KÖK HARFLER: ع س ر
ANLAM:
عَسُرَ / عَسِرَ: (Bir şey veya iş) zor, güç, çetin, müşkül olmak.
عَسُرَ : (Bir kimse mizaç olarak) sert, huysuz olmak.
عَسَرَ : İsteği dışında birisini bir şey yapmaya zorlamak.
عَسِرَ : Solak olmak.
AÇIKLAMA:
عُسْرٌ : Zorluk. Kolaylık, kolay olmak ya da o hale gelmek anlamındaki يُسْرٌ kelimesinin zıddıdır. Zorluk, zor olmak ya da o hale gelmek anlamına gelir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا – إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا : Muhakkak ki güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Elbette güçlükle beraber bir kolaylık vardır (94/5-6).
عُسْرَةٌ : Malın zor, az bulunuşu. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: لَقَدْ تَابَ اللَّهُ عَلَى النَّبِيِّ وَالْمُهَاجِرِينَ وَالْأَنْصَارِ الَّذِينَ اتَّبَعُوهُ فِي سَاعَةِ الْعُسْرَةِ : Andolsun ki Allah, Peygamberin ve güçlük anında ona uyan muhacir ve ensarın tövbelerini kabul etti (9/117); وَإِنْ كَانَ ذُو عُسْرَةٍ فَنَظِرَةٌ إِلَى مَيْسَرَةٍ : Eğer borçlu darlık içindeyse, eli genişleyinceye kadar ona mühlet tanıyın (2/280).
أَعْسَرَ فُلاَنٌ fiili أَضَاقَ fiili gibi “fakirleşti” anlamına gelir.
تَعَاسَرَ الْقَوْمُ : Topluluk işi dara sokup zorlaştırmanın peşine düştü. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَإِنْ تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُ أُخْرَى : Eğer güçlüğe uğrarsanız; çocuğu bir başka kadın emzirir (65/6).
يَوْمٌ عَسِيرٌ : Hiçbir işin kolay olmayacağı gün. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَكَانَ يَوْمًا عَلَى الْكَافِرِينَ عَسِيرًا : Kıyamet günü, kâfirler için pek çetin bir gündür (25/26); فَذَلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ * عَلَى الْكَافِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ : O gün çetin bir gündür * Kâfirler için hiç de kolay değildir (74/9-10).
عَسَّرَنِي الرَّجُلُ : Adam fakirliğin veya zorluğun (عُسْرَةٌ) olduğu bir zamanda benden hakkı olan bir şey talep etti. (Müfredât)
DİĞER BAZI TÜREVLER:
عَسُرَ (geniş zaman يَعْسُرُ mastar isim عُسْرٌ ve عُسْرَةٌ ve عَسَارَةٌ ve عُسْرَى vb.) ve عَسِرَ (geniş zaman يَعْسِرُ mastar isim عَسَرٌ): O (bir şey veya iş) zor, güç, çetin, müşküldü ya da o hale geldi.
عَسُرَ عَلَيْهِ : O şey onun için zordu ya da o hale geldi (zıt anlamı: يَسُرَ ve سَهُلَ).
عَسُرَ الرَّجُلُ : O kimse mizaç olarak sert ya da huysuzdu.
عَسُرَ الزَّمَانُ عَلَيْنَا : Zaman bizim için zorlu bir hal aldı.
عَسَرَ الْغَرِيمَ : Borçlu olandan borcunu talep etti ki onun o borcu ödemesi zordu.
عَسَرَهُ : İsteği dışında onu bir şey yapmaya zorladı.
عَسِرَ : Solaktı.
تَعَاسَرَا : Birbirlerine karşı zorlu veya sert idiler ya da birbirlerine sertçe davrandılar; (bir alıcı ve satıcı ya da karı ile koca için kullanıldığında) birbirleriyle anlaşmazlığa düştüler.
عَسْرٌ ve عَسْرَةٌ ve عُسْرَى : Zorluk; sıkıntı; darlık; müşküllük.
جَيْشُ الْعُسْرَةِ : Zorluk ordusu (Tebük ordusuna verilmiş bir nam).
عَسِرٌ ve عَسِيرٌ (ismi fail): Zor, çetin, zorlu, vb.
يَوْمٌ عَسِرٌ و عَسِيرٌ : Zor, çetin, sıkıntılı, vahim bir gün. Şansız bir gün.
