ص ح ف

KÖK HARFLER: ص ح ف

ANLAM: 

صَحَّفَ : Sözcüğü yanlış bir biçimde okumak. 

AÇIKLAMA:

صَحِيفَةٌ : Yayılıp uzatılmış şey. Mesela صَحِيفَةُ الْوَجْهِ (yüzün dış derisi veya üst derisi) gibi.

صَحِيفَةٌ : İçine yazı yazılan sayfa. Çoğulu صَحَائِفُ ve صُحُفٌ şekillerinde gelir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: صُحُفِ إِبْرَاهِيمَ وَمُوسَى : İbrahim ve Musa’nın sayfaları (87/19). Şu sözüne gelince: رَسُولٌ مِنَ اللَّهِ يَتْلُو صُحُفًا مُطَهَّرَةً – فِيهَا كُتُبٌ قَيِّمَةٌ : Allah tarafından gönderilen ve tertemiz sahifeler okuyan bir elçi. O sahifelerde doğru, değerli kitaplar vardır (98/2-3)

Şöyle denmiştir: Burada kastedilen Kur’an’dır. Yüce Allah’ın Kur’an’ı “içinde kitapların olduğu sahifeler” olarak ifade etmesinin nedeni Kur’an’ın Yüce Allah’ın önceki kitaplarının içerdiklerinden ziyade, daha fazla hususlar içermesidir. 

مُصْحَفٌ : İçi yazılı sayfaları câmi, yani içine toplar, içerir hale getirilmiş şey, (mushaf, kitap veya cilt.) Çoğulu مَصَاحِفُ şeklinde gelir. 

تَصْحِيفٌ : Harflerinin karışmasından dolayı, mushafı olduğundan farklı okuyup rivayet etmek.

صَحْفَةٌ : Geniş çanağa benzer kap. (Müfredât)

DİĞER BAZI TÜREVLER:

صَحَّفَ (geniş zaman يُصَحِّفُ mastar isim تَصْحِيفًا):

صَحَّفَ الْكَلِمَةَ : Sözcüğü yanlış bir biçimde okudu.

اَصْحَفَ الْكِتَابَ : Yazılı parçaları bir ciltte topladı.

صَحِيفَةٌ : Yazılı bir kağıt veya deri parçası; bir yazı; bir kitap veya cilt; bir mektup (çoğulu: صُحُفٌ).

صَحِيفَتُهُ سَوْدَاءُ : Onun eylemlerinin kaydı kapkaradır.

صَحْفَةٌ : Bir tür çanak; yuvarlak bir kase; tabak; tepsi (çoğulu: صِحَافٌ).

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


Tür Adet Anlam Örnek Açıklama
صِحَافٌ isim 1 Tabak, tepsi (çoğul) 43/71 Tekil: ٌصَحْفَة
صُحُفٌ isim 8 Sahife, sayfa (çoğul) 87/18 Tekil: صَحِيفَةٌ

Toplam 9


BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Benzer Manada Kelimeler

  • صَحْفَةٌ
    • طَبَقٌ > bak: ط ب ق
    • جَفْنَةٌ > bak: ج ف ن
    • صَحْنٌ
    • قَصْعَةٌ
  • صَحِيفَةٌ (a)
  • صَحِيفَةٌ (b)
    • كِتَابٌ > bak: ك ت ب
    • سِفْرٌ > bak: س ف ر
    • مَتْنٌ > bak: م ت ن
    • مُؤَلَّفٌ > bak: أ ل ف
    • مُصْحَفٌ > bu kök
    • مُصَنَّفٌ

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Sahfe صَحْفَة Küçük çanak. Çoğulu: Sıhâf
Sahîfe صَحِيفَة Sayfa, kitap sayfası. Çoğulu: Suhuf, Sahâif
Sayfa ——— Üzerine yazı yazılan veya basılan bir kâğıt yaprağın iki yüzünden her biri, sahife.
Sahâf (Sahhâf) صَحَّاف Genellikle kullanılmış ve eski kitap alıp satan kitapçı.
Mushaf مُصْحَف Kur’an-ı Kerim. Çoğulu: Mesâhif
Teshîf تَصْحِيف Yanılarak yanlış kelime yazma.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

صِحَافٌ : İsim. Çoğul. Tekili: صَحْفَة

43:71 يُطَافُ عَلَيْهِمْ بِصِحَافٍ مِنْ ذَهَبٍ وَأَكْوَابٍ
Diyanet Meali: Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır.

صُحُفٌ: İsim. Çoğul. Tekili: صَحِيفَةٌ

20:133 أَوَلَمْ تَأْتِهِمْ بَيِّنَةُ مَا فِي الصُّحُفِ الْأُولَىٰ
Diyanet Meali: Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi?
53:36 أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِي صُحُفِ مُوسَىٰ
Diyanet Meali: Yoksa, Mûsâ’nın sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi? *
74:52 بَلْ يُرِيدُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ أَنْ يُؤْتَىٰ صُحُفًا مُنَشَّرَةً
Diyanet Meali: Hatta onlardan her bir kişi, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor. *
80:13 فِي صُحُفٍ مُكَرَّمَةٍ
Diyanet Meali: Çok değerli sahifelerdedir. *
81:10 وَإِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْ
Diyanet Meali: Amel defterleri açıldığı zaman, *
87:18 إِنَّ هَٰذَا لَفِي الصُّحُفِ الْأُولَىٰ
Diyanet Meali: Şüphesiz bu hükümler ilk sayfalarda vardır. *
87:19 صُحُفِ إِبْرَاهِيمَ وَمُوسَىٰ
Diyanet Meali: İbrahim ve Mûsâ’nın sayfalarında da vardır. *
98:2 رَسُولٌ مِنَ اللَّهِ يَتْلُو صُحُفًا مُطَهَّرَةً
Diyanet Meali: Bu delil, tertemiz sahifeleri okuyan, Allah tarafından gönderilen bir peygamberdir. *