ع ص ب

KÖK HARFLER: ع ص ب

ANLAM: 

عَصَبَ: Bir şeyi bükmek, onu dolamak (Bu temel anlamdır). Bir şeyi katlamak. Bir şeye tutunmak, onu eliyle kavramak. (İnsanlar) bir araya toplanmak ve bir şeyi çevirmek. Evinde kalmak ve oradan ayrılmamak. 

عَصِبَ : Eti sağlam ve sıkı olmak.

AÇIKLAMA:

عَصَبٌ : Eklem kirişleri, eklem bağları. 

لَحْمٌ عَصِبٌ : Kirişleri ya da sinirleri (عَصَبٌ) çok fazla olan et. 

مَعْصُوبٌ : Hayvanlardan sökülüp çıkarılmış olan عَصَبٌ ile (sinirlerle) bağlanmış olan şey. Bu temel anlamdan sonra “bağlanan her türlü şeye” عَصْبٌ denir. Mesela Araplar “Tıpkı سَلَمَةٌ ağacının dallarına yapıldığı gibi elbette sizi bir araya getirip döveceğim” anlamında لأَعْصِبَنَّكُمْ عَصْبَ السَّلَمَةِ demiştir. 

فُلاَنٌ شَدِيدُ الْعَصْبِ : Filan kişinin عَصْبٌ’ı şiddetlidir, güçlüdür. 

مَعْصُوبُ الْخِلْقَةِ : Sıkı yapılı, tıkız etli.

هَذَا يَوْمٌ عَصِيبٌ : Bu, çetin bir gündür (11/77). Yani “şiddetli bir gün”. Bunun فَاعِلٌ anlamında olması da mümkündür, مَفْعُولٌ anlamında olması da. İkinci durumda “uçları bir araya toplanmış bir gün” anlamına gelir ki bu bakımdan Arapların يَوْمٌ كَكِفَّةِ حَابِلٍ وَحَلْقَةِ خَاتَمٍ (Avcının ağı ve yüzüğün halkası gibi olan bir gün) sözüne benzer. 

عُصْبَةٌ : Birbirlerine yardım eden ya da destek veren, birlik olmuş topluluk. 

Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَآَتَيْنَاهُ مِنَ الْكُنُوزِ مَا إِنَّ مَفَاتِحَهُ لَتَنُوءُ بِالْعُصْبَةِ أُولِي الْقُوَّةِ : Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü kuvvetli bir topluluk zor taşırdı (28/76).

Şu sözüne gelince: قَالُوا لَئِنْ أَكَلَهُ الذِّئْبُ وَنَحْنُ عُصْبَةٌ إِنَّا إِذًا لَخَاسِرُونَ : Dediler ki: Andolsun, biz, bir topluluk iken, kurt onu yerse, bu durumda şüphesiz kayba uğrayan (âciz kimseler) oluruz (12/14). Yani “birbirine yardım eden ya da destek veren, söz birliği etmiş bir topluluk iken…”

اِعْصَوْصَبَ الْقَوْمُ : O topluluk ya da grup عُصْبَةٌ’ler (yani birbirine yardım eden ya da destek veren, birlik olmuş topluluklar) haline geldi. 

عَصَبُوا بِفُلَانٍ أَمْرًا : Onlar bir işle, mesele ile ilgili falan kişinin etrafında toplandılar, birleştiler. 

عَصِبَ الرِّيقُ بِفَمِهِ : Ağzında tükürük kurudu ve bir عَصَبٌ ya da مَعْصُوبٌ haline geldi.

عَصْبٌ : Yemen dokuması olan بُرُودٌ denen giysilerin, üzerine nakışlar bağlanmış olan (عُصِبَ) bir türü. 

عِصَابَةٌ : Başın bağlandığı şey, sarık. 

اِعْتَصَبَ فُلاَنٌ sözü تَعَمَّمَ فُلاَنٌ sözüyle eş anlamlıdır, “filan kişi başına sarık sarındı ya da bağladı” anlamına gelir. 

