KÖK HARFLER: ص ب ب
ANLAM:
صَبَّ : Su akıtmak ya da dökmek.
AÇIKLAMA:
صَبُّ اْلمَاءِ : Suyu yukarıdan dökmek, akıtmak. Fiil olarak “Onu döktü. O da döküldü” anlamında صَبَّهُ فَانْصَبَّ ve “Onu döktüm. O da tekrar tekrar ve bol bol döküldü” anlamında صَبَبْتُهُ فَتَصَبَّبَ şekillerinde kullanılır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: أَنَّا صَبَبْنَا الْمَاءَ صَبًّا : Biz suyu döktük de döktük (80/25); فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ : Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı (89/13); يُصَبُّ مِنْ فَوْقِ رُءُوسِهِمُ الْحَمِيمُ : Başlarının üstünden kaynar su dökülmektedir (22/19).
صَبَّ إلَى كَذَا : Nefsi sevgi, muhabbet duyarak şöyle bir şeye doğru aktı. Mastarı صَبَابَةٌ şeklinde gelir. Bu fiilin ismi-faili özel olarak صَبٌّ kelimesi ile ifade edilip, “Filan kişinin nefsi, sevgi, muhabbet duyarak şöyle bir şeye akıcıdır, şöyle bir şeyin aşığıdır, şöyle bir şeye müştaktır veya tutkundur, düşkündür” anlamında فُلاَنٌ صَبٌّ بِكَذَا denmiştir.
صُبَّةٌ kelimesi صُرْمَةٌ kelimesi gibidir.
صَبِيبٌ : Dökülen, yağmur, herhangi bir şeyin öz suyu, kan.
صُبَابَةٌ ve صُبَّةٌ : Bir kapta kalan dökülebilme niteliğine sahip su, süt, şarap veya içecek artığı.
تَصابَبْتُ الإناَءَ : kaptaki صُبَابَةٌ’yi içtim.
تَصَبْصَبَ : Onun صُبَابَة’si bitti. (Müfredât)
DİĞER BAZI TÜREVLER:
صَبَّ (geniş zaman يَصُبُّ mastar isim صَبٌّ):
صَبَّ الْمَاءَ veya صَبَبَ الْمَاءَ : Su akıttı ya da döktü.
صَبَّ الْحَبْلَ فِى الْبِئْرِ : İpi kuyuya sarkıttı.
صَبَّ دِرْعَهُ : Zırhını giydi.
صُبَّ : O kişi veya şey telef olmuştu.
صَبَّ بِهَا اَوْ اِلَيْهَا : O kadın için aşırı bir sevgi duyuyordu.
صُبَّ عَلَيْهِ الْبَلَاءُ مِنْ صَبٍّ : Üzerine yukarıdan şefkat indirilmişti.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
| Tür | Adet | Anlam | Örnek | Açıklama | |
| صَبَّ | fiil-I | 4 | Döktü, akıttı, boşalttı. | 89/13 | Meçhul muzari: يُصَبُّ |
| صَبٌّ | isim | 1 | Dökmek, akıtmak, boşaltmak. | 80/25 | |
| Toplam | 5 |
BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR:
Mahreci Benzeyen Kökler
Benzer Manada Kelimeler
Zıt Manada Kelimeler
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelere günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
| Sabb | صَبّ | Dökmek, akıtmak, boşaltmak. |
| Sabâbet | صَبَابَة | Büyük aşk. |
| İnsibâb | اِنْصِبَاب | Dökülme. |
| Munsabb | مُنْصَبّ | (Bir denize veya nehire) dökülen, karışan. |
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
صَبَّ : Fiil-I. Meçhul muzari: يُصَبُّ
| 22:19 | قُطِّعَتْ لَهُمْ ثِيَابٌ مِنْ نَارٍ يُصَبُّ مِنْ فَوْقِ رُءُوسِهِمُ الْحَمِيمُ |
| Diyanet Meali: | (İşte iki hasım taraf ki, Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir.) Bunlardan inkâr edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür. |
| 44:48 | ثُمَّ صُبُّوا فَوْقَ رَأْسِهِ مِنْ عَذَابِ الْحَمِيمِ |
| Diyanet Meali: | “Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün.” * |
| 80:25 | أَنَّا صَبَبْنَا الْمَاءَ صَبًّا |
| Diyanet Meali: | Gerçekten biz, yağmuru bol bol yağdırdık. * |
| 89:13 | فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ |
| Diyanet Meali: | Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı. * |
صَبٌّ : İsim. Masdar.
| 80:25 | أَنَّا صَبَبْنَا الْمَاءَ صَبًّا |
| Diyanet Meali: | Gerçekten biz, yağmuru bol bol yağdırdık. * |