ج د ر

KÖK HARFLER:  ج د ر

ANLAM: 

جَدَرَ: 

  1. Duvarı inşa etmek, yapmak ya da örmek. 
  2. (Bir kişi ya da şey) uygun, yatkın, münasip, elverişli, denk, muvafık olmak; örtüşmek.

AÇIKLAMA:

جِدَارٌ : “Duvar” anlamındaki حَائِطٌ kelimesiyle aynı anlamdadır. Fakat حَائِطٌ kelimesi “duvarın, bulunduğu mekanı ihata etmesi, etrafını çevirmesi veya kuşatması” göz önünde bulundurularak kullanılır. جِدَارٌ kelimesi ise, “duvarın çıkıntılı ve yüksek oluşu” göz önünde bulundurularak kullanılır. Çoğulu جُدُرٌ şeklinde gelir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَأَمَّا الْجِدَارُ فَكَانَ لِغُلامَيْنِ يَتِيمَيْنِ فِي الْمَدِينَةِ O duvara gelince, o şehirde yaşayan iki yetim çocuğundu (18/82); فَوَجَدَا فِيهَا جِدَاراً يُرِيدُ أَنْ يَنْقَضَّ فَأَقَامَهُ Orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Tuttu onu doğrultuverdi (18/77); …أَوْ مِنْ وَرَاء جُدُرٍ yahut duvarların ardından.. (59/14)

Bir hadiste şöyle geçer: حَتَّى يَبْلُغَ الْمَاءُ الْجَدْرَ : …sonra duvara ulaşıncaya kadar da (suyu tut)… 

جَدَرْتُ الْجِدَارَ : Duvarı yükselttim (çektim). Bundaki çıkıntılık anlamı göz önünde bulundurularak “Ağacın yaprakları sanki bir nohut tanesiymiş gibi çıktı” anlamında جَدَرَ الشَّجَرُ denmiştir.

“Yerden çıkıntı yapan bir tür bitkiye” de جَدَرٌ denir. Bunun tekili جَدَرَةٌ şeklinde gelir. 

أَجْدَرَتِ اْلأَرْضُ : Bir yerde جَدَرٌ denen bitkiden çıktı. 

جُدِرَ الصَّبِيُّ ve جُدِّرَ : Çocukta جُدَرِيٌّ (çiçek hastalığı) çıktı. Bu kullanımda جَدَر الشَّجَرِ’e, yani ağacın yapraklarının sanki nohut tanesi gibi çıkışına benzetme yapılmıştır. جُدَرِيٌّ şeklinde de kullanılmıştır. 

جُدَرَة : Bedende ortaya çıkan bir şişlik (سِلْعَةٌ). Çoğulu أَجْدَارٌ şeklinde gelir. 

شَاةٌ جَدْرَاءُ : Duçar olduğu bir hastalıktan dolayı derisi soyulmuş, sıyrılmış koyun. 

جَيْدَر : Kısa. جِدَارٌ kelimesinden türemiştir. Usûlu’l-İştikâk’ta açıkladığımız şekilde, istihza anlamı taşıması için kendisine bir harf eklenmiştir.

جَدِير : Münteha, en son ya da uç sınır nokta. Böyle adlandırılmasının nedeni, herhangi bir nesnenin duvarda son bulması gibi, işin de onda son bulmasıdır. Şöyle kullanılır: 

قَََََدْ جَدُرَ بِكَذَا : Şöyle bir şeye uygun, münasip, layık, şayan, yaraşır idi ya da o hale geldi. 

مَا أَجْدَرَه بِِكَذَا ve أَجْدِرْ بِهِ : O şöyle bir şeye daha uygun ya da en uygun, münasip, layık, şayan, yaraşır. (Müfredât)

DİĞER BAZI TÜREVLER:

جَدَرَ (geniş zaman يَجْدُرُ mastar isim جَدْرٌ): O kişi bir mazruf duvarı inşa etti, yaptı ya da ördü.

جَدُرَ (geniş zaman يَجْدُرُ mastar isim جُدَارَةٌ): O kişi ya da şey uygundu, yatkındı, münasipti, elverişliydi, denkti, muvafıktı, örtüşmekteydi veya o hale geldi.

جَدُرَ بِهِ : O şey için uygun veya yatkındı ya da o hale geldi.

جَدُرَ اَنْ يَفْعَلَ كَذَا : Böyle bir şeyi yapmak için uygun veya yatkındı ya da o hale geldi.

جَدَرَهُ : O kişiyi ya da şeyi uygun, münasip, yetkin hale getirdi ya da o şekilde görüyordu.

الاَجْدَرُ İsmi tafdil olup “daha layık ve daha ehil olan” manasına gelir.

مَا اَجْدَرَ بِالْخَيْرِ : O kişi iyi olana ne kadar uygundu.

جَدْرٌ ve جِدَارٌ : Duvar; ya da mazruf duvarı; bir duvarın temeli ya da cephesi; suyu muhafaza etmek için dallarla kurulmuş çit ya da set (çoğul hali جُدُرٌ).

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


Tür Adet Anlam Örnek Açıklama
اَجْدَرُ isim 1 Daha layık, Daha ehil 9/97
جِدَارٌ isim 3 Duvar 18/77 Çoğul: جُدُرٌ

Toplam 4


BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Benzer Manada Kelimeler

Zıt Manada Kelimeler

  • جَدِيرٌ

AÇIKLAMA:

CİDÂR ile HÂİT kelimeleri arasındaki fark

( ج د ر – ح و ط )

Hâit ve cidâr kelimeleri “duvar” anlamındadır. Aradaki fark şudur: Hâit derken yerin etrafını çeviren özelliği öne çıkarılmıştır, cidâr derken ise belirginliği ve yüksekliği vurgulanmış olmaktadır. (Müfredât 239) Bknz: ( ح و ط )

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Cidâr جِدَار Duvar. Zar. Çoğul: Cüdür
Cedîr جَدِير Layık, münasib, uygun. Çoğul: Cüdrân
Ecder أَجْدَر Daha büyük. Pek münasib.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

أَجْدَرُ : İsim.

9:97 الْأَعْرَابُ أَشَدُّ كُفْرًا وَنِفَاقًا وَأَجْدَرُ أَلَّا يَعْلَمُوا حُدُودَ مَا أَنْزَلَ اللَّهُ عَلَىٰ رَسُولِهِ
Diyanet Meali: Bedevîler inkâr ve nifak bakımından daha ileri ve Allah’ın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar. 

جِدَارٌ : İsim. Çoğulu: جُدُرٌ

18:77 فَوَجَدَا فِيهَا جِدَارًا يُرِيدُ أَنْ يَنْقَضَّ فَأَقَامَهُ
Diyanet Meali: Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. 
18:82 وَأَمَّا الْجِدَارُ فَكَانَ لِغُلَامَيْنِ يَتِيمَيْنِ فِي الْمَدِينَةِ
Diyanet Meali: Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. 
59:14 لَا يُقَاتِلُونَكُمْ جَمِيعًا إِلَّا فِي قُرًى مُحَصَّنَةٍ أَوْ مِنْ وَرَاءِ جُدُرٍ
Diyanet Meali: Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu hâlde savaşmazlar.