ب ي ت

KÖK HARFLER:  ب ي ت

ANLAM: 

بَاتَ : Gece bir yerde kalmak, geceyi o yerde geçirmek.

AÇIKLAMA:

بَيْتٌ kelimesi temelde “insanın gece sığındığı yer” anlamına gelir. Sonradan gece dikkate alınmadan da kullanılmıştır. Çoğulu أَبْيَات ve بُيُوت şekillerinde gelir. Fakat بُيُوت daha özel olarak “meskenle” ilgili, أَبْيَات ise, “şiirle” ilgili kullanılır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: فَتِلْكَ بُيُوتُهُمْ خَاوِيَةً بِمَا ظَلَمُوا İşte böyle, 

zulümleri yüzünden evleri çökmüş bomboş! (27/52) Yine şöyle buyurmuştur: وَأَوْحَيْنَا إِلَى مُوسَى وَأَخِيهِ أَنْ تَبَوَّءَا لِقَوْمِكُمَا بِمِصْرَ بُيُوتاً وَاجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ قِبْلَةً Biz Musa ile kardeşine vahyettik ki: Halkınıza Mısır’da evler hazırlayınız, evlerinizi namazgâh hâline getiriniz (evlerinizi kıble tarafına yapınız)… (10/78); لاَ تَدْخُلُوا بُيُوتاً غَيْرَ بُيُوتِكُمْ Evlerinizin dışındaki evlere girmeyiniz (24/27).

بَيْتٌ kelimesinin kapsamına “taştan, kuru balçıktan (kerpiçten), yünden veya tüyden yapılan evler” girer. Şiirde beyte بَيْت denirken buna benzetme yapılmıştır ve بَيْتُ الشِّعْر (şiir evi) denmiştir.

“Bir nesnenin yerine, ait olduğu yere” de فَإِنَّهُ بَيْتُهُ (Orası onun evidir) denir. 

أَهْلُ بَيْتٍ tabiri de, Allah Rasulünün (s.a.v.) âliyle, ailesi ile (آل) ilgili yaygın bir kullanım kazanmıştır.

Allah Rasulü (s.a.v.), سَلْمَانُ مِنَّا أَهْلَ اْلبَيْتِ “Selmân bizdendir, ehl-i beyttendir” 

buyurarak bir kavmin azatlısının da onlara nispet edilebileceğine işaret etmiştir. Nitekim benzer bir şekilde şöyle buyurmuştur: مَوْلَى اْلقَوْمِ مِنْهُمْ، وَابْنُهُ مِنْ أَنْفُسِهِمْ “Bir kavmin azatlısı kendilerinden, oğlu da, kendi nefislerinden sayılır.”

بَيْتُ اللهِ (Beytullah) ve البَيْتُ العَتِيقُ (Beytu’l-Atîk): Mekke’de bulunan Kâbe.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَتِيقِ Bu tarihi evi (Ka’be’yi/Beytu’l-Atîk’i) tavaf etsinler (22/29); إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ Doğrusu insanlar için mabed olarak kurulan ilk ev, Mekke’deki ev (Ka’be)dir (3/96); وَإِذْ يَرْفَعُ إِبْرَاهِيمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ Hani İbrahim, Ev’in (Ka’be’nin) duvarlarını yükseltiyordu (2/127). Burada Beytullah’ı kastetmektedir.

Şu sözüne gelince: وَلَيْسَ الْبِرُّ بِأَنْ تَأْتُوا الْبُيُوتَ مِن ظُهُورِهَا وَلَـكِنَّ الْبِرَّ مَنِ اتَّقَى Evlere arka taraflarından girmeniz iyiliğe uygun bir davranış değildir. İyiliğe uygun davranış, kişinin Allah’tan gereği gibi sakınmasıdır (2/189).

Bu ayet, ihrama girdikten sonra evlerine önden girmekten kaçınan bir toplulukla ilgili nazil olmuştur. Burada Yüce Allah bu davranışlarının iyiliğin zıddı olduğuna dikkatleri çekmiştir. 

Şu sözüne gelince: فِي بُيُوتٍ أَذِنَ اللهُ أَنْ تُرْفَعُ ; Allah’ın yükseltilmesine… izin verdiği evlerdedir (24/36).

