَا يُغْنِي عَنْهُمْ كَيْدُهُمْ شَيْئًا وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ
Diyanet Meali:O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir. *
57:25وَلِيَعْلَمَ اللَّهُ مَنْ يَنْصُرُهُ وَرُسُلَهُ بِالْغَيْبِ
Diyanet Meali:Allah da kendisine ve Resûllerine gayba inanarak yardım edecekleri bilsin.
59:8وَيَنْصُرُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ أُولَٰئِكَ هُمُ الصَّادِقُون
Diyanet Meali:(Bu mallar özellikle, Allah’tan bir lütuf ve hoşnudluk ararken) ve Allah’ın dinine ve peygamberine yardım ederken (yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir). İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir.
59:11وَإِنْ قُوتِلْتُمْ لَنَنْصُرَنَّكُمْ وَاللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
Diyanet Meali:“Eğer size karşı savaşılırsa, size mutlaka yardım ederiz” (diyerek münafıklık yapanlara bakmaz mısın)? Hâlbuki Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına şahitlik eder.
59:12لَئِنْ أُخْرِجُوا لَا يَخْرُجُونَ مَعَهُمْ وَلَئِنْ قُوتِلُوا لَا يَنْصُرُونَهُمْ
Diyanet Meali:Andolsun, eğer (kardeşleri Medine’den) çıkarılırsa, onlarla beraber çıkmazlar. Kendilerine karşı savaşılırsa, onlara yardım etmezler.
59:12وَلَئِنْ نَصَرُوهُمْ لَيُوَلُّنَّ الْأَدْبَارَ ثُمَّ لَا يُنْصَرُونَ
Diyanet Meali:Yardım edecek olsalar bile andolsun mutlaka arkalarını dönüp kaçarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez.
59:12وَلَئِنْ نَصَرُوهُمْ لَيُوَلُّنَّ الْأَدْبَارَ ثُمَّ لَا يُنْصَرُونَ
Diyanet Meali:Yardım edecek olsalar bile andolsun mutlaka arkalarını dönüp kaçarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez.
67:20أَمَّنْ هَٰذَا الَّذِي هُوَ جُنْدٌ لَكُمْ يَنْصُرُكُمْ مِنْ دُونِ الرَّحْمَٰنِ
Diyanet Meali:Yahut Rahmân’dan başka size yardım edecek şu ordunuz (taraftarlarınız) kimlerdir?

تَنَاصَرَ : Fiil-VI.

37:25مَا لَكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ
Diyanet Meali:Onlara, “Ne diye yardımlaşmıyorsunuz?” denir. *

اِنْتَصَرَ : Fiil-VIII.

26:93هَلْ يَنْصُرُونَكُمْ أَوْ يَنْتَصِرُونَ
Diyanet Meali:“Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?” 
26:227وَذَكَرُوا اللَّهَ كَثِيرًا وَانْتَصَرُوا مِنْ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا
Diyanet Meali:(Ancak iman edip salih amel işleyen), Allah’ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar (başka).
42:39وَالَّذِينَ إِذَا أَصَابَهُمُ الْبَغْيُ هُمْ يَنْتَصِرُونَ
Diyanet Meali:Bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar (içindir). *
42:41وَلَمَنِ انْتَصَرَ بَعْدَ ظُلْمِهِ فَأُولَٰئِكَ مَا عَلَيْهِمْ مِنْ سَبِيلٍ
Diyanet Meali:Zulme uğradıktan sonra, kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur. *
47:4وَلَوْ يَشَاءُ اللَّهُ لَانْتَصَرَ مِنْهُمْ وَلَٰكِنْ لِيَبْلُوَ بَعْضَكُمْ بِبَعْضٍ
Diyanet Meali:Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor.
54:10فَدَعَا رَبَّهُ أَنِّي مَغْلُوبٌ فَانْتَصِرْ
Diyanet Meali:O da Rabbine, “Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et” diye dua etti. *
55:35يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِنْ نَارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنْتَصِرَانِ
Diyanet Meali:Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız. *

اِسْتَنْصَرَ : Fiil-X.

8:72وَإِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِي الدِّينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ
Diyanet Meali:Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, (sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça), yardım etmek üzerinize borçtur.
28:18فَإِذَا الَّذِي اسْتَنْصَرَهُ بِالْأَمْسِ يَسْتَصْرِخُهُ
Diyanet Meali:Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu.

نَصْرٌ : İsim.

