KÖK HARFLER: ض د د
ANLAM:
ضَدَّ : Davada, münakaşada veya ihtilafta birine üstün gelmek. Birini engellemek ya da onu bir şeyden uygun surette bertaraf etmek.
AÇIKLAMA:
ضِدَّانِ yani iki zıt, “tek bir cinsin altında, kapsamında olan, her biri kendine has olan vasıflarında diğerleriyle uyuşmayan, diğerine zıt olan ve tıpkı siyahla beyaz ve şerle hayır gibi, aralarında son derece uzaklık olan iki şeydir”. Aynı cinsin altında, kapsamında olmamaları halinde, o ikisine iki zıt (ضِدَّانِ) denmez. Mesela tatlılık (حَلاَوَة ) ve hareket (حَرَكَة ) gibi.
Şöyle demişlerdir: ضِدٌّ “birbirinin karşısında olan iki şeyden ya da iki karşıttan biridir”. Çünkü birbirinin karşısında olan iki şey ya da iki karşıt, zat itibarıyla birbirinden farklı iki şeydir ve her biri diğerinin karşısındadır. Aynı zaman içerisinde aynı şeyde bir araya gelmezler. Bunlar şunlardır:
1) İki zıt (ضِدَّانِ). Beyazlıkla siyahlık gibi.
2) Karşılıklı izafete sahip bağlılaşık iki şey (مُتَضَايِفَانِ). Bir katı ile yarısı, varlıkla yokluk gibi, görmekle körlük gibi.
3) Haber bildiren sözlerde olumlulukla olumsuzluk gibi. Mesela “Bütün insanlar buradadır “ sözüyle “Bütün insanlar burada değildir” sözü gibi.
Kelamcıların ve dilcilerin çoğunluğu bunları zıtlardan sayıp “İki zıt, aynı mahalde bir arada bulunması mümkün olmayan iki şeydir” derler.
Şöyle denmiştir: Yüce Allah’ın (c.c.) نِدٌّ’i de yoktur ضِدٌّ’i de. Çünkü نِدٌّ “cevherde ortalık”, ضِدٌّ ise “birbiriyle uyuşmayan, birbirine zıt olan iki şeyin tek bir cins üzerinde birbirini takip etmesi” demektir. Yüce Allah bir cevhere sahip olmaktan münezzehtir. Dolayısıyla onun ne zıddı ne de bir niddi vardır.
Yüce Allah’ın şu sözüne gelince: وَيَكُونُونَ عَلَيْهِمْ ضِدًّا : Onlara zıdd olacaklar (19/82). Yani “onlara zıt, muhalif olacaklar…”
DİĞER BAZI TÜREVLER:
ضَدَّ (geniş zaman يَضُدُّ mastar isim ضَدٌّ):
ضَدَّ فُلَانٌ فِى الْخُصُومَةِ : Davada, münakaşada veya ihtilafta böyle birine üstün geldi.
ضَدَّهُ عَنْهُ : Onu engelledi ya da onu o şeyden uygun surette bertaraf etti.
ضِدٌّ : Bir şeyin zıttı veya karşıtı (ضِدُّ شَىْءٍ ).
اَلضِّدُّ : Hasım; benzeri veya dengi.
ضِدٌّ bazen çoğul haldedir, bazen müşterek bir grubu ifade etmektedir.
لَقِىَ الْقَوْمُ اَضْدَادَهُمْ : İnsanlar denkleriyle, düşmanları veya hasımlarıyla karşılaştı. Sözcüğün iki zıt anlamı vardır.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
|
| Tür | Adet | Anlam | Örnek |
| ضِدٌّ | isim | 1 | Zıt, mukabil, ters, karşı, benzer, denk | 19/82 |
|
| Toplam | 1 |
|
|
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
| Zıdd | ضِدّ | Aksi, muhalif, zıd. |
| Zıddiyyet | ضِدِّيَّة | Birbirine muhalif, zıd olma hali. |
| Tezâdd | تَضَادّ | İki şeyin birbirine zıt olması. Aksilik. Terslik. |
| Mütezâdd | مُتَضَادّ | Birbirine zıt, birbirinin aksi olan. |
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
ضِدٌّ : İsim.
| 19:82 | كَلَّا سَيَكْفُرُونَ بِعِبَادَتِهِمْ وَيَكُونُونَ عَلَيْهِمْ ضِدًّا |
| Diyanet Meali: | Hayır! İlâhları, onların ibadetlerini inkâr edecekler ve kendilerine düşman olacaklar. * |