  1. Bir görüşe göre burada, şu ayette olduğu gibi “Allah Rasulü’nün (s.a.v.) evleri” kastedilmiştir: لاَ تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ إِلاَّ أَنْ يُؤْذَنَ لَكُمْ …Vaktine bakmaksızın… size izin verilmedikçe Peygamber’in evlerine girmeyin (33/53).
  2. Bir görüşe göre, burada فِي بُيُوتٍ ifadesiyle “Allah Rasulü’nün (s.a.v.) ehli beytinin ve kavminin evlerine işaret edilmiştir.
  3. Bir görüşe göre ise, burada “kalbe” işaret edilmiştir.

Hikmet ehli kimselerden biri Allah Resul’ünün لاَ تَدْخُلُ اْلمَلاَئِكَةُ بَيْتًا فِيهِ كَلْبٌ وَلاَ صُورَةٌ (Melekler, içinde köpek ve resim bulunan bir eve girmezler) sözü ile ilgili şöyle demiştir: burada بَيْتٌ (ev) kelimesi ile kastedilen kalptir. Köpekten maksat da hırstır, tamahdır. Zira “ifrat derecesinde hırsa kapılan, tamahkarlaşan kişiye” كَلِبَ فُلاَنٌ (Filan kişi köpekleşti) denmesi ve Arapların “köpekten daha hırslı, tamahkar” anlamında أَحْرَصُ مِنْ كَلْبٍ demeleri de bunun bir delilidir.

Yüce Allah’ın şu sözüne gelince: وَإِذْ بَوَّأْنَا لإِبْرَاهِيمَ مَكَانَ الْبَيْتِ Hem unutma o vakti ki, o Beyt’in yerini İbrahim’e şöyle hazırlamıştık… (22/26) Burada “beyt” kelimesi ile Mekke’ye kast etmektedir. 

قَالَتْ رَبِّ ابْنِ لِي عِنْدَكَ بَيْتاً فِي الْجَنَّةِ Ya Rabbi! Nezdi uluhiyetinde benim için cennette bir ev yap (66/11). Yani “Cennette kalacak bir yerimin olabilmesini bana kolaylaştır”. 

وَأَوْحَيْنَا إِلَى مُوسَى وَأَخِيهِ أَنْ تَبَوَّءَا لِقَوْمِكُمَا بِمِصْرَ بُيُوتاً وَاجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ قِبْلَةً Biz ise Musa’ya ve kardeşine şu vahyi verdik: Kavminiz için Mısır’da bir takım evler hazırlayın ve evlerinizi kıble tarafına yapın (10/87). Burada Mescid-i Aksa’yı kast etmektedir. 

Şu sözüne gelince: فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِنَ الْمُسْلِمِينَ Zaten orada bir evden (ev halkından) başka müslüman da bulamadık (51/36). Bir görüşe göre, burada بَيْتٌ (ev) kelimesi ile “ev halkı” işaret edilmiştir. Onların bunu بَيْتٌ diye adlandırmaları, “bir köyde konaklayan kimse (نَازِلُ الْقَرْيَةِ) için” قَرْيَةٌ denmesine benzer.

بَياَتٌ ve تَبْيِيتٌ : Düşman üzerine gece gitmek. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: أَفَأَمِنَ أَهْلُ الْقُرَى أَنْ يَأْتِيَهُمْ بَأْسُنَا بَيَاتاً وَهُمْ نَآئِمُونَ Ya şimdi şu köy, kasaba ahalisi geceleyin uyurlarken azabımızın kendilerine baskın halinde gelivermeyeceğinden emin mi oldular?  (7/97); وَكَمْ مِنْ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا فَجَاءَهَا بَأْسُنَا بَيَاتاً أَوْ هُمْ قَآئِلُونَ Biz nice kentleri gece uyurken veya öğlen istirahata çekilmişken yok ettik (7/4).

بُيُوتٌ : Gece yapılan iş.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur: بَيَّتَ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ غَيْرَ الَّذ۪ي تَقُولُ İçlerinden bazıları, geceleyin; (senin gündüz) söylediklerinden başka bir şey kurarlar. (4/81).

