KÖK HARFLER: غ د ر
ANLAM:
غَدَرَ: Birisine karşı haince davranmak.
غَدَرَ ve غَدِرَ : Kalmak, geride kalmak.
AÇIKLAMA:
غَدْرٌ : Bir şeyle ilgili gerekeni, ya da uygun olanı yapmada yetersiz kalmak veya eksik gelmek; gevşemek, ihmalkar veya dikkatsiz olmak ve onu yerine getirmeden bırakmak.
غَدْرٌ kelimesi ayrıca “sözleşmeyi, anlaşmayı ya da verilen sözü terk etmeyle” ilgili kullanılır. “Filan kişi haindir, ahdinde vefasızdır” anlamına gelen فُلاَنٌ غَادِرٌ sözü buradan gelir. Bunun çoğulu ise غَدَرَةٌ şeklinde gelir.
غَدَّارٌ : Çok hain, vefasız kimse.
يَا غُدَرُ : Ey hain, vefasız!
غَدِيرٌ : Selin, ulaştığı bir gölcükte bıraktığı su. Çoğulu غُدُرٌ ve غُدْرَانٌ şeklinde gelir.
اِسْتَغْدَرَ الْغَدِيرُ : Bu gölcüğün içinde su olmak.
غَدِيرَةٌ : Uzamaya terk edilen saç. Çoğulu غَدَائِرُ şeklinde gelir.
غَادَرَهُ : Onu terk etti. Yüce Allah Şöyle buyurmuştur: مَالِ هَذَا الْكِتَابِ لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً إِلَّا أَحْصَاهَا : Bu kitap nasıl olmuş da küçük büyük bir şey bırakmadan hepsini saymış! (18/49)
Yine şöyle buyurmuştur: فَلَمْ نُغَادِرْ مِنْهُمْ أَحَدًا : İçlerinden hiç birini dışarıda bırakmamışızdır (18/47).
غَدِرَتِ الشَّاةُ : Koyun diğer koyunların gerisinde kaldı. Bu fiilin ism-i fail ise غَدِرَةٌ şeklinde gelir.
“Develerin, atların tökezleyerek, ayakları takıla takıla geçip terk ettikleri, taşlarla ve çukurlarla ya da yarıklarla dolu yerlere” غَدَرٌ denmiştir. Buradan hareketle “Bu at ne kadar da dayanıklı; engebeli, sert ve taşlı yerlerden geçmeye!” anlamında مَا أَثْبَتَ غَدَرَ هَذَا الْفَرَسِ denmiş ve sonradan, sebatlı kimselerle ilgili bir mesel haline getirilerek مَا أَثْبَتَ غَدَرَهُ denmiştir. (Müfredât)
DİĞER BAZI TÜREVLER:
غَدَرَ (geniş zaman يَغْدُرُ ve يَغْدِرُ mastar isim غَدْرٌ):
غَدَرَهُ : Ona karşı haince davrandı.
غَدَرَ ve غَدِرَ : Kaldı, geride kaldı.
غَادَرَهُ (mastar isim مُغَادَرَةٌ ) : O kişiyi veya şeyi bıraktı, o kişiyi veya şeyi geride bıraktı, ihmal etti.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
|
| Tür | Adet | Anlam | Örnek |
| غَادَرَ | fiil-III | 2 | İhmal etti, bıraktı | 18/47 |
|
| Toplam | 2 |
|
|
BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR:
Kök Harflerinin Yer Değişimi
Benzer Manada Kelimeler
- غَادَرَ
- غَادِرٌ
- غَدِيرٌ
Zıt Manada Kelimeler
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
| Gadr | غَدْر | Hainlik, vefasızlık, merhametsizlik. Muamelede aldatmak. | Gadretmek |
| Gaddâr | غَدَّار | Acıması olmayan, başkalarına haksızlık eden, merhametsiz, katı yürekli, insafsız davranan, kıyıcı. |
|
| Gaddâre | غَدَّارَة | Küçük tüfek. |
|
| Mağdûr | مَغْدُور | Haksızlığa uğramış (kimse). |
|
| Mağdûriyyet | مَغْدُورِيَّة | Mağdurluk. |
|
| Mugâdere | مُغَادَرَة | Bırakmak, salıvermek. |
|
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
غَادَرَ : Fiil-III.
| 18:47 | وَتَرَى الْأَرْضَ بَارِزَةً وَحَشَرْنَاهُمْ فَلَمْ نُغَادِرْ مِنْهُمْ أَحَدًا |
| Diyanet Meali: | Senin yeryüzünü çırılçıplak göreceğin (günü bir hatırla). Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız. |
| 18:49 | لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً إِلَّا أَحْصَاهَا |
| Diyanet Meali: | “(Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki) küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” |