KÖK HARFLER: ب س ط
ANLAM:
بَسَطَ : Sermek, yaymak, uzatmak.
AÇIKLAMA:
بَسْطُ الشَّيْءِ : Bir nesneyi yaymak ve genişletmek. Bunun kullanımında bazen her ikisi birlikte göz önüne alınır, bazen de yalnızca bir tanesi göz önüne alınır. Örneğin “şu nesneyi yayıp açtı” anlamında بَسَطَ الشَّيْءَ denir. بِساَط (yaygı, sergi) kelimesi de buradan gelir, “yayıp genişletilen her şeyin (مَبْسُوطٌ) adıdır”. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَاللَّهُ جَعَلَ لَكُمُ اْلأَرْضَ بِسَاطاً Yeryüzünü de sizin için yayan O’dur (71/19). Bu âyette geçen بِساَط kelimesi “geniş yer, geniş arazi” demektir.
بَسِيطُ اْلأَرْضِ : Genişletilmiş arazi, yerin düz olan kısmı. Bir kavim, topluluk بَسْط kelimesini “kendisinde, bir terkibin, telifin ve tanzimin olmasının düşünmediği her şeyle” ilgili müstear olarak kullanmıştır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَاللّهُ يَقْبِضُ وَيَبْسُطُ Kısıtlayan da bol bol veren de Allah’tır (2/245); وَلَوْ بَسَطَ اللَّهُ الرِّزْقَ لِعِبَادِهِ Allah kullarına rızkı bollaştırsaydı, (yeryüzünde azarlardı) (42/27) yani, eğer (rızkı) genişletecek olsaydı. وَزَادَهُ بَسْطَةً فِي الْعِلْمِ وَالْجِسْمِ Ona bilgi ve vücud gücü bakımından üstünlük bağışladı (2/247). Bu âyetteki بَسْطَةً ise, “genişlik” demektir.
Bazıları şöyle demiştir: بَسَطْتُهُ فِي الْعِلْمِ deyimi, “bir kişinin hem kendisinin ilminden faydalanması hem de başkalarını ondan faydalandırıp onun sayesinde bir بَسْطَة yani cömertlik sahibi haline gelmesi” demektir.
بَسْطُ الْيَدِ : El uzatmak.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَكَلْبُهُم بَاسِطٌ ذِرَاعَيْهِ بِالْوَصِيدِ Köpekleri de ön ayaklarını mağaranın eşiğine uzatmıştı (18/18).
بَسْطُ اْلكَف “El ya da avuç uzatmak” tabiri, bazen “talep etme” anlamında kullanılır. Meselâ: كَبَاسِطِ كَفَّيْهِ إِلَى الْمَاء لِيَبْلُغَ فَاهُ Böyleleri ağzına su gelsin diye avuçlarını açıp uzatan kimseye benzerler (13/14). Bazen “alma” anlamında kullanılır. Meselâ: وَالْمَلآئِكَةُ بَاسِطُوا أَيْدِيهِمْ Melekler ellerini uzatmış (6/93). Bazen “birinin üzerine yürüyüp saldırma ve vurma” anlamında kullanılır. Mesela: وَيَبْسُطُوا إِلَيْكُمْ أَيْدِيَهُمْ وَأَلْسِنَتَهُم بِالسُّوءِ Size ellerini, dillerini kötülükle uzatırlar (60/2). Bazen de “ihsanda bulunma, bahşetme” anlamında kullanılır. Mesela: بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِ Aksine O’nun iki eli de açıktır, (5/64).
بَسْط : Sanki genişletip yayılmış (مَبْسُوطٌ) gibi, yavrusuyla birlikte terk edilip, bırakılıp kendisine ya da yavrusuna engel olunmayan dişi deve. Bu kullanımıyla مَنْكُوث ve مَنْقُوض anlamlarında kullanılan نَكْث ve نَقْض kelimelerine benzer.
أَبْسَطَ ناَقَتَهُ : Dişi devesini yavrusu ile birlikte terk etti, bıraktı.
DİĞER BAZI TÜREVLER:
بَسَطَ (geniş zaman يَبْسُطُ mastar isim بَسْطٌ): Genişletti, açtı, yaydı.
بَسَطَهُ : Onu serdi, yaydı veya uzattı.
بَسَطَ اِلَىَّ يَدَهُ : Elini bana doğru uzattı veya sundu.
بَسَطَ يَدَهُ عَلَيْهِ : Onun üzerinde mutlak güç ve kudretle hakim olması sağlandı.
بَسَطَ كَفَّيْهِ فِى الدُّعَاءِ : Yalvararak ellerini uzattı.
بَسَطَ اللّٰهُ الرِّزْقَ : Allah (c.c.), nafakayı katlar, çoğaltır veya bereketli kılar.
بَسَطَ الْعُذْرَ : Özrünü kabul etti.
اِنْبَسَطَ وَجْهَهُ : Yüzü güldü.
بَاسِطٌ (İsmi fail): Geren, yayan, bollaştıran kişi.
