ف ص ح

KÖK HARFLER: ف ص ح

ANLAM: 

فَصَحَ : Sabahın aydınlığı galebe edip kaplamak. فَصُحَ : Açık ve düzgün konuşmak. (Bir şey) belli ve aşikar olmak. 

AÇIKLAMA:

فَصْحٌ : Bir nesnenin, kendisine karışmış olan şeylerden arı, halis hale gelmesi. Temel kullanımı sütle ilgilidir. “Süt, köpüğünden sıyrıldığında” فَصُحَ اللَّبَنُ ve أَفْصَحَ اللَّبَنُ denir. İsm-i faili ise مُفْصِحٌ ve فَصِيحٌ şekillerinde gelir. Buradan müstear olarak şu kullanımlar doğmuştur: 

فَصُحَ الرَّجُلُ : Arap olmayan bir adamın dili ya da lehçesi iyi oldu ya da iyi hale geldi. 

أَفْصَحَ : Arap olmayan bir kimse Arapça konuştu. Tam tersi olduğu yani أَفْصَحَ fiilinin birinci anlamda فَصُحَ fiilinin de ikinci anlamda olduğu da söylenmiştir. Fakat birincisi daha doğrudur. 

Şöyle denmiştir: فَصِيحٌ kelimesi “konuşabilen” demektir; أَعْجَمِيٌّ kelimesi ise konuşamayan demektir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَأَخِي هَارُونُ هُوَ أَفْصَحُ مِنِّي لِسَانًا : Kardeşim Harun’un dili benimkinden daha düzgündür (28/34). 

Buradan müstear olarak şu kullanımlar doğmuştur: 

أَفْصَحَ الصُّبْحُ : Gündüzün başları, yani ufkun güneşin ilk ışıklarıyla kızardığı tan vaktinin ışığı yayılmaya başladı.  

أَفْصَحَ النَّصَارَى : Hristiyanların fish’i (اَلْفِصْحُ) yani bayramları geldi. (Müfredât)

DİĞER BAZI TÜREVLER:

فَصَحَ (geniş zaman يَفْصَحُ mastar isim فَصْحٌ): 

فَصَحَ الصُّبْحُ : Sabahın aydınlığı galebe edip kapladı.

فَصُحَ (geniş zaman يَفْصُحُ mastar isim فَصَاحَةٌ): Açık ve düzgün konuştu. Dili ve konuşması iyi oldu.

فَصُحَ الشَّيْئُ : Bir şey belli ve aşikar oldu.

أَفْصَحَ الرَّجُلُ : Adam fesahat ve belagatle konuştu. Konuşması düzgün, fasih oldu. Sözü çaprazlı söylemeyip, açık ve zahir eda etti.

فَصِيحٌ : Sözün iyisini kötüsünden ayıran, düzgün beyan eden kimse. Köpüğü alınıp halis kalmış süt (çoğulu: فَصَحَاءُ ve فِصَاحٌ ve فُصْحٌ).

اَللُّغَةُ الْفُصْحَى : Avamca olmayan halis Arapça.

يَوْمٌ مُفْصِحٌ : Bulutsuz açık gün.

اَفْصَحُ : (İsmi tafdil) Daha fasih, daha düzgün konuşan.

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


Tür Adet Anlam Örnek
أَفْصَحُ isim 1 Daha fasih daha düzgün konuşan 28/34

Toplam 1

BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Mahreci Benzeyen Kökler

Benzer Manada Kelimeler

Zıt Manada Kelimeler

  • فَصِيحٌ

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Fasîh فَصِيح Güzel, düzgün ve açık konuşan, konuşma yeteneği olan (kimse).
Fesâhât فَصَاحَات Anlatışta düzgünlük ve açıklıkla birlikte amaca uygunluk.
Efsah أَفْصَح Daha fasih. En fasih. Pek çok güzel ifade.
İfsâh إِفْصَاح Fesahatla konuşmak. Açık ve düzgün söz söylemek.
Tefessuh تَفَصُّح Fasih olma. Anlaşılması kolay olma.
Tefâsuh تَفَاصُح Fasahatle söyleme.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

أَفْصَحُ : İsim. 

28:34 وَأَخِي هَارُونُ هُوَ أَفْصَحُ مِنِّي لِسَانًا
Diyanet Meali: “Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür.”