و ف ي

KÖK HARFLER:  و ف ي

ANLAM: 

وَفَى : Sözü, sözleşmeyi, akdi yerine getirmek, ifa etmek.

AÇIKLAMA:

xx

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


TürAdetAnlamÖrnekAçıklama
وَفَّىfiil-II18Tamamen eda etti, iyice halletti24/39Meçhulü: وُفِّيَ Meçhul Muzari: يُوَفَّى
أَوْفَىfiil-IV18İfa etti, tam olarak yerine getirdi3/76
تَوَفَّىfiil-V24Ruhunu kabzetti, öldürdü47/27Meçhul Muzari: يُتَوَفَّى
اِسْتَوْفَىfiil-X1Tamamen aldı, tam aldı83/2
أَوْفَىisim2Tam53/41
مُوفىِisim1Yerine getiren2/177
مُوَفّٖىisim1Tamamen edâ eden, iyice halleden11/109
مُتَوَفِّيisim1Ruhunu kabzeden, öldüren3/55

Toplam66


BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Mahreci Benzeyen Kökler

Benzer Manada Kelimeler

  • تُوُفِّيَ
    • مَاتَ > bak: م و ت
    • قَضَى نَحْبَهُ > bak: ن ح ب
    • هَلَكَ > bak: ه ل ك
    • فَنِيَ > bak: ف ن ي
    • (فَطِسَ (لِلْحَيَوَانِ
    • (نَفَقَ (لِلْحَيَوَانِ > bak: ن ف ق

Zıt Manada Kelimeler

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Vefâ وَفَى Sözünde duran, dostluğu sürdüren.
Vefât  وَفَاة Ölüm. Çoğulu: Vefeyât
Evfâ أَوْفَى Çok vefalı. Çok sadakatli. Ahdine vefası kuvvetli.
Îfâ’ إِيفَاء Ödeme. Bir işi yapma, yerine getirme.
Mûfî مُوفِى İfa eden.
Teveffî تَوَفِّى Ölme, vefat.
Müteveffâ مُتَوَفَّى Vefat etmiş, miras bırakan.
Müstevfâ (Müstevfî) مُسْتَوْفَى Yeter, yetişir, kafi derecede, yeteri kadar. Tam, mükemmel, dolgun.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