بِسَاط : Serilen ya da yayılan şey; halı; yatak.
بَسَاطٌ : Bol.
نَحْنُ فِى بَسَاطٍ وَسَعَةٍ : Yeterli ve bereketli durumdayız.
بَسِيطٌ : Geniş; ferah.
هُوَ بَسِيطُ الْيَدَيْنِ : O, cömert ve eli açık biridir.
هُوَ بَسِيطُ الْوَجْهِ : O, güleç yüzlüdür.
بَسْطُ اليَدِ : (Bir şeye talep ederek) el uzatmak; savlet, darbe; (ikram hususunda) eli açık olmak.
بَسْطَةٌ : Genişlik veya bolluk; mesafe veya irtifa; artış, fazlalık; yükseklik veya uzunluk; yetkinlik veya mükemmellik ya da bütünlük. İlmen genişlik, derinlik; cismen boylu poslu olmak, dolgunluk.
بَصْطَةٌ ile بَسْطَةٌ eşanlamlıdır.
اِمْرَأَةٌ بَسْطَةٌ : Vücudu biçimli ve güzel kadın.
مَبْسُوطٌ : Açılmış, genişlemiş, yayılmış; büyük, geniş, kapsamlı.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
Tür | Adet | Anlam | Örnek Âyet | |
بَسَطَ | fiil-I | 16 | Serdi, yaydı, uzattı | 5/28 |
بِسَاطٌ | fiil-IV | 1 | Serilen ya da yayılan şey, halı, yatak | 71/19 |
بَسْطَةٌ | fiil-VIII | 2 | Genişlik veya bolluk, mesafe veya irtifa, artış, fazlalık, yükseklik veya uzunluk, yetkinlik veya mükemmellik ya da bütünlük | 7/69 |
بَسْطٌ | isim | 1 | Açmak, bezl ve ihsanda bulunmak | 17/29 |
بَاسِطٌ | isim | 4 | Uzatan | 18/18 |
مَبْسُوطٌ | isim | 1 | Elleri açık: İkram ve ihsanda bulunan | 5/64 |
Toplam: | 25 |
BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR:
Kök Harflerinin Yer Değişimi
Benzer Manada Kelimeler
- بَسَطَ (a)
- بَسَطَ (b)
- بَسَطَ (c)
- عَرَضَ > bak: ع ر ض
- بَسَطَ (d)
- أَسْهَبَ
- تَبَاسَطَ
- بِسَاطٌ
- حِلْسٌ
- زَرْبِيَةٌ
- طُنْفُسَةٌ
Zıt Manada Kelimeler
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
Bast | بَسْط | Döşemek. Yaymak, neşr. |
|
Bâsit | بَاسِط | Yayan. |
|
Basît | بَسِيط | 1: Yapılması veya anlaşılması kolay olan, karışık, bileşik olmayan. Kolay. Basit. Geniş, yaygın olan. |
|
Bisât | بِسَاط | Döşek. | Çoğul: Büsüt |
Pusat | ——— | 1: Araç. 2: Silah, zırh vb. savaş aracı. 3: Giysi veya giysilik kumaş. |
|
Büs(ü)t | بُسْط | El açıklığı. |
|
Mebsût | مَبْسُوط | Açılmış. Yayılmış. Serilmiş. Uzun uzadıya anlatılan. |
|
İnbisât | اِنْبِسَاط | Genişleme, yayılma. |
|
Basit kelimesi, “yaydı, serdi, açtı” anlamlarına gelen basata (بَسَطَ) fiilinden gelmektedir. Yaygın, düz ve engebesiz anlamına gelmektedir.
Pusat kelimesi, “1. yaygı, kilim, döşek, 2. genel anlamda mal mülk, donanım, armatür” anlamına gelen “bisât” sözcüğünden alıntıdır. (Nişanyan Sözlük)
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
بَسَطَ : Fiil-I.
