KÖK HARFLER: ص غ ر
ANLAM:
صَغِرَ / صَغُرَ : Kıdem ve saygınlığı az olmak veya azalmak. Yaşı veya cüssesi küçük olmak. Küçük, adi, alçak veya rezil olmak.
AÇIKLAMA:
صِغَرٌ ve كِبَرٌ kelimeleri, karşılıklı olarak göz önünde bulundurularak kullanılan, karşılıklı izafete sahip bağlılaşık isimlerdendir. Dolayısıyla bir nesne, başka bir nesnenin yanında küçük olabilirken, bir başkasının yanında ise büyük olabilmektedir. Bunlar,
- Bazen ‘zaman’ göz önünde bulundurularak kullanılır. Mesela bir kimsenin geçirdiği yıllar diğerinden daha az olduğunda “Filan kişi büyüktür ve filan kişi küçüktür” anlamında فُلاَنٌ كَبِيرٌ ve فُلاَنٌ صَغِيرٌ denir.
- Bazen ‘cüsse’ göz önünde bulundurularak kullanılır.
- Bazen de “kadr, yani itibar, değer ve menzile, yani derece, konum veya mertebe” göz önünde bulundurularak kullanılır.
Yüce Allah’ın şu sözlerine gelince: وَكُلُّ صَغِيرٍ وَكَبِيرٍ مُسْتَطَرٌ : Küçük büyük her şey satır satır yazılmıştır (54/53); مَالِ هَذَا الْكِتَابِ لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً إِلَّا أَحْصَاهَا : Bu nasıl kitapmış! Küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın (yaptıklarımızın) hepsini sayıp dökmüş! (18/49); وَلَا أَصْغَرَ مِنْ ذَلِكَ وَلَا أَكْبَرَ إِلَّا فِي كِتَابٍ مُبِينٍ : Bundan daha küçüğü de, daha büyüğü de şüphesiz apaçık kitaptadır (10/61).
Bu ayetlerde zikredilenlerin tümü birbirleri karşısındaki durumları göz önünde bulundurularak kullanılan “hayır ve şerr noktasındaki kadri, yani itibari, değeri ve menzileyi, dereceyi, konumu veya mertebeyi” ifade eder.
كََبِيرٌ kelimesinin zıddı olarak صَغُرَ fiili kullanılır. Bunun mastarı صِغَرٌ şeklinde gelir. Mastarı صَغَرٌ ve صَغَارٌ şeklinde gelen صَغِرَ fiili ise “zilletle, horlukla veya hakirlikle” ilgili kullanılır.
صَاغِرٌ : Alçak menzileye, dereceye, konuma veya mertebeye razı olan kişi. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: قَاتِلُوا الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَلَا بِالْيَوْمِ الْآَخِرِ وَلَا يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَلَا يَدِينُونَ دِينَ الْحَقِّ مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ حَتَّى يُعْطُوا الْجِزْيَةَ عَنْ يَدٍ وَهُمْ صَاغِرُونَ : Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve âhiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Elçisinin haram kıldığını haram saymayan ve gerçek dini din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verecekleri zamana kadar savaşın (9/29). (Müfredât)
DİĞER BAZI TÜREVLER:
صَغِرَ (geniş zaman يَصْغَرُ) ve صَغُرَ (geniş zaman يَصْغُرُ mastar isim صَغَرٌ ve صَغَارَةٌ ve صِغْرٌ):
صَغِرَ ve صَغُرَ : Kıdem ve saygınlığı azdı veya azaldı, yaşı veya cüssesi küçüktü ya da küçüldü.
صَغُرَ (mastar isim صَغَارَةٌ ve صَغَارٌ ) : Küçük, adi, alçak veya rezildi ya da o hale geldi; adilik, alçaklık, rezalet ve haksızlıktan memnundu.
صَغِيرٌ (zıt anlamlısı كَبِيرٌ ) : Maddesel varlığın veya cüssenin küçük olması.
صَغَارٌ değer, kıdem veya saygınlığın az olmasını ifade eder.
صَغُرَ فِى عُيُونِ النَّاسِ : İnsanların gözünde küçüldü.
صَغُرَتِ الشَّمْسُ : Güneş batmaya başladı.
صَغَرَ فُلَانًا : Ondan daha genç.
مَا صَغَرَنِى اِلَّا بِسَنَةٍ (geniş zaman يَصْغُرُ ) : O, benden sadece bir yaş küçük.
صَاغِرٌ (ismi fail): Adilik, alçaklık, küçük düşürme veya rezalet ve haksızlıktan memnun olan; adilik, küçük düşürme, rezalet veya haksızlık ve zorbalık halinde olma.
صَغِيرٌ : Maddesel varlığı veya cüssesi, değeri, kıdemi, saygınlık ya da yaşı az veya küçük; çocuk, henüz ergenliğe erişmemiş olan.
هُوَ صَغِيرٌ فِى الْقَدَرِ : Az bir saygınlığı vardı.
جَاءَ النَّاسُ صَغِيرُهُمْ وَ كَبِيرُهُمْ : Büyük küçük her türlü insan geldi.
اَصْغَرُ : Daha küçük ve en küçük; cüssece daha ufak ve en ufak.
اَلْاَصْغَرَانِ : İki küçük şey; örn. kalp ve dil.
