ع و ر

KÖK HARFLER: ع و ر

ANLAM: 

عَوِرَ : Bir gözü kör olmak. (Gözlerinden biri) çukuruna gömülmek ya da körelmek.

AÇIKLAMA:

عَوْرَةٌ : İnsanın edep yeri. Bu kinayeli bir kullanımdır. Aslı عَارٌ kelimesinden gelir. Bunun nedeni ise “bu yerlerin açığa çıkması durumunda kişiye ilişen ar (عَارٌ) yani ayıplanma/kınanma nedeni”dir. Bundan dolayı kadınlar عَوْرَةٌ diye adlandırılmıştır. “Çirkin kelimeye” عَوْرَاءُ denmesi de buradan gelir.

Fiil olarak عَوِرَتْ عَيْنُهُ (Onun gözü kör oldu) şeklinde kullanılır. Bu fiilin mastarı عَوَرٌ şeklinde gelir. Yine fiil olarak عَارَتْ عَيْنُهُ (Gözü çıktı/Kör oldu) şeklinde kullanılır, bunun mastarı ise عَوْرٌ şeklinde gelir. Ayrıca fiil olarak عَوَّرتُهَا (Gözü kör ettim) yapısında da kullanılır. Buradan müstear olarak içindeki pınarlar tıkanıncaya kadar kuyuyu toprakla doldurdum” anlamındaki عَوَّرْتُ الْبِئْرَ denmiştir.

Bakışının keskinliğinden dolayı “kargaya” أَعْوَر denmiştir. Burada fiilin sahip olduğu anlamın tam aksi bir anlama sahiptir. 

عَوَارٌ ve عَوْرَةٌ : Elbise, ev vb şeylerdeki yarık. 

Yüce Allah şöyle buyurmuştur: يَقُولُونَ إِنَّ بُيُوتَنَا عَوْرَةٌ وَمَا هِيَ بِعَوْرَةٍ إِنْ يُرِيدُونَ إِلَّا فِرَارًا : Evlerimiz avrettir, diyorlardı; hâlbuki onlar avret değil, sırf kaçmak istiyorlardı (33/13). Yani “evlerimizde, isteyenin girmesinin mümkün olacağı şekilde çeşitli yerlerinden delikler açılmış…” Buradan hareketle “Filanca yarıklarını ya da gediklerini koruyor” anlamında فُلاَنٌ يَحْفَظُ عَوْرَتَهُ denmiştir. 

Şu sözüne gelince: ثَلَاثُ عَوْرَاتٍ لَكُمْ : Bunlar sizin için üç avrettir/mahrem yerlerinizin açık olabileceği vakitlerdir (24/58). Yani “gün ortası, gecenin sonu ve yatsı vaktinden sonrası.”

Şu sözüne gelince: أَوِ الطِّفْلِ الَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلَى عَوْرَاتِ النِّسَاءِ : Ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklar (24/Nûr 31). Yani “ergenlik çağına ulaşmamış olan çocuklara…”

سَهْمٌ عَائِرٌ : Nereden geldiği bilinmeyen ok.

لِفُلاَنٍ عَائِرَةُ عَيْنٍ مِنَ الْمَالِ : Filan kişinin, çokluğu sebebiyle gözü kör edecek ve şaşkınlık içine düşürecek miktarda malı var.

مُعَاوَرَةٌ kelimesine gelince, bunun اِسْتِعَارَةٌ (istiare) anlamında olduğu söylenmiştir.

عَارِيَّةٌ kelimesi ise فِعْلِيَّةٌ veznindedir ve buradan gelir. Bundan dolayı “birbirimize ödünçler verdik” anlamında تَعَاوَرْنَا الْعَوَارِي denir. Bazıları şöyle demiştir: Bu kullanım عَارٌ kökünden gelir. Çünkü bunun verilmesi sonuçta kişinin ayıplanmasına, kınanmasına neden olacak bir şey ve bir ar sahibi olmasına yol açar. Nitekim bir meselde de şöyle denmiştir: إِنَّهُ قِيلَ لِلْعَارِيَّةِ أَيْنَ تَذْهَبِينَ؟ فَقَالَتْ: أَجْلِبُ إَلىَ أَهْلِي مَذَمَّةً وَعَارً “Ödünç verilen şeye, ‘Nereye gidiyorsun?’ diye sorulunca, ‘Sahibime, ayıplanmasına/kınanmasına neden olacak bir şey ve bir ar getirmeye…’ diye cevap vermiş.” 

Şöyle de denmiştir: İştikak ilmi açısından bu geçerli bir görüş değildir. Çünkü تَعَاوَرْنَا fiilinin de delalet ettiği üzere عَارِيَّةٌ kelimesi köken olarak vavlıdır. عَارٌ kelimesi ise yâlıdır. Çünkü Araplar “onu şöyle bir şeyden dolayı kınadım/ayıpladım” anlamında عَيَّرْتُهُ بِكَذَا derler. (Müfredât)

DİĞER BAZI TÜREVLER:

عَوِرَ (geniş zaman يَعْوَرُ mastar isim عَوَرٌ): Bir gözü kördü ya da o hale geldi; gözlerinden biri çukuruna gömüldü ya da köreldi.