2:245 | وَاللَّهُ يَقْبِضُ وَيَبْسُطُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ |
Diyanet Meali: | (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. Ancak O’na döndürüleceksiniz. |
5:11 | إِذْ هَمَّ قَوْمٌ أَنْ يَبْسُطُوا إِلَيْكُمْ أَيْدِيَهُمْ فَكَفَّ أَيْدِيَهُمْ عَنْكُمْ |
Diyanet Meali: | Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) kalkışmıştı da, Allah (buna engel olmuş) onların ellerini sizden çekmişti. |
5:28 | لَئِنْ بَسَطْتَ إِلَيَّ يَدَكَ لِتَقْتُلَنِي مَا أَنَا بِبَاسِطٍ يَدِيَ إِلَيْكَ لِأَقْتُلَكَ |
Diyanet Meali: | “Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim.” |
13:26 | اللَّهُ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَاءُ وَيَقْدِرُ |
Diyanet Meali: | Allah, rızkı dilediğine bol verir, (dilediğine de) kısar. |
17:29 | وَلَا تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً إِلَىٰ عُنُقِكَ وَلَا تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ |
Diyanet Meali: | Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. |
17:30 | إِنَّ رَبَّكَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَاءُ وَيَقْدِرُ |
Diyanet Meali: | Şüphesiz Rabbin, dilediğine rızkı bol bol verir ve (dilediğine) kısar. |
28:82 | وَيْكَأَنَّ اللَّهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ وَيَقْدِرُ |
Diyanet Meali: | “Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış.” (demeye başladılar.) |
29:62 | اللَّهُ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ وَيَقْدِرُ لَهُ |
Diyanet Meali: | Allah, kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. |
30:37 | أَوَلَمْ يَرَوْا أَنَّ اللَّهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَاءُ وَيَقْدِرُ |
Diyanet Meali: | Allah’ın, rızkı dilediğine bol verdiğini ve (dilediğine) kıstığını görmediler mi? |
30:48 | اللَّهُ الَّذِي يُرْسِلُ الرِّيَاحَ فَتُثِيرُ سَحَابًا فَيَبْسُطُهُ فِي السَّمَاءِ |
Diyanet Meali: | Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları harekete geçirir. |
34:36 | قُلْ إِنَّ رَبِّي يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَاءُ وَيَقْدِرُ |
Diyanet Meali: | Ey Muhammed, de ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar.” |
34:39 | قُلْ إِنَّ رَبِّي يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ وَيَقْدِرُ لَهُ |
Diyanet Meali: | De ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. |
39:52 | أَوَلَمْ يَعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَاءُ وَيَقْدِرُ |
Diyanet Meali: | Bilmediler mi ki, Allah rızkı dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. |
42:12 | يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَاءُ وَيَقْدِرُ إِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ |
Diyanet Meali: | Dilediğine rızkı bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir. |
42:27 | وَلَوْ بَسَطَ اللَّهُ الرِّزْقَ لِعِبَادِهِ لَبَغَوْا فِي الْأَرْضِ |
Diyanet Meali: | Allah, kullarına (tümüne birden) rızkı bol bol verseydi, yeryüzünde mutlaka azgınlık ederlerdi. |
60:2 | إِنْ يَثْقَفُوكُمْ يَكُونُوا لَكُمْ أَعْدَاءً وَيَبْسُطُوا إِلَيْكُمْ أَيْدِيَهُمْ |
Diyanet Meali: | Şâyet onlar sizi ele geçirirlerse, size düşman olurlar, size ellerini uzatırlar. |
بِسَاطٌ : İsim.
71:19 | وَاللَّهُ جَعَلَ لَكُمُ الْأَرْضَ بِسَاطًا |
Diyanet Meali: | Allah, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır.* |
بَصْطَةٌ / بَسْطَةٌ : İsim.
2:247 | قَالَ إِنَّ اللَّهَ اصْطَفَاهُ عَلَيْكُمْ وَزَادَهُ بَسْطَةً فِي الْعِلْمِ وَالْجِسْمِ |
Diyanet Meali: | Peygamberleri şöyle dedi: “Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı.” |
7:69 | وَزَادَكُمْ فِي الْخَلْقِ بَسْطَةً |
Diyanet Meali: | Sizi yaratılış itibariyle daha güçlü kıldı. |
بَسْطٌ : İsim. Masdar.
17:29 | وَلَا تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَحْسُورًا |
Diyanet Meali: | Büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın. |
بَاسِطٌ : İsim. İsm-i Fâil.
5:28 | لَئِنْ بَسَطْتَ إِلَيَّ يَدَكَ لِتَقْتُلَنِي مَا أَنَا بِبَاسِطٍ يَدِيَ إِلَيْكَ |
Diyanet Meali: | “Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben sana elimi uzatacak değilim.” |
6:93 | وَالْمَلَائِكَةُ بَاسِطُو أَيْدِيهِمْ أَخْرِجُوا أَنْفُسَكُمُ |
Diyanet Meali: | Melekler, ellerini uzatmış, “Haydi canlarınızı kurtarın!” (derler). |
13:14 | لَا يَسْتَجِيبُونَ لَهُمْ بِشَيْءٍ إِلَّا كَبَاسِطِ كَفَّيْهِ إِلَى الْمَاءِ |
Diyanet Meali: | (O’ndan başka yalvardıkları ise) onların isteklerine ancak, (ağzına ulaşmayacağı hâlde, ulaşsın diye) avuçlarını suya uzatan kimsenin isteğine suyun cevap verdiği kadar cevap verirler. |
18:18 | وَكَلْبُهُمْ بَاسِطٌ ذِرَاعَيْهِ بِالْوَصِيدِ |
Diyanet Meali: | Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta idi.) |
مَبْسُوطَتَانِ : İsim. İsm-i Mef’ûl. İkili isim. Müennes. Tekil Müzekkeri: مَبْسُوطٌ
5:64 | بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِ يُنْفِقُ كَيْفَ يَشَاءُ |
Diyanet Meali: | Hayır, O’nun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. |