عَصُوبٌ : Uyluğu ya da uylukları bağlanmadıkça süt vermeyen dişi deve. 

عَصِيبٌ : Hayvanın karnında bulunan bağırsak. مَعْصُوبٌ yani kıvrık oluşundan dolayı böyle adlandırılmıştır. (Müfredât)

DİĞER BAZI TÜREVLER:

عَصَبَ (geniş zaman يَعْصِبُ mastar isim عَصْبٌ): Bir şeyi büktü ya da onu doladı. Bu temel anlamdır; o şeyi katladı.

عَصَبَ فَخِذَ النَّاقَةِ : Dişi devenin uyluğunu bağladı.

عَصَبَ الْقَوْمُ بِهِ : İnsanlar o şey sayesinde bir araya toplanmıştı ve onu çevrelemişlerdi.

عَصَبَ الشَّىْءَ : O şeye tutundu; o şeyi eliyle kavradı.

عَصِبَ : Eti sağlam ve sıkı idi ya da o hale geldi.

عَصَبَ الرَّجُلُ بَيْتَهُ : O kimse evinde kaldı ve oradan ayrılmadı.

عُصْبَةٌ : Birbirlerini savunmak adına bir araya gelmiş bir grup insan veya topluluk; bir grup veya bir küme insan veya at.

يَوْمٌ عَصِيبٌ : Şiddetli, çetin veya sıkıntılı bir gün; şiddetli bir biçimde sıcak bir gün; gökte hiçbir şeyin görünmediği soğuk ve bulutlu bir gün (11:77).

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


Tür Adet Anlam Örnek
عُصْبَةٌ isim 4 Ekip, kuvvetli topluluk 28/76
عَصِيبٌ isim 1 Şiddetli, sıkıntılı, çetin, zor 11/77

Toplam 5

BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Mahreci Benzeyen Kökler

Benzer Manada Kelimeler

Zıt Manada Kelimeler

  • عَصِيبٌ
    • لَطِيفٌ > bak: ل ط ف
    • هَادِئٌ
  • عُصْبَةٌ
    • خَاذِلٌ > bak: خ ذ ل
    • (مُتَخَلٌّ (عَنْ > bak: خ ل ل
    • تَارِكٌ > bak: ت ر ك
    • مُهْمِلٌ

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Asab عَصَب Sinir.
Asîb عَصِيب 1: Şiddetli sıcak. 2: Katı nesne, şedid.
Asabî عَصَبِى Sinirli.
Asabiyyet عَصَبِيَّة Sinirlilik.
Taassub تَعَصُّب Bir şeye veya bir kimseye taraflı olma.
Müteassıb مُتَعَصِّب Taassub eden, taraftarlık eden. Müteassıbâne

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

عُصْبَةٌ : İsim. 

12:8أَحَبُّ إِلَىٰ أَبِينَا مِنَّا وَنَحْنُ عُصْبَةٌ
Diyanet Meali:“Biz güçlü bir topluluk olduğumuz hâlde, (Yûsuf ve kardeşi Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir.”
12:14قَالُوا لَئِنْ أَكَلَهُ الذِّئْبُ وَنَحْنُ عُصْبَةٌ إِنَّا إِذًا لَخَاسِرُونَ
Diyanet Meali:Onlar da, “Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz” dediler. *
24:11إِنَّ الَّذِينَ جَاءُوا بِالْإِفْكِ عُصْبَةٌ مِنْكُمْ
Diyanet Meali:O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur.
28:76وَآتَيْنَاهُ مِنَ الْكُنُوزِ مَا إِنَّ مَفَاتِحَهُ لَتَنُوءُ بِالْعُصْبَةِ
Diyanet Meali:Biz ona, anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik.

عَصِيبٌ : İsim. Sıfat.

11:77سِيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالَ هَٰذَا يَوْمٌ عَصِيبٌ
Diyanet Meali:(Elçilerimiz Lût’a gelince) onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve “Bu çok zor bir gün” dedi.