2:214حَتَّىٰ يَقُولَ الرَّسُولُ وَالَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ مَتَىٰ نَصْرُ اللَّهِ
Diyanet Meali:Peygamber ve onunla beraber mü’minler, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar (darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı).
2:214أَلَا إِنَّ نَصْرَ اللَّهِ قَرِيبٌ
Diyanet Meali:İyi bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır.
3:13وَاللَّهُ يُؤَيِّدُ بِنَصْرِهِ مَنْ يَشَاءُ
Diyanet Meali:Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu.
3:126وَمَا النَّصْرُ إِلَّا مِنْ عِنْدِ اللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ
Diyanet Meali:Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır.
6:34فَصَبَرُوا عَلَىٰ مَا كُذِّبُوا وَأُوذُوا حَتَّىٰ أَتَاهُمْ نَصْرُنَا
Diyanet Meali:Onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişlerdi ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti.
7:192وَلَا يَسْتَطِيعُونَ لَهُمْ نَصْرًا وَلَا أَنْفُسَهُمْ يَنْصُرُونَ
Diyanet Meali:Hâlbuki onlar (edindikleri ilâhlar) ne onlara yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım edebilirler. *
7:197وَالَّذِينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَكُمْ وَلَا أَنْفُسَهُمْ يَنْصُرُونَ
Diyanet Meali:Allah’tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. Onlar kendilerine de yardım edemezler. *
8:10وَمَا النَّصْرُ إِلَّا مِنْ عِنْدِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Diyanet Meali:Yoksa yardım ancak Allah katındandır. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
8:26تَخَافُونَ أَنْ يَتَخَطَّفَكُمُ النَّاسُ فَآوَاكُمْ وَأَيَّدَكُمْ بِنَصْرِهِ
Diyanet Meali:İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Derken Allah sizi barındırdı, yardımıyla sizi destekledi.
8:62هُوَ الَّذِي أَيَّدَكَ بِنَصْرِهِ وَبِالْمُؤْمِنِينَ
Diyanet Meali:O, seni bizzat kendi yardımıyla ve mü’minlerle destekleyendir.
8:72وَإِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِي الدِّينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ
Diyanet Meali:Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, (sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça), yardım etmek üzerinize borçtur.
12:110حَتَّىٰ إِذَا اسْتَيْأَسَ الرُّسُلُ وَظَنُّوا أَنَّهُمْ قَدْ كُذِبُوا جَاءَهُمْ نَصْرُنَا
Diyanet Meali:Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hâle gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada, onlara yardımımız geldi.
21:43لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَ أَنْفُسِهِمْ وَلَا هُمْ مِنَّا يُصْحَبُونَ
Diyanet Meali:(O ilâh edindikleri nesneler) kendilerine bile yardım edemezler. Zaten onlar bizden de yardım görmezler.
22:39وَإِنَّ اللَّهَ عَلَىٰ نَصْرِهِمْ لَقَدِيرٌ
Diyanet Meali:Şüphe yok ki Allah’ın onlara yardım etmeğe gücü yeter.
25:19فَقَدْ كَذَّبُوكُمْ بِمَا تَقُولُونَ فَمَا تَسْتَطِيعُونَ صَرْفًا وَلَا نَصْرًا
Diyanet Meali:(İlâh edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz.
29:10وَلَئِنْ جَاءَ نَصْرٌ مِنْ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ إِنَّا كُنَّا مَعَكُمْ
Diyanet Meali:Andolsun, Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka, “Biz de sizinle beraberdik” derler.
30:5بِنَصْرِ اللَّهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ
Diyanet Meali:(O gün) Allah’ın (Rumlara) zafer vermesiyle (mü’minler sevinecektir). Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir. *
30:47وَكَانَ حَقًّا عَلَيْنَا نَصْرُ الْمُؤْمِنِينَ
Diyanet Meali:Mü’minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır.
36:75لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَهُمْ وَهُمْ لَهُمْ جُنْدٌ مُحْضَرُونَ
Diyanet Meali:Onlar, ilâhlar için (hizmete) hazır asker oldukları hâlde, ilâhlar onlara yardım edemezler. *
48:3وَيَنْصُرَكَ اللَّهُ نَصْرًا عَزِيزًا
Diyanet Meali:Ve Allah sana, şanlı bir zaferle yardım etsin. *
61:13وَأُخْرَىٰ تُحِبُّونَهَا نَصْرٌ مِنَ اللَّهِ وَفَتْحٌ قَرِيبٌ
Diyanet Meali:Seveceğiniz başka bir kazanç daha var: Allah’tan bir yardım ve yakın bir fetih (Mekke’nin fethi).
110:1إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ
Diyanet Meali:Allah’ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde…*

نَاصِرٌ : İsim. İsm-i Fâil. 

