ص ف ف

KÖK HARFLER: ص ف ف

ANLAM: 

صَفَّ : İnsanları (ya da bir grup insanı ve bir askeri birliği) bir saf, dizi veya sıra halinde dizmek, düzenlemek ya da yerleştirmek. (Kuş) gökyüzünde kanatlarını açmak ve onları hareket ettirmemek.

AÇIKLAMA:

صَفٌّ : Bir nesneyi düz bir hat üzerine yerleştirmek. Mesela insanlar, ağaçlar vs. gibi. Ebu Ubeyde’nin söylediğine göre bazen صَافٌّ (yani düz bir hat üzerine yerleşmiş olan) anlamında da kullanılır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِهِ صَفًّا كَأَنَّهُمْ بُنْيَانٌ مَرْصُوصٌ : Allah, kendi yolunda kenetlenmiş binalar gibi saf bağlayarak çarpışanları sever (61/4).

فَأَجْمِعُوا كَيْدَكُمْ ثُمَّ ائْتُوا صَفًّا : Tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra da sırayla gelin (20/64). Buradaki صَفًّا kelimesinin mastar olması da veya “düz bir hat üzere yerleşmiş kimseler olarak صَافِينَ” anlamında olması da muhtemeldir. Şöyle buyurmuştur: وَإِنَّا لَنَحْنُ الصَّافُّونَ : Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız (37/165). Şu sözüne gelince: وَالصَّافَّاتِ صَفًّا : Saflar hâlinde dizilenlere andolsun (37/1). Bununla “melekleri” kastetmektedir. Şöyle buyurmuştur: وَجَاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا : Melekler saf saf dizili durumda oldukları hâlde Rabbin geldiği zaman (89/Fecr 22); أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يُسَبِّحُ لَهُ مَنْ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالطَّيْرُ صَافَّاتٍ : Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kuşların Allah’ı tesbih ettiklerini görmez misin? (24/41). Şu sözüne gelince: فَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهَا صَوَافَّ : (Onlar boğazlanmak üzere) saf hâlinde dururken (onları kestiğiniz zaman) üzerlerine Allah’ın adını anın (22/36). Burada صَوَافٌّ kelimesi مُصْطَفَّةٌ olarak, yani “boğazlanacağı yerde saf halinde dizilmiş olarak” anlamındadır. 

صَفَفْتُ كَذَا : Şöyle bir şeyi bir صَفٌّ (saf, sıra ya da hat) üzerine koydum, yerleştirdim. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: مُتَّكِئِينَ عَلَى سُرُرٍ مَصْفُوفَةٍ : Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanırlar (52/20).

صَفَفْتُ اللَّحْمَ : Eti boylamasına kesip saflar halinde, sıra sıra kuruması için güneşe bıraktım.

صَفِيفٌ : Boylamasına kesilip saflar halinde, sıra sıra kuruması için güneşe bırakılmış olan et.  

صَفْصَفٌ : Düz arazi parçası. Burada sanki onun “tek bir saf üzere” olduğu söylenmek istenir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: فَيَذَرُهَا قَاعًا صَفْصَفًا : Yerlerini dümdüz bomboş bir hâlde bırakacak (20/106). Biçim olarak buna benzetilerek binalarla ilgili صُفَّةٌ kelimesi kullanılmış ve “eyerin iki kaş aralığına” da صُفَّةُ السَّرْجِ denmiştir.

صَفُوفٌ : Sütünün bolluğundan dolayı tek bir sağımda sütüyle iki ya da daha fazla süt kabını saflar halinde dizen (تَصُفُّ) dişi deve. Ve sütü sağılırken arka iki ayağını düz bir şekilde yan yana yerleştiren (تَصُفُّ) dişi deve.

صَفْصَافٌ : Söğüt ağacı. (Müfredât)

DİĞER BAZI TÜREVLER:

صَفَّ (geniş zaman يَصُفُّ mastar isim صَفٌّ) 

صَفَّ الْقَوْمَ : O insanları (ya da bir grup insanı ve bir askeri birliği) bir saf, dizi veya sıra halinde dizdi, düzenledi ya da yerleştirdi.

صَفَّ الطَّائِرُ : Kuş gökyüzünde kanatlarını açtı ve onları hareket ettirmedi.

صَفَّ اللَّحْمَ : Hayvan etini geniş dilimler halinde kesti.

صَافُّوهُمْ فِى الْقِتَالِ : Onlarla saflar halinde dövüştüler.

صَفٌّ : Bir saf, dizi veya sıra; bir dizi, saf veya sıra halinde duran bir grup insan (çoğul hali صُفُوفٌ); bir üs; saf saf insan; bir muharebe düzeni; bir ibadet yeri veya Ramazan Bayramı münasebetiyle bir ibadet yeri.

صَافٌّ : Çoğul halleri şu şekildedir: صَوَافُّ ve صَافَّات : Bacaklarını düzgün bir sıraya koyan ya da bir sırada duran develer; kesilmek için bir sıraya koyulmuş develer.