نَاقَةٌ عَسِيرٌ وَ عَسِيرَةٌ : Kolay bir biçimde gebe kalan dişi deve.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
|
| Tür | Adet | Anlam | Örnek |
| تَعَاسَرَ | fiil-VI | 1 | Zorlaştırdı, güçlük çıkarmadı | 65/6 |
| عَسِرٌ | isim | 1 | Zor, güç, sıkıntılı | 54/8 |
| عُسْرٌ | isim | 5 | Zorluk, güçlük | 2/185 |
| عُسْرَى | isim | 1 | En zor, en güç | 92/10 |
| عُسْرَةٌ | isim | 2 | Darlık, sıkıntı | 2/280 |
| عَسِيرٌ | isim | 2 | Zor, güç, sıkıntılı | 25/26 |
|
| Toplam | 12 |
|
|
BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR:
Kök Harflerinin Yer Değişimi
Mahreci Benzeyen Kökler
Benzer Manada Kelimeler
- تَعَسَّرَ
- عَسِيرٌ
- عُسْرٌ
- عُسْرَةٌ
- تَعْسِيرٌ
Zıt Manada Kelimeler
- تَعَسَّرَ
- عَسِيرٌ
- عُسْرٌ
- عُسْرَةٌ
- تَعْسِيرٌ
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelere günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
| Usr | عُسْر | Güçlük, zorluk. |
| Usrâ | عُسْرَى | Güçlük, zorluk. |
| Usret | عُسْرَة | Zorluk, güçlük. |
| Asîr | عَسِير | Ağır. Zor. |
| Muâsere | مُعَاسَرَة | Zorluk, güçlük. Fakirlik. |
| Taassür | تَعَسُّر | Güçleşme. Güç olma. |
| Teâsür | تَعَاسُر | Bir şey güçleşme. Güç olma. |
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
تَعَاسَرَ : Fiil-VI.
| 65:6 | وَأْتَمِرُوا بَيْنَكُمْ بِمَعْرُوفٍ وَإِنْ تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُ أُخْرَىٰ |
| Diyanet Meali: | Aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız, çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir. |
عَسِرٌ : İsim. Sıfat.
| 54:8 | مُهْطِعِينَ إِلَى الدَّاعِ يَقُولُ الْكَافِرُونَ هَٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌ |
| Diyanet Meali: | Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler, “Bu zor bir gün” derler. * |
عُسْرٌ : İsim.
| 2:185 | يُرِيدُ اللَّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ |
| Diyanet Meali: | Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. |
| 18:73 | قَالَ لَا تُؤَاخِذْنِي بِمَا نَسِيتُ وَلَا تُرْهِقْنِي مِنْ أَمْرِي عُسْرًا |
| Diyanet Meali: | Mûsâ, “Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!” dedi. * |
| 65:7 | سَيَجْعَلُ اللَّهُ بَعْدَ عُسْرٍ يُسْرًا |
| Diyanet Meali: | Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır. |
| 94:5 | فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا |
| Diyanet Meali: | Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. * |
| 94:6 | إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا |
| Diyanet Meali: | Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. * |
عُسْرَى : İsim.
| 92:10 | فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرَىٰ |
| Diyanet Meali: | Biz de onu en zor olana kolayca iletiriz. * |
عُسْرَةٌ : İsim.
| 2:280 | وَإِنْ كَانَ ذُو عُسْرَةٍ فَنَظِرَةٌ إِلَىٰ مَيْسَرَةٍ |
| Diyanet Meali: | Eğer borçlu darlık içindeyse, ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. |
| 9:117 | وَالْأَنْصَارِ الَّذِينَ اتَّبَعُوهُ فِي سَاعَةِ الْعُسْرَةِ |
| Diyanet Meali: | (Andolsun Allah; Peygamber ile) sıkıntılı bir zamanda ona uyan (muhacirlerle) ensarın (tövbelerini kabul etmiştir). |
عَسِيرٌ : İsim. Sıfat.
| 25:26 | الْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ الْحَقُّ لِلرَّحْمَٰنِ وَكَانَ يَوْمًا عَلَى الْكَافِرِينَ عَسِيرًا |
| Diyanet Meali: | O gün gerçek hükümranlık Rahmân’ındır ve kâfirlere zorlu bir gün olacaktır. * |
| 74:9 | فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ |
| Diyanet Meali: | İşte o gün çetin bir gündür. * |