KÖK HARFLER: ق ر ض
ANLAM:
قَرَضَ : Bir şeyi veya bir parça kumaşı kesmek. Bir yerden sapmak, dönüp gitmek. Gidişinde sağa ve sola dönmek. Araziyi bir uçtan bir uca geçmek veya kenarından geçmek.
AÇIKLAMA:
xx
DİĞER BAZI TÜREVLER:
قَرَضَ (geniş zaman يَقْرِضُ mastar isim قَرْضٌ):
قَرَضَهُ : Bir şeyi veya bir parça kumaşı kesti.
قَرَضَ الْمَكَانَ : Bir yerden saptı ya da dönüp gitti.
قَرَضَ فِى سَيْرِهِ : Gidişi sırasında sağa ve sola döndü.
قَرَضَ فِى الْاَرْضِ : Araziyi bir uçtan bir uca geçti, kenarından geçti.
قَرَّضَ رِبَاطَهُ : Öldü.
اَقْرَضَهُ : Bir şeyin yerine geçecek veya o şeyi telafi edecek bir parçayı onun için kesip ayırdı; ona bir ödünç verdi.
اَقْرَضَ مِنْهُ : Ondan bir ödünç aldı.
قَرْضٌ : Ödünç verme; birinin malından diğerine geri almak üzere verdiği şey.
عَلَيْهِ قَرْضٌ : Onun bir borcu var.
لَكَ عِنْدِى قَرْضٌ حَسَنٌ : Sana iyi bir amel borçluyum.
اَقْرَضَ اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًا : Sırf Allah rızası için sadaka verip yardımda bulunmak.
القَرْضُ الحَسَنُ : Güzel borç: Helal maldan verilen ve karşılığında (minnet, başa kakma, faiz gibi) herhangi bir menfaat gözetilmeyerek tevdi edilen borç. Sırf Allah rızası gözetilerek verilen sadaka, yardım.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
| Tür | Adet | Anlam | Örnek |
قَرَضَ | fiil-I | 1 | Kenarladı, kenarından geçti, makaslayıp geçti | 18/17 |
أَقْرَضَ | fiil-IV | 6 | Borç verdi | 64/17 |
قَرْضٌ | isim | 6 | Borç, sırf Allah rızası gözetilerek verilen sadaka, yardım | 57/11 |
| Toplam | 13 |
|
|
BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR:
Mahreci Benzeyen Kökler
Benzer Manada Kelimeler
- أَقْرَضَ
- اِقْتَرَضَ
Zıt Manada Kelimeler
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelere günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
Karz | قَرْض | Borç, ödünç. Kesmek, katetmek. Şiir söylemek. | Karz-ı hasen |
Takrîz | تَقْرِيض | Ödünç vermek. |
|
Mukâraza | مُقَارَضَة | Kazanca ortak olup zararı sermayeye ait olmak üzere bir kimseye belirli bir miktar sermaye verme. |
|
İkrâz | إِقْرَاض | Borç veya ödünç verme. |
|
İnkırâz | إِنْقِرَاض | Batma, dağılma, çöküş, yok olma, son bulma. | ??? |
İktirâz | اِقْتِرَاض | Borç almak. |
|
İstikrâz | اِسْتِقْرَاض | Borçlanma. |
|
Müstakriz | مُسْتَقْرِض | Borç eden, medyun. |
|
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
قَرَضَ : Fiil-I.
18:17 | وَإِذَا غَرَبَتْ تَقْرِضُهُمْ ذَاتَ الشِّمَالِ وَهُمْ فِي فَجْوَةٍ مِنْه |
Diyanet Meali: | Batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini (görürdün). Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. |
أَقْرَضَ : Fiil-IV.
2:245 | مَنْ ذَا الَّذِي يُقْرِضُ اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَاعِفَهُ لَهُ |
Diyanet Meali: | Kimdir Allah’a güzel bir borç verecek o kimse ki, Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. |
5:12 | وَآمَنْتُمْ بِرُسُلِي وَعَزَّرْتُمُوهُمْ وَأَقْرَضْتُمُ اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا |
Diyanet Meali: | Andolsun eğer (namazı kılar, zekâtı verir) ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz …” |
57:11 | مَنْ ذَا الَّذِي يُقْرِضُ اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَاعِفَهُ لَهُ |
Diyanet Meali: | Kim Allah’a güzel bir borç verecek ki, Allah da onu kendisine kat kat ödesin. Ona çok değerli bir mükâfat da vardır. * |
57:18 | إِنَّ الْمُصَّدِّقِينَ وَالْمُصَّدِّقَاتِ وَأَقْرَضُوا اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَاعَفُ لَهُمْ |
Diyanet Meali: | Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir borç verenler var ya, (verdikleri) onlara kat kat ödenir. |
64:17 | إِنْ تُقْرِضُوا اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَاعِفْهُ لَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ |
Diyanet Meali: | Eğer siz Allah’a güzel bir borç verirseniz, Allah onu size, kat kat öder ve sizi bağışlar. |
73:20 | وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَأَقْرِضُوا اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا |
Diyanet Meali: | Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah’a güzel bir borç verin. |
قَرْضٌ : İsim.
2:245 | مَنْ ذَا الَّذِي يُقْرِضُ اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا |
Diyanet Meali: | Kimdir Allah’a güzel bir borç verecek o kimse ki… |
5:12 | وَأَقْرَضْتُمُ اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا لَأُكَفِّرَنَّ عَنْكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ |
Diyanet Meali: | (Fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim.. |
57:11 | مَنْ ذَا الَّذِي يُقْرِضُ اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَاعِفَهُ لَهُ |
Diyanet Meali: | Kim Allah’a güzel bir borç verecek ki, Allah da onu kendisine kat kat ödesin. |
57:18 | إِنَّ الْمُصَّدِّقِينَ وَالْمُصَّدِّقَاتِ وَأَقْرَضُوا اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَاعَفُ لَهُمْ |
Diyanet Meali: | Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir borç verenler var ya, (verdikleri) onlara kat kat ödenir. |
64:17 | إِنْ تُقْرِضُوا اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَاعِفْهُ لَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ |
Diyanet Meali: | Eğer siz Allah’a güzel bir borç verirseniz, Allah onu size, kat kat öder ve sizi bağışlar. |
73:20 | وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَأَقْرِضُوا اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا |
Diyanet Meali: | Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah’a güzel bir borç verin. |