3:22وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِرِينَ
Diyanet Meali:Onların hiç yardımcıları da yoktur.
3:56فَأُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِرِينَ
Diyanet Meali:“(İnkâr edenlere gelince), onlara dünyada da, ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır.”
3:91أُولَٰئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِرِينَ
Diyanet Meali:Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
3:150بَلِ اللَّهُ مَوْلَاكُمْ وَهُوَ خَيْرُ النَّاصِرِينَ
Diyanet Meali:Hayır! Yalnız Allah yardımcınızdır. O, yardımcıların en hayırlısıdır. *
16:37فَإِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي مَنْ يُضِلُّ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِرِينَ
Diyanet Meali:(Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de) şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da yoktur.
29:25وَمَأْوَاكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَاصِرِينَ
Diyanet Meali:“Barınağınız cehennem olacaktır. Yardımcılarınız da olmayacaktır.”
30:29فَمَنْ يَهْدِي مَنْ أَضَلَّ اللَّهُ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِرِينَ
Diyanet Meali:Allah’ın (bu şekilde) saptırdığı kimseleri kim doğru yola iletir? Onların hiçbir yardımcıları yoktur.
45:34وَمَأْوَاكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَاصِرِينَ
Diyanet Meali:“Barınağınız ateştir. Yardımcılarınız da yoktur.”
47:13أَهْلَكْنَاهُمْ فَلَا نَاصِرَ لَهُمْ
Diyanet Meali:Biz onları helâk ettik. Onların hiçbir yardımcısı da olmadı.
72:24فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ أَضْعَفُ نَاصِرًا وَأَقَلُّ عَدَدًا
Diyanet Meali:(Nihayet uyarıldıkları şeyi gördüklerinde) kimin yardımcısı daha zayıf, kimin sayısı daha azmış, bilecekler.
86:10فَمَا لَهُ مِنْ قُوَّةٍ وَلَا نَاصِرٍ
Diyanet Meali:(O gün) artık insan için ne bir kuvvet vardır, ne de bir yardımcı. *

مَنْصُورٌ : İsim. İsm-i Mef’ûl. 

17:33فَلَا يُسْرِفْ فِي الْقَتْلِ إِنَّهُ كَانَ مَنْصُورًا
Diyanet Meali:Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kendisine yardım edilmiştir.
37:172إِنَّهُمْ لَهُمُ الْمَنْصُورُونَ
Diyanet Meali:“Onlara mutlaka yardım edilecektir.” *

مُنْتَصِرٌ : İsim. İsm-i Fâil. İfti’âl Bâbı (VIII. Bâb). 

18:43وَلَمْ تَكُنْ لَهُ فِئَةٌ يَنْصُرُونَهُ مِنْ دُونِ اللَّهِ وَمَا كَانَ مُنْتَصِرًا
Diyanet Meali:Onun, Allah’tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi. *
28:81وَمَا كَانَ مِنَ الْمُنْتَصِرِينَ
Diyanet Meali:Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi!
51:45فَمَا اسْتَطَاعُوا مِنْ قِيَامٍ وَمَا كَانُوا مُنْتَصِرِينَ
Diyanet Meali:Artık, ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti, ne de başkasından yardım görebildiler. *
54:44أَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَمِيعٌ مُنْتَصِرٌ
Diyanet Meali:Yoksa onlar, “Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz” mu diyorlar? *

