KÖK HARFLER: ع و ج
ANLAM:
عَوِجَ : (Bir şey) eğri büğrü, eğimli, bükük, dolambaçlı, çarpık veya kasisli olmak. (İş) zor veya çetin olmak. Yozlaşmak, doğru yoldan sapmak; doğal mizacın kötü olması.
AÇIKLAMA:
عَوْجٌ : Dik haldeyken bir yöne doğru bükülmek. Şöyle kullanılır:
عُجْتُ الْبَعِيرَ بِزِمَامِهِ : Devenin başını yularla bir tarafa döndürdüm.
فُلاَنٌ مَا يَعُوجُ عَنْ شَيْءٍ يَهُمُّ بِهِ : Filan kişi içten içe arzuladığı şeyden geri dönmüyor.
عَوَجٌ kelimesi, “dik ağaç vb şeyler gibi, kolaylıkla gözle algılanabilen şeylerle” ilgili kullanılır. عِوَجٌ kelimesi ise, “düşünce ve basiretle idrak edilen şeylerle” ilgili kullanılır. Mesela farklılığı basiretle bilinebilen, eğri, düz ve geniş bir arazi gibi ve din ile maişet gibi. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: قُرْآَنًا عَرَبِيًّا غَيْرَ ذِي عِوَجٍ : Eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur’ân’dır (39/28); الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَنْزَلَ عَلَى عَبْدِهِ الْكِتَابَ وَلَمْ يَجْعَلْ لَهُ عِوَجًا : Hiçbir eğriliği olmayan, bu tutarlı Kitab’ı (Kur’ân’ı) kulu Muhammed’e indiren Allah’a hamdolsun (18/1); الَّذِينَ يَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًا وَهُمْ بِالْآَخِرَةِ كَافِرُونَ : Onlar, Allah yolundan alıkoyan ve onu eğip bükmek isteyen zalimlerdir. Onlar âhireti de inkâr edenlerdir (7/45).
أَعْوَجُ kelimesiyle kinayeli olarak “kötü huylu kimse” kastedilir.
أَعْوَجِيَّةٌ : Ea’vec (أَعْوَجُ) denen meşhur aygıra nispet edilen atlar. (Müfredât)
DİĞER BAZI TÜREVLER:
عَوِجَ (geniş zaman يَعْوَجُ mastar isim عَوَجٌ) ve اِعْوَجَّ (mastar isim اِعْوِجَاجٌ):
عَوِجَ : O şey eğri büğrü, eğimli, bükük, dolambaçlı, çarpık veya kasisli idi ya da o hale geldi.
عَوِجَ الْعُودُ : Tahta eğri büğrü, eğimli veya bükük idi ya da o hale geldi.
عَوِجَ الْاَمْرُ : İş zor veya çetin idi ya da o hale geldi.
عَوِجَ : Eğri büğrü olma veya eğimlilik; eğrilik; yozlaşma veya doğru yoldan sapma; doğal mizacın kötülüğü.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
|
| Tür | Adet | Anlam | Örnek |
| عِوَجٌ | isim | 9 | Eğrilik, kusur, pürüz, sapma. | 3/99 |
|
| Toplam | 9 |
|
|
BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR:
Kök Harflerinin Yer Değişimi
Benzer Manada Kelimeler
- عِوَجٌ (a)
- عِوَجٌ (b)
- اِعْوَجَّ
- اِعْوِجَاجٌ
Zıt Manada Kelimeler
- عِوَجٌ (a)
- عِوَجٌ (b)
- اِعْوَجَّ
- اِعْوِجَاجٌ
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
| İvec | عِوَج | Eğrilik, çarpıklık, yanlışlık. |
| A’vec | أَعْوَج | Eğri büğrü. |
| Taavvüc | تَعَوُّج | Eğrilme, eğri olma. |
| Müteavvic | مُتَعَوِّج | Eğilmiş, eğri, çarpılmış, çarpık. |
| İ’vicâc | إِعْوِجَاج | Eğri büğrü olma. |
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
عِوَجٌ : İsim.
| 3:99 | لِمَ تَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ مَنْ آمَنَ تَبْغُونَهَا عِوَجًا |
| Diyanet Meali: | (De ki: “Ey kitab ehli!) Niçin Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah’ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz?” |
| 7:45 | الَّذِينَ يَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًا |
| Diyanet Meali: | Onlar Allah yolundan alıkoyan ve onu, eğri ve çelişkili göstermek isteyenlerdir. |
| 7:86 | وَتَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ مَنْ آمَنَ بِهِ وَتَبْغُونَهَا عِوَجًا |
| Diyanet Meali: | “Bir de, tehdit ederek Allah’ın yolundan O’na iman edenleri çevirmek, Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere (her yol üstüne oturmayın).” |
| 11:19 | الَّذِينَ يَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًا |
| Diyanet Meali: | Onlar (halkı) Allah yolundan alıkoyan ve onu eğri ve çelişkili göstermek isteyen kimselerdir. |
| 14:3 | وَيَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًا أُولَٰئِكَ فِي ضَلَالٍ بَعِيدٍ |
| Diyanet Meali: | (İnsanları) Allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya, işte onlar derin bir sapıklık içindedirler. |
| 18:1 | الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَنْزَلَ عَلَىٰ عَبْدِهِ الْكِتَابَ وَلَمْ يَجْعَلْ لَهُ عِوَجًا |
| Diyanet Meali: | Hamd, kuluna Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah’a mahsustur. * |
| 20:107 | لَا تَرَىٰ فِيهَا عِوَجًا وَلَا أَمْتًا |
| Diyanet Meali: | “Orada hiçbir çukur, hiçbir tümsek göremeyeceksin.” * |
| 20:108 | يَوْمَئِذٍ يَتَّبِعُونَ الدَّاعِيَ لَا عِوَجَ لَهُ |
| Diyanet Meali: | O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (İsrâfil’e) uyarlar. |
| 39:28 | قُرْآنًا عَرَبِيًّا غَيْرَ ذِي عِوَجٍ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ |
| Diyanet Meali: | Biz onu, Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur’an olarak indirdik. * |