ض ي ع

KÖK HARFLER: ض ي ع

ANLAM: 

ضَاعَ : Helak olmak, boşa gitmek, göçüp gitmek, zayi olmak. Terk edilmek, bırakılmış ya da zayi edilmiş olmak.

AÇIKLAMA:

xx

DİĞER BAZI TÜREVLER:

xx

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


Tür Adet Anlam Örnek
أَضَاعَ fiil-IV 10 Telef etti, zayi etti, ihmal etti 3/195

Toplam 10

BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Mahreci Benzeyen Kökler

Benzer Manada Kelimeler

  • ضَاعَ (a)
  • ضَاعَ (b)
    • اِنْتَشَرَ > bak: ن ش ر
    • فَاحَ
  • ضَيَّعَ (a)
  • ضَيَّعَ (b)
  • أَضَاعَ
  • ضَيْعَةٌ

Zıt Manada Kelimeler

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Zıyâ’ ضِيَاع Kaybolma, yitme, kayıp, yitim.
Zâyi’ ضَايِع Elden çıkan, kaybolan.
Tazyî’ تَضْيِيع Kaybına sebeb olma.
İzâat (İzâa) إِضَاعَة Kaybetme.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

أضَاعَ : Fiil-IV. 

2:143 وَمَا كَانَ اللَّهُ لِيُضِيعَ إِيمَانَكُمْ إِنَّ اللَّهَ بِالنَّاسِ لَرَءُوفٌ رَحِيمٌ
Diyanet Meali: Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.
3:171 يَسْتَبْشِرُونَ بِنِعْمَةٍ مِنَ اللَّهِ وَفَضْلٍ وَأَنَّ اللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ الْمُؤْمِنِينَ
Diyanet Meali: (Şehitler) Allah’ın nimetine, keremine ve Allah’ın, mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler. *
3:195 فَاسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ أَنِّي لَا أُضِيعُ عَمَلَ عَامِلٍ مِنْكُمْ
Diyanet Meali: Rableri, onlara şu karşılığı verdi: “Ben, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim.”
7:170 إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجْرَ الْمُصْلِحِينَ
Diyanet Meali: Şüphesiz biz, iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükâfatını zayi etmeyiz.
9:120 إِنَّ اللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ الْمُحْسِنِينَ
Diyanet Meali: Şüphesiz Allah, iyilik yapanların mükâfatını elbette zayi etmez.
11:115 وَاصْبِرْ فَإِنَّ اللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ الْمُحْسِنِينَ
Diyanet Meali: Sabret! Çünkü, Allah iyilik edenlerin mükâfatını zayi etmez. *
12:56 نُصِيبُ بِرَحْمَتِنَا مَنْ نَشَاءُ وَلَا نُضِيعُ أَجْرَ الْمُحْسِنِينَ
Diyanet Meali: Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz.
12:90 إِنَّهُ مَنْ يَتَّقِ وَيَصْبِرْ فَإِنَّ اللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ الْمُحْسِنِينَ
Diyanet Meali: “Çünkü, kim kötülükten sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez.”
18:30 إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجْرَ مَنْ أَحْسَنَ عَمَلًا
Diyanet Meali: Elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz.
19:59 فَخَلَفَ مِنْ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ أَضَاعُوا الصَّلَاةَ وَاتَّبَعُوا الشَّهَوَاتِ
Diyanet Meali: Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevî tutkularının peşine düşen bir nesil geldi.