KÖK HARFLER: ع ط ف
ANLAM:
عَطَفَ: Eğilmek ya da bükülmek.
(اِلَي) : Bir kişiye veya şeye doğru meyletmek.
(عَلَي) : Hoşnut olmadığı şeyle ona karşı geri dönmek. (Dişi deve) küçük yavrusuna karşı merhametli olmak ve ondan süt sağlamak.
AÇIKLAMA:
عَطْفٌ kelimesi “iki ucundan biri tutulup diğer ucuna doğru bükülmüş, katlanmış olan nesnelerle” ilgili kullanılır. Mesela dalı, yastığı veya ipi bükmek gibi. Buradan hareketle “ikiye katlanıp giyilen رِدَاءٌ türünden elbiseye” عِطَافٌ denmiştir.
عِطْفَا اْلإِنْسَانِ : İnsanın, başından kalçasına kadar gelen iki yanı. Bu iki bölge insanın, bedeninde yere atmasının ya da bırakmasının mümkün olduğu kısımlardır.
“Birinden veya bir şeyden yüz çevirdi ve ondan ayrılıp uzaklaştı” anlamında ثَنَى عِطْفَهُ denir. Bu bakımdan “Büyüklendi ve yüz çevirdi” anlamında söylenen وَنَأَى بِجَانِبِهِ (Yan büktü) sözüne ve “kibirden dolayı, bakmayıp boynunu başka bir tarafa çevirdi” anlamına gelen صَعَّرَ خَدَّهُ sözüne ve benzeri sözlere benzer.
عَلَى harfi ceri ile geçişli hale getirildiğinde müstear olarak “meyletme ve şefkat gösterme” anlamlarında kullanılır. Şöyle kullanılır:
عَطَفَ عَلَيْهِ : Ona meyletti, şefkat gösterdi.
ثَنَاهُ عَاطِفَةُ رَحِمٍ : Akrabalık şefkati onu ona meylettirdi.
ظَبْيَةٌ عَاطِفَةٌ عَلَى وَلَدِهَا : Yavrusuna ilgi, şefkat gösteren dişi geyik.
نَاقَةٌ عَطُوفٌ عَلَى بَوِّهَا : Yavrusu ölünce, süt vermeye devam etmesi için ölen yavrusunun ya da ölmüş bir yavrunun içi samanla doldurulup ona meyletmesi, ilgi, şefkat göstermesi sağlanan dişi deve.
عَنْ harfi ceriyle geçişli hale getirildiğinde ise عَطَفَ عَلَيْهِ kullanımının zıddı bir anlam taşır. Mesela “Filan kişiden yüz çevirdim, yönünü ondan başka tarafa çevirdim. Filan kişiye karşı soğuk, şefkatsiz, merhametsiz ya da acımasız idim ya da o hale geldim” anlamında عَطَفْتُ عَنْ فُلاَنٍ denir. (Müfredât)
DİĞER BAZI TÜREVLER:
عَطَفَ (geniş zaman يَعْطِفُ mastar isim عُطُوفٌ veya عَطْفٌ): O kişi veya şey eğildi ya da büküldü.
عَطَفَ اِلَيْهِ : O kişiye veya şeye doğru meyletti.
عَطَفَ عَلَيْهِ : Hoşnut olmadığı şeyle ona karşı geri döndü.
عَطَفَتْ عَلَى وَلَدِهَا (bir dişi deveye istinaden kullanıldığında): Onun küçük yavrusuna karşı merhametliydi ve ondan süt sağladı.
عِطْفٌ : Bir şeyin yanı; baştan uca veya ayağa bir insanın yanı, böğrü.
ثَنٰى عِطْفَهُ : Yan çizdi.
جَاءَ ثَانِىَ عِطْفِهِ : Rahat veya hoş bir halde geldi.
ثَانِىَ عِطْفِهِ : Boynunu eğerek, bükerek, kibirle salınarak, kendini büyüterek, gururla davranarak, kibirlenerek ve saparak (22:9).
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
|
| Tür | Adet | Anlam | Örnek |
| عِطْفٌ | isim | 1 | Böğür, yan | 22/9 |
|
| Toplam | 1 |
|
|
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
| Atf (Atıf) | عَطْف | Meyletme, bağlaç. | Atfetmek |
| Âtıf | عَاطِف | Meyleden. |
|
| Ma’tuf | مَعْطُوف | Atfonulan. |
|
| A’taf | أَعْطَاف | Merhametler. |
|
| Atıfet | عَاطِفَة | Meyleden, eğilen, birini beğenen, ona sevgi ve şefkatle bakan. |
|
| Taattuf | تَعَطُّف | Acıma, şefkat gösterme.Verme. |
|
| Müteattıf | مُتَعَطِّف | Şefkat eden, bağışlayan, esirgeyen. |
|
| Teâtuf | تَعَاطُف | Birbirine şefkat, muhabbet ve sevgi göstermek. |
|
| Müteâtıf | مُتَعَاطِف | Kendisine atfolunan. Birbirini seven. |
|
| Mün’atıf | مُنْعَطِف | Bir tarafa doğru teveccüh etmiş. Meyillenen. |
|
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
عِطْفٌ : İsim.
| 22:9 | ثَانِيَ عِطْفِهِ لِيُضِلَّ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ |
| Diyanet Meali: | (İnsanlardan öylesi de vardır ki, bir ilmi, bir yol göstericisi, aydınlatıcı bir kitabı olmadığı hâlde) kibirlenerek insanları Allah’ın yolundan saptırmak için, (Allah hakkında tartışmaya kalkar). |