نَصِيرٌ : İsim. Çoğulu: اَنْصَارٌ

2:107وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ
Diyanet Meali:Sizin için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.
2:120مَا لَكَ مِنَ اللَّهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ
Diyanet Meali:(Bilmiş ol ki), Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.
2:270وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ أَنْصَارٍ
Diyanet Meali:Zulmedenlerin yardımcıları yoktur.
3:52فَلَمَّا أَحَسَّ عِيسَىٰ مِنْهُمُ الْكُفْرَ قَالَ مَنْ أَنْصَارِي إِلَى اللَّهِ
Diyanet Meali:İsa, onların inkârlarını sezince, “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi.
3:52قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنْصَارُ اللَّهِ
Diyanet Meali:Havariler, “Biziz Allah yolunun yardımcıları…” dediler.
3:192رَبَّنَا إِنَّكَ مَنْ تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ أَخْزَيْتَهُ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ أَنْصَارٍ
Diyanet Meali:“Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan, onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.” *
4:45وَاللَّهُ أَعْلَمُ بِأَعْدَائِكُمْ وَكَفَىٰ بِاللَّهِ وَلِيًّا وَكَفَىٰ بِاللَّهِ نَصِيرًا
Diyanet Meali:Allah, sizin düşmanlarınızı çok daha iyi bilir. Allah, dost olarak yeter. Allah, yardımcı olarak da yeter. *
4:52أُولَٰئِكَ الَّذِينَ لَعَنَهُمُ اللَّهُ وَمَنْ يَلْعَنِ اللَّهُ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ نَصِيرًا
Diyanet Meali:Onlar, Allah’ın lânet ettiği kimselerdir. Allah, kime lânet ederse, artık ona asla bir yardımcı bulamazsın. *
4:75وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِيًّا وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَصِيرًا
Diyanet Meali:“Katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver.”
4:89وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ وَجَدْتُمُوهُمْ وَلَا تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
Diyanet Meali:(Eğer bundan yüz çevirirlerse, onları yakalayın) ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı.
4:123وَلَا يَجِدْ لَهُ مِنْ دُونِ اللَّهِ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
Diyanet Meali:O, kendisine Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilir.
4:145إِنَّ الْمُنَافِقِينَ فِي الدَّرْكِ الْأَسْفَلِ مِنَ النَّارِ وَلَنْ تَجِدَ لَهُمْ نَصِيرًا
Diyanet Meali:Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın. *
4:173وَلَا يَجِدُونَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
Diyanet Meali:Ve onlar kendilerine Allah’tan başka bir dost ve yardımcı da bulamayacaklardır.
5:72فَقَدْ حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ وَمَأْوَاهُ النَّارُ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ أَنْصَارٍ
Diyanet Meali:“(Kim Allah’a ortak koşarsa, artık), Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.”
8:40وَإِنْ تَوَلَّوْا فَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ مَوْلَاكُمْ نِعْمَ الْمَوْلَىٰ وَنِعْمَ النَّصِيرُ
Diyanet Meali:Eğer yüz çevirirlerse bilin ki Allah sizin dostunuzdur. O, ne güzel dosttur; O, ne güzel yardımcıdır! *
9:74وَمَا لَهُمْ فِي الْأَرْضِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ
Diyanet Meali:Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.
9:100وَالسَّابِقُونَ الْأَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ وَالْأَنْصَارِ
Diyanet Meali:İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile…
9:116وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ
Diyanet Meali:Sizin için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.
9:117لَقَدْ تَابَ اللَّهُ عَلَى النَّبِيِّ وَالْمُهَاجِرِينَ وَالْأَنْصَارِ
Diyanet Meali:Andolsun Allah; Peygamber ile … muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir.
17:75ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ عَلَيْنَا نَصِيرًا
Diyanet Meali:Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın.
22:71وَمَا لَيْسَ لَهُمْ بِهِ عِلْمٌ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ نَصِيرٍ
Diyanet Meali:(Onlar, Allah’ı bırakıp, hakkında Allah’ın hiçbir delil indirmediği), kendilerinin de hakkında hiçbir bilgilerinin bulunmadığı (şeylere kulluk ederler). Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.
22:78وَاعْتَصِمُوا بِاللَّهِ هُوَ مَوْلَاكُمْ فَنِعْمَ الْمَوْلَىٰ وَنِعْمَ النَّصِيرُ
Diyanet Meali:Ve Allah’a sarılın. O, sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!
25:31وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ هَادِيًا وَنَصِيرًا
Diyanet Meali:Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter.
29:22وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ
Diyanet Meali:Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır.
33:17وَلَا يَجِدُونَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
Diyanet Meali:Onlar kendilerine Allah’tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar.
33:65خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا لَا يَجِدُونَ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
Diyanet Meali:Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. Hiçbir dost, hiçbir yardımcı bulamayacaklardır. *
35:37وَجَاءَكُمُ النَّذِيرُ فَذُوقُوا فَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ نَصِيرٍ
Diyanet Meali:“Size uyarıcı da gelmişti. Öyle ise tadın azabı. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.”
42:8وَالظَّالِمُونَ مَا لَهُمْ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ
Diyanet Meali:Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur.
42:31وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ
Diyanet Meali:Sizin için Allah’tan başka hiçbir dost ve yardımcı yoktur.
48:22ثُمَّ لَا يَجِدُونَ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
Diyanet Meali:(İnkâr edenler sizinle savaşsalardı, arkalarını dönüp kaçarlardı), sonra da ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilirlerdi.
61:14يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُونُوا أَنْصَارَ اللّٰهِ
Diyanet Meali:Ey iman edenler! Allah’ın yardımcıları olun.
61:14كَمَا قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيِّينَ مَنْ أَنْصَارِي إِلَى اللَّهِ
Diyanet Meali:Nasıl ki Meryem oğlu İsa da havarilere, “Allah’a giden yolda benim yardımcılarım kimdir?” demişti.
61:14قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنْصَارُ اللّٰهِ
Diyanet Meali:Havariler de, “Biz Allah’ın yardımcılarıyız” demişlerdi.
71:25فَأُدْخِلُوا نَارًا فَلَمْ يَجِدُوا لَهُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ أَنْصَارًا
Diyanet Meali:(Hataları, küfür ve isyanları yüzünden suda boğuldular) ve cehenneme sokuldular da kendileri için Allah’tan başka yardımcılar bulamadılar.
17:80وَأَخْرِجْنِي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَلْ لِي مِنْ لَدُنْكَ سُلْطَانًا نَصِيرًا
Diyanet Meali:(De ki: “Rabbim! Gireceğim yere doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla.  Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver.”

