غ م ر

KÖK HARFLER: غ م ر

ANLAM: 

غَمَرَ: Dolup taşmak. 

غَمِرَ : Göğsü, birisine karşı nefret ve düşmanlık ile dolmak. 

غَمُرَ : Bir işte cahil veya deneyimsiz olmak.

AÇIKLAMA:

غَمْرٌ kelimesi temelde “bir şeyin izini silme, yok etme” anlamına gelir. Buradan hareketle “Aktığı yerin izni silen, yok eden çok miktardaki suya” غَمْرٌ ve غَامِرٌ denmiştir. 

“Cömert adam” ve “şiddetli koşan at” buna benzetilmiş ve bu ikisine غَمْرٌ denmiştir ki yapılan bu benzetme yine bu ikisinin “denize, deryaya” benzetilmesine benzer. 

غَمْرَةٌ : Bulunduğu yeri örten bir suyun, büyük ya da ana kısmı. Bu kelime “sahibini kaplayan cahillikle” ilgili mesel olarak kullanılmıştır. Yüce Allah’ın, فَاَغْشَيْنَاهُمْ gözlerini perdeledik (36/9) sözü ve benzer lafızlardaki sözleri buna benzer bir duruma işaret eder. Şöyle buyurmuştur: فَذَرْهُمْ فِي غَمْرَتِهِمْ حَتَّى حِينٍ Sen onları bir zamana kadar, gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak! (23(54); اَلَّذِينَ هُمْ فِي غَمْرَةٍ سَاهُونَ Onlar ki cehalet içinde gaflete dalmışlardır… (51/11) 

“Sıkıntılara güçlüklere” غَمَرَات denmiştir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: اِذِ الظَّالِمُونَ فِي غَمَرَاتِ الْمَوْتِ Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı zaman… (6/93) 

رَجُلٌ غُمْرٌ : Hiçbir işte, konuda tecrübesi olmayan adam. Bunun çoğulu أَغْمَارٌ şeklinde gelir. 

غِمْرٌ : İçte saklanan, gizlenen kin. Çoğulu غُمُورٌ şeklinde gelir. 

غَمَرٌ: Et yağının, diğer kokularla karışan, diğer kokulara bulaşan kokusu. 

غَمِرَتْ يَدَهُ : Eline et yağının kokusu bulaştı. 

غَمِرَ عِرْضُهُ : Irzı, namusu kirlendi. 

دَخَلَ فِي غُمَارِ النَّاسِ  وَ خُمَارِهِمْ : Etrafı kaplayıp birbirine örtecek kadar kalabalık olan bir insan topluluğunun içine girdim. 

غُمْرَةٌ: Kişinin, üzerine sürdüğü safran. 

قَدْ تَغَمَّرْتُ بِالطِّيبِ : Güzel koku süründüm.

“Su” anlamındaki kullanım göz önünde bulundurularak “kendisiyle su içilen kaseye” غُمَرٌ denmiştir. “Az miktarda su içtim” anlamına gelen تَغَمَّرْتُ kullanımı buradan türetilmiştir. 

Arapların “filan kişi kendini savaşın içine atıyor” anlamında söyledikleri فُلَانٌ مُغَامِرٌ sözlerine gelince böyle denmesinin nedeni ya “onun savaşa derinliğine girmesi ve dalmasıdır (خَوْضٌ)” ki bu yönüyle يَخُوضُ الْحَرْبَ sözüne benzer ya da “onda bir tecrübesizliğin (غَمَارَةٌ) olduğunun” düşünülmesidir. Buna göre ise onun bu şekilde nitelenmesi, temelde “ahmaklık, aptallık” anlamına gelen هَوَجٌ gibi ve benzeri vasıflarla nitelenmesine benzer. (Müfredât)

DİĞER BAZI TÜREVLER:

غَمَرَ (geniş zaman يَغْمُرُ mastar isim غَمْرٌ): Dolup taştı.

غَمَرَهُ الْمَاءُ : Su onun üzerine yükseldi ve onu batırdı.

غَمِرَ صَدْرُهُ عَلَىَّ (geniş zaman يَغْمَرُ mastar isim غَمْرٌ ve غِمْرٌ ) : Göğsü, bana karşı nefret ve düşmanlık ile doldu.

غَمْرَ الْمَاءُ : Su boldu veya o hale geldi (mastar isim غَمَارَةٌ ve غُمُورَةٌ ).

غَمُرَ الرَّجُلُ : O kimse işte cahil veya deneyimsiz idi.

غُمِرَ عَلَيْهِ : Kendinden geçti ya da bayıldı.

غَمْرَةٌ : Bir kimsenin boyunu aşan su.

فِى غَمْرَةٍ : Batıran cehalet selinde; hata, inat ve şaşkınlıkta; aşırı gaflet veya cehalette.

غَمْرَةٌ aynı zamanda “bir şeyin zorluğu, meşakkati, sıkıntısı, cefası, darlığı; boş ve yanlış işlerde bir sebat hali” anlamına gelmektedir (23:63;51:11).

غَمَرَاتُ جَهَنَّمَ : Cehennemin ateşli derinlikleri.

غَمَرَاتُ الْحَرْبِ : Savaş sıkıntıları.

غَمَرَاتُ الْمَوْتِ : Ölüm sancıları/meşakkatleri/sıkıntıları (6:93).

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


TürAdetAnlamÖrnek
غَمْرَةٌisim4Cahillik, aptallık, dalalet (sapıklık). Sıkıntı, şiddet, çarpıntı.23/63

Toplam4

BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Benzer Manada Kelimeler

  • غُمْرٌ
  • غَمْرَةٌ
    • شِدَّةٌ > bak: ش د د
    • مَكْرُوهٌ > bak: ك ر ه
    • زَحْمَةٌ

Zıt Manada Kelimeler

  • غُمْرٌ
    • عَاقِلٌ > bak: ع ق ل
    • مُتَّزِنٌ > bak: و ز ن
    • ذَكِيٌّ > bak: ذ ك و
    • رَزِينٌ
    • حَصِيفٌ
  • غَمْرَةٌ

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelere günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Gamr غَمْر Derinlik, suyun derinliği. 
Gamre غَمْرَة Tecrübesizlik, görgüsüzlük, anlayışsızlık.
Gamerât غَمَرَات Görgüsüzlükler. Suyun derinlikleri.
Mugâmere مُغَامَرَة Nefsini zorluğa ve şiddete zorlama.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

غَمْرَةٌ : İsim. 

23:54 فَذَرْهُمْ فِي غَمْرَتِهِمْ حَتَّىٰ حِينٍ
Diyanet Meali: Ey Muhammed! Sen onları bir zamana kadar, gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak! *
23:63 بَلْ قُلُوبُهُمْ فِي غَمْرَةٍ مِنْ هَٰذَا وَلَهُمْ أَعْمَالٌ مِنْ دُونِ ذَٰلِكَ
Diyanet Meali: Ancak kâfirlerin kalbleri bu Kur’an’a karşı bir gaflet içindedir. Onların bundan başka birtakım (kötü) işleri de vardır.
51:11 الَّذِينَ هُمْ فِي غَمْرَةٍ سَاهُونَ
Diyanet Meali: Cehalet içinde gaflete dalmış olanlar…*

غَمَرَاتٌ : İsim. Çoğul. Tekili: غَمْرَةٌ 

6:93وَلَوْ تَرَىٰ إِذِ الظَّالِمُونَ فِي غَمَرَاتِ الْمَوْتِ
Diyanet Meali:Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde (çırpındığı hâllerini) bir görsen!