صَغَارٌ (ve صُغْرٌ ve صَغَرٌ) : Aşağılama, adilik, alçaklık, küçük düşürme, rezalet, zorbalık, baskı ya da haksızlık.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
|
| Tür | Adet | Anlam | Örnek | Açıklama |
| صَغَارٌ | isim | 1 | Küçüklük, küçük olma, aşağılık | 6/124 |
|
| صَاغِرٌ | isim | 5 | Küçüklük gösteren, küçülen, alçak | 27/37 |
|
| صَغِيرٌ | isim | 5 | Küçük ( Rütbe ve makam veya hacim itibari ile) | 54/53 | Müennes: صَغِيرَةٌ |
| أَصْغَرُ | isim | 2 | En küçük, daha küçük | 34/3 |
|
|
| Toplam | 13 |
|
|
|
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
| Sagîr | صَغِير | Küçük. | Çoğulu: Sigâr |
| Sagîre | صَغِيرَة | Küçürük başlı. Küçük. Küçük günah. | Çoğulu: Sagâir |
| Asgar | أَصْغـَر | En küçük. Daha küçük. |
|
| Asgarî | أَصْغـَرِى | En az, en küçük. |
|
| Tasgîr | تَصْغِير | Küçültme. |
|
| Tasgîrât | تَصْغِيرَات | Küçültmeler. |
|
| Tesâgur | تَصَاغُر | Küçük görünme, küçülme. |
|
| Mütesâgir | مُتَصَاغِر | Küçülen, küçük görülen. |
|
| İstısgâr | اِسْتِصْغَار | Küçümsemek. Küçük görmek. |
|
| Müstasgir | مُسْتَصْغِر | Küçük gören. |
|
Asgari kelimesi, “daha küçük, en küçük” anlamındaki asgar (أصغر) sözcüğünden türetilmiştir. Bu kelime “küçük” anlamındaki sagîr (صغير) kelimesinin kıyas halidir. (Nişanyan Sözlük)
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
صَغَارٌ : İsim.
| 6:124 | سَيُصِيبُ الَّذِينَ أَجْرَمُوا صَغَارٌ عِنْدَ اللَّهِ وَعَذَابٌ شَدِيدٌ |
| Diyanet Meali: | Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve çetin bir azap erişecektir. |
صَاغِرُونَ: İsim. İsm-i Fâil. Kurallı Erkek Çoğul. Tekili: صَاغِرٌ
| 7:13 | فَاخْرُجْ إِنَّكَ مِنَ الصَّاغِرِينَ |
| Diyanet Meali: | “Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın.” |
| 7:119 | فَغُلِبُوا هُنَالِكَ وَانْقَلَبُوا صَاغِرِينَ |
| Diyanet Meali: | Artık orada yenilmişler ve küçük düşmüşlerdi. * |
| 9:29 | حَتَّىٰ يُعْطُوا الْجِزْيَةَ عَنْ يَدٍ وَهُمْ صَاغِرُونَ |
| Diyanet Meali: | Küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar (savaşın). |
| 12:32 | وَلَئِنْ لَمْ يَفْعَلْ مَا آمُرُهُ لَيُسْجَنَنَّ وَلَيَكُونًا مِنَ الصَّاغِرِينَ |
| Diyanet Meali: | “Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak.” |
| 27:37 | وَلَنُخْرِجَنَّهُمْ مِنْهَا أَذِلَّةً وَهُمْ صَاغِرُونَ |
| Diyanet Meali: | “… ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız.” |
صَغِيرٌ : İsim. Müennesi: صَغِيرَةٌ
| 2:282 | وَلَا تَسْأَمُوا أَنْ تَكْتُبُوهُ صَغِيرًا أَوْ كَبِيرًا إِلَىٰ أَجَلِهِ |
| Diyanet Meali: | Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. |
| 17:24 | وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا |
| Diyanet Meali: | Ve de ki: “Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.” |
| 54:53 | وَكُلُّ صَغِيرٍ وَكَبِيرٍ مُسْتَطَرٌ |
| Diyanet Meali: | Küçük, büyük her şey satır satır yazılmıştır. * |
صَغِيرَةٌ : İsim. Müzekkeri: صَغِيرٌ
| 18:49 | لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً إِلَّا أَحْصَاهَا |
| Diyanet Meali: | “(Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki) küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” |
| 9:121 | وَلَا يُنْفِقُونَ نَفَقَةً صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً وَلَا يَقْطَعُونَ وَادِيًا إِلَّا كُتِبَ لَهُمْ |
| Diyanet Meali: | Küçük büyük (Allah yolunda) yaptıkları her masraf, geçtikleri her vâdi mutlaka onların lehine yazılır. |
أَصْغَرُ : İsim.
| 10:61 | وَلَا أَصْغَرَ مِنْ ذَٰلِكَ وَلَا أَكْبَرَ إِلَّا فِي كِتَابٍ مُبِينٍ |
| Diyanet Meali: | (Zerre ağırlığınca, hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır. |
| 34:3 | وَلَا أَصْغَرُ مِنْ ذَٰلِكَ وَلَا أَكْبَرُ إِلَّا فِي كِتَابٍ مُبِينٍ |
| Diyanet Meali: | “(Zerre ağırlığında bir şey bile O’ndan gizli kalmaz). Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi apaçık bir kitaptadır.” |