وَفَّى :  Fiil-II. Meçhulü: وُفِّيَ Meçhul Muzari: يُوَفَّى

2:272وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ خَيْرٍ يُوَفَّ إِلَيْكُمْ وَأَنْتُمْ لَا تُظْلَمُونَ
Diyanet Meali:Hayır olarak her ne harcarsanız -hiç hakkınız yenmeden- karşılığı size tastamam ödenir.
2:281ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
Diyanet Meali:Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı verilecek ve onlara asla haksızlık yapılmayacaktır.
3:25فَكَيْفَ إِذَا جَمَعْنَاهُمْ لِيَوْمٍ لَا رَيْبَ فِيهِ وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
Diyanet Meali:Bakalım, kendilerini o geleceğinde hiç şüphe olmayan gün için bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığı tamamen ödendiği vakit, hâlleri nice olacaktır. *
3:57وَأَمَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُوَفِّيهِمْ أُجُورَهُمْ
Diyanet Meali:“İman edip salih ameller işleyenlere gelince, Allah onların mükâfatlarını tastamam verecektir.”
3:161ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
Diyanet Meali:Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir.
3:185وَإِنَّمَا تُوَفَّوْنَ أُجُورَكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
Diyanet Meali:Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir.
4:173فَأَمَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُوَفِّيهِمْ أُجُورَهُمْ
Diyanet Meali:İman edip salih ameller işleyenlere gelince, (Allah) onların mükâfatlarını eksiksiz ödeyecektir.
8:60وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ يُوَفَّ إِلَيْكُمْ
Diyanet Meali:Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir.
11:15مَنْ كَانَ يُرِيدُ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَزِينَتَهَا نُوَفِّ إِلَيْهِمْ أَعْمَالَهُمْ فِيهَا
Diyanet Meali:Kim yalnız dünya hayatını ve onun zinetini isterse, biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz.
11:111وَإِنَّ كُلًّا لَمَّا لَيُوَفِّيَنَّهُمْ رَبُّكَ أَعْمَالَهُمْ
Diyanet Meali:Şüphesiz Rabbin onların her birine, yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir.
16:111يَوْمَ تَأْتِي كُلُّ نَفْسٍ تُجَادِلُ عَنْ نَفْسِهَا وَتُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍ مَا عَمِلَتْ
Diyanet Meali:Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği, (kendilerine zulmedilmeksizin) herkese yaptığının karşılığının eksiksiz ödeneceği günü düşün.
24:25يَوْمَئِذٍ يُوَفِّيهِمُ اللَّهُ دِينَهُمُ الْحَقَّ
Diyanet Meali:O gün Allah, onlara kesinleşmiş cezalarını tastamam verecek…
24:39حَتَّىٰ إِذَا جَاءَهُ لَمْ يَجِدْهُ شَيْئًا وَوَجَدَ اللَّهَ عِنْدَهُ فَوَفَّاهُ حِسَابَهُ
Diyanet Meali:(İnkâr edenlere gelince; onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. Susamış kimse onu su sanır). Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. (Tıpkı bunun gibi kâfir de hesap günü amellerinden bir şey bulamaz). Ancak Allah’ı yanında bulur da Allah onun hesabını tastamam görür.
35:30لِيُوَفِّيَهُمْ أُجُورَهُمْ وَيَزِيدَهُمْ مِنْ فَضْلِهِ
Diyanet Meali:Allah, kendilerine mükâfatlarını tam olarak versin ve kendi lütfundan daha da artırsın diye (böyle yaparlar).
39:10إِنَّمَا يُوَفَّى الصَّابِرُونَ أَجْرَهُمْ بِغَيْرِ حِسَابٍ
Diyanet Meali:“Sabredenlere mükâfatları elbette hesapsız olarak verilir.”
39:70وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَا عَمِلَتْ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَا يَفْعَلُونَ
Diyanet Meali:Herkese yaptığının karşılığı tam olarak verilir. Allah, onların yaptıklarını en iyi bilendir. *