“Geceleyin, sonucu ya da sonu mütalaa edilerek üzerinde düşünülen, tasarlanan her türlü iş” için بُيِّتَ fiili kullanılır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: إِذْ يُبَيِّتُونَ مَا لاَ يَرْضَى مِنَ الْقَوْلِ Halbuki geceleyin O’nun razı olmayacağı sözleri, planları tertip ederlerken… (4/108). Allah Resulü’nün (s.a.v.) şu sözünde de bu çerçevededir: لاَ صِيَامَ لِمَنْ لَمْ يُبَيِّتِ الصِّيَامَ مِنَ الَّليْلِ : Oruca geceden niyet etmeyenin orucu yoktur, orucu makbul değildir. 

Nasıl ظَلَّ kelimesi gündüz yapılan işleri ifade etmek için vaz edildiyse, aynı şekilde باَتَ فُلاَنٌ يَفْعَلُ كَذاَ sözünde geçen باَتَ fiili de gece yapılan işleri ifade etmek için vaz edilmiştir. Bu ikisi, deyimler (عِبَارَات) kapsamına girer.

DİĞER BAZI TÜREVLER:

بَاتَ (geniş zaman يَبِيتُ mastar isim بَيْتٌ ve بَيَاتٌ ve بُيُوتَةٌ): Evlendi veya kendine bir eş aldı.

بَاتَ فِى الْمَكَانِ : Gece o yerde kaldı; geceyi o yerde geçirdi.

بَاتَ يَفْعَلُ كَذَا : Geceyi bir şey yaparak geçirdi; geceye bir şey yaparak girdi; gece bir şey yaptı.

بَاتَ الرَّجُلُ : Adam tüm gece uyanık kaldı.

بَاتَ فُلَانًا وَ بِهِ وَ عِنْدَهُ : Geceyi biriyle geçirdi veya geceye biriyle girdi.

بَاتَ بِمَوْضَعٍ كَذَا : Kendini öyle bir yerde buldu.

بَيَّتَ الْبَيْتَ : Bir ev inşa etti.

بَيَّتَ الْاَمْرَ : O işi geceleyin yaptı; onun üzerine geceleyin düşündü ve kafa yordu. Geceleyin tedbir etti (düzenledi), gizlice tedbir etti.

بَيَّتَ رَاْيَهُ : Kafasında düşünceler kurdu veya üzerinde düşündü ve bunları gizledi.

بَيَّتَ الْعَدُوَّ : Düşmana aniden saldırdı; onları gafil avladı; onlara saldırdı, karanlıkta veya geceleyin.

بَيَّتَ النَّخْلَ : Hurma ağaçlarını budadı.

بَيْتٌ : Ev; oda; çadır; daire; konut; mesken; köşk; saray veya konak; mezar; bir adamın karısı; bir adamın ailesi veya ev halkı; Nuh’un Gemisi; nazım; Arapların asaleti; asil kişi; çadır veya evdeki eşyalar. ( بُيُوتٌ çoğul hali).

فُلَانٌ بَيْتُ قَوْمِهِ : Birisi, insanları içinde asil olandır.

اَلْبَيْتُ : İbadet Evi (Mekke’deki Kabe).

اَلْبَيْتِ الْمَعْمُورِ : Beyti Ma’mur (52:4).

اَلْبَيْتَ الْحَرَامَ : Dokunulmaz ev (veya kutsal, saygıya layık ev) (5:97).

بَيْتِكَ الْمُحَرَّمِ : Senin kutsal evin (14:37).

اَهْلُ الْبَيْتِ : Ev halkı (Peygamber Efendimizin (s.a.v) Ev halkı) (11:73).

بَيْتُ اللّٰهِ : Allah’ın (c.c.) evi (Kabe).

بَيْتُ الْمَالِ : Hazine.

بَيَاتٌ : Düşmanı gece gafil avlamak; hazırlıksızken düşmana gece yapılan ani saldırı; düşmana gece yapılan büyük katliam.

