ف ك ك

KÖK HARFLER: ف ك ك

ANLAM: 

فَكَّ : Bir şeyi diğerinden ayırmak. Örülmüş veya birbirine karışmış herhangi iki şeyi ayırmak, çözmek. Bir şeyin bir parçasını başka bir parçasından ayırmak.

AÇIKLAMA:

فَكٌّ kelimesi, “özellikle ayırma, bölme yoluyla veya bir aralık, boşluk ya da gedik meydana getirmek maksadıyla, bir şeyi açmak” anlamındadır. 

فَكُّ الرَّهْنِ : Rehini açmak: Rehini kurtarma. 

فَكُّ الرَّقَبَةِ : Boynu, köleyi azat etmek. Yüce Allah’ın şu sözüne gelince: فَكُّ رَقَبَةٍ : Bir boynu çözmek (90/13).

  1. Bunun “köle azat etme” anlamında olduğu söylenmiştir.
  2. Başka bir görüşe göre ise, bilakis bu, “İnsanın güzel bir sözle ve salih amelle kendisini Allah’ın azabından azat etmesi, kurtarması ve bunlarda vereceği faydayla da başkasını azat etmesi, kurtarması” anlamındadır. Bu ikincisi ise ancak birincisinin gerçekleşmesinin ardından gerçekleşebilir. Zira, Mekarimu’ş-Şeria’da da açıkladığım üzere, kendisi doğru yolu bulmamış/hidayet yoluna girmemiş bir kimsenin bir başkasına doğru yolu gösterme/hidayet etme gücü olmaz. 

فَكَكٌ : Zayıflıktan dolayı omuzun eklem yerinden ayrılıp düşmesi. 

فَكَّانِ : İki avurdun iki tarafta karşılaşma, buluşma yeri.

Yüce Allah’ın şu sözüne gelince: لَمْ يَكُنِ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِكِينَ مُنْفَكِّينَ حَتَّى تَأْتِيَهُمُ الْبَيِّنَةُ : Apaçık delil kendilerine gelinceye kadar ehl-i kitaptan ve müşriklerden inkârcılar ayrılacak değillerdi (98/1). Yani “birbirlerinden ayrı, farklı değillerdi aksine hepsi de dalalet, sapıklık üzereydi.” Ayet bu noktada Yüce Allah’ın şu sözüne benzer: كَانَ النَّاسُ أُمَّةً وَاحِدَةً : İnsanlar tek bir ümmet idi (2/213). 

مَا انْفَكَّ يَفْعَلُ كَذَا kalıbı مَا زَالَ يَفْعَلُ كَذَا kalıbına benzer yani eş anlamlıdır. (Müfredât)

DİĞER BAZI TÜREVLER:

فَكَّ (geniş zaman يَفُكُّ mastar isim فَكٌّ):

فَكَّ الشَّىْءَ : Bir şeyi diğerinden ayırdı, örülmüş veya birbirine karışmış herhangi iki şeyi ayırdı, çözdü.

فَكَّ الْعُقْدَةَ وَ الْخَتْمَ : Bağı veya mührü açtı ya da gevşetti.

فَكَّ الْعَظْمَ : Kemiği yerinden çıkarttı.

فَكَّ الرِّهْنَ : Sözü tuttu.

فَكَّ الْاَسِيرَ : Esiri serbest bıraktı ya da azat etti.

اِنْفَكَّ الشَّىْءُ مِنَ الشَّىْءِ : O şey başka bir şeyden ayrıldı.

اِنْفَكَّ عَنْ عَهْدِهِ : Sözünden muaf edildi.

مَا انْفَكَّ يَفْعَلُ كَذَا : Böyle yapmaya devam etti, böyle yapmayı kesmedi.

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.

TürAdetAnlamÖrnek
فَكٌّisim1Âzâd etmek90/13
مُنْفَكٌّisim1Ayrılan, vazgeçen98/1اِنْفَكَّ : Yarı câmid mâzi ve muzâri fiil, nâkıs fiil, ism-i fâili kullanılmış.
Toplam2

BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Benzer Manada Kelimeler

Zıt Manada Kelimeler

AÇIKLAMA:

TEFRÎK ile TEFKÎK kelimeleri arasındaki fark

( ف ر ق – ف ك ك )

Her tefkîk (çözme) bir tefrîk (ayırma)dır. Oysa her her tafrîk, bir tefkîk değildir. Tefkîk ancak birbiri ile kaynaşmış olanları tefrîk (ayırma) için kullanılır. (Farklar Sözlüğü 208) Bknz: ( ف ر ق )

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelere günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Fekk فَكّ Açmak. Ayırmak. Kaldırmak. Çene kemiği.
Fekkiye فَكِّيَة Çene ile ilgili.
Fekkeyn فَكَّيْنِ İki çene. Alt ve üst çene.
Münfekk مُنْفَكّ Sökülen, ayrılan. İnfikak eden. Ayrılmış olan.
Tefekkük تَفَكُّك Zincir halkası gibi birbirinden ayrılma.
Mütefekkik مُتَفَكِّك Dalgın adam. 
İnfikâk اِنْفِكَاك Yerini terk etme. Yerinden ayrılma.
İftikâk اِفْتِكَاك Rehinden kurtarma, rehinden çıkarma.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

فَكٌّ : İsim. 

90:13 فَكُّ رَقَبَةٍ
Diyanet Meali: O tutsak bir boynu çözmek (köle azat etmek)tir. *

مُنفَكِّينَ :  İsim. İsm-i Fâil. İnfiâl Bâbı (VII. Bâb). Kurallı Erkek Çoğul. Nasb / Cerr Hali. Tekili: مُنْفَكٌّ Fiil: اِنْفَكَّ : Yarı câmid mâzi ve muzâri fiil, nâkıs fiil.

98:1 لَمْ يَكُنِ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِكِينَ مُنْفَكِّينَ حَتَّىٰ تَأْتِيَهُمُ الْبَيِّنَةُ
Diyanet Meali: Kitap ehlinden inkâr edenler ile Allah’a ortak koşanlar, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar (küfürden) ayrılacak değillerdi. *