KÖK HARFLER: ف ي أ
ANLAM:
فَاءَ : Dönmek, özellikle iyi bir durum veya koşula dönmek. Mesela: Sinirden sükunet haline dönmek. (Gölge) yer değiştirmek, uzaklaşmak, batı tarafından doğu tarafına dönmek.
AÇIKLAMA:
فَيْءٌ ve فَيْئَةٌ : Övülen iyi bir duruma geri dönmek. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَإِنْ طَائِفَتَانِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ اقْتَتَلُوا فَأَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا فَإِنْ بَغَتْ إِحْدَاهُمَا عَلَى الْأُخْرَى فَقَاتِلُوا الَّتِي تَبْغِي حَتَّى تَفِيءَ إِلَى أَمْرِ اللَّهِ فَإِنْ فَاءَتْ فَأَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا بِالْعَدْلِ وَأَقْسِطُوا إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُقْسِطِينَ : Eğer mü’minlerden iki topluluk birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltiniz; eğer biri diğeri üzerine saldırırsa, saldıranlarla Allah’ın buyruğuna dönmelerine kadar savaşınız; eğer dönerlerse aralarını adâletle bulunuz, âdil davranınız, şüphesiz Allah âdil davrananları sever (49/9).
Yine şöyle buyurmuştur: لِلَّذِينَ يُؤْلُونَ مِنْ نِسَائِهِمْ تَرَبُّصُ أَرْبَعَةِ أَشْهُرٍ فَإِنْ فَاءُوا فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ : Eşlerine yaklaşmamaya yemin edenler dört ay bekleyebilirler. Eğer bu yeminlerinden dönerlerse, kuşku yok ki, Allah bağışlayıcıdır ve merhametlidir (2/226).
“Gölge, batı tarafından doğu tarafına döndü” anlamındaki فَاءَ الظِّلُّ kullanımı buradan gelir.
فَيْءٌ kelimesi ise yalnızca geri dönen gölge ile ilgili kullanılır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: أَوَلَمْ يَرَوْا إِلَى مَا خَلَقَ اللَّهُ مِنْ شَيْءٍ يَتَفَيَّأُ ظِلَالُهُ عَنِ الْيَمِينِ وَالشَّمَائِلِ : Allah’ın yarattığı şeylerin gölgelerinin sağa sola çekildiğini görmüyorlar mı? (16/48).
“Peşinden bir zahmetin, meşakkatin gelmediği ganimete” فَيْءٌ denmiştir.
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: مَا أَفَاءَ اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ مِنْ أَهْلِ الْقُرَى : Allah’ın fethedilen ülkeler halkının mallarından Peygamberine verdiği ganimetler (59/7); وَمَا مَلَكَتْ يَمِينُكَ مِمَّا أَفَاءَ اللَّهُ عَلَيْكَ : Allah’ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri (33/50).
Bazıları şöyle demiştir: Yüce Allah bunu, “gölge” anlamına gelen فَيْءٌ kelimesi ile adlandırmıştır, çünkü bununla, dünyanın geçici mallarının en üstünlerinin, en yücelerinin bile zeval bulan bir gölge mesabesinde olduğuna dikkat çekmek ister.
فِئَةٌ : Savaşta, yardımlaşma noktasında birbirlerine müracaat eden, dönen, birbirine yardım edip destek veren topluluk. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا إِذَا لَقِيتُمْ فِئَةً فَاثْبُتُوا : Ey iman edenler; bir toplulukla karşılaşırsanız dayanın (8/45). Yine şöyle buyurmuştur: كَمْ مِنْ فِئَةٍ قَلِيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثِيرَةً بِإِذْنِ اللَّهِ : Nice az sayıdaki bir topluluk Allah’ın izniyle çok sayıdaki bir topluluğu yenmiştir (2/249); قَدْ كَانَ لَكُمْ آَيَةٌ فِي فِئَتَيْنِ الْتَقَتَا : Karşı karşıya gelen iki topluluğun durumlarında sizin için ibret vardır (3/13); فَمَا لَكُمْ فِي الْمُنَافِقِينَ فِئَتَيْنِ : Size ne oluyor ki; münafıklar hakkında iki fırkaya ayrıldınız? (4/88); فَخَسَفْنَا بِهِ وَبِدَارِهِ الْأَرْضَ فَمَا كَانَ لَهُ مِنْ فِئَةٍ يَنْصُرُونَهُ مِنْ دُونِ اللَّهِ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُنْتَصِرِينَ : Sonunda biz onu da sarayını da yerin dibine geçirdik. Allah’a karşı ona yardım edecek bir topluluğu olmadı. Kendi kendini kurtarabilecek kimselerden de değildi (28/81); فَلَمَّا تَرَاءَتِ الْفِئَتَانِ نَكَصَ عَلَى عَقِبَيْهِ : İki ordu karşılaşınca, geri döndü (8/48). (Müfredât)
DİĞER BAZI TÜREVLER:
فَاءَ (geniş zaman يَفِىءُ mastar isim فَيْئٌ ve فُيُوءٌ): Döndü, özellikle iyi bir durum veya koşula döndü.
فَاءَ مِنْ غَضَبِهِ : Sinirli halden sükunet haline döndü.
فَاءَ (gölgeye istinaden kullanıldığında): Yer değiştirdi, uzaklaştı ya da batı tarafından doğu tarafına döndü.
اَفَاءَ : Ganimetlendirdi, ganimet olarak verdi.
تَفَيَّاَتِ الظِّلَالُ : Gölge onların yönünde değişti.
