KÖK HARFLER: ع ي ب
ANLAM:
عَابَ : (Bir şey) kabahatli, kusurlu olmak. Bir şeyi veya kimseyi kusurlu, kabahatli veya özürlü kılmak, o hale getirmek.
AÇIKLAMA:
عَيْبٌ ve عَابٌ : Kendisinden dolayı bir nesnenin aybe (عَيْبَةٌ) haline yani eksikliğin bulunduğu bir yer haline geldiği şey.
عِبْتُهُ fiili, bir kimseyi ya da nesneyi, ya mesela Yüce Allah’ın, فَأَرَدْتُ أَنْ أَعِيبَهَا : Onda bir kusur meydana getirmek istedim (18/79). sözünde ifade edildiği gibi “fiili olarak ayıplı hale getirdim”, ya da “sözle ayıplı hale getirdim” anlamı taşır. Bu ikincisi ise عِبْتُ فُلاَنًا (filancayı ayıpladım) sözünde ifade edildiği gibi bir kimse yerildiğinde gerçekleşir.
عَيْبَةٌ : İçine bir şey gizlenen, içinde bir şey saklanan nesne. Allah Rasulünün (s.a.v.) şu sözünde de buradan gelir: الأَنْصَارُ كَرِشِي وَعَيْبَتِي, yani “Ensar benim ailemdir ve sırrımı koyduğum yerdir”. (Müfredât)
DİĞER BAZI TÜREVLER:
عَابَ (geniş zaman يَعِيبُ mastar isim عَيْبٌ):
عَابَ الشَّىْءُ : O şey kabahatli, kusurlu idi ya da o hale geldi.
عَابَهُ : Onu kusurlu, kabahatli veya özürlü kıldı.
عَيْبٌ : Kusur, eksiklik, hata, ayıp, özür, kabahat.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
|
| Tür | Adet | Anlam | Örnek |
| عَابَ | fiil-I | 1 | Ayıpladı, kusurlu kıldı, bozdu | 18/79 |
|
| Toplam | 1 |
|
|
BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR:
Kök Harflerinin Yer Değişimi
Mahreci Benzeyen Kökler
Benzer Manada Kelimeler
- عَابَ
- عَيْبٌ
Zıt Manada Kelimeler
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
| Ayb (Ayıb) | عَيْب | Kusur. Leke. Utandıracak hal. | Çoğulu: Uyûb |
| Ta’yîb | تَعْيِيب | Ayıplamak. Kötülüğünü söylemek. |
|
| Muayyeb | مُعَيَّب | Ayıplanmış. |
|
| Teayyüb | تَعَيُّب | Ayıplamak. |
|
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
عَابَ : Fiil-I.
| 18:79 | فَأَرَدْتُ أَنْ أَعِيبَهَا |
| Diyanet Meali: | “Onu yaralamak istedim…” |