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


TürAdetAnlamÖrnek ÂyetAçıklama
بَاتَfiil-I1Geceledi25/64
بَيَّتَfiil-II4Geceleyin tedbir etti4/81
بَيَاتٌisim3Ansızın düşmana baskın yapma7/4
بَيْتٌisim65Ev, gecelenen yer71/28Çoğulu: بُيُوتٌ

Toplam:73


BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Benzer Manada Kelimeler

Zıt Manada Kelimeler

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Beyt (Beyit) بَيْت Ev, oda,hane. İki mısralık nazım birimi. Çoğul: Büyût
Beytî بَيْتِيّ *Eve ait. Evde pişmiş.
Beyât بَيَات Geceleyin çalışma, geceyi işle geçirme.
Bayat ——— 1: Taze olmayan  2: Güncelliğini, önemini, özelliğini yitirmiş, çok söylenmiş.
Beytûtet بَيْتُوتَة Gece kalma, geceleme. Ayırmak, teferruk. Gece baskın yapmak.
Mebît مَبِيت Geceleyin kalınacak yer. Geceleyecek yer.
Tebeyyüt تَبَيُّت Geceleyin yağma etme. Bir işi gece yapmak.

Bayat kelimesi, “geceledi” anlamına gelen bâte fiilinin ism-i faili olan bâit (بائت) yani “geceden kalmış” kelimesinden gelmektedir. Nişanyan Sözlük bunun kesin olmadığını söyler.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

بَاتَ : Fiil-I. 

25:64وَالَّذِينَ يَبِيتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّدًا وَقِيَامًا
Diyanet Meali:Onlar, Rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir. *

بَيَّتَ : Fiil-II.

4:81فَإِذَا بَرَزُوا مِنْ عِنْدِكَ بَيَّتَ طَائِفَةٌ مِنْهُمْ غَيْرَ الَّذِي تَقُولُ
Diyanet Meali:(Sana “baş üstüne” derler). Fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden birtakımı, geceleyin; (senin gündüz) söylediklerinin aksini kurarlar.
4:81وَاللَّهُ يَكْتُبُ مَا يُبَيِّتُونَ فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ
Diyanet Meali:Allah, onların geceleyin kurduklarını yazmaktadır. Sen onlara aldırma. Allah’a tevekkül et.
4:108وَلَا يَسْتَخْفُونَ مِنَ اللَّهِ وَهُوَ مَعَهُمْ إِذْ يُبَيِّتُونَ مَا لَا يَرْضَىٰ مِنَ الْقَوْلِ
Diyanet Meali:(Bunlar, insanlardan gizlenmeye çalışırlar da) Allah’tan gizlenmezler. Hâlbuki Allah, geceleyin, razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir.
27:49قَالُوا تَقَاسَمُوا بِاللَّهِ لَنُبَيِّتَنَّهُ وَأَهْلَهُ
Diyanet Meali:Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: “Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz…”

بَيَاتٌ : İsim.

7:4وَكَمْ مِنْ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا فَجَاءَهَا بَأْسُنَا بَيَاتًا أَوْ هُمْ قَائِلُونَ
Diyanet Meali:Nice memleketleri helâk ettik. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken, yahut gündüz istirahat hâlinde iken gelmişti. *
10:50قُلْ أَرَأَيْتُمْ إِنْ أَتَاكُمْ عَذَابُهُ بَيَاتًا أَوْ نَهَارًا
Diyanet Meali:De ki: “Söyleyin bakalım, O’nun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa…”
7:97أَفَأَمِنَ أَهْلُ الْقُرَىٰ أَنْ يَأْتِيَهُمْ بَأْسُنَا بَيَاتًا وَهُمْ نَائِمُونَ
Diyanet Meali:Memleketlerin halkları geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular? *

