ع ر ي

KÖK HARFLER: ع ر ي

ANLAM: 

عَرِىَ : Çıplak olmak, çıplak kalmak. (Meçhul kullanım:) Örtüsüz, çıplak, ıssız veya kıyafetsiz olmak. Vücut etsiz, cılız olmak. (Bir kişi veya şey) hatadan, kusurdan, lekeden, vb.den âri olmak. 

AÇIKLAMA:

Ragıp el-İsfahanî, Müfredât kitabında (ع ر و) ile (ع ر ي) köklerini bir arada ele almıştır. Bu iki kök zaten muhtemelen aynı kökten türemiştir, zamanla birbirinden ayrılmış olan varyantlardır. Aynı temel anlam etrafında döner: “Çıplak olmak, soyunmak, örtüsüz kalmak.” 

(ع ر و) kökünden gelen عُرْوَةٌ kelimesi ile (ع ر ي) kökünden gelen عُرْيَانٌ kelimesi arasındaki anlamsal bağı şöyle açıklayabiliriz:

عُرْوَةٌ : Kulp, tutunacak şey, tutunulan şey, bağ kurulan şey.

عُرْيَانٌ : Çıplak, yani tutunacak, örtünecek şeyi olmayan. Üzerinde koruyucu, örtü vb. yok.

Yani biri: “bağın yokluğu”, diğeri: “bağın kendisi”. Çok eski bir “bağ / tutunma / örtü” fikrinden iki farklı anlam dalı çıkmış gibi görünmektedir.

Müfredât’ta (ع ر ي) kökü altında yine (ع ر ي) kökü ile ilgili kelimelerin açıklaması:

Fiil olarak “elbisesinden soyunup çıplak hale geldi” anlamında عَرِيَ مِنْ ثَوْبِهِ-يَعْرَى şeklinde kullanılır. “Çıplak olan kimseye” عَارٍ ve عُرْيَانٌ denir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: إِنَّ لَكَ أَلَّا تَجُوعَ فِيهَا وَلَا تَعْرَى : Cennette acıkmayacaksın, çıplak kalmayacaksın (20/118).

هُوَ عِرْوٌ مِنَ الذَّنْبِ : O, günahtan soyunuktur. 

أَخَذَهُ عُرَوَاءُ : Onu, çıplaklıktan kaynaklanan bir titreme aldı. 

مَعَارِي اْلإِنْسَانِ : İnsanın el, yüz ve ayak gibi, çıplak kalabilen organları. 

فُلاَنٌ حَسَنُ الْمَعْرَى : Filan kişi elbiseleri soyulduğunda, çıplakken güzel ya da güzel elli, yüzlü veya ayaklı. فُلاَنٌ حَسَنُ الْمُجَرَّدِ demeye benzer. 

اَلنَّخْلَةُ الْعَرِيَّةُ : Satıştan çıkarılan ve istisna edilen hurma ağacı.

  1. Şöyle denmiştir: Bu, “sahibinin, muhtaç birine ayırdığı ve meyvesini ona verdiği hurma ağacıdır.” İhtiyaç durumunda, kuru hurma karşılığında satın alınmasına ruhsat verilmiştir. 
  2. Bir görüşe göre ise bu, “kişinin, bir başkasına ait çok miktardaki hurma ağacının arasında bulunan hurma ağacı.” Çok olanın sahibi ondan sıkıntı çektiğinden dolayı onun, bu hurma ağacının yaş meyvesini, kuru hurma karşılığında satın almasına ruhsat verilmiştir. 

عَرِيَّةٌ kelimesinin çoğulu عَرَايَا şeklinde gelir. “Allah Rasulü (s.a.v.) عَرَايَا’nın satılmasına ruhsat vermiştir.” (Müfredât)

DİĞER BAZI TÜREVLER:

عَرِىَ (geniş zaman يَعْرَى mastar isim عُرْيَةٌ ve عُرْىٌ):

عُرِىَ مِنْ ثِيَابِهِ : Örtüsüz, çıplak, ıssız veya kıyafetsizdi ya da o hale geldi.

عُرِىَ الْبَدَنُ مِنَ اللَّحْمِ : Vücut etsizdi veya o hale geldi, cılızdı.

عُرِىَ مِنَ الْعَيْبِ : O kişi veya şey hatadan, kusurdan, lekeden, vb.den ari idi ya da o hale geldi.

لَا يَعْرَى مِنَ الْمَوْتِ اَحَدٌ : Kimse ölümden müstesna değildir.

عَرَاءٌ : Issızlığın çıplaklığı; ıssız bir yer; saklayan veya gizleyen hiçbir şeyin olmadığı geniş veya engin bir yer; geniş bir yerin müsait kısmı.

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


Tür Adet Anlam Örnek
عَرِىَ fiil-I 1 Çıplak oldu, çıplak kaldı 20/118
عَرَاءٌ isim 2 Düz ve çıplak arazi 37/145

Toplam 3

BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Mahreci Benzeyen Kökler

Benzer Manada Kelimeler

  • عَرِيَ
    • تَجَرَّدَ > bak: ج ر د
    • تَعَرَّى > bu kök
  • عَرَّى
  • اِعْتَرَى
  • عُرْيَانٌ
    • مَكْشُوفٌ > bak: ك ش ف
    • مُتَجَرِّدٌ > bak: ج ر د
    • عَارٍ > bu kök
  • عَارٍ

Zıt Manada Kelimeler

  • عَرِيَ
    • لَبِسَ > bak: ل ب س
    • اِكْتَسَى > bak: ك س و
    • اِرْتَدَى > bak: ر د ي
    • تَسَرْبَلَ
  • عَرَّى
  • عُرْيَانٌ
  • عَارٍ

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Âri عَارِى Çıplak, yoksun.
Arâ’ عَرَاء 1: Çıplaklık. 2: Geniş, çıplak arazi. 3: Mıntıka, bölge.  4: Komşuluk. 5: Avlu.
Urâ عُرَى Çıplaklık.
Urye عُرْيَة Ari olmak. Çıplak olmak.
Uryân عُرْيَان Çıplak.
Uryânî عُرْيَانِى Çıplaklık.
Tearrî تَعَرِّى Soyunma. Çıplaklaşma.
Mütearrî مُتَعَرِّى 1: Bir şeyden alakasını kesen. 2: Soyunan.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

عَرِىَ :  Fiil-I. 

20:118إِنَّ لَكَ أَلَّا تَجُوعَ فِيهَا وَلَا تَعْرَىٰ
Diyanet Meali:“Şüphesiz senin için orada aç kalmak, çıplak kalmak yoktur.” *

عَرَاءٌ : İsim. 

37:145فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَاءِ وَهُوَ سَقِيمٌ
Diyanet Meali:Derken biz onu hasta bir hâlde sahile attık. *
68:49لَوْلَا أَنْ تَدَارَكَهُ نِعْمَةٌ مِنْ رَبِّهِ لَنُبِذَ بِالْعَرَاءِ وَهُوَ مَذْمُومٌ
Diyanet Meali:Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir hâlde ıssız bir yere atılacaktı. *