صَافَّةٌ : Bir kuşa istinaden kullanıldığında, kanatlarını açması ve uçuşu sırasında onları hareket ettirmemesi veya çırpmaması, manasına gelmektedir (çoğul hali صَافَّاتٌ )

صَافَّاتٍ sıra sıra duran kişiler, melekler veya varlıklar, manasına da gelmektedir.

مَصْفُوفَةٌ : Sıra sıra yerleştirilmiş. 

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


TürAdetAnlamÖrnekAçıklama
صَفٌّisim7Saf, dizi, sıra, kanat açma, süzülme89/22
صَافٌّisim2Saf tutan, sıra yapan, kanat açan37/165
صَافَّةٌisim3Saf tutan, sıra yapan, kanat açan (Müennes)24/41Kırık çoğul: صَوَافٌّ
مَصْفُوفَةٌisim2Dizilmiş, sıraya konmuş, sıralanmış52/20

Toplam14


BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Benzer Manada Kelimeler.

  • صَفَّ
    • رَصَّ > bak: ر ص ص
    • سَرَّحَ > bak: س ر ح
    • صَفَّفَ > bu kök
    • رَتَّبَ
    • رَصَفَ
    • صَنَّفَ
    • نَسَّقَ
    • نَظَّمَ
  • صَفٌّ (a)
    • رَتْلٌ > bak: ر ت ل
    • طَابُورٌ
  • صَفٌّ (b)
    • نِظَامٌ
    • مِدْمَاكٌ

Zıt Manada Kelimeler

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Saff صَفّ Bir sıra dizilmiş şey, bir şeyi sıra ile uzun uzadıya dizmek.
Masfûf مَصْفُوف Saf bağlamış, dizilmiş. Sıra ile dizilmiş.
Tasfîf تَصْفِيف Sıralama, saf saf dizme.
Musaffef مُصَفَّف Saflar halinde sıralanmış.
Sofa ——— Evlerde oda kapılarının açıldığı genişçe yer, hol.

Sofa kelimesi, “taş kerevet, bank, sıra, antik tiyatrolarda oturma sırası” anlamındaki suffa (صفّة) sözcüğünden gelmektedir. Bu kelime “dizdi” anlamındaki saffa (ص ف ف) fiilinden türetilmiştir. (Nişanyan Sözlük) 

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

صَفٌّ : İsim. Masdar.

18:48 وَعُرِضُوا عَلَىٰ رَبِّكَ صَفًّا
Diyanet Meali: Hepsi saf saf Rabbinin huzuruna çıkarılırlar.
20:64 فَأَجْمِعُوا كَيْدَكُمْ ثُمَّ ائْتُوا صَفًّا
Diyanet Meali: “Öyleyse, hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra hâlinde  gelin.”
37:1 وَالصَّافَّاتِ صَفًّا
Diyanet Meali: Saf bağlayıp duranlara … andolsun ki… *
61:4 إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِهِ صَفًّا
Diyanet Meali: Hiç şüphe yok ki Allah, kendi yolunda, saf bağlayarak çarpışanları sever.
78:38 يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلَائِكَةُ صَفًّا
Diyanet Meali: Ruh’un (Cebrail’in) ve meleklerin saf duracakları gün…
89:22 وَجَاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا
Diyanet Meali: Rabbinin buyruğu ve saf saf dizilmiş olarak melekler geldiği zaman… *
89:22 وَجَاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا
Diyanet Meali: Rabbinin buyruğu ve saf saf dizilmiş olarak melekler geldiği zaman… *

صَّافُّونَ : İsim. İsm-i Fâil. Kurallı Erkek Çoğul. Tekili: صَافٌّ

37:165وَإِنَّا لَنَحْنُ الصَّافُّونَ
Diyanet Meali:“Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız.” *

صَافَّةٌ : İsim. İsm-i Fâil. Müennes. Kırık Çoğulu: صَوَافٌّ

22:36فَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهَا صَوَافَّ
Diyanet Meali:Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah’ın adını anın.

صَافَّاتٌ : İsim. İsm-i Fâil. Kurallı Bayan Çoğul. Tekili: صَافَّةٌ

24:41وَالطَّيْرُ صَافَّاتٍ كُلٌّ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُ وَتَسْبِيحَهُ
Diyanet Meali:Sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların (Allah’ı tespih ettiğini görmez misin?) Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir.
37:1وَالصَّافَّاتِ صَفًّا
Diyanet Meali:Saf bağlayıp duranlara … andolsun ki… *
67:19أَوَلَمْ يَرَوْا إِلَى الطَّيْرِ فَوْقَهُمْ صَافَّاتٍ وَيَقْبِضْنَ
Diyanet Meali:Üstlerinde kanat çırparak uçan kuşlara bakmazlar mı?

مَصْفُوفَةٌ : İsim. İsm-i Mef’ûl.

52:20 مُتَّكِئِينَ عَلَىٰ سُرُرٍ مَصْفُوفَةٍ وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ عِينٍ
Diyanet Meali: Sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanmışlardır.. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir. *
88:15 وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌ
Diyanet Meali: Sıra sıra yastıklar… *