بَيْتٌ : İsim. Çoğulu: بُيُوتٌ

2:125وَإِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِلنَّاسِ وَأَمْنًا
Diyanet Meali:Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık.
2:125أَنْ طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّائِفِينَ وَالْعَاكِفِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ
Diyanet Meali:(İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik:) “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun.”
2:127وَإِذْ يَرْفَعُ إِبْرَاهِيمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ وَإِسْمَاعِيلُ
Diyanet Meali:Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyordu…
2:158فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ أَوِ اعْتَمَرَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَا
Diyanet Meali:Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse, bunda bir günah yoktur.
2:189وَلَيْسَ الْبِرُّ بِأَنْ تَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ ظُهُورِهَا
Diyanet Meali:“İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir.”
2:189وَلَٰكِنَّ الْبِرَّ مَنِ اتَّقَىٰ وَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ أَبْوَابِهَا
Diyanet Meali:“Ama iyi davranış, takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. Evlere kapılarından girin.”
3:49وَأُنَبِّئُكُمْ بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَ فِي بُيُوتِكُمْ
Diyanet Meali:“Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm.”
3:96إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِلْعَالَمِينَ
Diyanet Meali:Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir. *
3:97وَلِلَّهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلًا
Diyanet Meali:Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır.
3:154قُلْ لَوْ كُنْتُمْ فِي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذِينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ إِلَىٰ مَضَاجِعِهِمْ
Diyanet Meali:De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi.”
4:15فَإِنْ شَهِدُوا فَأَمْسِكُوهُنَّ فِي الْبُيُوتِ حَتَّىٰ يَتَوَفَّاهُنَّ الْمَوْتُ
Diyanet Meali:(Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin). Eğer onlar şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye (veya Allah onlar hakkında bir yol açıncaya) kadar kendilerini evlerde tutun (dışarı çıkarmayın).
4:100وَمَنْ يَخْرُجْ مِنْ بَيْتِهِ مُهَاجِرًا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ ثُمَّ يُدْرِكْهُ الْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ أَجْرُهُ عَلَى اللَّهِ
Diyanet Meali:Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer.
5:2وَلَا آمِّينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنْ رَبِّهِمْ وَرِضْوَانًا
Diyanet Meali:Ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere (sakın saygısızlık etmeyin).
5:97جَعَلَ اللَّهُ الْكَعْبَةَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ قِيَامًا لِلنَّاسِ
Diyanet Meali:Allah; Ka’be’yi, o saygıdeğer evi … insanlar(ın din ve dünyaları) için ayakta kalma (ve canlanma) sebebi kıldı.
7:74تَتَّخِذُونَ مِنْ سُهُولِهَا قُصُورًا وَتَنْحِتُونَ الْجِبَالَ بُيُوتًا
Diyanet Meali:“Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup evler yapıyorsunuz.”
8:5كَمَا أَخْرَجَكَ رَبُّكَ مِنْ بَيْتِكَ بِالْحَقِّ
Diyanet Meali:Nasıl ki, Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı.
8:35وَمَا كَانَ صَلَاتُهُمْ عِنْدَ الْبَيْتِ إِلَّا مُكَاءً وَتَصْدِيَةً
Diyanet Meali:Onların, Kâ’be’nin yanında duaları ıslık çalıp el çırpmaktan ibarettir.
10:87وَأَوْحَيْنَا إِلَىٰ مُوسَىٰ وَأَخِيهِ أَنْ تَبَوَّآ لِقَوْمِكُمَا بِمِصْرَ بُيُوتًا
Diyanet Meali:Mûsâ’ya ve kardeşine, “Kavminiz için Mısır’da (sığınak olarak) evler hazırlayın…” diye vahyettik.
10:87وَاجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ قِبْلَةً وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ
Diyanet Meali:“Ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. Namazı dosdoğru kılın.”