عَوِرَتْ عَيْنُهُ : Gözü çukuruna gömüldü ya da köreldi.

عَوْرَةٌ : Bir erkeğin ve bir kadının avret mahalli; bir kimsenin ifşa edilmesi edepsizce olan bir uzvu veya uzuvları; ortaya çıktığında bir kişinin utanç duyduğu herhangi bir şey (çoğul hali عَوْرَاتٌ ); saklama yeri ( مَكْمَنٌ ) örtme veya kaplama için uygun; bir kimsenin katliamdan korktuğu düşman bir ülkenin hududundaki bir boşluk, aralık ya da bir gedik. Muhafazasız, açık.

اَلْعَوْرَةُ مِنَ الْجِبَالِ : Dağlardaki çatlaklar veya yarıklar.

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


Tür Adet Anlam Örnek
عَوْرَةٌ isim 4 Avret yeri, muhafazasız, açık 33/13

Toplam 4

BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Mahreci Benzeyen Kökler

Benzer Manada Kelimeler

  • عَارٌ
    • سُبَّةٌ > bak: س ب ب
    • شِيَةٌ > bak: و ش ي
    • عَيْبٌ > bak: ع ي ب
    • سُحْتٌ > bak: س ح ت
    • وَصْمَةٌ
    • عِلَّةٌ
    • آفَةٌ
  • عَوْرَةٌ (a)
  • عَوْرَةٌ (b)

Zıt Manada Kelimeler

  • عَارٌ
    • مَجْدٌ > bak: م ج د
    • مَكْرُمَةٌ > bak: ك ر م
    • فَضِيلَةٌ > bak: ف ض ل
    • مَأْثُرَةٌ > bak: أ ث ر
    • حَسَنَةٌ > bak: ح س ن
    • سُؤْدَدٌ
    • شَرَفٌ
  • عَوْرَةٌ

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Âr عَار Utanılacak şey, ayıp, kusur.
A’ver أَعْوَر Bir gözü kör. 
Avâr عَوَار Ayıp, kusur.
Avârî عَوَارِى Ödünç şeyler. Âriyyet’in çoğulu
Âriyyet عَارِيَّة Ödünç, iğreti.
Avret عَوْرَة 1: Eksik. Gedik.  2: Gizlenmesi lazım gelen şey. Dinen örtülmesi vacib olan aza. 3: Gece uykuya yatılacak ve seherden evvel uykudan kalkılacak vakit.
Avrât عَوْرَات 1: Gizli yerler. 2: Kadınlar. 3: Mahrem zamanlar.
Teâvür تَعَاوُر Elden ele gitmek.
Eğreti عَارِيَّتِي Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, geçici, muvakkat İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış, belli belirsiz Uyumsuz, yakışmamış. Üstünkörü, ciddiye almadan
Avarya ——— Bir deniz yolculuğunda geminin veya yükünün gördüğü zarar. Çeşitli sebeplerle dayanıklılığını ve esnekliğini kaybetmiş yapağı ve yün.

Ariyet kelimesi, “1. ödünç, eğreti, 2. İslam hukukunda aynen iade şartıyla verilen borç” anlamındaki âriye (عاريّة) sözcüğünden gelmektedir. Bu kelime, “sakat ve kusurlu idi, eğreti idi” anlamındaki âre (عار) fiilinin mastarıdır. (Nişanyan Sözlük) 

Eğreti kelimesi, “ödünç olarak, geçici” anlamındaki âriyyetî (عاريتى) sözcüğünden gelmektedir. Bu kelime “ödünç” anlamındaki âriyye (عاريّة) sözcüğünün nisbet halidir. (Nişanyan Sözlük) 

Avarya kelimesi İtalyancadan gelmektedir, özellikle gemi taşımacılığında kullanılır ve “hasar” anlamındadır. İtalyanca avaria kelimesi, “hasarlılık, hasarlı şeyler” anlamındaki avâriyye (عَوَارِيَّة) sözcüğünden gelmektedir. (Nişanyan Sözlük) 

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

عَوْرَةٌ : İsim. Kurallı Bayan Çoğulu: عَوْرَاتٌ

24:31أَوِ الطِّفْلِ الَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلَىٰ عَوْرَاتِ النِّسَاءِ
Diyanet Meali:Yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan..
24:58ثَلَاثُ عَوْرَاتٍ لَكُمْ لَيْسَ عَلَيْكُمْ وَلَا عَلَيْهِمْ جُنَاحٌ بَعْدَهُنَّ
Diyanet Meali:Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır.
33:13وَيَسْتَأْذِنُ فَرِيقٌ مِنْهُمُ النَّبِيَّ يَقُولُونَ إِنَّ بُيُوتَنَا عَوْرَةٌ
Diyanet Meali:Onlardan bir başka grup da, “Evlerimiz açık (korumasız)” diyerek Peygamberden izin istiyorlardı.
33:13وَمَا هِيَ بِعَوْرَةٍ إِنْ يُرِيدُونَ إِلَّا فِرَارًا
Diyanet Meali:Oysa evleri açık (korumasız) değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı.