KÖK HARFLER: ل م ز
ANLAM:
لَمَزَ:
- Gözle veya baş ve dudakla kısık bir ses kullanarak bir işaret yapmak. (Bu, fiilin temel anlamıdır.)
- Birisiyle alay etmek, onu suçlamak, azarlamak; onda bir kusur bulmak; hakikatle olsa bile yüzüne veya arkasından bir işaret yapmak.
- Birisini sümek, def etmek.
AÇIKLAMA:
xx
DİĞER BAZI TÜREVLER:
لَمَزَ (geniş zaman يَلْمِزُ ve يَلْمُزُ mastar isim لَمْزٌ):
لَمَزَه : Anlamları: (1) Gözle veya baş ve dudakla kısık bir ses kullanarak bir işaret yaptı. Bu temel anlamıdır. (2) Onunla alay etti, onu suçladı, azarladı; onda bir kusur buldu; hakikatle olsa bile yüzüne veya arkasından böyle yaptı.
لَمَزَهُ : Onu sürdü ya da defetti.
لُمَزَةٌ ve لَمَّازٌ : Diğerlerini ziyadesiyle veya alışılagelmiş bir biçimde suçlayan, paylayan, azarlayan ya da kusur bulan kişi. ة (te) harfi, pekiştirme ifade etmek içindir, dişil manada değildir.
هُمَزَةٌ ve لُمَزَةٌ kelimeleri aynı anlama gelmektedir: Sık veya alışılagelmiş bir biçimde iftira veya gıybet eden anlamındadır. Ya da لُمَزَةٌ kelimesi yüzüne karşı seni suçlayan ve sende kusur bulan kişi ve هُمَزَةٌ kelimesi bunu senin yokluğunda yapan kişi demektir veya bunun tam tersidir. Veyahut ikincisi insanların soyuna karşı konuşan, ve ilki, insanların karakterlerine karşı konuşan kişidir. Ya da ikincisi dille, ilki gözle ayıplama yapar, çekiştirir.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
| Tür | Adet | Anlam | Örnek |
لَمَزَ | fiil-I | 3 | Ayıpladı, açıktan açığa dil uzattı, çekiştirtdi, kusur aradı. | 49/11 |
لُمَزَةٌ | isim | 1 | (Mübalağa sîgası): İnsanın yüzüne karşı tahkirde bulunan, çok kusur arayan, çok ayıplayan. | 104/1 |
| Toplam | 4 |
|
|
BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR:
Kök Harflerinin Yer Değişimi
Benzer Manada Kelimeler
- لَمَزَ
- اِغْتَابَ > bak: غ ي ب
- ثَلَبَ
- شَتَمَ
Zıt Manada Kelimeler
AÇIKLAMA:
هُمَزَةٌ ve لُمَزَةٌ kelimeleri arasındaki fark:
لُمَزَةٌ kelimesi, yüzüne karşı kişiyi suçlayan ve kişide kusur bulan kişi, هُمَزَةٌ bunu senin yokluğunda yapan kişi; لُمَزَةٌ bunu arkandan yapan kişi, هُمَزَةٌ bunu yüzüne karşı yapan kişi; لُمَزَةٌ insanların soyuna karşı konuşan kişi, هُمَزَةٌ insanların karakterlerine karşı konuşan kişi; لُمَزَةٌ dille هُمَزَةٌ gözle .., لُمَزَةٌ iki kişi arasında ihtilaf veya husumet çıkaran kişi anlamına gelmektedir. ( ل م ز – ه م ز )
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelere günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
Lemze | لَمْزَة | Göz veya kaşla işaret etme. |
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
لَمَزَ : Fiil-I.
9:58 | وَمِنْهُمْ مَنْ يَلْمِزُكَ فِي الصَّدَقَاتِ فَإِنْ أُعْطُوا مِنْهَا رَضُوا |
Diyanet Meali: | İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar… |
9:79 | الَّذِينَ يَلْمِزُونَ الْمُطَّوِّعِينَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ فِي الصَّدَقَاتِ |
Diyanet Meali: | Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle, (güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları) çekiştirip onlarla alay edenler var ya… |
49:11 | وَلَا تَلْمِزُوا أَنْفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْأَلْقَابِ |
Diyanet Meali: | Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. |
لُمَزَةٌ : İsim.
104:1 | وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍ |
Diyanet Meali: | İnsanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden (her kişinin vay hâline)! * |