11:73رَحْمَتُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ عَلَيْكُمْ أَهْلَ الْبَيْتِ إِنَّهُ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Diyanet Meali:“Allah’ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye lâyıktır, şanı yücedir.”
12:23وَرَاوَدَتْهُ الَّتِي هُوَ فِي بَيْتِهَا عَنْ نَفْسِهِ
Diyanet Meali:Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi.
14:37رَبَّنَا إِنِّي أَسْكَنْتُ مِنْ ذُرِّيَّتِي بِوَادٍ غَيْرِ ذِي زَرْعٍ عِنْدَ بَيْتِكَ الْمُحَرَّمِ
Diyanet Meali:“Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim.”
15:82وَكَانُوا يَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا آمِنِينَ
Diyanet Meali:Onlar güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı. *
16:68وَأَوْحَىٰ رَبُّكَ إِلَى النَّحْلِ أَنِ اتَّخِذِي مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا
Diyanet Meali:Rabbin, bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan … kendine evler edin.”
16:80وَاللَّهُ جَعَلَ لَكُمْ مِنْ بُيُوتِكُمْ سَكَنًا
Diyanet Meali:Allah, size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı.
16:80وَجَعَلَ لَكُمْ مِنْ جُلُودِ الْأَنْعَامِ بُيُوتًا تَسْتَخِفُّونَهَا يَوْمَ ظَعْنِكُمْ
Diyanet Meali:Hayvanların derilerinden gerek göç gününüzde, (gerek ikamet gününüzde) kolayca taşıyacağınız evler … meydana getirdi.
17:93أَوْ يَكُونَ لَكَ بَيْتٌ مِنْ زُخْرُفٍ أَوْ تَرْقَىٰ فِي السَّمَاءِ
Diyanet Meali:“Yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça (sana asla inanmayacağız).”
22:26وَإِذْ بَوَّأْنَا لِإِبْرَاهِيمَ مَكَانَ الْبَيْتِ أَنْ لَا تُشْرِكْ بِي شَيْئًا
Diyanet Meali:Hani biz İbrahim’e, Kâbe’nin yerini, “Bana hiçbir şeyi ortak koşma…” diye belirlemiştik.
22:26وَطَهِّرْ بَيْتِيَ لِلطَّائِفِينَ وَالْقَائِمِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ
Diyanet Meali:“Evimi, tavaf edenler, namaz kılanlar, rükû ve secde edenler için temizle.”
22:29ثُمَّ لْيَقْضُوا تَفَثَهُمْ وَلْيُوفُوا نُذُورَهُمْ وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَتِيقِ
Diyanet Meali:Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler. *
22:33لَكُمْ فِيهَا مَنَافِعُ إِلَىٰ أَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ مَحِلُّهَا إِلَى الْبَيْتِ الْعَتِيقِ
Diyanet Meali:Sizin için onlarda belli bir zamana kadar birtakım yararlar vardır. Sonra da kurbanlık olarak varacakları yer Beyt-i Atik (Kâbe)’dir. *
24:27يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّىٰ تَسْتَأْنِسُوا
Diyanet Meali:Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp ev sahiplerine selâm ver)meden girmeyin.
24:27يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّىٰ تَسْتَأْنِسُوا
Diyanet Meali:Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp ev sahiplerine selâm ver)meden girmeyin.
24:29لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَنْ تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ مَسْكُونَةٍ فِيهَا مَتَاعٌ لَكُمْ
Diyanet Meali:İçinde size ait bir eşya olan, oturanı bulunmayan evlere girmenizde herhangi bir günah yoktur.
24:36فِي بُيُوتٍ أَذِنَ اللَّهُ أَنْ تُرْفَعَ وَيُذْكَرَ فِيهَا اسْمُهُ
Diyanet Meali:Allah’ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde…
24:61وَلَا عَلَىٰ أَنْفُسِكُمْ أَنْ تَأْكُلُوا مِنْ بُيُوتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ آبَائِكُمْ
Diyanet Meali: Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde … yemek yemenizde de bir sakınca yoktur.
24:61وَلَا عَلَىٰ أَنْفُسِكُمْ أَنْ تَأْكُلُوا مِنْ بُيُوتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ آبَائِكُمْ
Diyanet Meali: Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde … yemek yemenizde de bir sakınca yoktur.
24:61أَوْ بُيُوتِ أُمَّهَاتِكُمْ
Diyanet Meali:… veya annelerinizin evlerinde…
24:61أَوْ بُيُوتِ إِخْوَانِكُمْ
Diyanet Meali:… veya erkek kardeşlerinizin evlerinde…
24:61أَوْ بُيُوتِ أَخَوَاتِكُمْ
Diyanet Meali:… veya kız kardeşlerinizin evlerinde…
24:61أَوْ بُيُوتِ أَعْمَامِكُمْ
Diyanet Meali:… veya amcalarınızın evlerinde…
24:61أَوْ بُيُوتِ عَمَّاتِكُمْ
Diyanet Meali:… veya halalarınızın evlerinde…
