ص ف ح

KÖK HARFLER: ص ف ح

ANLAM: 

صَفَحَ : Yüz çevirmek, yüz üstü bırakmak. 

AÇIKLAMA:

صَفْحُ الشَّيْءِ : Bir nesnenin eni, yanı. Mesela صَفْحَةُ الْوَجْهِ (yüzün yanı) , صَفْحَةُ السَّيْفِ (kılıcın yüzü ya da yüzeyi) ve صَفْحَةُ الْحَجَرِ (taşın yüzeyi, yanı) gibi.

صَفْحٌ : Birini suçundan, günahından ya da kabahatinden dolayı kınamayı, azarlamayı, ona serzenişte bulmayı veya onun suçunu, günahını ya da kabahatini takrir etmeyi bırakma. عَفْو kelimesinden daha beliğdir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmuştur: فَاعْفُوا وَاصْفَحُوا حَتَّى يَأْتِيَ اللَّهُ بِأَمْرِهِ : Allah’ın emri gelene kadar onları affedin, safh edin/hoş görün (2/109).

İnsan bazen affeder; suçundan, günahından ya da kabahatinden dolayı kınamayı, serzenişte bulunmayı vs. bırakmaz. Şöyle buyurmuştur: فَاصْفَحْ عَنْهُمْ وَقُلْ سَلَامٌ : Şimdi sen onlara karşı müsamaha göster de Selâm! de! (43/89); فَاصْفَحِ الصَّفْحَ الْجَمِيلَ : Şimdi sen güzel bir müsamaha ile hareket et (15/85); أَفَنَضْرِبُ عَنْكُمُ الذِّكْرَ صَفْحًا أَنْ كُنْتُمْ قَوْمًا مُسْرِفِينَ : Haddi aşan bir toplumsunuz diye müsamaha gösterip/yüzçevirip ilâhî mesajı size iletmekten vaz mı geçelim? (43/5).

صَفَحْتُ عَنْهُ : “Suçundan, günahından ya da kabahatinden yüz çevirerek ona kendimden güzel bir صَفْحٌ (yan) verdim, sundum” veya “ondan el çekerek, onu sorumlu tutmayarak, onun صَفْحَةٌ’sını (yanını) karşıladım veya karşıma aldım” ya da “kitapta suçunu, günahını ya da kabahatini tespit etmiş, yazmış olduğum sayfadan (صَفْحَةٌ) diğerine geçtim.” Bu sonuncusu ise “kitabın sayfalarını çevirdim veya gözden geçirdim” anlamına gelen ) تَصَفَّحْتُ الْكِتَابَ kullanımından gelir. 

Yüce Allah’ın şu sözüne gelince: وَإِنَّ السَّاعَةَ لَآَتِيَةٌ فَاصْفَحِ الصَّفْحَ الْجَمِيلَ : Kıyamet anı kesinlikle gelecektir. Şimdi sen güzel bir müsamaha ile hareket et (15/85). Burada, وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَلَا تَكُ فِي ضَيْقٍ مِمَّا يَمْكُرُونَ : Onlara üzülme, kurdukları tuzaklardan da için daralmasın (16/127) sözünde de ifade edildiği gibi, Allah Rasulünün (s.a.v.), küfür içinde olanların bu küfürleri sebebiyle kendi nefsinde oluşan yükü, sıkıntıyı hafifletmesi emredilmektedir.

مُصَافَحَةٌ : Elin صَفْحَةٌ’sı (yani eni, yanı) ile dokunmak. (Müfredât)

DİĞER BAZI TÜREVLER:

صَفَحَ (geniş zaman يَصْفِحُ mastar isim صَفْحٌ) 

صَفَحَ عَنْهُ : O kişiye veya şeyden yüz çevirdi (صَفْحَةٌ : yüzünün tarafı); o kişi veya şeyden yüz çevirdi ve yüz üstü bıraktı.

ضَرَبْتُ عَنْهُ صَفْحًا : Ondan yüz çevirdim ve onu yüz üstü bıraktım.

صَفَحَ عَنْهُ : Günahından, suçundan, hatasından veya cürümünden yüz çevirdi ya da onu hoş gördü.

صَفَحَ السَّائِلَ عَنْ حَاجَتِهِ : Dilencinin talebini geri çevirdi ya da reddetti.

صَفَحَهُ بِالسَّيْفِ : Kılıcın yanıyla veya düzüyle ona vurdu.

صَفْحٌ : Affetme, müsamaha gösterme.

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


Tür Adet Anlam Örnek
صَفَحَ fiil-I 6 Yüz çevirdi, vazgeçti, affetti, geniş davrandı 64/14
صَفْحٌ isim 2 Yüz çevirmek, vazgeçmek 43/5

Toplam 8

BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Mahreci Benzeyen Kökler

Benzer Manada Kelimeler

  • صَفَحَ
    • عَفَا > bak: ع ف و
    • سَامَحَ
  • صَفْحٌ
    • عَفْوٌ > bak: ع ف و
    • تَغَمُّدٌ

Zıt Manada Kelimeler

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Safh صَفْح 1. I’raz etmek. Yüz çevirme. 2. Afvetme. 3. Yan.
Safha صَفْحَة Yüz, evre.
Safîh صَفِيح Gökyüzü, sema.
Safahât صَفَحَات Safhalar.
Musâfaha مُصَافَحَة El sıkışmak. Tokalaşmak.
Musâfih مُصَافِح Musafaha edenlerden veya el sıkışanlardan herbiri.
Tesaffuh تَصَفُّح Safha safha nazar etme. 
Tesâfuh تَصَافُح Elele tutuşma.
Mütesâfih مُتَصَافِح Musafaha eden. 

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

صَفَحَ :  Fiil-I. 

2:109 فَاعْفُوا وَاصْفَحُوا حَتَّىٰ يَأْتِيَ اللَّهُ بِأَمْرِهِ
Diyanet Meali: Siz şimdilik, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin, hoşgörün.
5:13 فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاصْفَحْ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ
Diyanet Meali: Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever.
15:85 وَإِنَّ السَّاعَةَ لَآتِيَةٌ فَاصْفَحِ الصَّفْحَ الْجَمِيلَ
Diyanet Meali: Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.
24:22 وَلْيَعْفُوا وَلْيَصْفَحُوا أَلَا تُحِبُّونَ أَنْ يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ
Diyanet Meali: Onlar affetsinler, vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz?
43:89 فَاصْفَحْ عَنْهُمْ وَقُلْ سَلَامٌ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
Diyanet Meali: Şimdilik sen onları hoş gör ve “size selâm olsun” de. Yakında bilecekler. *
64:14 وَإِنْ تَعْفُوا وَتَصْفَحُوا وَتَغْفِرُوا فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ
Diyanet Meali: Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

صَفْحٌ : İsim.

15:85 وَإِنَّ السَّاعَةَ لَآتِيَةٌ فَاصْفَحِ الصَّفْحَ الْجَمِيلَ
Diyanet Meali: Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.
43:5 أَفَنَضْرِبُ عَنْكُمُ الذِّكْرَ صَفْحًا أَنْ كُنْتُمْ قَوْمًا مُسْرِفِينَ
Diyanet Meali: Haddi aşan bir topluluk oldunuz, diye vazgeçip Zikir’le (Kur’an’la) sizi uyarmaktan geri mi duralım? *