46:19وَلِكُلٍّ دَرَجَاتٌ مِمَّا عَمِلُوا وَلِيُوَفِّيَهُمْ أَعْمَالَهُمْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
Diyanet Meali:Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. (Bu da) Allah’ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. Asla kendilerine haksızlık yapılmaz. *
53:37وَإِبْرَاهِيمَ الَّذِي وَفَّىٰ
Diyanet Meali:Ve Allah’ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim’in…*

أَوْفَى : Fiil-IV. 

2:40وَأَوْفُوا بِعَهْدِي أُوفِ بِعَهْدِكُمْ وَإِيَّايَ فَارْهَبُونِ
Diyanet Meali:Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun.
2:40وَأَوْفُوا بِعَهْدِي أُوفِ بِعَهْدِكُمْ وَإِيَّايَ فَارْهَبُونِ
Diyanet Meali:Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun.
3:76بَلَىٰ مَنْ أَوْفَىٰ بِعَهْدِهِ وَاتَّقَىٰ فَإِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُتَّقِينَ
Diyanet Meali:Hayır! (Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, şüphesiz Allah da sakınanları sever. *
5:1يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَوْفُوا بِالْعُقُودِ
Diyanet Meali:Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin.
6:152وَأَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْمِيزَانَ بِالْقِسْطِ
Diyanet Meali:Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın.
6:152وَإِذَا قُلْتُمْ فَاعْدِلُوا وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰ وَبِعَهْدِ اللَّهِ أَوْفُوا
Diyanet Meali: (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa âdil olun. Allah’a verdiğiniz sözü tutun.
7:85فَأَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْمِيزَانَ وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ أَشْيَاءَهُمْ
Diyanet Meali:“Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. İnsanların mallarını eksiltmeyin.”
11:85وَيَا قَوْمِ أَوْفُوا الْمِكْيَالَ وَالْمِيزَانَ بِالْقِسْطِ
Diyanet Meali:“Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın.”
12:59أَلَا تَرَوْنَ أَنِّي أُوفِي الْكَيْلَ وَأَنَا خَيْرُ الْمُنْزِلِينَ
Diyanet Meali:“Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim.”
12:88وَجِئْنَا بِبِضَاعَةٍ مُزْجَاةٍ فَأَوْفِ لَنَا الْكَيْلَ وَتَصَدَّقْ عَلَيْنَا
Diyanet Meali:“Değersiz bir sermaye ile geldik. Zahiremizi tam ölç, ayrıca bize sadaka ver.”
13:20الَّذِينَ يُوفُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَلَا يَنْقُضُونَ الْمِيثَاقَ
Diyanet Meali:Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır. *
16:91وَأَوْفُوا بِعَهْدِ اللَّهِ إِذَا عَاهَدْتُمْ
Diyanet Meali:Antlaşma yaptığınız zaman, Allah’a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin.
17:34وَأَوْفُوا بِالْعَهْدِ إِنَّ الْعَهْدَ كَانَ مَسْئُولًا
Diyanet Meali:Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur.
17:35وَأَوْفُوا الْكَيْلَ إِذَا كِلْتُمْ وَزِنُوا بِالْقِسْطَاسِ الْمُسْتَقِيمِ
Diyanet Meali:Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın, doğru terazi ile tartın.
22:29وَلْيُوفُوا نُذُورَهُمْ وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَتِيقِ
Diyanet Meali:Ve adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler.
26:181أَوْفُوا الْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُخْسِرِينَ
Diyanet Meali:“Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın.” *
48:10وَمَنْ أَوْفَىٰ بِمَا عَاهَدَ عَلَيْهُ اللَّهَ فَسَيُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا
Diyanet Meali:Allah’a verdiği sözü yerine getirene, Allah büyük bir mükâfat verecektir.
76:7يُوفُونَ بِالنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْمًا كَانَ شَرُّهُ مُسْتَطِيرًا
Diyanet Meali:O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden korkarlar. *