24:61أَوْ بُيُوتِ أَخْوَالِكُمْ
Diyanet Meali:… veya dayılarınızın evlerinde…
24:61أَوْ بُيُوتِ خَالَاتِكُمْ أَوْ مَا مَلَكْتُمْ مَفَاتِحَهُ
Diyanet Meali:… veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde…
24:61فَإِذَا دَخَلْتُمْ بُيُوتًا فَسَلِّمُوا عَلَىٰ أَنْفُسِكُمْ تَحِيَّةً مِنْ عِنْدِ اللَّهِ مُبَارَكَةً طَيِّبَةً
Diyanet Meali:Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selâm verin.
26:149وَتَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا فَارِهِينَ
Diyanet Meali:“Bir de dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz.” *
27:52فَتِلْكَ بُيُوتُهُمْ خَاوِيَةً بِمَا ظَلَمُوا
Diyanet Meali:İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır. *
28:12فَقَالَتْ هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَىٰ أَهْلِ بَيْتٍ يَكْفُلُونَهُ لَكُمْ
Diyanet Meali:Kız kardeşi, “Size onun bakımını, sizin adınıza üstlenecek bir aile göstereyim mi?” dedi.
29:41كَمَثَلِ الْعَنْكَبُوتِ اتَّخَذَتْ بَيْتًا
Diyanet Meali:(Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu), kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir.
29:41وَإِنَّ أَوْهَنَ الْبُيُوتِ لَبَيْتُ الْعَنْكَبُوتِ
Diyanet Meali:Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir.
29:41وَإِنَّ أَوْهَنَ الْبُيُوتِ لَبَيْتُ الْعَنْكَبُوتِ
Diyanet Meali:Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir.
33:13يَقُولُونَ إِنَّ بُيُوتَنَا عَوْرَةٌ وَمَا هِيَ بِعَوْرَةٍ
Diyanet Meali:(Onlardan bir başka grup da), “Evlerimiz açık (korumasız)” diyerek (Peygamberden izin istiyorlardı). Oysa evleri açık (korumasız) değildi.
33:33وَقَرْنَ فِي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْأُولَىٰ
Diyanet Meali:Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın.
33:33إِنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنْكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ
Diyanet Meali:Ey Peygamberin ev halkı! Allah, sizden ancak günah kirini gidermek (ve sizi tertemiz yapmak) istiyor.
33:34وَاذْكُرْنَ مَا يُتْلَىٰ فِي بُيُوتِكُنَّ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ وَالْحِكْمَةِ
Diyanet Meali:Siz evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın.
33:53يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ إِلَّا أَنْ يُؤْذَنَ لَكُمْ
Diyanet Meali:Ey iman edenler! (Yemek için) çağrılmaksızın (ve yemeğin pişmesini beklemeksizin) Peygamber’in evlerine girmeyin…
43:33لَجَعَلْنَا لِمَنْ يَكْفُرُ بِالرَّحْمَٰنِ لِبُيُوتِهِمْ سُقُفًا مِنْ فِضَّةٍ
Diyanet Meali:(Eğer bütün insanlar, kâfirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen bir tek ümmet olacak olmasalardı), Rahmân’ı inkâr edenlerin evlerine gümüşten tavanlar (ve üzerine çıkacakları merdivenler) yapardık.
43:34وَلِبُيُوتِهِمْ أَبْوَابًا وَسُرُرًا عَلَيْهَا يَتَّكِئُونَ
Diyanet Meali:Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar yapardık. *
51:36فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِنَ الْمُسْلِمِينَ
Diyanet Meali:Zaten orada bir ev halkından başka müslüman bulamadık. *
52:4وَالْبَيْتِ الْمَعْمُورِ
Diyanet Meali:“Beyt-i Ma’mur”a…*
59:2يُخْرِبُونَ بُيُوتَهُمْ بِأَيْدِيهِمْ وَأَيْدِي الْمُؤْمِنِينَ
Diyanet Meali:Öyle ki, evlerini hem kendi elleriyle, hem de mü’minlerin elleriyle yıkıyorlardı.
65:1لَا تُخْرِجُوهُنَّ مِنْ بُيُوتِهِنَّ
Diyanet Meali:(Apaçık bir hayâsızlık yapmaları dışında) onları (bekleme süresince) evlerinden çıkarmayın…
66:11رَبِّ ابْنِ لِي عِنْدَكَ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ وَنَجِّنِي مِنْ فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهِ
Diyanet Meali:“Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru!”
71:28رَبِّ اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِمَنْ دَخَلَ بَيْتِيَ مُؤْمِنًا
Diyanet Meali:“Rabbim! Beni, ana babamı, iman etmiş olarak evime girenleri … bağışla.”
106:3فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هَٰذَا الْبَيْتِ
Diyanet Meali:Bu evin (Kâbe’nin) Rabbine kulluk etsin. *