نَصْرَانِىٌّ : Özel İsim. Çoğulu: نَصَارىَ

2:62إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَالَّذِينَ هَادُوا وَالنَّصَارَىٰ وَالصَّابِئِينَ
Diyanet Meali:Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîler…
2:111وَقَالُوا لَنْ يَدْخُلَ الْجَنَّةَ إِلَّا مَنْ كَانَ هُودًا أَوْ نَصَارَىٰ
Diyanet Meali:Bir de; “Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet’e girmeyecek” dediler.
2:113وَقَالَتِ الْيَهُودُ لَيْسَتِ النَّصَارَىٰ عَلَىٰ شَيْءٍ
Diyanet Meali:Yahudiler, “Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller” dediler.
2:113وَقَالَتِ النَّصَارَىٰ لَيْسَتِ الْيَهُودُ عَلَىٰ شَيْءٍ
Diyanet Meali:Hıristiyanlar da, “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler.
2:120وَلَنْ تَرْضَىٰ عَنْكَ الْيَهُودُ وَلَا النَّصَارَىٰ
Diyanet Meali:Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar.
2:135وَقَالُوا كُونُوا هُودًا أَوْ نَصَارَىٰ تَهْتَدُوا
Diyanet Meali:(Yahudiler) “Yahudi olun” ve (Hıristiyanlar da) “Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler.
2:140أَمْ تَقُولُونَ إِنَّ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَالْأَسْبَاطَ كَانُوا هُودًا أَوْ نَصَارَىٰ
Diyanet Meali:Yoksa siz, “İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz?
3:67مَا كَانَ إِبْرَاهِيمُ يَهُودِيًّا وَلَا نَصْرَانِيًّا وَلَٰكِنْ كَانَ حَنِيفًا مُسْلِمًا
Diyanet Meali:İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah’ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı.
5:14وَمِنَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّا نَصَارَىٰ أَخَذْنَا مِيثَاقَهُمْ
Diyanet Meali:“Biz hıristiyanız” diyenlerden de sağlam söz almıştık.
5:18وَقَالَتِ الْيَهُودُ وَالنَّصَارَىٰ نَحْنُ أَبْنَاءُ اللَّهِ وَأَحِبَّاؤُهُ
Diyanet Meali:(Bir de) yahudiler ve hıristiyanlar, “Biz Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız” dediler.
5:51يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارَىٰ أَوْلِيَاءَ
Diyanet Meali:Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin.
5:69إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَالَّذِينَ هَادُوا وَالصَّابِئُونَ وَالنَّصَارَىٰ
Diyanet Meali:Şüphesiz inananlar (müslümanlar) ile Yahudiler, Sabiîler ve Hıristiyanlar…
5:82وَلَتَجِدَنَّ أَقْرَبَهُمْ مَوَدَّةً لِلَّذِينَ آمَنُوا الَّذِينَ قَالُوا إِنَّا نَصَارَىٰ
Diyanet Meali:Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da “Biz hıristiyanlarız” diyenler olduğunu mutlaka görürsün.
9:30وَقَالَتِ النَّصَارَى الْمَسِيحُ ابْنُ اللَّهِ
Diyanet Meali:Hıristiyanlar ise, “İsa Mesih, Allah’ın oğludur” dediler.
22:17إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَالَّذِينَ هَادُوا وَالصَّابِئِينَ وَالنَّصَارَى
Diyanet Meali:Şüphesiz, iman edenler, Yahudiler, Sâbiîler, Hıristiyanlar…