تَوَفَّى :  Fiil-V. Meçhul Muzari: يُتَوَفَّى

2:234وَالَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنْكُمْ وَيَذَرُونَ أَزْوَاجًا يَتَرَبَّصْنَ بِأَنْفُسِهِنَّ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَعَشْرًا
Diyanet Meali:İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler.
2:240وَالَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنْكُمْ وَيَذَرُونَ أَزْوَاجًا وَصِيَّةً لِأَزْوَاجِهِمْ
Diyanet Meali:İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, (evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını) vasiyet etsinler.
3:193رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّئَاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الْأَبْرَارِ
Diyanet Meali:“Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al.”
4:15فَأَمْسِكُوهُنَّ فِي الْبُيُوتِ حَتَّىٰ يَتَوَفَّاهُنَّ الْمَوْتُ
Diyanet Meali:(Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar şahitlik ederlerse), o kadınları ölüm alıp götürünceye (veya Allah onlar hakkında bir yol açıncaya) kadar kendilerini evlerde tutun (dışarı çıkarmayın).
4:97إِنَّ الَّذِينَ تَوَفَّاهُمُ الْمَلَائِكَةُ ظَالِمِي أَنْفُسِهِمْ قَالُوا فِيمَ كُنْتُمْ
Diyanet Meali:Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)”
5:117فَلَمَّا تَوَفَّيْتَنِي كُنْتَ أَنْتَ الرَّقِيبَ عَلَيْهِمْ
Diyanet Meali:“Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun.”
6:60وَهُوَ الَّذِي يَتَوَفَّاكُمْ بِاللَّيْلِ وَيَعْلَمُ مَا جَرَحْتُمْ بِالنَّهَارِ
Diyanet Meali:O, geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilendir.
6:61حَتَّىٰ إِذَا جَاءَ أَحَدَكُمُ الْمَوْتُ تَوَفَّتْهُ رُسُلُنَا وَهُمْ لَا يُفَرِّطُونَ
Diyanet Meali:Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.
7:37حَتَّىٰ إِذَا جَاءَتْهُمْ رُسُلُنَا يَتَوَفَّوْنَهُمْ قَالُوا أَيْنَ مَا كُنْتُمْ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ
Diyanet Meali:Sonunda kendilerine melek elçilerimiz, canlarını almak için geldiğinde, “Hani Allah’ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?” derler.
7:126رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَتَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ
Diyanet Meali:“Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al.”
8:50وَلَوْ تَرَىٰ إِذْ يَتَوَفَّى الَّذِينَ كَفَرُوا الْمَلَائِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَأَدْبَارَهُمْ وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَرِيقِ
Diyanet Meali:Melekler, kâfirlerin yüzlerine ve artlarına vura vura ve “haydi tadın yangın azabını” diyerek canlarını alırken bir görseydin. *
10:46وَإِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ الَّذِي نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ
Diyanet Meali:Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir.
10:104وَلَٰكِنْ أَعْبُدُ اللَّهَ الَّذِي يَتَوَفَّاكُمْ
Diyanet Meali:“Fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim.”
12:101تَوَفَّنِي مُسْلِمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ
Diyanet Meali:“Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat.”
13:40وَإِنْ مَا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ الَّذِي نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ الْبَلَاغُ وَعَلَيْنَا الْحِسَابُ
Diyanet Meali:Onlara va’dettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir. *
16:28الَّذِينَ تَتَوَفَّاهُمُ الْمَلَائِكَةُ ظَالِمِي أَنْفُسِهِمْ
Diyanet Meali:O kâfirler, nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alırlar…
16:32الَّذِينَ تَتَوَفَّاهُمُ الْمَلَائِكَةُ طَيِّبِينَ يَقُولُونَ سَلَامٌ عَلَيْكُمُ
Diyanet Meali:Melekler, onların canlarını iyi kimseler olarak alırken, “Selâm size!” derler.
16:70وَاللَّهُ خَلَقَكُمْ ثُمَّ يَتَوَفَّاكُمْ وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ إِلَىٰ أَرْذَلِ الْعُمُرِ
Diyanet Meali: Allah, sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. İçinizden kimileri de, (bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye) ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır.
22:5وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفَّىٰ وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ إِلَىٰ أَرْذَلِ الْعُمُرِ
Diyanet Meali:İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, (bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin).
32:11قُلْ يَتَوَفَّاكُمْ مَلَكُ الْمَوْتِ الَّذِي وُكِّلَ بِكُمْ
Diyanet Meali:De ki: “Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, (sonra Rabbinize döndürüleceksiniz).”
39:42اللَّهُ يَتَوَفَّى الْأَنْفُسَ حِينَ مَوْتِهَا وَالَّتِي لَمْ تَمُتْ فِي مَنَامِهَا
Diyanet Meali:Allah, (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır.
40:67وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفَّىٰ مِنْ قَبْلُ وَلِتَبْلُغُوا أَجَلًا مُسَمًّى وَلَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
Diyanet Meali:İçinizden önceden ölenler de vardır. Allah bunları, belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar.
40:77فَإِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ الَّذِي نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِلَيْنَا يُرْجَعُونَ
Diyanet Meali:Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de, sonunda onlar bize döndürüleceklerdir.
47:27فَكَيْفَ إِذَا تَوَفَّتْهُمُ الْمَلَائِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَأَدْبَارَهُمْ
Diyanet Meali:Melekler, onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken hâlleri nasıl olacak? *

اِسْتَوْفَى : Fiil-X.

83:2الَّذِينَ إِذَا اكْتَالُوا عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَ
Diyanet Meali:Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler. *

أَوْفَى : İsim.

9:111وَمَنْ أَوْفَىٰ بِعَهْدِهِ مِنَ اللَّهِ
Diyanet Meali:Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren?
53:41ثُمَّ يُجْزَاهُ الْجَزَاءَ الْأَوْفَىٰ
Diyanet Meali:Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir. *

مُوفُونَ : İsim. İsm-i Fâil. İf’âl Bâbı (IV. Bâb). Kurallı Erkek Çoğul. Tekili: مُوفىِ 

2:177وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ إِذَا عَاهَدُوا
Diyanet Meali:(Asıl iyilik), … antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin (tutum ve davranışlarıdır).

مُوَفُّو : İsim. İsm-i Fâil. Tef’îl Bâbı (II. Bâb). Kurallı Erkek Çoğul (Nun düşmüş). Tekili: مُوَفّٖى

11:109وَإِنَّا لَمُوَفُّوهُمْ نَصِيبَهُمْ غَيْرَ مَنْقُوصٍ
Diyanet Meali:Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz.

مُتَوَفِّي : İsim. İsm-i Fâil. Tefa’ul Bâbı (V. Bâb).  

3:55إِذْ قَالَ اللَّهُ يَا عِيسَىٰ إِنِّي مُتَوَفِّيكَ وَرَافِعُكَ إِلَيَّ
Diyanet Meali:Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim.”