فَائَتِ الشَّجَرَةُ : Ağacın fazlaca gölgesi vardı.
فَاءَ الْحَدِيدُ : Keskinliğinden sonra demir köreldi.
اَفَاْتُهُ : O şeyi döndürdüm.
اَفَاءَ اللّٰهُ عَلَيْهِمُ الْغَنَائِمَ : Allah c.c. onları ganimetlere kavuşturdu ya da verdi.
فَىْءٌ : Öğleden sonra olan gölge; güneşin zirveden alçalmasından sonraki gölge; ganimet veya yağma, bu şekilde adlandırılmasının nedeni, bir taraftan diğerine dönmesidir; bir kuş sürüsü.
فَىْءٌ ve غَنِيمَةٌ her ikisi de ganimet anlamına gelmektedir yani bir şeyin zorluk, sıkıntı veya zahmet olmaksızın elde edilmesi, demektir. Bazılarına göre ise اَلْغَنِيمَةُ in anlamı “Savaş sırasında kafirlerden zorla elde edilen şeyler”dir. Bunun beşte biri alınmalı ve Kuran’da belirlendiği üzere kullanılmalıdır (8:41), beşte birinden geriye kalan onu edinenler içindir; اَلْفَىْءُ silah bıraktıktan sonra onlardan elde edileni ifade etmektedir ve bu tüm Müslümanlar içindir; فَىْءٌ cizye gibi Allah’ın c.c. kafirlerin mallarından Müslümanlara verdiğidir ve bunun için onlarla barış yapılmıştır. Uzmanlara göre اَلْغَنِيمَةُ anlamı daha geneldir اَلْفَىْءُ ve اَلنَّفْلُ payına ilaveten mücahite verilendir. اَلْفَىْءُ şundan daha da fazladır: اَلْغَنِيمَةُ Hukukçulara göre, kafirlerin mal ve mülklerinden meşru bir şekilde alınabilen her şey şudur: فَىْء
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
|
| Tür | Adet | Anlam | Örnek |
| فَاءَ | fiil-I | 3 | Döndü | 2/226 |
| اَفَاءَ | fiil-IV | 3 | Ganimetlendirdi, ganimet olarak verdi | 33/50 |
| تَفَيَّاَ | fiil-V | 1 | Gölgesi düştü, döndü, meyl etti | 16/48 |
|
| Toplam | 7 |
|
|
BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR:
Kök Harflerinin Yer Değişimi
Mahreci Benzeyen Kökler
Benzer Manada Kelimeler
- فَاءَ (a)
- فَاءَ (b)
- رَجَعَ
- عَادَ
- آلَ
- قَفَلَ
- آبَ
- فَيْءٌ
Zıt Manada Kelimeler
- فَاءَ (a)
- فَاءَ (b)
- ذَهَبَ
- غَادَرَ
- ظَعَنَ
- رَحَلَ
- فَيْءٌ
- ضَعِيفٌ > bak: ض ع ف
- حَقِيرٌ
AÇIKLAMA:
GANÎMET ile FEY’ kelimeleri arasındaki fark
( غ ن م – ف ي أ )
Ganîmet, savaşta kafir ve müşriklerden alınan maldır. Fey’ ise, savaşta veya savaş dışında, kâfir olanlardan alınan maldır. Bu yüzden, “cizye ve harac fey’dir” demişlerdir. (Farklar Sözlüğü 242) Bknz: ( غ ن م )
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelere günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
| Fey’ | فَيْء | Ganimet. Harbde elde edilen mal.Rücu. Zeval vaktinden sonraki gölge. |
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
فَاءَ : Fiil-I.
| 2:226 | فَإِنْ فَاءُوا فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ |
| Diyanet Meali: | (Eşlerine yaklaşmamağa yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır.) Eğer (bu süre içinde) dönerlerse, şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. |
| 49:9 | فَقَاتِلُوا الَّتِي تَبْغِي حَتَّىٰ تَفِيءَ إِلَىٰ أَمْرِ اللَّهِ |
| Diyanet Meali: | (Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa), Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. |
| 49:9 | فَإِنْ فَاءَتْ فَأَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا بِالْعَدْلِ وَأَقْسِطُوا |
| Diyanet Meali: | Eğer (Allah’ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. |
اَفَاءَ : Fiil-IV.
| 33:50 | وَمَا مَلَكَتْ يَمِينُكَ مِمَّا أَفَاءَ اللَّهُ عَلَيْكَ |
| Diyanet Meali: | (Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini), Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları… |
| 59:6 | وَمَا أَفَاءَ اللَّهُ عَلَىٰ رَسُولِهِ مِنْهُمْ فَمَا أَوْجَفْتُمْ عَلَيْهِ مِنْ خَيْلٍ |
| Diyanet Meali: | Onların mallarından Allah’ın, savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar için siz, at koşturmuş değilsiniz. |
| 59:7 | مَا أَفَاءَ اللَّهُ عَلَىٰ رَسُولِهِ مِنْ أَهْلِ الْقُرَىٰ فَلِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ |
| Diyanet Meali: | Allah’ın, (fethedilen) memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar; Allah’a, peygambere … aittir. |
تَفَيَّاَ : Fiil-V
| 16:48 | يَتَفَيَّأُ ظِلَالُهُ عَنِ الْيَمِينِ وَالشَّمَائِلِ سُجَّدًا لِلَّهِ |
| Diyanet Meali: | Onların gölgeleri Allah’a secde ederek sağa ve sola dönmektedir. |